Türk bayrağı sevdalısı İbrahim Bozkurt’un Münih’te iz bırakan hayatı
1972’de Münih’e gelen İbrahim Bozkurt, ailesi için verdiği emek, gönüllü hizmetleri ve gençlere desteğiyle kentte unutulmaz bir iz bıraktı.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
MÜNİH, ALMANYA — İbrahim Bozkurt, 1972’de geldiği Münih’te ailesi için yıllarca ağır şartlarda çalışırken gönüllü hizmetleri, gençlere desteği ve insanları ayırmayan yaklaşımıyla kalıcı bir iz bıraktı.
Oğlu Mehmet Bozkurt’un kaleme aldığı hayat hikâyesi, yalnız bir babanın ailesi için verdiği mücadeleyi değil, Almanya’ya göç eden ilk kuşak Türklerin emeğini, dayanışmasını ve yaşadıkları şehre sundukları katkıyı da anlatıyor. İbrahim Bozkurt, farklı işlerde geçen çalışma hayatına rağmen camide, spor sahalarında ve ihtiyaç sahiplerinin yanında gönüllü hizmet vermeyi sürdürdü.
1972’de Münih’te başlayan emek yolculuğu
İbrahim Bozkurt’un Münih’teki yaşamı 1972 yılında başladı. Türkiye’den Almanya’ya uzanan yolculuğu, dönemin pek çok göçmen ailesinde olduğu gibi çalışma, sabır ve daha iyi bir gelecek kurma umudu üzerine şekillendi.
Kuaförlük eğitimi alan Bozkurt, mesleğini bir süre profesyonel olarak sürdürdü. Ancak onun için kuaförlük yalnızca geçimini sağladığı bir iş değildi. Elindeki mesleği, ihtiyacı olan insanlara yardım etmek için de kullandı.
Ailesinin anlatımına göre işinden arta kalan zamanlarda cami derneğinde gönüllü berberlik yapıyor, herhangi bir karşılık beklemeden insanların saçlarını kesiyordu. Yaptığı yardımları kazanç veya gösteriş aracı olarak değil, Allah rızası için yerine getirilen bir sorumluluk olarak görüyordu.
Ailesi, cami ve toplum hayatının merkezindeydi
İbrahim Bozkurt boş zamanlarını ailesiyle, sporla, camide ve ülkü ocağında geçiriyordu. Türk bayrağına, vatanına ve kültürel değerlerine güçlü bir bağlılık duyuyordu.
Bununla birlikte bu bağlılığı, çevresindeki insanlara karşı ayrımcılığa dönüşmedi. Oğlu Mehmet Bozkurt’un aktardığına göre insanları dini, milliyeti veya geldiği bölge üzerinden değerlendirmiyor; karşısındaki kişide önce iyiliği görmeye çalışıyordu.

Nerede bir ihtiyaç sahibi olduğunu duysa imkânları ölçüsünde yardım etmeye çalışıyor, yalnız maddi destekle değil, zamanını ve emeğini paylaşarak da insanların yanında oluyordu.
Bu tutum, Münih’teki Türk toplumunun camiler, dernekler ve spor kulüpleri etrafında geliştirdiği dayanışma kültürünün de bir örneğini oluşturdu. Bozkurt, ailesine karşı sorumluluklarını yerine getirirken yaşadığı topluma hizmet etmeyi de hayatının doğal bir parçası olarak kabul etti.
Ailesi için iki işte birden çalıştı
İbrahim Bozkurt daha sonra BMW’de işçi olarak çalışmaya başladı. Uzun vardiyalar ve ağır çalışma şartları, onun günlük yaşamının önemli bir bölümünü oluşturdu.
Özellikle kış aylarında henüz gün doğmadan kalkarak Münih’in Schwabing bölgesindeki Nordfriedhof’ta buz kırıyor ve temizlik yapıyordu. Sabahın erken saatlerindeki bu ek işin ardından BMW’deki 8–10 saatlik vardiyasına gidiyordu.
BMW’deki mesaisi tamamlandığında günü sona ermiyordu. İş çıkışında yeniden ek işine devam ediyor, çoğu gece ancak saat 22.00 veya 23.00 civarında uyuyabiliyordu. Birkaç saat sonra, sabah 04.00 veya 05.00’te yeniden kalkarak aynı tempoya başlıyordu.
Bu ağır çalışma düzenini uzun yıllar boyunca ailesine daha güvenli bir yaşam sunabilmek için sürdürdü. Yorulmasına rağmen sorumluluklarından kaçmadı; kazandığını ailesinin geleceği, çocuklarının eğitimi ve evinin ihtiyaçları için kullandı.

Onun hayatındaki emek, yalnızca iş hayatında geçirilen saatlerle değil, ailesi için kendi dinlenmesinden ve kişisel imkânlarından vazgeçmesiyle anlam kazandı.
Vatanına dönme hayalini gerçekleştiremedi
İbrahim Bozkurt’un en büyük hayallerinden biri, bir gün eşi ve çocuklarıyla birlikte Türkiye’ye kesin dönüş yapmaktı. Ancak ailesinin ekonomik şartları ve Almanya’daki yaşamın getirdiği sorumluluklar bu hayalin gerçekleşmesine izin vermedi.
Göçmenlik hayatının en zor taraflarından biri de bu iki ülke arasında kalma duygusuydu. Bir tarafta doğduğu ve özlemini taşıdığı vatanı, diğer tarafta ailesinin geleceğini kurduğu Münih bulunuyordu.
Bozkurt, dönüş hayalini gerçekleştiremese de Türk bayrağına ve Türkiye’ye duyduğu bağlılığı çocuklarına aktarmaya devam etti. Aynı zamanda yaşadığı Almanya’da çalıştı, vergi verdi, toplumsal hayata katıldı ve farklı kökenlerden insanlara destek oldu.
BMW’deki çalışma döneminin ardından postanede bina görevlisi olarak çalışmaya başladı. Burada da emeğiyle ailesinin geçimini sağlamayı ve sorumluluklarını yerine getirmeyi sürdürdü.
Hastalık çalışmasını durdurdu, hizmetini durduramadı
İbrahim Bozkurt, 2005 yılında geçirdiği bir hastalık nedeniyle erken emekli olmak zorunda kaldı. Sağlık durumu artık eski çalışma temposunu sürdürmesine izin vermiyordu.
Ancak iş hayatından ayrılması, onun topluma hizmet etme isteğini sona erdirmedi. Bu kez emeğini gençlerin sokaktan uzak tutulması, sporla tanışması ve güvenli bir çevrede yetişmesi için kullanmaya başladı.
Türk ve Alman gençlerin boş zamanlarını sokakta geçirmemesi için farklı futbol takımlarında gönüllü antrenörlük yaptı. Münih’te ulaşmadığı takım, destek vermediği genç neredeyse kalmadı.
Yazın sıcak günlerinde de kışın soğuk sahalarında da gençlerle birlikteydi. Onları yalnızca futbol oynayan sporcular olarak değil, kendi evlatları gibi görüyordu.
Bazı gençlere antrenör, bazılarına ağabey, bazılarına arkadaş ve ihtiyaç duyduklarında bir baba gibi yaklaşıyordu. Disiplini öğretirken sevgiyi, takım ruhunu anlatırken dayanışmayı öne çıkarıyordu.
Gençlere yalnız futbolu değil, insanlığı da öğretti
İbrahim Bozkurt’un gençlerle kurduğu bağ, maç sonuçları veya sportif başarılarla sınırlı değildi. Onun için önemli olan, gençlerin zararlı çevrelerden uzak durması, sorumluluk sahibi olması ve birbirine saygı göstermesiydi.
Farklı dinlerden ve milletlerden gençleri aynı takımda buluşturuyor, kimseyi kökeni nedeniyle diğerinden ayırmıyordu. Sahada kurduğu birlikteliği günlük hayata da taşıyor, gençlere iyi insan olmanın önemini anlatıyordu.
Oğlu Mehmet Bozkurt, babasının kendi kalbi kırılsa bile karşısındaki kişiye kötülükle karşılık vermediğini belirtiyor. İbrahim Bozkurt, kırgınlıklarını düşmanlığa dönüştürmek yerine güzel davranmayı ve sabretmeyi seçiyordu.
Onu tanıyanların hafızasında bıraktığı en güçlü izlerden biri de bu yaklaşımı oldu. Çalışkanlığının yanında merhameti, vefası ve insanlara karşı taşıdığı iyi niyetle hatırlandı.
Geride ailesini ve dokunduğu hayatları bıraktı
İbrahim Bozkurt, 8 Ekim 2018 tarihinde, henüz 60 yaşındayken hayatını kaybetti. Geride kendisini büyük bir sevgiyle hatırlayan eşi ve dört evladı kaldı.
Ancak onun mirası yalnızca ailesinin hatıralarında yaşamıyor. Saçını ücretsiz kestiği insanlarda, yardımına koştuğu ihtiyaç sahiplerinde, futbol sahalarında yetiştirdiği gençlerde ve Münih’te kurduğu dostluklarda İbrahim Bozkurt’tan bir iz bulunuyor.
Oğlu Mehmet Bozkurt, babasını şu sözlerle anıyor:
“Babam Münih’e yalnızca emeğiyle değil, insanlığıyla da hizmet etti. Yetiştirdiği gençlerde, yardım ettiği insanlarda ve dokunduğu hayatlarda ondan bir iz kaldı.”
İbrahim Bozkurt’un yaşamı, Almanya’daki Türk toplumunun çoğu zaman görünmeyen emek ve dayanışma hikâyelerinden birini temsil ediyor. Sabahın erken saatlerinde başlayan çalışma hayatı, ailesi için verdiği mücadele ve emeklilik döneminde gençlere ayırdığı zaman; onun hayatını sıradan bir göç hikâyesinin ötesine taşıyor.
Türk bayrağına duyduğu sevgi, ailesine bağlılığı ve insanları ayırmadan yaptığı iyilikler, onu tanıyanların hafızasında yaşamaya devam ediyor.
Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet, makamı âli olsun. Yaptığı bütün iyiliklerin kabul olması ve geride bıraktığı güzel hatıraların nesiller boyunca yaşaması dileğiyle…
Mehmet Bozkurt, Münih
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)