Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesine gerek yoki O zaten Ak Partili!

Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılmaması bir veto değil, bağımsız kimliğiyle iktidarla uyumlu çalışırken muhalefette seçeneklerini açık tutan stratejik bir konum olabilir.

12.08.2026 - 15:34
0
Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesine gerek yoki O zaten Ak Partili!

Yusuf İnan | Yerel Gündem

İZMİR, TÜRKİYE — Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçip geçmeyeceği tartışılırken asıl soru gözden kaçıyor olabilir: Tugay neden AK Parti’ye katılsın ki? Bağımsız kimliğiyle iktidarla bugün kurduğu uyumu, AK Parti rozeti taksa belki de bu kadar rahat sürdüremez.

Son günlerde ortaya atılan “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Tugay’ın geçişine onay vermedi” veya “AK Parti Tugay’ı istemedi” şeklindeki yorumlar bu nedenle siyasi tabloyu açıklamakta yetersiz kalıyor.

Çünkü Tugay’ın mevcut konumu AK Parti açısından başarısız bir transfer girişiminden çok daha kullanışlı olabilir. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı iktidar partisinin üyesi değil; buna rağmen Ankara ile çatışmayı merkezine alan klasik muhalefet belediyeciliğinden uzak duruyor, merkezi yönetimle çalışıyor ve AK Parti’nin İzmir’de karşısında görmek istemeyeceği sert muhalefet profilini oluşturmuyor.

Başka bir ifadeyle Tugay’ın AK Parti’ye geçmesine gerek yok.

Tugay zaten AK Parti’ye geçmeden AK Parti ile son derece uyumlu bir siyasi hat yürütüyor.

AK Parti’ye katılsa bu kadar işlevsel olabilir miydi?

Siyasette bazen bir kişiyi kendi partinize almak, o kişiden sağlayabileceğiniz siyasi faydayı azaltabilir.

Cemil Tugay meselesine tam da buradan bakmak gerekiyor.

Tugay AK Parti’ye katıldığı gün İzmir’de bütün siyasi kimliği değişir. CHP seçmeninin önemli bir bölümünün gözünde doğrudan iktidar partisinin belediye başkanı haline gelir. Attığı her adım AK Parti adına atılmış sayılır. Ankara ile yaptığı her iş birliği zaten beklenen bir parti ilişkisine dönüşür.

Oysa bugün durum farklı.

Tugay bağımsız.

Ama merkezi hükümetle çalışıyor.

Erdoğan’la köprüleri açık.

AK Parti yönetimiyle sürekli çatışan bir pozisyona girmiyor.

Yerel siyasette de iktidarla ilişkilerini koparmadan hareket ediyor.

İşte bu tablo, AK Parti açısından Tugay’ın partiye katılmasından daha değerli olabilir.

Çünkü AK Partili Cemil Tugay yalnızca AK Parti seçmenine konuşur. Bağımsız Cemil Tugay ise AK Parti ile uyumlu çalışırken hâlâ CHP seçmeninin, merkez seçmenin ve muhalefetin farklı kesimlerinin siyasi alanında kalabilir.

Bu yüzden “AK Parti Tugay’ı istemedi” demek yerine şu ihtimali tartışmak gerekir:

Belki de AK Parti açısından en doğru Cemil Tugay modeli, AK Partili olmayan Cemil Tugay’dır.

“Erdoğan veto etti” okuması neden eksik?

Savcı Sayan’ın aktardığı “Erdoğan’dan onay çıkmadı” kulisi tek başına bir siyasi sonuç üretmez.

Bir kişinin partiye alınmaması mutlaka o kişinin istenmediği anlamına gelmez.

Tam tersine, mevcut statüsünün daha kullanışlı bulunduğu anlamına da gelebilir.

Erdoğan açısından meseleye bakıldığında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın AK Parti rozeti takmasının sağlayacağı ilave siyasi kazanç nedir?

AK Parti zaten Tugay’la iletişim kurabiliyorsa, Tugay merkezi yönetimle uyumlu çalışıyorsa ve İzmir Büyükşehir Belediyesi sert bir iktidar karşıtı siyasi merkeze dönüşmüyorsa, transfer neden zorunlu olsun?

Üstelik Tugay AK Parti’ye geçtiğinde bugün sahip olduğu en önemli özelliğini kaybeder: Siyasi geçirgenliğini.

Bu nedenle “Erdoğan Tugay’ı istemedi” cümlesi fazla yüzeysel kalıyor.

Daha güçlü ihtimal şu olabilir:

Erdoğan’ın da AK Parti’nin de Tugay’ı mutlaka partiye almak gibi bir ihtiyacı yok.

Tugay’ın mevcut konumu zaten Ankara açısından çalışıyor.

Tugay’ın asıl değeri muhalefetteki kapıları açık tutması

Cemil Tugay bugün yalnızca İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı değil.

Aynı zamanda farklı siyasi merkezlerle ilişki kurabilen, hiçbirine bütünüyle bağlanmayan bir aktör haline geliyor.

Bu noktada Kemal Kılıçdaroğlu faktörünü gözden kaçırmamak gerekiyor.

Önceki analizlerimizde de üzerinde durduğumuz gibi Tugay ile Kılıçdaroğlu arasındaki ilişkiyi günlük parti tartışmalarına indirgemek eksik olur.

Aralarında sert siyasi gerilimler yaşansa bile Tugay’ın Kılıçdaroğlu’na tamamen sırtını dönerek başka bir siyasi merkezin parçası olacağını düşünmek kolay değil.

Bu ilişki yalnızca bugünkü CHP yönetim dengeleri üzerinden okunmamalı.

Tugay’ın gelecekte yeniden CHP’ye dönmesi de, Kılıçdaroğlu sonrasında CHP’de daha güçlü bir pozisyona gelmesi de siyasi ihtimaller arasında tutulmalı.

Aynı durum Özgür Özel’in kurduğu Yeni Parti için de geçerli.

Tugay bugün Yeni Parti’ye katılmıyor.

AK Parti’ye de katılmıyor.

CHP’den de ayrılmış durumda.

Bu görüntü ilk bakışta siyasi yalnızlık gibi görülebilir.

Oysa tam tersine, her tarafa açılabilen bir siyasi pozisyon yaratıyor.

Özel giderse neden Tugay konuşulmasın?

Özgür Özel’in siyasi geleceği de önümüzdeki dönemin en kritik değişkenlerinden biri.

Hakkındaki dokunulmazlık dosyaları, siyasi ve hukuki tartışmalar ile Yeni Parti’nin henüz kuruluş aşamasındaki yapısı düşünüldüğünde, Özel’in liderliğinin uzun vadeli seyri şimdiden kesin kabul edilemez.

Özel’in herhangi bir nedenle siyasi sahnenin merkezinden çekildiği bir senaryoda Yeni Parti’nin karşılaşacağı en önemli problem liderlik olacaktır.

Partiyi kim sürükleyecek?

Türkiye çapında tanınan, büyükşehir yönetmiş, merkez seçmene hitap edebilen ve Ankara ile de konuşabilecek isimlerin sayısı fazla değil.

Cemil Tugay tam olarak bu profile oturuyor.

İzmir gibi Türkiye’nin en önemli şehirlerinden birini yönetiyor.

Son aylarda adı neredeyse her siyasi tartışmada geçiyor.

Bağımsızlığı nedeniyle tek bir siyasi kampa hapsolmuş değil.

AK Parti ile kavgalı değil.

CHP tabanına yabancı değil.

Yeni Parti seçmeni açısından da tamamen dışarıdan bir isim değil.

Bu nedenle Özgür Özel’in olmadığı bir tabloda Tugay’ın Yeni Parti liderliği için gündeme gelmesi şaşırtıcı olmaz.

Kılıçdaroğlu sonrası CHP’de de aynı isim ortaya çıkabilir

Aynı denklem CHP için de kurulabilir.

Kemal Kılıçdaroğlu sonrası CHP yeniden liderlik tartışmasına girerse partinin yalnızca genel merkez bürokrasisinden bir isim araması gerekmeyebilir.

CHP’nin ihtiyacı geniş seçmen kitlesine ulaşabilecek, yerel yönetim tecrübesi bulunan, iktidarla gerektiğinde konuşabilecek ama CHP seçmeni tarafından tamamen yabancı görülmeyecek bir profil olabilir.

Tugay burada da aynı kapıyı açıyor.

Bu nedenle onun siyasi geleceğini yalnızca “AK Parti’ye geçecek mi?” sorusuna sıkıştırmak ciddi bir hata olur.

Asıl siyasi potansiyeli belki de AK Parti’de değil.

CHP ve Yeni Parti’nin gelecekte yaşayabileceği liderlik boşluklarında.

Tugay’ın bugün herhangi bir partiye bağlanmaması, yarının liderlik yarışlarında önüne konabilecek en güçlü kartlardan biri olabilir.

Cemil Tugay siyasi bir maymuncuğa dönüşüyor

Bugünkü Cemil Tugay profilini en iyi anlatan kavram belki de “siyasi maymuncuk”.

Çünkü tek bir kapının anahtarı değil.

AK Parti kapısını açabiliyor.

CHP kapısını tamamen kapatmıyor.

Yeni Parti’ye gidebilecek bir zemini koruyor.

Ankara ile konuşuyor.

İzmir’de CHP seçmeninin tamamını karşısına almadan bağımsız kalabiliyor.

Ve bütün bunları yaparken siyasi görünürlüğünü sürekli artırıyor.

Normal şartlarda partisinden ayrılan bir belediye başkanının siyasi etkisinin azalması beklenir.

Tugay’da tersine bir süreç yaşanıyor.

Partisiz kaldıkça daha fazla konuşuluyor.

AK Parti’ye geçeceği iddiası çıkıyor.

CHP’ye dönebileceği konuşuluyor.

Yeni Parti ihtimali tartışılıyor.

Erdoğan’ın onu isteyip istemediği haber oluyor.

Kılıçdaroğlu ile gelecekteki ilişkisi sorgulanıyor.

Bu kadar farklı siyasi senaryonun merkezine aynı kişinin yerleşmesi tesadüf olarak görülmemeli.

Elimizde gizli bir siyasi planı kanıtlayan somut veri bulunmadığı için “arka planda kesin olarak şu plan yapılıyor” demek doğru olmaz.

Ancak siyasi sonuç açık:

Birileri Tugay üzerinden hesap yapıyor ve Tugay da bütün kapıları açık tutarak bu hesabın merkezinde kalmayı başarıyor.

Büyük oyun parti transferinden çok daha büyük olabilir

Tugay meselesini yalnızca bir belediye başkanının AK Parti’ye transferi olarak okumak artık yeterli değil.

Asıl mesele, Türkiye’de merkez siyasetin yeniden şekillenmesi olabilir.

AK Parti açısından Tugay’ın bağımsız ve uyumlu kalması kullanışlı.

CHP açısından gelecekte geri kazanılabilecek bir büyükşehir belediye başkanı.

Yeni Parti açısından potansiyel güçlü bir aktör.

Kılıçdaroğlu açısından ileride yeniden birlikte hareket edilebilecek bir isim.

Erdoğan açısından ise kavga etmek zorunda olmadığı, Türkiye’nin üçüncü büyük şehrini yöneten bir belediye başkanı.

Tugay’ın siyasi değeri tam olarak burada oluşuyor.

Bir partiye geçtiği anda seçenekleri azalacak.

Bağımsız kaldıkça seçenekleri çoğalıyor.

O nedenle bugün tartışılması gereken, “Erdoğan neden Cemil Tugay’ı AK Parti’ye almadı?” sorusu değil.

Belki de doğru soru şudur:

Erdoğan, AK Parti, CHP, Kılıçdaroğlu ve Yeni Parti açısından Cemil Tugay’ın bağımsız kalması neden bu kadar kullanışlı?

Bu sorunun cevabı önümüzdeki dönemde Türkiye siyasetinin çok daha büyük bir denklemine çıkabilir.

Sonuçta önemli olan Tugay’ın hangi rozeti taktığı değil.

İzmir’in kazanması.

Türkiye’nin kazanması.

Ve farklı siyasi kamplar arasında kavga yerine birlikte çalışabilecek bir siyaset zemininin oluşması.

Cemil Tugay bugün tam olarak bu noktada duruyor:

AK Parti’ye katılmadan AK Parti ile uyumlu; CHP’den ayrılmış ama CHP’ye kapıyı kapatmamış; Yeni Parti’ye girmemiş ama o kapıyı da açık bırakmış bir siyasi aktör.

Belki de bu nedenle, Tugay’ın bugün bir partiye ait olmaması onun en büyük siyasi gücü.

YerelGundem.com

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Yerel Gündem

Ahmet Taş, gazeteci ve yazardır. YerelGundem.com'da siyaset, yerel yönetimler, toplumsal gelişmeler ve Türkiye gündemine ilişkin haber, yorum ve içerikler kaleme almaktadır.

Yorumlar (0)

User