Bahçeli’nin barış hamlesi: Küskünleri buluşturmak neden önemli

: Bahçeli’nin Sarallar ve Şahinler buluşması, toplumsal barış, hukuk ve eve dönüş siyasetini Türk-İslam kültürünün uzlaşı geleneğiyle tartışmaya açtı.

29.09.2026 - 15:54
0
Bahçeli’nin barış hamlesi: Küskünleri buluşturmak neden önemli

Yusuf İnan / Yerel Gündem

Gazeteci, Yazar |Siyasi & Stratejik Analist

ANKARA, TÜRKİYE — MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Sarallar ve Şahinler ailelerinin temsilcilerini MHP Genel Merkezi’nde buluşturması, Türkiye’de yalnızca siyasi değil, kültürel ve ahlaki bir tartışma da başlattı.

Kamuoyunda uzun yıllardır süren husumetleriyle bilinen iki aile arasındaki barışma, bir yandan “hukuk devleti” hassasiyetleri üzerinden eleştirildi, diğer yandan toplumun derin hafızasında karşılığı olan “küskünleri barıştırma” geleneği açısından önemli bir adım olarak görüldü. Bu yazının meselesi, kimseye hukuki imtiyaz istemek değil; husumetin, kan davasının, sürgün hayatının ve toplumsal dışlamanın yerine hukuk içinde barış, dönüş ve onarım fikrini koyabilmektir.

Bahçeli’nin hamlesi neyi değiştirdi?

T24’ün MHP açıklamasından aktardığına göre, Sarallar ve Şahinler aileleri adına Burhanettin Saral ve Sedat Şahin, Devlet Bahçeli ile MHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Açıklamada bu buluşma “tarihi bir kucaklaşma” olarak nitelendirildi.

Türkiye’de böyle bir girişimin şaşkınlıkla karşılanması anlaşılabilir. Çünkü uzun yıllar boyunca bu aileler kamuoyunda güvenlik dosyaları, suç iddiaları ve şiddet olaylarıyla anıldı. Ancak tam da bu nedenle barışma fikri küçümsenmemelidir. Devlet aklı yalnızca cezalandırma ile değil, toplumsal enerjiyi şiddetten uzaklaştırma kabiliyetiyle de ölçülür.

Bir husumetin bitmesi, geçmişin yok sayılması anlamına gelmez. Tam tersine, geçmişin daha fazla can yakmaması için geleceğe kapı açılması anlamına gelir. Bu kapının adı da keyfilik değil, hukuk içinde barıştırmadır.

Barışma hukukun yerine geçmez

Bu konuda en hassas çizgi şudur: Barışma, yargı süreçlerinin yerine geçemez. Hukuk kendi yolunda yürür; varsa suç, iddia, ceza, mağduriyet ve dosya, bunlar bağımsız yargının konusudur.

Fakat hukuk, toplumsal barış fikrine düşman değildir. Tam aksine, gerçek barışın kalıcı olabilmesi için hukuk gerekir. Devlet Bahçeli’nin girişimini değerli kılan taraf, şiddet ve husumet dilinin yerine kontrollü, görünür ve siyasi sorumluluk taşıyan bir uzlaşı zeminini koymasıdır.

Türkiye’nin ihtiyacı da budur: Birilerini aklamak değil, kan davalarını, kırgınlıkları, sürgünleri, intikam duygularını ve toplumsal kopuşları hukuk içinde bitirebilecek bir olgunluk.

İslam’da küskünleri barıştırmanın yeri

İslam kültüründe insanların arasını düzeltmek, yalnızca sosyal bir nezaket değil, ahlaki bir sorumluluk olarak görülür. İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in, “Bir Müslümanın din kardeşine üç günden fazla küs durması helal değildir” anlamındaki hadis-i şerifi, bu konuda çok güçlü bir ölçüdür.

Yine hadis kaynaklarında, insanların arasını düzeltmenin nafile ibadetler bağlamında yüksek bir fazilet taşıdığı bildirilir. Çünkü küslük yalnız iki kişiyi ayırmaz; aileleri, çevreleri, mahalleyi ve zamanla bütün toplumu yaralar.

Bu nedenle bir husumeti bitirmek, hele de yıllar içinde büyümüş bir kavganın taraflarını aynı masaya getirmek, sadece siyasi bir hamle olarak okunmamalıdır. Bu, Türk-İslam geleneğinde “fitneyi söndürmek”, “kanın önüne geçmek”, “kardeşliği onarmak” anlamına gelen derin bir kültürel davranıştır.

Risale-i Nur’da uhuvvet ve adavet meselesi

Son dönemin önemli İslam Alimlerinden Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nur’da özellikle Uhuvvet Risalesi üzerinden işlediği ana fikirlerden biri, Müslümanlar arasında kin, inat, tarafgirlik ve adavetin toplumsal hayatı zehirleyen bir hastalık olduğudur.

Bediüzzaman, farklı mizaçlara, farklı görüşlere ve farklı geçmişlere rağmen iman, vatan, millet ve insanlık ortak paydasının daha büyük olduğunu anlatır. Onun yaklaşımında barış, zayıflık değil; nefsi, öfkeyi ve tarafgirliği aşabilme cesaretidir.

Bugünün Türkiye’sinde bu bakışa yeniden ihtiyaç var. Siyaset, bazen yalnızca rakibini yenme sanatı gibi algılanıyor. Oysa büyük siyaset, birbirine düşmüş insanları aynı memleket fikrinde buluşturabilme sanatıdır.

Sedat Peker iddiası: Dönüş kapısı nasıl açılmalı?

Bahçeli’nin barışma hamlesinin ardından Sedat Peker’in Türkiye’ye dönebileceği iddiaları da yeniden gündeme geldi. Sözcü’nün aktardığına göre, MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, Peker’in Türkiye’ye dönmesi yönündeki bir temenniye verdiği yanıtta, “Allah izin verirse yakında kendisi ve ailesi de vatanımıza kavuşacaktır” ifadelerini kullandı.

Burada dikkatli olmak gerekir. Bu sözler henüz resmi bir devlet kararı değildir. Dolayısıyla Peker’in dönüşü ve kendisine Türk dünyasıyla ilgili bir rol verileceği yönündeki değerlendirmeler, şimdilik siyasi kulis ve beklenti düzeyindedir.

Fakat ilkesel soru önemlidir: Türkiye, kendi evlatlarını ne kadar süre dışarıda yaşamaya mahkum etmelidir? Hakkında dosyalar bulunan herkes için hukuk işleyecektir. Ancak hukuk içinde dönüş, ifade verme, yüzleşme, topluma katkı ve yeni bir sayfa açma imkanı bütünüyle kapatılmamalıdır.

Eğer Türkiye çok daha ağır dosyalar, çok daha büyük toplumsal travmalar ve çatışma başlıkları için çözüm zemini arayabiliyorsa, ülkeye dönmek isteyen, milletine aidiyetini vurgulayan isimler için de hukuk içinde bir kapı aralanabilir.

Ak Parti'nin Nazım Hikmet’e eve dönüş siyaseti

Türkiye’nin yakın tarihinde bunun örnekleri vardır. Turgut Özal, 12 Eylül döneminin ardından yurt dışına gitmek zorunda kalan veya dönem şartları nedeniyle ülkeye dönemeyen isimler için daha geniş bir siyasi iklim açtı. Cem Karaca gibi sanatçılar yeniden Türkiye’ye döndü. Bu, yalnızca bir pasaport meselesi değildi; devletin kendi insanıyla yeniden konuşabilme iradesiydi.

Nazım Hikmet örneği de bu açıdan önemlidir. Ünlü şair, 1951’de Türk vatandaşlığından çıkarıldı, hayatının son yıllarını Moskova’da geçirdi ve 1963’te orada vefat etti. Son eşi Vera Tulyakova idi. Mezarı bugün Moskova’daki Novodeviçi Mezarlığı’ndadır; Tulyakova’nın külleri de eşinin yanında yer almaktadır.

AK Parti döneminde, 5 Ocak 2009 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla Nazım Hikmet’in vatandaşlıktan çıkarılmasına ilişkin karar kaldırıldı. Bu, geç kalmış ama sembolik değeri yüksek bir adımdı. Şairin “Anadolu’da bir köy mezarlığı” arzusuna ilişkin tartışmalar ise aile iradesi, diplomatik şartlar ve hukuki süreçler nedeniyle sonuçlanmadı.

Bu örnek şunu gösteriyor: Devlet bazen en sert kırılmalardan sonra bile geri dönüş kapısı açabilir. Çünkü milletin büyük hafızası, yalnız cezalandırma ile değil, bağışlama, onarma ve eve çağırma ile de büyür.

Türkiye için makul zemin

Bugün ihtiyaç duyulan şey, kişilere özel ayrıcalık değil, ilkeye dayalı bir toplumsal onarım siyasetidir. Kim dönecekse hukuk içinde dönmeli; kim hesap verecekse hukuk içinde hesap vermeli; kim barışacaksa toplumun huzurunu güçlendirecek şekilde barışmalıdır.

Devlet Bahçeli’nin Sarallar ve Şahinler ailelerini aynı çatı altında buluşturması, bu açıdan yalnızca bir günlük haber değildir. Bu hamle, Türkiye’nin kendi içindeki kırgınlıkları nasıl yöneteceğine dair daha geniş bir tartışmanın kapısını açmıştır.

Türk ve İslam kültüründe küskünleri barıştırmak, fitneyi söndürmek ve kardeşliği büyütmek değerlidir. Elbette hukuk unutulmadan, mağduriyetler yok sayılmadan, kamu düzeni ihmal edilmeden. Fakat bütün bunların yanında şu gerçek de unutulmamalıdır: Barış cesaret ister.

Türkiye’nin güçlü olması, yalnız sınırlarını korumasıyla değil; kendi insanını, kendi çocuklarını, kendi kırgınlarını ve kendi sürgünlerini hukuk içinde yeniden konuşabileceği bir zemine çağırmasıyla mümkündür.

Yusuf İnan

YerelGundem.com

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. 

UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com, SiyasetinSesi.com ve Yerelgundem.com  Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Yusuf İnan

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve YerelGundem.com'da Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapmaktadır. Türkiye siyaseti, dış politika, uluslararası ilişkiler ve güvenlik başta olmak üzere güncel gelişmeler üzerine haber, yorum ve analizler kaleme almaktadır.

Yorumlar (0)

User