Kadına yönelik şiddette şikâyet süreleri, koruma ve adli yardım hakkı

Avukat Ezgi Kozanlı’nın uyarıları üzerinden şiddette şikâyet sürelerini, 6284 sayılı Kanun’la koruma yolunu, adli yardım ve ŞÖNİM desteğini inceledik.

26.10.2026 - 08:07
0
Kadına yönelik şiddette şikâyet süreleri, koruma ve adli yardım hakkı

Ahmet Taş | Yerel Gündem

İSTANBUL, TÜRKİYE — Avukat Ezgi Kozanlı, şiddete maruz kalan kadınların geç başvurusunun deliller ve şikâyet süreleri bakımından güçlük yaratabileceğini belirterek adli yardım ile ŞÖNİM desteğini hatırlattı.

Kozanlı’nın aile içi şiddet, şantaj ve ısrarlı takip üzerine yayımladığı uyarı, önemli bir hukuki ayrımı gündeme taşıyor: Bir suç nedeniyle ceza soruşturması yürütülmesi ile şiddet tehlikesine karşı koruma istenmesi farklı süreçler. Şikâyete bağlı bir suç için süre tartışması doğsa bile kişinin mevcut şiddet veya tehdit karşısında destek ve koruma istemesi ayrı değerlendirilir.

Paylaşım, şiddete maruz kalan kişilerin neden erken ve güvenli biçimde hukuki bilgiye ulaşması gerektiğini de gösteriyor. Bununla birlikte geç başvurunun sorumluluğu mağdura yüklenemez. Tehdit, ekonomik bağımlılık, çocukların güvenliği, utanma duygusu veya failin misillemesinden korkma, bir kişinin yaşadıklarını anlatmasını güçleştirebilir.

Şikâyet süresi her suç için aynı mı?

Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesine göre soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda genel şikâyet süresi altı ay. Bu süre, dava zamanaşımı sınırını aşmamak koşuluyla kişinin hem fiili hem de failin kim olduğunu öğrendiği tarihten itibaren hesaplanır. Şikâyete bağlı hakaret suçunda ayrıca fiilin gerçekleşmesinden itibaren iki yıllık üst sınır bulunur.

Ancak şiddet bağlamında yaşanan her eylem şikâyete bağlı bir suç değildir. Eylemin niteliği, sonuçları ve ilgili kanun maddesi belirleyicidir. Bu nedenle “Şiddet olaylarının tamamı altı ay içinde bildirilmeli, aksi hâlde hiçbir işlem yapılamaz” şeklinde genel bir kural kurmak yanlış olur. Şikâyet süresi ile dava zamanaşımı da birbirinden farklı hukuki kavramlardır.

Israrlı takip, Türk Ceza Kanunu’nda ayrıca düzenlenmiş ve soruşturulması şikâyete bağlanmış bir suçtur. Bir kişiyi ısrarla fiziksel olarak izlemek veya iletişim araçları ve üçüncü kişiler üzerinden temas kurmaya çalışmak, kanundaki diğer koşullar da oluştuğunda bu kapsamda değerlendirilebilir. Mesajların içeriği, temasın sıklığı ve kişide yarattığı güvenlik endişesi somut olayla birlikte incelenir.

Bu yüzden şikâyet süresi konusunda internetteki genel bir açıklamaya dayanarak hak kaybı yaşandığı sonucuna varılmamalı. Olayların tarihleri ve niteliği, bir avukat ya da yetkili makam tarafından ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Geç başvuru delilleri nasıl etkileyebilir?

Kozanlı, gördüğü dosyalarda kadınların uzun süre yaşadıklarını anlatamadıklarını belirterek delillerin kaybolmasına dikkat çekiyor. Bir olaydan sonra zaman geçmesi, kamera kayıtları, dijital yazışmalar, tanıkların hatırladıkları veya sağlık bulguları bakımından incelemeyi zorlaştırabilir. Bu durum, geç konuşan kişinin anlatımının değersiz olduğu anlamına gelmez.

Şiddete maruz kalan kişi güvenli bir ortamdayken mesajları, tehdit içeriklerini ve olay tarihlerini saklayabilir; yaralanma varsa sağlık kuruluşuna başvurabilir. Başvuruda önceki olayları da anlatması önemlidir. Hangi kaydın hukuka uygun biçimde kullanılabileceği ve hangi işlemin gerekli olduğu ise somut dosyaya göre belirlenir.

Kozanlı’nın paylaşımında şiddetin tekrarlanabileceğine ilişkin güçlü bir uyarı da var. Tek bir olaydan gelecekte mutlaka aynı eylemin yaşanacağı sonucu çıkarılamaz. Buna karşılık ilk tehdit veya şiddet eylemini önemsiz saymamak, tehlike sürüyorsa koruma istemek ve güvenli bir başvuru yolu belirlemek gerekir.

Ceza şikâyeti olmadan koruma istenebilir mi?

6284 sayılı Kanun, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını korumaya yönelik tedbirler düzenler. Kişi, tehlikeyi bildirmek için polis veya jandarmaya, Cumhuriyet başsavcılığına, aile mahkemesine, valilik ya da kaymakamlığa başvurabilir. ŞÖNİM ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ilgili birimleri de başvuru ve yönlendirme kanalları arasındadır.

Olayın niteliğine göre barınma, geçici koruma, yaklaşmama, iletişim yoluyla rahatsız etmeme veya şiddet uygulayanın ortak konuttan uzaklaştırılması gibi tedbirler gündeme gelebilir. Hangi tedbire kimin karar vereceği, talebin içeriğine ve kanundaki yetki dağılımına bağlıdır.

Kanuna ilişkin uygulama düzenlemesi, koruyucu tedbir kararı için şiddetin uygulandığını gösteren delil veya belge aranmayacağını belirtir. Önleyici tedbirlerin de geciktirilmeden değerlendirilmesi gerekir. Bu iki karar türünün koşulları aynı değildir; başvuruyu değerlendiren makam somut tehlikeyi ve istenen tedbiri dikkate alır.

Dolayısıyla elinde henüz sağlık raporu veya eksiksiz bir dosya bulunmayan kişi, koruma ihtiyacını bildirmekten vazgeçmemelidir. Mevcut tehlike, eski bir olaya ilişkin ceza şikâyetinin süresiyle karıştırılmamalıdır.

İstanbul Barosu adli yardımına nasıl başvurulur?

Avukatlık ücretini karşılayamayan kişiler, koşullarının değerlendirilmesi için baroların adli yardım bürolarına başvurabilir. İstanbul Barosu’nun başvuru formu, hukuki sorunun yanı sıra kişinin ekonomik durumuna ve karşılayabileceği yargılama giderlerine ilişkin bilgiler istiyor. Aile içi şiddet ve 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir talebi de formda ayrıca yer alıyor.

Başvuru kabul edilirse baro avukat görevlendirebilir. Ancak “Baro bütün masrafları her koşulda karşılar” demek doğru olmaz. Vekâletname, harç ve diğer yargılama giderleri ile adli yardımın sonraki aşamalardaki koşulları başvurana açıklanmalıdır. Öte yandan 6284 sayılı Kanun kapsamında yapılan koruma işlemleri için ayrı masraf muafiyetleri vardır.

İstanbul Barosu’nun merkez adli yardım bürosu Beyoğlu’nda hizmet veriyor; farklı ilçelerde büroları ve Çağlayan Adliyesi’nde şiddeti önleme bürosu da bulunuyor. İstanbul dışında yaşayanlar, bulundukları ilin barosundan başvuru usulünü öğrenebilir. Acil tehlike varsa adli yardım başvurusunun sonuçlanmasını beklemeden kolluğa başvurulması gerekir.

ŞÖNİM ve Alo 183 hangi desteği sağlar?

Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri, yani ŞÖNİM’ler, şiddete maruz kalan veya tehlike altında bulunan kişilere danışmanlık, yönlendirme ve destek hizmetleri sunar. İhtiyaca göre güvenli barınma, psikososyal destek, hukuki hizmetlere yönlendirme ve ilgili kurumlarla koordinasyon sağlanabilir. Sunulacak hizmet, kişinin durumuna göre belirlenir.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın Alo 183 Sosyal Destek Hattı, şiddet konusunda ücretsiz ve günün her saatinde başvuru kanallarından biridir. Doğrudan ve acil tehlikede 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır. KADES uygulaması da acil yardım istemek için kullanılan kanallar arasındadır.

Başvuran kişinin, güvenli olmayan bir telefonun veya ortak kullanılan bir hesabın izlenme ihtimalini dikkate alması gerekebilir. Kurumla güvenli bir cihazdan iletişim kurmak ve tehlikenin niteliğini açıkça anlatmak, uygun desteğe yönlendirmeyi kolaylaştırır.

Başvuruda ilk adım ne olmalı?

Acil tehlikede öncelik güvenli bir yere geçmek ve 112’ye haber vermektir. Tehlike acil olmasa da sürüyorsa kişi polis, jandarma, ŞÖNİM veya ilgili sosyal hizmet birimine başvurarak durumunu anlatabilir; gerekiyorsa 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir isteyebilir. Ceza şikâyetinin süresi ve adli yardım koşulları daha sonra somut olaya göre değerlendirilebilir.

Kozanlı’nın uyarısının hukuki özü, destek aramayı ertelememek. Bunun karşılığı, şiddete maruz kalan kişiden tek başına kusursuz bir delil dosyası hazırlamasını beklemek değil; güvenli başvuru kanallarına ulaşmasını ve her talebin yetkili kurumlarca zamanında değerlendirilmesini sağlamaktır.

YerelGundem.com

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Ahmet Taş

Ahmet Taş, gazeteci ve yazardır. YerelGundem.com'da siyaset, yerel yönetimler, toplumsal gelişmeler ve Türkiye gündemine ilişkin haber, yorum ve içerikler kaleme almaktadır.

Yorumlar (0)

User