Ukraynalı asker Andriy İvanov eşine: “Beni beklersen, ahiretten bile dönerim”

Karina İvanova, eşi Andriy’nin son telefon konuşmasını, 17 aylık bekleyişi ve çocuklarıyla sürdürdüğü yaşamı Yerel Gündem’e anlattı.

21.10.2026 - 23:15
Updated: 1 hour ago
0
Ukraynalı asker Andriy İvanov eşine: “Beni beklersen, ahiretten bile dönerim”

Yusuf İnan | Yerel Gündem

MYKOLAIV, UKRAYNA — Karina İvanova, eşi Andriy’nin eve dönmesini 17 ay bekledi; şimdi iki çocuğuna babalarını anlatıyor ve onun askerlik hizmetinin onurlandırılması için çabalıyor.

Ukrayna’nın 66. Ayrı Mekanize Tugayı’nda görev yapan Andriy İvanov, 25 Mart 2025’te Luhansk bölgesindeki Novolyubivka yakınlarında hayatını kaybetti. Ölümü daha sonra DNA eşleşmesiyle doğrulandı. Karina İvanova, Yusuf İnan’a kurdukları aileyi, unutamadığı son telefon konuşmalarını, belirsizlik içinde geçen ayları ve bugün eşinin mezarı başında onunla yaptığı konuşmaları anlattı.

Savaştan önce kurdukları hayat

Yusuf İnan: Andriy ile nasıl tanıştınız? Birlikte nasıl bir hayat kuruyordunuz?

Karina İvanova: Andriy ile 4 Mayıs 2008’de tanıştık. O gün, bu karşılaşmanın hayatımın en büyük aşkının başlangıcı olacağını bilmiyordum. Onun eşim, çocuklarımın babası, dayanağım, evim ve bütün hayatım olacağını bilmiyordum.

Andriy olağanüstü iyi kalpli, ilgili ve içten bir insandı. Bana nasıl özen göstereceğini, nasıl destek olacağını ve ihtiyacım olan sözleri nasıl bulacağını bilirdi. Sevgisini yalnızca sözleriyle değil, yaptıklarıyla da gösterirdi. Onun yanındayken sevildiğimi ve korunduğumu hissederdim. Gençtik; planlar yapıyor, birlikte bir gelecek hayal ediyorduk. Bir gün yaşayacağımız sınavları aklımızın ucundan bile geçiremezdik.

Evlenmeden önce dört yıl birlikteydik. 2012’de evlendik. İçinde sevgi, özen, ortak hayaller ve ömür boyu birlikte olma isteği bulunan sıradan, mutlu bir aile kurduk. Mutlu olmak için olağanüstü şeylere ihtiyacımız yoktu. Önemli olan yan yana olmak, sevdiklerimizin sağlıklı olması ve evimizde bizi sevgiyle sıcaklığın karşılamasıydı.

Kızımız Kristina 2015’te doğdu. Andriy’nin baba oluşunu ve kızımızla yaşadığı sevinci görmek benim için tarifsiz bir mutluluktu. 2016’da oğlumuz Artem dünyaya geldi. Ailemiz büyüdü; mutluluğumuz da büyüdü.

Andriy benim için yalnızca eşim, çocuklar için de yalnızca babaları değildi. Güvenebildiğim, sevinci de zorluğu da paylaşmak istediğim insandı. Hayatın önümüze çıkaracağı her şeyi birlikte aşacağımıza inanıyordum. Önümüzde uzun yıllar olduğunu düşünüyordum: Çocuklarımızın büyüdüğünü, okullarını bitirdiğini, kendi ailelerini kurduğunu görecektik. Andriy ile ben de yanlarında olup her başarılarına birlikte sevinecektik.

Yusuf İnan: Andriy savaştan önce nasıl biriydi? Motor Siç’teki işi, otomobil tamirciliği ve şoförlük yaşamında nasıl bir yer tutuyordu?

Karina İvanova: Andriy çok çalışkan, iyi kalpli ve sorumluluk sahibi bir insandı. Savaştan önce Motor Siç fabrikasında çalışıyordu. Otomobil tamircisi ve şofördü. Çalışmayı sever, zorluklardan korkmaz ve ailemizin ihtiyaç duyduğu her şeyi sağlamak için uğraşırdı.

Ailesi onun için her zaman ilk sıradaydı. Çocuklarla benim hiçbir şeyden mahrum kalmamamız için iki işte birden çalıştığı olurdu. Andriy kolay bir hayat aramıyordu. Yalnızca ailesinin mutlu olmasını istiyordu. Kimler için emek verdiğini bildiğinden çok çalışıyordu. Biz onun hayatının anlamıydık.

Yusuf İnan: Andriy nasıl bir babaydı?

Karina İvanova: Sevgi dolu ve ilgili bir babaydı. Çocuklarımız onun en büyük mutluluğuydu. Onlara elinden gelenin en iyisini vermek, mutlu olduklarını görmek ve desteğine ihtiyaç duyduklarında yanlarında olmak isterdi.

Benim için en acı şey, çocuklarımızın babalarıyla büyüme imkânının ellerinden alınmış olması. Hayatlarındaki pek çok önemli anı göremeyecek. Onlara sarılamayacak, öğüt veremeyecek, başarılarına birlikte sevinemeyecek.

Onları ne kadar sevdiğini bilmelerini istiyorum. Babalarını, onlar için çalışan ve geleceklerini önemseyen insan olarak hatırlamalarını istiyorum; sonradan dönüştüğü asker olarak da.

Yusuf İnan: Andriy’nin anne ve babasıyla ilişkisi nasıldı?

Karina İvanova: Andriy onların geç yaşta dünyaya gelen, uzun süre bekledikleri tek çocuklarıydı. Anne ve babasının sevinci, umudu ve en değerli varlığıydı. Ona sevgiyle “Manyunyi” derlerdi. Bu hitapta çok büyük bir anne baba sevgisi ve şefkati vardı. Büyümüş olsa bile onlar için hep küçük oğullarıydı.

Çocuklarını böylesine uzun süre beklemiş, büyütmüş ve sevmiş anne babanın, sonra tek oğullarını kaybetmek zorunda kalmasının acısını düşünmek bile korkunç. Bizim gibi onlar da Andriy’yi bekledi ve döneceğine umut bağladı. Bir annenin ve babanın çocuğunu kaybettiğinde ne hissettiğini anlatmaya kelimeler yetmez. Çocuklar kaç yaşına gelirse gelsin, anne babalarının gözünde çocukları olarak kalır.

Andriy artık sonsuza dek 37 yaşında. Anne ve babası için de sonsuza dek onların Manyunyi’si olarak kalacak.

Askerlik kararı ve son telefon konuşmaları

Yusuf İnan: Andriy Ukrayna’yı savunmaya karar verdiğinde nasıl tepki verdiniz?

Karina İvanova: Bu karar ailemiz için ağır bir sınavdı. Eşiniz, çocuklarınızın babası savaşa gittiğinde, artık onun hayatı için sürekli korkuyla yaşayacağınızı biliyorsunuz.

Onu kaybetmek istemiyordum. Yanımızda olmasını, çocuklarımızın babalarıyla büyümesini ve birlikte düşlediğimiz geleceği kurmaya devam etmemizi istiyordum.

Ama Andriy sorumluluk sahibi biriydi; görev bildiği şeyi yapmaya alışkındı. O benim eşimdi ve ülkesini savunan bir insandı. Buna hazır olduğumu söyleyemem. İnsan böyle bir şeye hazırlanamaz. Tek bir isteğim vardı: Eve sağ salim dönmesi.

Yusuf İnan: Askerlik sırasında yaptığı telefon görüşmeleri sizin için ne ifade ediyordu?

Karina İvanova: Andriy ile her konuşmam benim için paha biçilmezdi. Telefonunu beklerdim. Sesini duymayı, hayatta ve iyi olduğunu bilmeyi beklerdim.

Sevdiğiniz insan uzaktayken en basit şeylerin değerini anlamaya başlıyorsunuz: “Seni seviyorum” sözünü duymak, gününün nasıl geçtiğini sormak, evde her şeyin yolunda olduğunu söylemek… Daha önce bu anların ne kadar önemli olduğunu fark etmiyor bile olabilirsiniz.

Andriy, çocuklarımızı son kez 20 Mart 2025’te aradı. Onlara, “Annenize iyi bakın, annenizin sözünü dinleyin” dedi. O sırada bu sözlerin babalarından duyacakları son öğütlerden biri olacağını bilmiyorduk. Onlar da babalarının sesini eskisi gibi bir daha duyamayacaklarını bilemezdi. Bu sözleri saklayacağım ve çocuklarımıza aktaracağım; babalarının onları ne kadar sevdiğini hep hatırlasınlar istiyorum.

Yusuf İnan: Sizinle yaptığı son konuşmada Andriy ne söyledi?

Karina İvanova: Son kez 22 Mart 2025’te konuştuk. Andriy bizi sevdiğini söyledi. Ardından asla unutamayacağım şu sözleri söyledi:

“Beni beklersen, ahiretten bile geri dönerim.”

Bunun son konuşmamız olacağını bilmiyordum. O güne dönebilseydim sesini bırakmazdım. Her kelimesini dinler, onu ne kadar sevdiğimi bin kez daha söylerdim.

Bizi nelerin beklediğini o anda hissedip hissetmediğini bilmiyorum. Ama bir şeyi biliyorum: Ben bekledim. Her nefesimde, her düşüncemde, her duamda bekledim. Sözlerine, onunla aramdaki son bağmış gibi tutundum.

Döneceğine inanıyordum. Bir gün kapının açıldığını ve Andriy’mi yeniden gördüğümü hayal ediyordum. Ona sarılacağımı, onu kendime çekip ne kadar özlediğimizi söyleyeceğimi düşünüyordum. Başka bir sonun mümkün olduğuna inanmak istemiyordum.

Her şeye rağmen seni hâlâ bekliyorum Andriy. Döneceğine inanıyorum, çünkü bana söz verdin.

On yedi aylık belirsizlik

Yusuf İnan: Andriy’nin kaybolmasının ardından geçen 17 ayı aileniz nasıl yaşadı?

Karina İvanova: Andriy kaybolduğunda hayatım durmuş gibiydi. Her gün bekleyerek geçiyordu. Her telefon bir umut getiriyor, her haber her şeyi değiştirebilecekmiş gibi geliyordu.

Bunlar acı, korku ve umutla geçen 17 aydı. Ona ne olduğunu bilmiyorduk. Her sabah, bugün bir haber alacağım umuduyla uyanıyordum. Telefon her çaldığında kalbim hızlanıyordu. Bilgi arıyor, bekliyor ve dua ediyordum. Onu kaybetmiş olabileceğime inanmak istemiyordum.

Çocuklar için güçlü olmaya, onları teselli edecek sözler bulmaya çalışıyordum. Oysa benim tek istediğim eşimin sesini duymaktı. İçimde sürekli aynı sorular vardı: Andriy nerede? Ona ne oldu? Yaşıyor mu? Eve dönecek mi?

Çocuklarımız babalarını bekliyordu. Anne ve babası oğullarını bekliyordu. Hepimiz bir gün döneceği umuduyla yaşadık. Beklemeyi sürdürdüm, çünkü döneceğine söz vermişti. Hikâyemizin henüz bitmediğine inanmak istiyordum.

Yusuf İnan: O dönemde Andriy’yi rüyalarınızda gördünüz mü?

Karina İvanova: O aylar boyunca onu sık sık rüyamda gördüm. Rüyalar benim için çok önemli hâle geldi; çünkü oralarda yeniden birlikteydik. Beni bırakmıyor, kaybolmuyordu. Yanımda olduğunu ve aramızda ne mesafenin ne de belirsizliğin koparabildiği bir bağ bulunduğunu hissediyordum.

Kaybolduktan kısa bir süre sonra onu ilk kez rüyamda gördüm. Andriy yalnızca yanımda oturuyor, saçımı okşuyordu. Büyük sözler, açıklamalar yoktu. Yaşarken yaptığı gibi yanımdaydı ve bana şefkatle dokunuyordu.

Uyandığımda onun yanımda olduğu hissi sürüyordu. Gerçekten bir yerlerde olduğuna, yaşadığına ve bir gün bize döneceğine inanmayı öyle çok istiyordum ki…

O 17 ay boyunca rüyalarımda yeniden karı kocaydık. Birbirini seven Andriy ve Karina’ydık. Rüyalarımda dul bir kadın ya da kayıp eşinden haber bekleyen biri değildim. Sevdiği insanın yanında olabilen eşiydim.

Belki de dayanmama bu rüyalar yardım etti. Gerçekler kalbimi parçaladığında, uykumda onunla yeniden birlikte olabiliyordum. Her uyandığımda ise bekleyişe geri dönüyordum.

DNA sonucuyla gelen haber

Yusuf İnan: DNA eşleşmesi Andriy’nin hayatını kaybettiğini doğruladığında ne hissettiniz?

Karina İvanova: Bu, en büyük umudumun en çok korktuğum gerçekle karşılaştığı andı. On yedi ay boyunca eşimi beklemiş, yaşadığına inanmış ve kavuşacağımız günü hayal etmiştim. Onu bir daha hiç görememe ihtimalini düşünmek bile istemiyordum.

DNA eşleşmesi doğrulandığında bunu kabul etmek neredeyse imkânsızdı. Aklım gerçeği duyuyordu, ama kalbim inanmayı reddediyordu.

Bunca yıl hayatınızı paylaştığınız birinin artık olmadığını nasıl kabullenirsiniz? Döneceği umuduyla uğurladığınız eşinizin bir daha evinizin kapısını açmayacağını nasıl kabul edersiniz?

Birlikte planlar yaptığım, çocuklarımızı büyüttüğüm, hayatımı paylaştığım insanın artık eve gelemeyeceğini hâlâ anlayamıyorum. Ben yalnızca eşimi kaybetmedim. En yakınımdaki insanı, dayanağımı, bildiğim hayatı ve birlikte planladığımız geleceği kaybettim. Çocuklarımız babalarını, onun anne ve babası da tek oğullarını kaybetti.

Çocuklar için güçlü olmak zorundayım. Onları desteklemeli, acılarıyla geldiklerinde yanlarında olmalıyım. Ama içimde ben de onun Karina’sıyım. Eşimin bana her şeyin iyi olacağını söylemesini istiyorum. Bana sarılmasını, bir anlığına da olsa güçlü olmak zorunda kalmamayı istiyorum.

Son sözlerini ve onu sağ olarak karşılamayı ne kadar istediğimi hâlâ düşünüyorum. Seni bekledim Andriy. Gerçekten bütün kalbimle bekledim.

Yusuf İnan: Kristina ve Artem’e babaları hakkında nasıl konuştunuz? Onu nasıl hatırlamalarını istiyorsunuz?

Karina İvanova: Hayatımda yapmak zorunda kaldığım en zor şeylerden biri bu. Beklediği babasının artık dönmeyeceğini bir çocuğa nasıl anlatırsınız? Siz bile yaşananı kavramakta zorlanırken doğru kelimeleri nasıl bulursunuz?

En zoru, çocuklarımızın onsuz büyüyeceğini bilmek. Onu arayamayacaklar, sesini duyamayacaklar, ona sarılamayacaklar. Başarılarını anlatamayacak, öğüt isteyemeyecekler. Babaları ellerinden tutup hayatlarının önemli anlarında yanlarında olamayacak.

Kristina ve Artem’in babalarının iyi bir insan olduğunu, onları bütün kalbiyle sevdiğini ve mutlu bir çocukluk geçirmeleri için elinden geleni yaptığını hep bilmelerini istiyorum. Onlara hayatımızı anlatacağım: Andriy’nin savaştan önce nasıl biri olduğunu, nasıl tanıştığımızı, nasıl evlendiğimizi ve her birinin doğumunda ne kadar sevindiğimizi…

Fotoğrafları, anıları ve bize söylediği sözleri saklamak istiyorum. Babalarını özlediklerinde dönüp bakabilecekleri şeyler olsun. Onu yalnızca savaşta hayatını kaybetmiş bir asker olarak tanımamalılar. Kendi babaları olarak tanımalılar: Onları seven ve en büyük mutluluğu çocukları olan insan olarak.

Andriy çocuklarımızda, gözlerinde ve gülüşlerinde, ona dair anlattığımız her hikâyede bizimle kalıyor. Nasıl bir babaları olduğunu ve onlar için ne kadar çalıştığını bilmelerini istiyorum.

Ailenin anıları ve dilekçesi

Yusuf İnan: Andriy ailenize nasıl bir miras bıraktı?

Karina İvanova: Andriy’nin bize bıraktığı en değerli şeyler sevgimiz, çocuklarımız ve birlikte yaşadığımız hayata ilişkin anılar.

2008’den beri beraberdik. Yıllar içinde benim için bir eşten çok daha fazlası oldu. Mutluluğu, zorlukları, hayalleri ve sıradan günleri paylaştığım en yakın insandı.

Bana aileye, ilgiye, bağlılığa ve gerçek sevgiye değer vermeyi öğretti. Çalışkanlığıyla, sevdiklerine karşı sorumluluk taşımanın ne demek olduğunu gösterdi.

Şimdi bütün bunları çocuklarımız için saklamalıyım. Onlara babalarını anlatmalı, sevgisini anılarımız aracılığıyla aktarmalı ve bizim hikâyemizin devamı olduklarını hatırlatmalıyım. Bir zamanlar bütün ömrümüzü birlikte geçireceğimizi sanıyordum. Çocuklar büyür, kendi hayatlarını kurarken yanlarında olacağımızı düşünüyordum.

Andriy olmadan yaşamayı nasıl öğreneceğimi bilmiyorum. İnsanın bir parçası sevdiği kişiyle birlikte kalmışken yeniden nefes almayı öğrenmesi ne kadar sürer, bilmiyorum. Ama ona duyduğum sevginin yok olmadığını biliyorum. O sevgi içimde, çocuklarımızda, her fotoğrafta, her anıda ve bana söylediği her sözde.

Bazen düşüncelerimde son konuşmamıza dönüyorum. Sesini, sevgi dolu sözlerini ve tutmasını çaresizce istediğim o sözü hatırlıyorum. Onu sevdiğim ve hikâyemizin böyle biteceğine inanamadığım için bekledim. Şimdi onunla anılarımızda, rüyalarımda ve gökyüzüyle yaptığım sessiz konuşmalarda buluşacağım.

Birlikte mutlu yıllar geçirdik, ama ben onunla bir ömür geçirmek istiyordum. Savaş, hayal ettiğimiz yarını elimizden aldı. Birbirimiz için ne ifade ettiğimizi elimizden alamaz. O her zaman benim Andriy’m olacak; ben de her zaman onun Karina’sı.

Yusuf İnan: Andriy’ye ölümünden sonra “Ukrayna Kahramanı” unvanı verilmesini isteyen 270718 numaralı dilekçe aileniz için ne ifade ediyor?

Karina İvanova: Bizim için bu dilekçe imzalardan ya da resmî bir unvandan ibaret değil. Ukrayna’yı savunurken hayatını veren bir insanın yaptıklarının tanınması için bir talep.

İnsanların, hayatını kaybeden bir askerin adının arkasındaki kişiyi hatırlamasını istiyorum. O benim sevdiğim adamdı; iki çocuğun babası, anne ve babasının tek oğlu, iyi kalpli ve çalışkan bir insandı. Hayalleri vardı. Ailesini seviyordu. Çalışıyor, planlar yapıyor ve yaşamak istiyordu.

Andriy, Prens Mstislav Cesur’un adını taşıyan 66. Ayrı Mekanize Tugay’da görev yaptı. 25 Mart 2025’te Luhansk bölgesindeki Novolyubivka yakınlarında bir muharebe görevini yerine getirirken hayatını kaybetti.

Eşime ölümünden sonra “Ukrayna Kahramanı” unvanı verilmesini istiyorum. Benim için bu, hizmetinin tanınması ve anısının korunmasıyla ilgili. Çocuklarımızın büyüdüklerinde babalarının fedakârlığının tanındığını, adının unutulmadığını ve hayatının anlam taşıdığını bilmelerini istiyorum.

Duyarlı herkesten Andriy İvanov için açılan resmî dilekçeyi ziyaret edip imzalamasını rica ediyorum. Bir yorumun altına “Destekliyorum” yazmak, dilekçeyi imzalamak anlamına gelmiyor. Her imza ailemiz için çok değerli.

Yusuf İnan: Okurların ve yetkililerin Andriy hakkında neyi anlamasını istersiniz?

Karina İvanova: İnsanların, hayatını kaybeden her savunucunun arkasında bir aile olduğunu hatırlamasını istiyorum. Sevdiği eşini kaybetmiş bir kadın var. Babalarına bir daha sarılamayacak çocuklar var. Evladını kaybetmiş anne ve babalar var.

Andriy yaşamak, çalışmak, ailesini sevmek ve çocuklarını büyütmek isteyen bir insandı. Planları, hayalleri ve bir geleceği vardı. Savaş onun hayatını, bizim de birlikte olma imkânımızı elimizden aldı.

Eşimi geri getiremem, olanları değiştiremem. Ama adını yaşatmak, hizmetinin onurlandırılmasını sağlamak ve çocuklarımızın babalarının unutulmadığını bilmeleri için çabalayabilirim.

Yetkililerden ailemizin sesini duymalarını istiyorum. “Ukrayna Kahramanı” unvanının ölümünden sonra verilmesi, onun anısını onurlandırmanın bir yolu olacaktır. Bu röportajı okuyan herkesten de Andriy’yi hatırlamalarını, dilekçeyi desteklemelerini ve onu başkalarına anlatmalarını istiyorum.

Eşim artık eve dönmeyecek. Ama adının yaşamasını istiyorum. Çocuklarımız babalarıyla gurur duysun; anne ve babası da insanların onların Manyunyi’sini hatırladığını bilsin istiyorum. Ukrayna’nın, onun için hayatını veren bu savunucuyu hatırlamasını istiyorum.

Andriy, seni bekleyeceğime söz verdim ve bekledim. Şimdi de anını yaşatacağıma söz veriyorum. Her zaman kalbimde, çocuklarımızda ve ülkemizin tarihinde olacaksın. Her zaman eşim, onların babası ve bizim kahramanımız olacaksın.

“Andriy’mi görmeye her gün gidiyorum”

Yusuf İnan: Andriy’nin mezarını ziyaret edebiliyor musunuz? Bu ziyaretlerde neler yaşıyorsunuz?

Karina İvanova: Andriy’mi görmeye her gün gidiyorum. Artık mezarı, her şeyin farklı olmasını bütün kalbimle istesem de eşimle vakit geçirebildiğim yer. Yanına gidiyor, oturuyor ve hayatımızda olup biten her şeyi anlatıyorum: Çocukları, onların yaptıklarını, kendi kaygılarımı ve onu ne kadar çok özlediğimi. Sanki yanımda oturmuş, hayattayken yaptığı gibi beni dinliyormuşçasına konuşuyorum.

Ona, eskiden evde yalnızca bir bakışla ya da alçak sesle söyleyebildiğim şeyleri anlatıyorum. Kristina ile Artem’in nasıl büyüdüğünü, her şeyle tek başıma baş etmenin ne kadar zor olduğunu, sesini, sarılışını ve sıradan konuşmalarımızı nasıl özlediğimi söylüyorum. Bir zamanlar çok olağan gelen, şimdi ise en büyük hayalime dönüşen o sade aile hayatını özlüyorum.

Bazen oradan ayrılamayacakmışım gibi geliyor; çünkü biraz daha yanında kalmayı çok istiyorum. İçimde biriken her şeyi, her acıyı ve her düşünceyi onunla paylaşmak istiyorum. O benim en yakın arkadaşım, eşim, benim insanımdı. Bütün hayatı onunla paylaşmaya alışmıştım. Şimdi onsuz yaşamayı öğrenmek zorundayım.

En acı olan, eve yalnız dönmek. Eskiden eşimin olduğu, sesinin, sıcaklığının ve varlığının beni beklediği bir eve dönerdim. Şimdi mezarından ayrılıp eve dönüyorum ve kalbimin bir parçasını orada bırakıyorum.

Ona hâlâ içimden şöyle sesleniyorum: “Andriy, seni nasıl da özlüyorum. Sana anlatmak istediğim ne çok şey olduğunu, öğüdüne, sarılışına ve o basit ‘Yanındayım’ sözüne kaç kez ihtiyaç duyduğumu bir bilsen.”

Onu her gün ziyaret ediyorum; çünkü onu seviyorum ve sonsuza dek kalbimde kalacak bir insana yakın olmanın başka bir yolunu bilmiyorum. Mezarı bedeninin yattığı yer. Sevgimiz, anılarımız ve birlikte yaşadığımız her şey ise benimle kalıyor.

Artık elini tutamıyorum Andriy, ama yanına gelip seninle konuşabiliyorum. Sana sarılamıyorum, ama çiçek getirip yanında oturabiliyorum. Cevabını duyamıyorum, ama yine de hayatımızı sana anlatıyorum; çünkü sen her zaman benim eşim olarak kalacaksın.

Belki de bu kaybın en zor yanı, insanın içinde verecek yer bulamadığı bunca sevginin ve eskiden sana söylediğim gibi artık kimseye söyleyemeyeceği bunca sözün kalması.

Seni görmeye gelmeye devam edeceğim Andriy’m. Hayatımızı hatırlayacak ve sana çocuklarımızı anlatacağım. Sen yalnızca geçmişimin bir parçası değilsin. Benim, kalbimin ve ailemizin bir parçasısın. Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, sana anlatacak bir şeyim hep olacak.

YerelGundem.com

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Yusuf İnan

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve YerelGundem.com'da Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapmaktadır. Türkiye siyaseti, dış politika, uluslararası ilişkiler ve güvenlik başta olmak üzere güncel gelişmeler üzerine haber, yorum ve analizler kaleme almaktadır.

Yorumlar (0)

User