Mekke İttifakı TBMM’den geçti: Türkiye için hangi sonuçları doğuracak?
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Mekke Anlaşması TBMM’den geçti; kolektif savunma, asker gönderme ve NATO etkileri tartışılıyor.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
ANKARA, TÜRKİYE — Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın TBMM’de kabul edilmesiyle üç ülkeyi kapsayan kolektif savunma mekanizmasının yürürlüğe girmesinde son aşamaya gelindi.
Anlaşma, taraflardan birine yönelik dış kaynaklı silahlı saldırının üç ülkeye karşı yapılmış sayılmasını öngörüyor. Ancak bu hüküm, Türkiye’nin otomatik olarak savaşa girmesi veya Türk askerinin doğrudan başka bir ülkeye gönderilmesi anlamına gelmiyor.
Anlaşma ne zaman yürürlüğe girecek?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı 7 Ağustos 2026’da imzaladı.
Suudi Arabistan ve Pakistan, anlaşmaya ilişkin kendi iç onay süreçlerini daha önce tamamladı. Türkiye’deki onay süreci ise teklifin TBMM Dışişleri Komisyonunda kabul edilmesinin ardından Genel Kurul gündemine gelmesiyle devam etti.
BBC Türkçe’nin aktardığına göre anlaşmanın onaylanmasına ilişkin teklif TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Türk tarafının kalan iç hukuk işlemlerini tamamlaması ve onay belgesini Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesine sunmasıyla üç ülkenin onay süreci tamamlanmış olacak.
Anlaşma, tarafların gerekli onay belgelerini teslim etmesinin ardından yürürlüğe girecek. Süresiz olarak uygulanacak metin, taraflardan birinin ilk 10 yıl boyunca anlaşmadan çekilmesine izin vermiyor. Bu sürenin ardından en az üç ay önceden yazılı bildirimde bulunularak çekilme hakkı kullanılabilecek.
Kolektif savunma hükmü nasıl işleyecek?
On altı maddeden oluşan anlaşmanın en dikkat çekici bölümü, taraflardan birine yönelik dış kaynaklı silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılmasını öngören ikinci madde oldu.
Bu yönüyle düzenleme, NATO’nun kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesine benzetiliyor. Bununla birlikte Mekke Anlaşması’ndaki yardım mekanizmasının kendiliğinden ve otomatik biçimde işlemesi öngörülmüyor.
TBMM Dışişleri Komisyonunda yapılan resmî açıklamalara göre önce kapsamlı istişare ve tehdit değerlendirmesi gerçekleştirilecek. Atılacak adımlar üç ülkenin mutabakatına, ulusal mevzuatına, anayasal yükümlülüklerine ve yetkili makamlarının kararlarına bağlı olacak.
Anlaşma ayrıca tarafların silahlı kuvvetleri arasındaki birlikte çalışabilirliğin geliştirilmesini, ortak eğitim ve tatbikatlar düzenlenmesini, personel değişimini, lojistik desteği ve savunma sanayisi iş birliğini kapsıyor.
Ortak üretim ve teknoloji paylaşımı yoluyla askeri kabiliyetlerin artırılması da hedefleniyor. Terörle mücadelede iş birliği yapılması öngörülürken hangi örgütlerin ortak tehdit kabul edileceği, tarafların değerlendirmeleri ve mutabakatıyla belirlenecek.
İttifakın karar mekanizması nasıl kurulacak?
Mekke İttifakı’nın temel karar organı Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi olacak. Üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarının katıldığı komite, anlaşmanın askeri ve siyasi uygulamasını yönetecek.
Komitenin çalışmalarını desteklemek amacıyla Suudi Arabistan’da kalıcı bir sekretarya oluşturulacak. Sekretaryaya ilk üç yıl boyunca Pakistan tarafından görevlendirilecek bir genel sekreter başkanlık edecek.
Yeni ülkelerin ittifaka katılması da mümkün olacak. Ancak üyelik başvuruları Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ortak kararıyla sonuçlandırılacak. Böylece üç kurucu ülke, ittifakın genişleme süreci üzerinde ayrı ayrı onay hakkına sahip olacak.
Hükümet, yapının herhangi bir ülkeyi hedef almadığını ve uluslararası hukuka, devletlerin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve içişlerine karışmama ilkesine bağlı ülkelerin katılımına açık olduğunu belirtiyor.
Tarafların öncelikle ittifakın kurumsal yapısını tamamlamaya odaklandığı, yeni üyelik başvurularının daha sonraki aşamada değerlendirilmesinin planlandığı aktarılıyor.
Türkiye neden Mekke İttifakı’na katıldı?
Ankara, anlaşmayı uzun süredir savunduğu “bölgesel sahiplenme” yaklaşımının bir parçası olarak sunuyor. Bu yaklaşıma göre Orta Doğu’daki güvenlik sorunlarının öncelikle bölge ülkelerinin katılımıyla çözülmesi gerekiyor.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Levent Gümrükçü, TBMM Dışişleri Komisyonundaki sunumunda üç ülkenin dışarıdan çözüm beklemek yerine sorumluluk üstlendiğini ve kolektif savunmaya dayalı bölgesel güvenlik mimarisinin hukuki zeminini oluşturduğunu söyledi.
Ankara’nın orta ve uzun vadeli hedefleri arasında savunma sanayisi ihracatını genişletmek, Körfez ülkeleriyle askeri ilişkileri derinleştirmek ve bölgede oluşabilecek güvenlik boşluklarında daha etkili bir konum elde etmek bulunuyor.
İran savaşı, Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik sorunları, Kızıldeniz’deki saldırılar ve Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik eylemlerinin anlaşmanın kurumsallaşmasını hızlandırdığı değerlendiriliyor.
Türkiye’nin yaklaşımında hava savunması, elektronik harp, istihbarat paylaşımı, askeri eğitim ve kritik ticaret yollarının güvenliği öne çıkıyor. Hükümet, kurulacak yapının NATO’nun yerine geçmediğini ve Türkiye’nin mevcut uluslararası yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığını vurguluyor.
Türkiye Suudi Arabistan’a asker gönderecek mi?
Anlaşmanın TBMM’de kabul edilmesi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin otomatik biçimde Suudi Arabistan’a gönderileceği anlamına gelmiyor.
Suudi Arabistan’a asker veya askeri personel gönderilmesi için ihtiyaçların belirlenmesi, üç ülke arasında istişare yapılması ve Türkiye’de Anayasa’nın 92. maddesinde düzenlenen yetkilendirme sürecinin işletilmesi gerekiyor.
Bu maddeye göre Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasına izin verme yetkisi TBMM’ye ait. Dolayısıyla olası bir konuşlandırma için ayrıca Meclis tezkeresi çıkarılması gerekecek.
Ankara’dan yapılan açıklamalarda muhtemel desteğin savunma amaçlı olacağı belirtiliyor. İlk aşamada hava savunması, elektronik harp, istihbarat, lojistik ve teknik uzmanlık alanlarının öne çıkabileceği değerlendiriliyor.
Türk askerinin Husilere karşı taarruz veya kara operasyonlarına katılmasının planlanmadığı bildiriliyor. Bununla birlikte desteğin kapsamı, Suudi Arabistan’ın talepleri, sahadaki ihtiyaçlar ve üç ülkenin ortak kararı doğrultusunda belirlenecek.
İktidar ve muhalefet hangi görüşleri savunuyor?
Anlaşmanın onaylanmasına AK Parti, MHP ve CHP olumlu oy verdi. Yeni Parti, İYİ Parti, Yeniden Refah Partisi, DEM Parti ve Saadet Partisi ise karşı çıktı.
Hükümet, Mekke İttifakı’nın bölgesel istikrarı güçlendireceğini, saldırıları caydıracağını ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesinde tanınan meşru müdafaa hakkına dayandığını savunuyor. İttifakın belirli bir ülkeye karşı kurulmadığı da özellikle vurgulanıyor.
Muhalefetin itirazları ise anlaşmanın getireceği askeri ve ekonomik yükümlülüklerin yeterince açık olmadığı noktasında yoğunlaşıyor. Karşı çıkan partiler, Türkiye’nin Suudi Arabistan veya Pakistan’ın dahil olacağı çatışmalara sürüklenebileceğini savunuyor.
Eleştiriler arasında ittifakın ortak bir tehdit tanımı yapmaması, tarafların terör örgütü listelerinin farklı olması ve anlaşmaya ilişkin bazı kurumsal adımların TBMM onayından önce atılması da bulunuyor.
Muhalefet ayrıca Türk askerinin Yemen’deki çatışmalara dahil edilmesi, Somali’deki Türk askeri varlığının yeni tehditlerle karşılaşması ve Türkiye’nin başka ülkelerin güvenlik maliyetlerini üstlenmesi ihtimallerinin açıklığa kavuşturulmasını istiyor.
Mekke İttifakı NATO ilişkilerini etkiler mi?
Anlaşma metninde tarafların daha önce imzaladığı uluslararası anlaşmalardan doğan hak ve yükümlülüklerin korunacağı belirtiliyor. Bu hüküm, Türkiye’nin NATO üyeliğinden kaynaklanan sorumluluklarının devam edeceği anlamına geliyor.
Hükümet, Mekke İttifakı’nı NATO’ya alternatif değil, Orta Doğu’da güvenlik ve istikrarı destekleyecek tamamlayıcı bir mekanizma olarak tanımlıyor.
Muhalefet ise Mekke İttifakı üyelerinden birinin dahil olacağı uluslararası kriz ile Türkiye’nin NATO yükümlülüklerinin çatışması durumunda nasıl hareket edileceğinin yeterince açıklanmadığını savunuyor.
Anlaşmanın gerçek etkisi, kolektif savunma maddesinin ilk kez hangi koşullarda işletileceğine, Türkiye’nin sağlayacağı askeri desteğin kapsamına ve ittifaka yeni ülkelerin katılıp katılmayacağına bağlı olacak.
Türk askerinin olası konuşlandırılması, yeni üyelerin kabulü ve ortak tehdit tanımları gibi başlıklar, ittifakın yürürlüğe girmesinin ardından da TBMM ve kamuoyundaki tartışmaların merkezinde kalacak.
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)