Kılıçdaroğlu, Cemil Tugay ilişkisi ve Cemil Tugay'ın gizemli yükselişi!
Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişi sonrası Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözleri, CHP içi dengeler ve İzmir siyasetindeki eski bağlar üzerinden tartışılıyor.

Yusuf İnan | Yerel Gündem
İZMİR / TÜRKİYE — Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişi yalnızca bir belediye başkanının parti değiştirmesi olarak okunamaz; bu gelişme, Kemal Kılıçdaroğlu ile Tugay arasındaki eski siyasi bağları da yeniden tartışmaya açtı.
Bugün asıl soru şu: Kemal Kılıçdaroğlu gerçekten Cemil Tugay’a karşı mı konuşuyor, yoksa siyasetin gereği olarak yeni bir pozisyon mu alıyor? İzmir ve CHP içi siyaseti yakından takip edenler için bu soru, yüzeyde görünen tartışmadan çok daha derin bir anlam taşıyor.
Kılıçdaroğlu ile Tugay arasındaki eski bağ
Cemil Tugay’ın adı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yeni duyulmuş bir isim değildi. CHP kulislerini yakından izleyenler, Tugay’ın yıllar öncesinden beri Kılıçdaroğlu’nun İzmir planlarında önemli bir yerde durduğunu bilir.
Tugay, Kılıçdaroğlu’nun yakın gördüğü, hatta siyasi geleceği açısından öne çıkardığı isimlerden biri olarak anıldı. Kimi yorumlara göre Kılıçdaroğlu’nun İzmir için düşündüğü iki güçlü isimden biri Tugay’dı. Diğer ismin sağlık sorunları nedeniyle geri plana çekilmesiyle Tugay’ın yolu daha da açıldı.
Bu nedenle bugün Kılıçdaroğlu’nun Tugay’a yönelik sert veya mesafeli açıklamalarını yalnızca kopuş olarak görmek kolaycı bir okuma olabilir. Çünkü siyasette görünen ile gerçek niyet her zaman aynı çizgide yürümez.
Cemil Tugay gerçekten kopmuş olabilir mi?
Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılması, CHP tabanında büyük bir kırılma duygusu oluşturdu. Ancak bu kırılmanın, Kılıçdaroğlu ile Tugay arasındaki kişisel ve siyasi bağı tamamen bitirdiğini söylemek için erken.
Kılıçdaroğlu ile Tugay arasındaki ilişkinin yalnızca siyasi değil, ailevi yakınlıklar ve geçmişe dayalı güven ilişkileriyle de anıldığı biliniyor. Tugay’ın ailesi, eşinin ailesi ve Kılıçdaroğlu çevresi arasındaki yakınlık iddiaları İzmir kulislerinde uzun zamandır konuşuluyordu.
Bu noktada şu soru kaçınılmaz hale geliyor: Eğer Kemal Kılıçdaroğlu’nun elinde Cemil Tugay’la ilgili ciddi dosyalar vardıysa ve bu dosyalar CHP Genel Merkezi’nde biliniyorsa, neden zamanında işleme konulmadı?
Bu soru, bugünkü tartışmanın merkezinde duruyor. Çünkü bir siyasetçiye dair iddialar ancak ihtiyaç duyulduğunda gündeme getiriliyorsa, burada ilkesel bir tavırdan çok siyasi zamanlama tartışması başlar.
İzmir adaylığı tesadüf müydü?
Cemil Tugay’ın Karşıyaka’daki performansı uzun süre tartışıldı. Buna rağmen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için önünün açılması, CHP içinde yalnızca yerel başarı ölçütleriyle açıklanabilecek bir süreç değildi.
İzmir’de adaylık meselesi, CHP içi güç dengeleriyle, genel merkez hesaplarıyla ve Kılıçdaroğlu sonrası CHP’nin geleceğine ilişkin planlarla birlikte okunmalı. Tugay’ın yalnızca İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olması değil, ilerleyen dönemde CHP içinde daha büyük bir role hazırlanıp hazırlanmadığı da uzun süre konuşuldu.
Bugün geriye dönüp bakıldığında, Tugay’ın siyasi kariyerinin yalnızca yerel yönetim çizgisinde ilerlemediği daha net görülüyor. İzmir, onun için yalnızca bir belediye başkanlığı makamı değil, daha büyük bir siyasi yürüyüşün basamağı olarak da okunabilir.
Kılıçdaroğlu’nun stratejisi ne olabilir?
Kılıçdaroğlu’nun bugünkü açıklamaları ilk bakışta Tugay’a karşı sert bir tavır gibi görülebilir. Fakat siyasette bazen hedef alınan kişi, aslında daha büyük bir planın parçası olabilir.
Bu yazının ana tezi şu: Kılıçdaroğlu, Tugay’ı gerçekten tamamen silmiş olmayabilir. Aksine Tugay’ın AK Parti içinde güçlenmesini, ileride farklı bir siyasi rol üstlenmesini veya yeni dengelerde etkili olmasını hesaplıyor olabilir.
Bu iddia ilk bakışta ağır gelebilir. Ancak Kılıçdaroğlu’nun geçmiş siyasi hamlelerine bakıldığında, sıradan görünen adımların arkasında farklı hesaplar olduğu görülebilir. Altılı Masa sürecinde Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın partilerine verilen alan da yalnızca seçim ittifakı olarak değil, AK Parti tabanını bölme ve yeni alternatifler oluşturma denemesi olarak okunmuştu.
Bugün de Cemil Tugay üzerinden benzer bir siyasi mühendislik ihtimali konuşuluyorsa, bunu tamamen yabana atmamak gerekir.
CHP’yi bölen süreç ve Yeni Parti gerçeği
CHP’nin bugün geldiği nokta, yalnızca Cemil Tugay’ın parti değiştirmesiyle açıklanamaz. Asıl mesele, CHP’nin kendi içinde uzun süredir devam eden liderlik kavgası ve siyasi yön arayışıdır.
Kılıçdaroğlu’nu dün “kurtarıcı” olarak görenlerin bugün onu siyaset dışına itmeye çalışması, CHP tabanındaki güven krizini derinleştirdi. Özgür Özel ve arkadaşları, değişim iddiasıyla yola çıktı; fakat bu değişim, CHP’yi toparlamak yerine bölen bir sonuca dönüştü.
Bugün Yeni Parti etrafında şekillenen muhalefet dili de güçlü bir siyasi strateji üretmekten çok, eski hesaplaşmaların gölgesinde ilerliyor. İktidar alternatifi olma iddiası taşıyan bir hareketin, kendi iç kavgasını aşamadan ülkeyi yönetme iddiasında bulunması seçmen açısından ikna edici görünmüyor.
Fon krizi ve yükselen siyasi çıta
Son dönemde kamuoyunda “fon krizi” başlığıyla tartışılan süreç de siyasetin sertleşen dilini daha görünür hale getirdi. Muhalefet cephesi bu tartışmada çıtayı çok yükseltti. Ancak çıta yükseldikçe, iddiaların sağlamlığı ve siyasi tutarlılık da daha fazla sorgulanır hale geliyor.
Bugünün siyasetinde birçok aktör, “ambar da yansın, fare de” anlayışıyla hareket ediyor. Rakibini zayıflatmak isterken kendi zeminini de yıpratıyor. Kendi tabanını konsolide etmek isterken güven duygusunu tüketiyor.
Türk milleti bu tabloya nasıl karşılık verecek, bunu ilk seçimde göreceğiz. Çünkü seçmen yalnızca sözlere değil, niyetlere, geçmişe ve sonuçlara da bakar.
Baba-evlat ilişkisi gerçekten biter mi?
Siyasette kopuşlar bazen gerçek, bazen de sahne düzenidir. Kemal Kılıçdaroğlu ile Cemil Tugay arasındaki ilişkinin tamamen koptuğunu söylemek için henüz erken.
Bana göre bu bağ, bugünkü açıklamalarla bitmeyecek kadar eski ve derin. Kılıçdaroğlu Tugay’a karşı konuşuyor olabilir; ancak bu, siyasi zorunlulukların gereği olarak okunabilir. Gerçek bağların, açıklama metinleriyle kopmadığını siyaset tarihi bize defalarca gösterdi.
Cemil Tugay’ın AK Parti içindeki geleceği, Kılıçdaroğlu’nun bundan sonraki hamleleri ve CHP tabanının vereceği tepki bu tartışmanın yönünü belirleyecek.
Ama şunu not etmek gerekir: Kılıçdaroğlu-Tugay ilişkisi sanıldığı kadar basit bir siyasi kopuş değildir. Kim bu bağın tamamen bittiğini söylüyorsa, yanılabilir.
Yaşayanlar görecek.
Yusuf İnan
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)