Orta Asya’da dengeler yeniden kuruluyor: Küresel güçler yarışta
Çin, ABD, AB, Rusya ve Körfez ülkelerinin Orta Asya ilgisi; enerji, ticaret koridorları, yatırım ve güvenlik ekseninde yeni denge arayışını hızlandırıyor.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
ORTA ASYA — Çin’den ABD’ye, Avrupa Birliği’nden Körfez ülkelerine kadar çok sayıda aktör Orta Asya’daki ekonomik ve stratejik varlığını güçlendirmeye çalışırken bölgede yeni bir güç dengesi şekilleniyor.
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Moskova’nın bölgesel hareket alanı üzerindeki etkileri, Türk devletleri arasındaki kurumsal iş birliğinin güçlenmesi ve alternatif ticaret yollarına duyulan ihtiyaç, Orta Asya’nın uluslararası siyasetteki önemini artıran başlıca unsurlar arasında bulunuyor.
Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Tacikistan’dan oluşan bölge yaklaşık 80 milyonluk nüfusu, enerji kaynakları, değerli maden rezervleri ve Doğu ile Batı arasındaki stratejik konumuyla küresel aktörlerin uzun vadeli planlarında giderek daha fazla yer alıyor.
Orta Asya’nın ekonomik ve stratejik değeri büyüyor
Orta Asya ülkeleri petrol, doğal gaz, altın ve uranyum başta olmak üzere önemli doğal kaynaklara sahip. Bölgenin denize doğrudan erişiminin bulunmaması ise ulaşım ve lojistik koridorlarını ekonomik rekabetin temel unsurlarından biri hâline getiriyor.
Kaynak metindeki verilere göre 2022’de bölgede en fazla doğrudan yabancı yatırım çeken ülke 6,1 milyar dolarla Kazakistan oldu. Özbekistan 2,53 milyar dolar, Türkmenistan yaklaşık 1 milyar dolar, Kırgızistan yaklaşık 300 milyon dolar ve Tacikistan yaklaşık 170 milyon dolar yatırım çekti.
Özbekistan’da 2017 sonrasında başlayan reformlarla yabancı yatırımların altı yıllık dönemde önemli ölçüde arttığı belirtilirken, Orta Asya’daki e-ticaret hacminin 2028’de 66 milyar doların üzerine çıkabileceğine ilişkin beklentiler de bölgenin ekonomik potansiyelini güçlendiriyor.
Türkiye açısından da bölge giderek büyüyen bir pazar. Yazıda aktarılan verilere göre Türkiye’nin Orta Asya ülkelerine ihracatı 2022’de yaklaşık %30 artarak 12 milyar dolar seviyesine ulaştı.
Orta Koridor enerji ve ticaret rekabetinin merkezinde
Orta Asya’nın önemini artıran başlıca unsurlardan biri, Çin’den Avrupa’ya uzanan kara ve demir yolu güzergâhları.
Kazakistan petrolünün Batı pazarlarına taşınmasında Trans-Hazar güzergâhı olarak da bilinen Orta Koridor ön plana çıkıyor. Avrupalı kuruluşların bu güzergâhın geliştirilmesi için yaklaşık 1,5 milyar avroluk yatırım planladığı belirtiliyor.
Koridorun stratejik değeri yalnızca ticaret hacmiyle sınırlı değil. Rusya üzerinden geçen geleneksel taşıma hatlarına alternatif oluşturması, enerji ve mal akışının farklı güzergâhlara dağıtılmasına imkân veriyor.
Türk cumhuriyetlerinin Doğu-Batı ticaret yollarının merkezinde bulunması Türkiye açısından da önemli bir avantaj sağlıyor. Alternatif demir yolları, kara yolları ve lojistik merkezlerin geliştirilmesi, bölgedeki ekonomik rekabetin önümüzdeki dönemde de ulaşım altyapısı üzerinden devam edeceğini gösteriyor.
Çin C+C5 formatıyla bölgesel etkisini genişletiyor
Orta Asya’da ortaya çıkan yeni diplomasi modellerinin en dikkat çekicilerinden biri Çin’in geliştirdiği C+C5, yani Çin + beş Orta Asya ülkesi formatı.
18-19 Mayıs 2023’te düzenlenen liderler zirvesinde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping; Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan liderleriyle bir araya geldi.
Zirve, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonraki dönemde Çin ile Orta Asya devlet başkanlarının bu formatta düzenlediği önemli toplantılardan biri olarak öne çıktı.
Çin’in bölgeye ilgisi yalnız diplomatik değil. Yazıda yer alan verilere göre Çin’in 2023’te Orta Asya’ya ihracatı 62,3 milyar dolara ulaştı. Pekin aynı zamanda enerji, ulaşım, tarım ve su yönetimi projelerinde önemli bir finansman kaynağı konumunda.
Özellikle Çin’den Avrupa’ya uzanan ticaret yollarının güvenliği, Orta Asya’yı Pekin açısından yalnızca bir pazar değil, stratejik bir geçiş bölgesi hâline getiriyor.
AB ve Almanya enerji güvenliği için bölgeye yöneliyor
Çin’in ardından Avrupa Birliği de Orta Asya devletleriyle üst düzey diyaloğunu yoğunlaştırdı.
2-3 Haziran 2023’te Kırgızistan’ın Çolpon-Ata kentinde gerçekleştirilen AB-Orta Asya zirvesinde ekonomik iş birliği, güvenlik ve taraflar arasındaki uzun vadeli ilişkiler ele alındı.
Avrupa tarafı, Orta Asya ile ortaklığın geliştirilmesi için bir yol haritası hazırlanması konusunda da girişimlerde bulundu.
Almanya ise 29 Eylül 2023’te beş Orta Asya ülkesinin liderini ağırlayarak bölgeyle ilişkilerini farklı bir seviyeye taşıdı.
Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında enerji tedarik kaynaklarını çeşitlendirmeye çalışan Almanya açısından özellikle Kazakistan öne çıktı. Kazak petrolünün Schwedt rafinerisine ulaştırılması ve yeşil hidrojen projeleri, Berlin’in bölgedeki ekonomik ilgisinin temel başlıklarından biri oldu.
Almanya ile C5 ülkeleri arasında ekonomi, enerji, doğal kaynaklar, iklim ve çevre alanlarında stratejik bölgesel ortaklık kurulmasının gündeme gelmesi de Avrupa’nın Orta Asya’yı yalnız kısa vadeli bir enerji alternatifi olarak görmediğini ortaya koyuyor.
ABD ve Körfez ülkeleri C5 formatlarına katılıyor
Orta Asya’da C5 tabanlı diplomasi yalnız Çin ve Avrupa ile sınırlı değil.
ABD Başkanı Joe Biden, 20 Eylül 2023’te Birleşmiş Milletler toplantıları sırasında Orta Asya liderleriyle C5+1 formatında bir araya geldi.
Bu formatın temelleri 2015 yılında dönemin ABD Dışişleri Bakanı John Kerry döneminde atılmıştı. 2023 zirvesiyle birlikte ekonomik iş birliği, siber güvenlik, terörizmle mücadele, yasa dışı göç ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi konular yeniden üst düzey gündeme taşındı.
Körfez ülkeleri de benzer biçimde bölgedeki varlığını artırıyor.
Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani’nin Haziran 2023’te Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Kazakistan’a gerçekleştirdiği ziyaretlerde enerji, turizm ve eğitim alanlarında anlaşmalar yapıldı.
Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde Temmuz 2023’te gerçekleştirilen KİK+C5 zirvesi ise Körfez ülkeleriyle Orta Asya arasında ortak ekonomik ve kurumsal mekanizmaların geliştirilmesine yönelik yeni bir platform oluşturdu.
Rusya bölgedeki etkisini korumaya çalışıyor
Rusya, Çin ve Batılı aktörlerin artan ilgisine karşı Orta Asya’daki geleneksel siyasi ve ekonomik etkisini korumaya çalışıyor.
2023’te gerçekleştirilen Bağımsız Devletler Topluluğu toplantılarında Moskova’nın Rus dili, bölgede yaşayan Rus nüfusu, ekonomik entegrasyon ve gümrük birliği konularını yeniden ön plana çıkardığı görüldü.
Rusya ile Çin, Orta Asya ülkelerinin en önemli ticaret ortakları arasında bulunmaya devam ediyor.
Kaynak metne göre Rusya’nın beş Orta Asya devletiyle ticaret hacmi 2022’de bir önceki yıla kıyasla %15 artarak 42 milyar dolara çıktı. Avrasya ekonomik entegrasyon mekanizmaları da Rusya’nın bölgedeki ekonomik etkisinin temel araçları arasında yer alıyor.
Bununla birlikte Ukrayna Savaşı sonrasında Çin, AB, ABD, Türkiye ve Körfez ülkelerinin bölgede daha aktif hâle gelmesi, Moskova’nın geçmişteki kadar tek merkezli bir etki alanı oluşturmasını güçleştiriyor.
Türk Devletleri Teşkilatı yeni denklemin önemli aktörü
Orta Asya’daki değişimin Türkiye açısından önemli boyutlarından biri Türk Devletleri Teşkilatı’nın giderek daha kurumsal bir yapıya dönüşmesi.
3 Kasım 2023’te Astana’da gerçekleştirilen 10. Liderler Zirvesi’nde, daha önce kabul edilen 2040 Vizyon Belgesi doğrultusunda iş birliğinin somutlaştırılması ele alındı.
Ulaştırma, ticaret, enerji, kültür ve siyasi koordinasyon alanlarında atılan adımlar, Türk cumhuriyetleri arasındaki ilişkilerin yalnız söylem düzeyinde kalmadığını gösteriyor.
Türkiye açısından Orta Koridor’un geliştirilmesi, bölgeyle ticaret hacminin büyütülmesi ve Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesindeki entegrasyonun ilerletilmesi birbirini tamamlayan stratejik başlıklar olarak öne çıkıyor.
Yeni dengede istikrar ve güvenlik belirleyici olacak
Orta Asya’nın önündeki en önemli sorunlardan biri, artan ekonomik ilginin siyasi ve güvenlik riskleriyle birlikte gelişmesi.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bağımsızlığını kazanan bölge ülkeleri, yeni devlet ve ekonomi modelleri oluştururken aynı zamanda dış güçler arasındaki rekabeti yönetmek durumunda kaldı.
Cengiz Buyar’ın değerlendirmesine göre uzun vadeli yatırımlar açısından en önemli ihtiyaçlardan biri öngörülebilirliğin artırılması. Bu nedenle yatırımcı ülkeler ve şirketler çoğu zaman kapsamı, süresi ve şartları daha açık olan proje bazlı iş birliklerine yöneliyor.
Güvenlik tarafında ise Afganistan’daki gelişmeler Orta Asya başkentlerinde yakından izleniyor. Özellikle Tacikistan ve Özbekistan sınırlarına yakın bölgelerde faaliyet gösteren silahlı gruplara ilişkin endişeler, güvenlik politikalarının temel başlıklarından biri olmaya devam ediyor.
Rusya da Afganistan kaynaklı güvenlik risklerini bölgedeki askerî ve siyasi varlığının gerekçelerinden biri olarak öne çıkarıyor.
Ortaya çıkan tablo, Orta Asya’nın yalnız Rusya ile Çin arasında paylaşılan geleneksel bir nüfuz alanı olmaktan çıktığını gösteriyor. Çin, ABD, Avrupa Birliği, Körfez ülkeleri, Türkiye ve Rusya; enerji, finansman, lojistik, güvenlik ve diplomasi üzerinden aynı coğrafyada giderek daha görünür biçimde rekabet ediyor.
Bölge devletlerinin önündeki temel mesele ise bu rekabeti kendi ekonomik kalkınmaları için fırsata dönüştürürken herhangi bir güce aşırı bağımlı hâle gelmeden siyasi istikrarı, güvenliği ve öngörülebilirliği koruyabilmek olacak.
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)