CHP’de bitmeyen koltuk kavgası: Siyasetçiler neden kaçıyor?
CHP’nin yıllardır devam eden liderlik mücadeleleri, seçmen güvenini aşındırırken belediye başkanları ve milletvekillerini de partiden uzaklaştırıyor.

Yusuf İnan
Gazeteci, Yazar |Siyasi & Stratejik Analist
ANKARA, TÜRKİYE — CHP’den ayrılan belediye başkanlarına ve milletvekillerine kızmadan önce, partinin yıllardır neden güvenli bir siyasi yuva üretemediğini ve sürekli koltuk mücadeleleriyle anıldığını sorgulamak gerekiyor.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Türk milleti CHP’ye çok büyük bir fırsat verdi. CHP, uzun yılların ardından ülke genelinde birinci parti konumuna yükseldi; İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere Türkiye’nin en önemli şehirlerinde seçmenin yetkisini aldı. Bu sonuç, muhalefete verilmiş açık çek değil, “Kendinizi gösterin, Türkiye’yi yönetmeye hazır olduğunuzu kanıtlayın” mesajıydı.
Peki CHP bu fırsatı ne yaptı?
Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve dış politika sorunlarına güçlü çözümler üretmek yerine yine kendi içine döndü. Genel başkanlık koltuğu, parti içindeki grupların hesaplaşma alanına dönüştü. Seçmen çözüm beklerken CHP kendi yöneticileriyle, eski yöneticileriyle ve yeni parti kuran kadrolarıyla uğraşmaya başladı.
Son çeyrek asrın değişmeyen konusu: Genel başkanlık koltuğu
CHP’nin son çeyrek asrına bakıldığında farklı dönemlerde farklı isimler görülüyor ancak temel tartışma büyük ölçüde değişmiyor.
Bir dönem bütün siyaset Deniz Baykal’ın genel başkanlığı ve ona karşı oluşan parti içi muhalefet etrafında şekillendi. Baykal’ın 2010’daki istifasının ardından Kemal Kılıçdaroğlu dönemi başladı. Kılıçdaroğlu yaklaşık 13 yıl boyunca CHP’yi yönetti; bu yıllarda seçim sonuçlarından çok, genel başkanın değişip değişmeyeceği ve kimin aday olacağı tartışıldı.
2023’te Özgür Özel’in genel başkan seçilmesi de tartışmayı bitirmedi. Bu defa Kılıçdaroğlu ile Özel çevresindeki kadroların mücadelesi başladı. Mayıs 2026’daki mahkeme kararıyla Özel’in genel başkanlığı sona erdirildi, Kılıçdaroğlu yeniden parti yönetimine getirildi. Ardından Özel ve 90 milletvekili CHP’den ayrılarak YENİ Parti’yi kurdu.
İsimler değişti, kavga değişmedi.
Baykal dönemi, Kılıçdaroğlu dönemi, Özel dönemi…
CHP tabanı yıllardır aynı oyunu farklı oyuncularla izliyor. Sahnenin ortasında Türkiye’nin meseleleri değil, genel başkanlık koltuğu bulunuyor.
Türkiye’nin sorunları beklerken CHP kendi iç savaşını konuşuyor
Türkiye yüksek hayat pahalılığıyla, konut sorunuyla, gençlerin işsizliğiyle, emeklilerin geçim sıkıntısıyla, eğitimde fırsat eşitsizliğiyle ve küresel krizlerle mücadele ediyor.
CHP’nin görevi bu sorunlara uygulanabilir çözümler üretmek, topluma güven vermek ve iktidara hazır bir kadro görüntüsü oluşturmaktır.
Ancak kamuoyunun önüne çıkan manzara çoğu zaman bunun tam tersidir.
Kim genel başkan olacak?
Hangi belediye başkanı kimin yanında?
Hangi milletvekili Kılıçdaroğlu’nu, hangisi Özel’i destekliyor?
Kim CHP’de kalacak, kim YENİ Parti’ye geçecek?
Hangi belediye başkanı AK Parti’ye katılacak?
Türkiye’nin gündemi CHP’nin iç meselesine, CHP’nin iç meselesi de Türkiye’nin gündemine dönüştürüldü.
Siyasetçinin görevi vatandaşın derdini gündeme taşımaktır. Fakat CHP’de vatandaşın derdi, koltuk tartışmalarının arasında görünmez hâle geldi.
Ülkenin CHP’den daha büyük sorunları var. Türk milleti, bir siyasi partinin yıllardır çözemediği genel başkanlık kavgasını sürekli izlemek zorunda değil.
Kim sürekli kavganın olduğu bir yapıda siyaset yapmak ister?
CHP’den ayrılan belediye başkanları ve milletvekilleri hemen “vefasızlık”, “ihanet” veya “kişisel çıkar” üzerinden suçlanıyor.
Elbette bir siyasetçinin seçildiği partiden ayrılması sorgulanmalıdır. CHP’nin oylarıyla seçilen bir kişinin daha sonra başka bir partiye geçmesi, seçmene karşı siyasi ve ahlaki sorumluluk doğurur.
Ancak madalyonun diğer tarafına da bakmak gerekiyor.
Kim sürekli huzursuzluğun yaşandığı bir yapıda siyaset yapmak ister?
Kim yıllarca genel başkan adaylarının gladyatörler gibi savaştığı bir arenada taraf seçmek zorunda kalmak ister?
Bir belediye başkanı şehrinin ulaşımıyla, altyapısıyla, bütçesiyle ve kentsel dönüşümüyle ilgilenmek isterken parti genel merkezindeki bitmeyen hesaplaşmanın parçası yapılırsa ne kadar verimli çalışabilir?
Bir milletvekili ülke meseleleri hakkında siyaset üretmek yerine her gün hangi genel başkanın yanında duracağını açıklamak zorunda kalırsa ne kadar süre dayanabilir?
Bana göre CHP’li belediye başkanları ve milletvekillerinin bir bölümü yalnız siyasi gelecek hesabı yapmıyor. Aynı zamanda yıllardır devam eden kavgalardan, gruplaşmalardan ve güvensizlik ortamından yoruluyor.
İnsanlar huzurlu bir liman arıyor.
CHP ise kendisinden ayrılan herkese kızarken, neden kimseye huzurlu bir siyasi liman sunamadığını sorgulamıyor.
2024’te verilen seçmen kredisi değerlendirilemedi
CHP’nin 2024 yerel seçimlerindeki başarısı tarihî bir fırsattı. Seçmen yalnız belediyeleri teslim etmedi; CHP’ye iktidar alternatifi olabileceğini gösterme imkânı verdi.
Partinin yapması gereken, yönettiği belediyelerde liyakatli kadrolar kurmak, kamu kaynaklarını şeffaf kullanmak, çalışanların haklarını korumak ve kriz dönemlerinde vatandaşın yanında bulunmaktı.
Bunun yerine bazı belediyeler maaş krizleri, yönetim tartışmaları ve kamuoyunda tepki uyandıran görüntülerle gündeme geldi. Parti yönetimi de bu sorunları cesaretle ele almak yerine çoğu zaman savunmaya geçti veya eleştirileri iktidar propagandası olarak değerlendirdi.
CHP, halkın verdiği krediyi yalnız seçim sonucu olarak gördü. Oysa kredi geri ödenmesi gereken bir güvendir.
Seçmen “Size oy verdim, artık ne yaparsanız yapın” demedi.
“Size fırsat verdim, bu fırsata layık olun” dedi.
CHP’nin tam olarak anlayamadığı nokta budur.
YENİ Parti gerçekten yeni mi?
Özgür Özel’in kurduğu YENİ Parti, mahkeme kararıyla yaşanan yönetim krizinin ardından doğdu. Yeni oluşum 90 milletvekiliyle siyaset sahnesine çıktı ve kısa sürede en büyük muhalefet grubu hâline geldi.
Fakat yeni bir tabela, yeni bir siyaset anlamına gelmez.
YENİ Parti, CHP’nin yıllardır devam eden kadro mücadelelerini, kişisel hesaplarını ve lider merkezli siyaset anlayışını yanında taşıyacaksa yalnızca eski CHP’nin başka isimle devamı olur.
Özgür Özel’in partiden ayrılması, CHP içindeki kavganın sona erdiğini göstermedi. Tam tersine kavga iki ayrı partiye yayıldı.
Bir tarafta Kılıçdaroğlu’nun CHP’si, diğer tarafta Özel’in YENİ Partisi…
Her iki yapı da ülkenin sorunlarından çok birbirinin meşruiyetini tartışırsa seçmen neden bunlardan birine Türkiye’nin mührünü versin?
Türk milleti yeni isimler değil, yeni bir siyasi anlayış bekliyor.
Halk da siyasetçiler gibi CHP’den uzaklaşıyor
CHP’den ayrılanları yalnız belediye başkanları ve milletvekilleriyle sınırlı görmemek gerekir. Asıl önemli uzaklaşma seçmenin zihninde yaşanıyor.
Türk milleti CHP’ye güvenmediği için yıllardır genel seçimlerde ülkeyi teslim etmiyor. Parti bazı yerel seçimlerde yüksek oy alabiliyor, büyük şehirleri kazanabiliyor; ancak ülke yönetimi söz konusu olduğunda seçmenin önemli bölümü hâlâ geri duruyor.
Bunun nedeni yalnız ideolojik ayrılıklar değildir.
Seçmen, kendi içindeki düzeni sağlayamayan bir partinin ülkeye nasıl düzen vereceğini soruyor.
Genel başkanlık sorununu çözemeyen bir yapı, devletin büyük krizlerini nasıl yönetecek?
Kendi belediye başkanlarını yanında tutamayan bir parti, ülkenin farklı toplumsal kesimlerini nasıl bir arada tutacak?
Her mağlubiyetten sonra yeni bir koltuk kavgasına başlayan kadrolar, zorlu dönemlerde nasıl istikrar sağlayacak?
CHP’nin güven sorunu tam da burada başlıyor.
Seçmen yalnız söylenen sözlere değil, partinin kendi içinde verdiği görüntüye bakıyor. Sürekli kavga eden, bölünen ve birbirini suçlayan bir yapı güven vermiyor.
CHP’den ayrılanlara kızmadan önce aynaya bakılmalı
CHP’li yöneticiler, belediye başkanlarının veya milletvekillerinin başka partilere geçmesine elbette siyasi tepki gösterebilir. Ancak bu tepkiden önce parti kendisine dürüst sorular sormalıdır:
Neden insanlar CHP’de kalmak istemiyor?
Neden her genel başkan değişiminde parti ikiye ayrılıyor?
Neden parti içi rekabet, fikir yarışına değil kişisel savaşa dönüşüyor?
Neden seçmenin verdiği 2024 fırsatı ülke için kapsamlı bir siyaset üretmeye çevrilemedi?
Neden CHP’nin gündemini vatandaşın sorunları değil, CHP’nin kendi sorunları belirliyor?
Bir partide sürekli huzursuzluk varsa insanlar oradan uzaklaşır. Belediye başkanı da uzaklaşır, milletvekili de, sıradan üye de, seçmen de…
Buna kimse şaşırmamalıdır.
CHP’den ayrılan herkesi suçlamak kolaydır. Zor olan, onları kaçıran siyasi iklimle yüzleşmektir.
CHP’nin ihtiyacı yeni bir genel başkan kavgası değil; ülkenin sorunlarını merkeze alan, güvenilir, istikrarlı ve üretken bir siyaset anlayışıdır.
Türk milletinin mührünü almak isteyen bir parti önce kendi içinde güven üretmelidir.
Kendi evinde huzur sağlayamayanların Türkiye’ye huzur vaat etmesi seçmene artık inandırıcı gelmiyor.
Yusuf İnan
YerelGundem.com
Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır.
UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)