CHP’de iç çekişme büyüyor: Milletin gündemi geride kaldı

CHP’de Özel, Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu hattında büyüyen kriz, partinin milletin gündeminden uzaklaştığı eleştirilerini yeniden gündeme taşıdı.

May 24, 2026 - 22:39
Updated: 1 hour ago
0
CHP’de iç çekişme büyüyor: Milletin gündemi geride kaldı
CHP’de iç çekişme büyüyor: Milletin gündemi geride kaldı

Yusuf İnan

Gazeteci |Siyasi & Stratejik Analist

ANKARA, TÜRKİYE — CHP’de yeniden görünür hale gelen liderlik krizi, partinin uzun yıllardır taşıdığı temel sorunu bir kez daha açığa çıkarıyor: milletin gündeminden kopan muhalefet dili, yerini iç hesaplaşmalara bırakıyor.

Bu tablo yalnızca bugünün meselesi değil. CHP, Türkiye’de siyaset yapma iddiasını her dönem “değişim”, “adalet” ve “demokrasi” kavramları üzerinden kurdu; ancak geniş seçmen kitleleri açısından bakıldığında, bu kavramların çoğu zaman parti içi güç mücadelesinin malzemesi haline geldiği görüldü. Bugün Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu ve Ekrem İmamoğlu hattında yaşanan gerilim de aynı siyasi mirasın yeni perdesi olarak okunabilir.

Eski kavga yeni isimlerle sürüyor

CHP’nin yakın tarihi, dışarıya karşı birlik görüntüsü vermeye çalışan fakat içeride farklı kliklerin mücadelesinden kurtulamayan bir yapı ortaya koydu. Deniz Baykal döneminde şekillenen parti içi merkez, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığıyla değişmiş gibi görünse de, partinin refleksleri büyük ölçüde aynı kaldı. Kılıçdaroğlu’nun kaset süreci sonrası genel başkanlığa gelişi, CHP’de yeni bir sayfa beklentisi oluşturdu; ancak bu beklenti, zaman içinde güçlü bir başarı hikayesine dönüşmedi.

AK Parti karşısında üst üste alınan seçim yenilgileri, CHP’nin yalnızca aday tercihleriyle açıklanamayacak daha derin bir temsil krizi yaşadığını gösterdi. Parti, toplumun inanç, kimlik, geçim, adalet ve güvenlik taleplerine kalıcı bir cevap üretmek yerine, çoğu zaman kendi tabanını konsolide etmeye dönük söylemlerle yetindi.

Adalet söylemi neden inandırıcılık sorunu yaşıyor?

CHP’nin en çok kullandığı kavramlardan biri adalet oldu. Fakat bu kavram, geniş toplum kesimlerinin gözünde ancak herkes için savunulduğunda karşılık bulabilir. Partinin geçmişte başörtüsü meselesinde aldığı tutum, muhafazakâr kesimlerin hafızasında hâlâ canlı bir kırılma olarak duruyor. Eğitim hakkı, çalışma hayatı ve kamusal alan üzerinden yaşanan gerilimler, CHP’nin “özgürlükçü” bir çizgiye geçtiği iddiasını zayıflatan tarihsel dosyalar arasında yer alıyor.

Bugün CHP yöneticileri yargı süreçleri, belediyelere dönük operasyonlar ve siyasi baskı iddiaları karşısında sert açıklamalar yapıyor. Ancak seçmenin bir bölümü şu soruyu sormaya devam ediyor: Aynı hassasiyet, geçmişte farklı toplumsal kesimlerin mağduriyetlerinde neden gösterilmedi? Bu soru cevaplanmadan, adalet söyleminin toplumun tamamına ulaşması zor görünüyor.

Eleştiriyi düşmanlık sayan siyaset

CHP’nin bir başka yapısal sorunu, dışarıdan gelen eleştirileri çoğu zaman düşmanlık olarak okumasıdır. Oysa siyaset, yalnız alkışlayanların değil, uyaranların da sesini dinleme sanatıdır. Parti, kendisini eleştiren gazetecileri, yerel yayınları, kanaat sahiplerini ya görmezden geldi ya da baskı aracı olarak dava ve reklam ilişkilerini kullandı iddialarıyla tartışıldı. Bu yaklaşım, partiye kısa vadede rahatlık sağlamış olabilir; fakat uzun vadede hataların büyümesine, yerel yönetimlerde biriken sorunların geç fark edilmesine ve tabanın gerçeklerden kopmasına yol açtı.

Belediyeler üzerinden büyüyen güven tartışması

CHP’nin özellikle büyükşehir belediyeleri üzerinden kurduğu siyasi güç, partinin en önemli dayanaklarından biri oldu. Fakat belediyelerdeki yönetim performansı, aynı zamanda partinin en zayıf halkalarından biri haline geldi. İzmir bunun en çarpıcı örneği olarak öne çıkıyor. Körfez kirliliği, balık ölümleri, altyapı sorunları ve sağanak yağışlarda ortaya çıkan ihmaller, yalnızca yerel yönetim tartışması değil, CHP’nin yönetme kapasitesi açısından da önemli bir sınavdır.

İzmir’de yağmur sırasında elektrik akımına kapılarak iki yurttaşın hayatını kaybetmesi, yerel hizmetlerde denetim, altyapı ve sorumluluk zinciri sorularını sert biçimde gündeme getirdi. Körfez’de yaşanan kirlilik tartışmaları da yıllardır “CHP’nin kalesi” diye anılan bir şehirde, belediyeciliğin neden örnek bir modele dönüşemediğini sorgulattı.

İmamoğlu dosyası ve parti içi hesap

Ekrem İmamoğlu’nun cezaevinde olması, CHP açısından yalnızca hukuki bir süreç değil, aynı zamanda liderlik denkleminde derin bir kırılmadır. İmamoğlu, İstanbul zaferleriyle CHP içinde farklı bir siyasi merkez oluşturdu. Ancak bu merkez, partinin geleneksel kadrolarıyla hiçbir zaman tam bir uyum yakalayamadı. Bu nedenle İmamoğlu’nun yaşadığı süreci yalnızca iktidar-muhalefet çatışması üzerinden okumak eksik kalır; CHP içindeki güç dengeleri de bu fotoğrafın parçasıdır.

Eleştirel bakışa göre İmamoğlu, kendi siyasi yolunu kurmak yerine CHP içindeki dengelerden medet umdu. Oysa CHP’nin derin yapısı, kendi kontrolü dışında büyüyen hiçbir aktöre kolay kolay tam alan açmaz. Bugün gelinen noktada İmamoğlu’nun mağduriyet dili CHP tabanında karşılık bulsa da, bu durum partinin gerçek bir iktidar programı ürettiği anlamına gelmiyor.

Özgür Özel’in çıkmazı

Özgür Özel, genel başkanlık koltuğuna “değişim” iddiasıyla oturdu. Ancak bugün karşı karşıya olduğu kriz, değişimin yalnızca lider değişimiyle sınırlı kalmasının bedelini gösteriyor. Kılıçdaroğlu döneminin politikalarında yer alan, o dönemin karar süreçlerinden bütünüyle bağımsız olmayan bir ismin, bugün bütün faturayı eski genel başkana kesmesi siyasi açıdan ikna edici görünmüyor.

Mitingler, sert açıklamalar ve sembolik çıkışlar CHP tabanını canlı tutabilir. Fakat bu enerji, ekonomik sıkıntı yaşayan, adalet arayan, çocuğuna gelecek kurmak isteyen, şehirlerinde güvenli ve kaliteli hizmet bekleyen seçmen için somut bir çözüme dönüşmediği sürece sınırlı kalır. Siyaset yalnızca meydan coşkusuyla değil, güven veren kadro ve uygulanabilir programla yapılır.

AK Parti açısından avantajlı tablo

CHP’nin iç gerilimleri, iktidar açısından ciddi bir siyasi avantaj üretiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefetin kendi enerjisini iç mücadeleye harcadığı bir ortamda, sahadaki tartışmayı uzaktan izleme imkânı buluyor. CHP’nin her krizi “mağduriyet” başlığı altında büyütmesi, kısa vadede tabanı konsolide edebilir; ancak uzun vadede kararsız seçmene “ülkeyi yönetebilir mi?” sorusunu sordurur.

AK Parti açısından en büyük nimet, karşısında güçlü bir alternatif programdan çok, kendi içinde kavga eden bir muhalefet görüntüsünün bulunmasıdır. Bu görüntü, CHP’nin yerel yönetimlerdeki tartışmalı performansıyla birleştiğinde iktidarın elini daha da güçlendiriyor.

Milletin gündemi nerede duruyor?

Türkiye’de seçmenin gündemi açıktır: geçim sıkıntısı, adalet beklentisi, güvenli şehirler, eğitim, sağlık, işsizlik ve gelecek kaygısı. CHP ise bu başlıklarda topluma umut verecek bütünlüklü bir hikâye yazmakta zorlanıyor. Partinin enerjisi, çoğu zaman kurultay, adaylık, belediye dosyaları ve liderlik kavgası arasında tükeniyor.

CHP, Atatürk’ün kurduğu parti olma iddiasını sık sık hatırlatıyor; fakat tarihsel miras tek başına siyasi meşruiyet üretmez. Bir parti, ancak milletin derdini kendi iç hesaplarının önüne koyarsa iktidar alternatifi olabilir. Bugünkü CHP görüntüsü ise bunun tersini söylüyor: İçeride kavga, dışarıda mağduriyet dili, sahada ise eksik kalan belediyecilik performansı.

Sonuçta CHP’nin temel sorunu yalnızca Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu veya Ekrem İmamoğlu değildir. Sorun, Türk milletinin gündemine temas edemeyen, eleştiriyi düşmanlık sayan, hesaplaşmayı yenilenme zanneden siyasi akıldır. Bu akıl değişmeden CHP’nin geniş kitlelere güven vermesi zor görünmektedir. Çünkü sandık, slogan kadar hafızayı da ölçer; millet, kendisini önceleyen siyaset ile kendisini araçsallaştıran siyaseti ayırır.

Yusuf İnan

www.yerelgundem.com

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com, Yerelgundem.com ve SiyasetinSesi.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Yerel Gündem

Editör Masası| YerelGundem.com Türkiye ve küresel siyasetin ve uluslararası ilişkilerin nabzını tutan Yerel Gündem, Türkiye ve dünya gündemindeki en etkili ve alışılagelmişin dışındaki haberleri titiz bir veri doğrulama süreciyle raporlar. Entelektüel bir derinliğe sahip köşe yazılarımız ve stratejik öngörülerimizle, bilginin dürüstlükle buluştuğu noktada dünya siyasetine projektör tutuyoruz.

Yorumlar (0)

User