CHP için kriz değil fırsat: Eski yapıdan yeni halk partisine geçiş zamanı

CHP’de mutlak butlan tartışması, yolsuzluk soruşturmaları ve parti içi kriz, gerçek bir yenilenme için fırsata dönüşebilir.

Jun 06, 2026 - 10:34
0
CHP için kriz değil fırsat: Eski yapıdan yeni halk partisine geçiş zamanı
CHP için kriz değil fırsat: Eski yapıdan yeni halk partisine geçiş zamanı

Yusuf İnan

Gazeteci |Siyasi & Stratejik Analist

CHP’de esen sert rüzgârlar, mutlak butlan tartışmaları, parti içi bölünme ihtimali ve belediyelere yönelik yolsuzluk soruşturmaları ilk bakışta büyük bir kriz gibi görünüyor ama bazen siyasi partiler için en büyük krizler, en büyük yenilenme fırsatlarını da içinde taşır.

Bugün CHP’nin önünde iki yol var. Ya eski yapısının bütün hastalıklarını sahiplenerek dar bir kadro partisinin savunma refleksine kapanacak ya da bu sarsıntıdan ders çıkararak, üzerindeki prangaları kırıp Türk milletinin tamamını kucaklayacak yeni bir halk partisine dönüşecek.

Bence CHP için asıl mesele isimler değil, zihniyettir. Kemal Kılıçdaroğlu misyonunu tamamlamıştır. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu çevresi ise şimdilik yalnızca alternatifsizlikten dolayı hareketli görünmektedir. Fakat bu hareketlilik, CHP’yi gerçek anlamda milletle buluşturacak bir yenilenme anlamına gelmiyor. Çünkü sorun sadece genel başkan değişimi değildir. Sorun, CHP’nin yıllardır taşıdığı yönetim anlayışıdır.

CHP için kriz değil, yenilenme fırsatı

Mutlak butlan tartışmaları ve parti içindeki meşruiyet kavgası, CHP’nin yıllardır üstünü örttüğü yapısal sorunları görünür hale getirdi. Bu süreç, eğer doğru okunursa CHP için bir tasfiye değil, bir arınma fırsatı olabilir.

CHP bugüne kadar çoğu zaman kendi tabanının belli kesimlerini memnun etmeye çalışan, fakat Türkiye’nin geniş sosyolojisiyle gerçek bağ kurmakta zorlanan bir çizgide kaldı. Kendi seçmeni dışındaki kitlelerle konuşmak yerine, onları çoğu zaman küçümseyen bir siyasi dil tercih edildi.

Oysa Türkiye’de iktidar olmak isteyen bir parti yalnızca kendi mahallesine seslenemez. Türk milletinin tamamına güven vermek zorundadır. Emekliye, işçiye, esnafa, memura, çiftçiye, muhafazakâra, milliyetçiye, Kürt vatandaşına, Alevi’ye, Sünni’ye, gençlere ve kadınlara aynı samimiyetle yaklaşamayan bir siyasi yapı iktidar yürüyüşü yapamaz.

CHP bugün bu gerçeği görmek zorundadır.

Belediyelerdeki tablo seçmenin sabrını zorluyor

CHP’nin en büyük imtihanlarından biri yerel yönetimlerdir. Çünkü CHP uzun yıllardır birçok büyükşehirde ve ilçede belediye yönetiyor. Dolayısıyla artık sadece muhalefet söylemiyle siyaset yapma lüksü yoktur. Belediyelerdeki başarı ya da başarısızlık doğrudan CHP’nin hanesine yazılmaktadır.

İzmir merkezli bir gazeteci ve yazar olarak yıllardır CHP’li belediyelerdeki sorumsuzluklara, savurganlıklara, kamu kaynaklarının kullanımındaki tartışmalı uygulamalara ve yönetim zafiyetlerine yakından şahit oldum. Personel maaşlarını ödemekte zorlanan belediyelerin, temsil ve tanıtım harcamalarında aynı hassasiyeti göstermemesi kamu vicdanını yaralıyor.

Bir belediye başkanının personel maaşları gündemdeyken yurt dışında tatil görüntüsü vermesi, toplumun sinir uçlarıyla oynamaktır. Türkiye büyük acılar yaşarken, depremle sarsılmışken, siyasi aktörlerin lüks ve keyif görüntüleri vermesi de aynı şekilde halkta derin bir kopuş meydana getirir.

Halk, kendisi sıkıntı içindeyken yöneticilerin rahatına bakmasını affetmez. Hele bunu “halkçılık” iddiasındaki bir siyasi gelenek yapıyorsa hiç affetmez.

Yolsuzluk iddialarına sadece siyasi gözle bakılamaz

Elbette yargı süreçlerinde herkes için masumiyet karinesi esastır. Kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan kimse suçlu ilan edilemez. Ancak belediyelere yönelik yolsuzluk soruşturmalarını sadece “siyasi operasyon” diyerek geçiştirmek de doğru değildir.

CHP, gerçekten yenilenmek istiyorsa önce kendi belediyelerindeki iddialara cesaretle bakmalıdır. Kamu kaynakları nasıl kullanıldı? İhaleler şeffaf mıydı? Temsil ve tanıtım giderleri gerçekten kamu yararına mı harcandı? Belediyeler neden borç batağına sürüklendi? Personel maaşı ödenemezken hangi kalemlere kaynak ayrıldı?

Bu sorulara dürüst cevap verilmeden “biz temiziz, herkes bize karşı” demek, toplumu ikna etmez.

Hatta şunu daha açık söylemek gerekir: Yargı geriye dönük biçimde İzmir’i de ciddi şekilde mercek altına alsa, bu CHP için yıkım değil, doğru yönetilirse iktidar yolu açan bir temizlik süreci olabilir. Çünkü millet, kirini saklayan değil, kiriyle yüzleşen siyasi hareketlere güven duyar.

Özgürlük sadece CHP’liler için istenirse samimi olmaz

CHP’nin en büyük çelişkilerinden biri özgürlük meselesidir. İfade özgürlüğü, basın özgürlüğü, adalet ve hukuk talepleri yalnızca CHP’liler için savunulduğunda inandırıcılığını kaybeder.

Ben bunu bizzat yaşamış bir gazeteci ve yazarım. CHP’nin İzmir’de güçlü olduğu dönemde, yazdığım köşe yazıları ve haberler nedeniyle adliyeden evime gidemez hale geldiğim günler oldu. Eleştiriye tahammülü olmayan bir yerel yönetim anlayışıyla karşı karşıya kaldım.

Bu nedenle CHP’nin bugün “ifade özgürlüğü” demesi tek başına yetmez. CHP önce kendi iktidar alanlarında eleştiriye nasıl davrandığını sorgulamalıdır. Gazeteci kendisini eleştirdiğinde dava açan, baskı kuran, dışlayan, kamu gücünü siyasi kalkan gibi kullanan bir anlayış Türkiye’ye özgürlük vaat edemez.

Özgürlük herkes için istenirse anlamlıdır. Sadece kendi mahallesi için istenirse adı özgürlük değil, imtiyaz talebi olur.

Eski CHP’den yeni halk partisine geçiş

Bugün CHP demek yerine belki de “yeni halk partisi” ihtiyacını konuşmak daha doğrudur. Çünkü mevcut yapı, kendi tarihi bagajları, hizipleri, çıkar çevreleri, belediye düzenleri ve iç iktidar kavgalarıyla artık topluma umut vermekte zorlanıyor.

CHP, eğer içinden gerçek bir halk partisi çıkarabilirse, Türkiye siyasetinde yeni bir sayfa açabilir. Bunu geçmişte Başkan Recep Tayyip Erdoğan başarmıştı. Eski siyasal kalıpları aşarak, halkın farklı kesimlerini aynı potada buluşturan yeni bir siyasi dil kurdu ve iktidara yürüdü.

CHP’nin de bugün benzer bir cesarete ihtiyacı var. Eski ezberlerden, kapalı devre kadrolardan, seçkinci dilden, belediye rant düzenlerinden ve yalnızca kendi tabanını gözeten anlayıştan kopmadan iktidar yolu açılmaz.

Halkın partisi olmak, sadece parti adında “halk” kelimesi taşımakla olmaz. Halkın derdiyle dertlenmekle olur.

CHP seçmeni de bu tabloyu kabul etmiyor

CHP seçmeni sanıldığından daha akıllı ve daha vicdanlıdır. Belediyelerdeki savurganlığı, iç kavga görüntülerini, halktan kopuk yönetici profillerini, yalnızca kendi çevresini düşünen siyasi dili görüyor.

CHP seçmeni de adalet istiyor, ama sadece CHP’liler için değil herkes için. Refah istiyor, ama sadece kendi mahallesi için değil bütün Türkiye için. Özgürlük istiyor, ama yalnızca parti yöneticileri için değil bütün vatandaşlar için.

Eğer CHP yönetimleri bunu anlayamazsa, kendi seçmeniyle bile arasındaki mesafe büyür.

Bugün parti içindeki kriz aslında tabanın da yıllardır içinde biriktirdiği rahatsızlıkların dışa vurumudur. Halktan kopuk, kendini denetlemeyen, eleştiriyi düşmanlık gören, kamu kaynaklarını hoyratça kullanan bir siyaset anlayışının sürdürülebilirliği yoktur.

Sonuç: Türk milletini kucaklamayan iktidar olamaz

CHP’nin önündeki soru çok nettir: Eski CHP mi devam edecek, yoksa içinden gerçekten yeni bir halk partisi mi doğacak?

Eğer CHP bu süreçten ders çıkarır, yolsuzluk iddialarına karşı açık ve şeffaf durur, belediyelerde hesap verebilirliği esas alır, ifade özgürlüğünü herkes için savunur, Türk milletinin tamamını kucaklayan yeni bir siyasi dil kurarsa şansı vardır.

Ama eski alışkanlıklar devam ederse, parti içi kavgalar yalnızca koltuk mücadelesine dönüşürse, halkın acıları karşısında duyarsız görüntüler sürerse, belediyelerdeki savurganlık sorgulanmazsa CHP için gelecek çok parlak görünmez.

Türk milletini kucaklamayan bir siyasi anlayış iktidar olamaz. Kendi mahallesine adalet, kendi çevresine refah, kendi kadrosuna özgürlük isteyen bir parti Türkiye’nin tamamına umut veremez.

CHP’nin bugün yaşadığı sarsıntı belki de son büyük fırsatıdır. Eski yapıyı terk edip gerçekten milletin partisi olursa yürür. Aksi halde tarih, CHP’yi değişim fırsatını kaçıran bir parti olarak yazacaktır.

Yusuf İnan

www.yerelgundem.com

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com, Yerelgundem.com ve SiyasetinSesi.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Yerel Gündem

Editör Masası| YerelGundem.com Türkiye ve küresel siyasetin ve uluslararası ilişkilerin nabzını tutan Yerel Gündem, Türkiye ve dünya gündemindeki en etkili ve alışılagelmişin dışındaki haberleri titiz bir veri doğrulama süreciyle raporlar. Entelektüel bir derinliğe sahip köşe yazılarımız ve stratejik öngörülerimizle, bilginin dürüstlükle buluştuğu noktada dünya siyasetine projektör tutuyoruz.

Yorumlar (0)

User