Davutoğlu doğru kararı verdi, sıra Cemil Tugay’ın İzmir kararında

Ahmet Davutoğlu’nun siyasetten çekilmesini yerinde bulan bu yazı, Cemil Tugay’ın siyasi tercihini İzmir’in hizmet ve kalkınma ihtiyaçları üzerinden tartışıyor.

29.07.2026 - 23:55
Updated: 29 minutes ago
0
Davutoğlu doğru kararı verdi, sıra Cemil Tugay’ın İzmir kararında

Yusuf İnan

Gazeteci, Yazar |Siyasi & Stratejik Analist

İZMİR / TÜRKİYE — Ahmet Davutoğlu’nun parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sona erdirme kararı gecikmiş, fakat doğru bir karardır.

Şimdi benzer ölçüde önemli bir kararın eşiğinde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay bulunuyor.

Bu iki siyasi dosya ilk bakışta birbirinden farklı görünebilir. Oysa ortak noktaları aynıdır: Siyasette kişisel bağlılıklar ve geçmiş hesaplar mı belirleyici olacak, yoksa toplumun önündeki gerçekler mi?

Davutoğlu, yaptığı açıklamada, “kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak” amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldıklarını duyurdu. Bunun siyasetten tamamen vazgeçmek olmadığını, çalışmalarını düşünce, eğitim, bilim, kültür, diplomasi ve ekonomi gibi alanlarda sürdüreceğini de belirtti.

Bence Davutoğlu açısından doğru yol zaten buydu.

Davutoğlu neden doğru karar verdi?

Birkaç yıl önce Davutoğlu’nun aktif siyasetten çekilmesi, akademik hayata dönmesi veya bir düşünce kuruluşu üzerinden ülkeye katkı sunması gerektiğini yazmıştım.

Çünkü siyasette ısrar etmek her zaman mücadele anlamına gelmez. Bazen toplumda karşılığı kalmayan bir siyasi projeyi sürdürmek, o projeye inanan insanların ümidini tüketir.

Ahmet Davutoğlu; başbakanlık ve dışişleri bakanlığı yapmış, önemli bir akademik birikime sahip bir isimdi. Ancak AK Parti’den ayrıldıktan sonra kurduğu Gelecek Partisi, beklenen toplumsal karşılığı oluşturamadı.

Milliyetçi sağdan doğan bazı siyasi hareketler kısa sürede görünürlük kazanırken AK Parti’den ayrılan Gelecek ve DEVA partileri benzer bir halk desteği üretemedi.

Ali Babacan, ekonomi yönetimindeki geçmişi sayesinde dünyanın tanıdığı bir isimdi. Türkiye’nin güçlü ekonomi kadrolarına ihtiyaç duyduğu bir dönemde parti kurdu; fakat teknik birikimini sürekli, etkili ve halka temas eden bir siyasi harekete dönüştüremedi.

Davutoğlu’nun işi daha da zordu. Başbakanlığı döneminden kalan tartışmalar, AK Parti seçmeninin hafızasındaki kırgınlıklar ve muhalefet seçmeninin kendisine duyduğu mesafe, hareket alanını başından itibaren sınırladı.

CHP listelerinden sağlanan milletvekilliği kontenjanları da bu partilerin kendi seçmen tabanlarını oluşturmalarına yetmedi.

Siyasette başkasının listesinden Meclise girmek mümkündür. Fakat kalıcı olmak için toplumun kalbine girmek gerekir.

Davutoğlu nihayet bu gerçekle yüzleşti. İnsanların ümidini daha fazla oyalamamak da siyasi bir erdemdir.

Selçuk Özdağ’ın sabrı ayrıca değerlendirilmeli

Bu süreçte Selçuk Özdağ’ın tavrı da not edilmelidir.

Özdağ, siyasi tecrübesi, teşkilatçılığı ve sahadaki çalışmalarıyla Gelecek Partisi’nin en görünür isimlerinden biri oldu. Parti içindeki sorunlara rağmen ani bir tepkiyle başka bir siyasi yapıya geçmedi.

Davutoğlu’nun kararının ardından Özdağ, Gelecek Partisi’nin dört milletvekilinin herhangi bir partiye geçmeden bağımsız kalacağını ve Yeni Yol Grubu içinde çalışmalarını sürdüreceğini açıkladı.

Siyasette hamiyet kadar sabır da önemlidir.

Her kriz çıktığında yeni bir kapı aramak, siyasetçiyi güçlü değil, savrulan bir isim hâline getirir. Davutoğlu’nun çekilme kararı doğruysa, geride kalan milletvekillerinin kendi siyasi geleceklerini sakin biçimde değerlendirmeleri de doğrudur.

Cemil Tugay’ın beklemesi yanlış değil

Gelelim Cemil Tugay’a…

Tugay, CHP’den ayrıldıktan sonra siyasi yoluna bir süre bağımsız devam edeceğini açıkladı. Başlangıçta Özgür Özel’in öncülüğünde kurulacak yeni siyasi yapıda yer alabileceğini söylemişti. Ancak YENİ Parti’nin kuruluşunun ardından bu yapıya hemen katılmadı.

Bu bekleyiş bence yanlış değildir.

Cemil Tugay’ın önündeki temel soru, hangi lidere sadakat göstereceği veya hangi partide siyasi geleceğini garanti altına alacağı değildir.

Asıl soru şudur:

Hangi siyasi tercih İzmir’e daha fazla hizmet, yatırım ve çözüm kazandıracaktır?

Tugay, AK Parti’ye geçeceği yönündeki iddiaları yalanladı ve belediye başkanlığı görevini bağımsız sürdüreceğini açıkladı. Siyasi belirsizliklerin İzmir’deki belediye hizmetlerini olumsuz etkilemesini istemediğini söyledi.

Dolayısıyla bugün için ortada kesinleşmiş bir parti değişikliği değil, yalnızca siyasi kulisler ve farklı ihtimaller bulunmaktadır.

Benim görüşüm ise açıktır: Cemil Tugay, tercihini parti içi hesapların değil, İzmir’in ihtiyaçlarının belirlediği bir zeminde yapmalıdır.

Parti içi kavga İzmir’e ne kazandıracak?

CHP’nin mevcut tablosu ortada. Parti, kentlerin ve ülkenin sorunlarına yoğunlaşmak yerine yönetim, koltuk ve meşruiyet tartışmalarıyla enerji kaybediyor.

Özgür Özel’in kurduğu YENİ Parti’ye geçmek Cemil Tugay’a yeni bir siyasi kimlik kazandırabilir. Fakat İzmir’e ne kazandıracaktır?

Yeni bir parti rozeti Körfez’i temizlemez.

Trafik sorununu çözmez.

Kentsel dönüşümü hızlandırmaz.

Ulaşım yatırımlarına kaynak sağlamaz.

Merkezi yönetim ile belediye arasındaki yetki ve koordinasyon sorunlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

CHP’nin geçmişinde toplumun inanç ve yaşam biçimi hassasiyetleriyle kuramadığı ilişkinin ağır izleri bulunuyor. Başörtüsü yasakları ve ikna odaları, geniş toplum kesimlerinin hafızasında yaşamaya devam ediyor.

Adaletin yalnızca kendi mahalleniz için talep edilmesi de gerçek adalet değildir. Hukuk ihlallerine, mağdurun siyasi kimliğine bakılmadan karşı çıkılması gerekir.

CHP’nin bugünkü iç mücadelesi ise İzmirlinin günlük hayatına dokunan sorunları bir kez daha ikinci plana itiyor.

İzmir’in kaybedecek zamanı yok

İzmir’in temel sorunları yıllardır konuşuluyor: Körfez kirliliği, altyapı yetersizliği, trafik, kent temizliği, plansız yapılaşma ve merkezi yönetimle yerel yönetim arasındaki koordinasyon eksikliği…

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 3 Haziran 2026 tarihinde, kasım ayından bu yana Körfez’de 14’üncü kez dış kaynaklı kirlilik tespit edildiğini açıkladı. Belediye, yaşananların münferit olay olmaktan çıkarak sistematik bir probleme dönüştüğünü belirtti.

Böylesine büyük bir sorunun belediye ile bakanlığın birbirini suçlamasıyla çözülmesi mümkün değildir.

Körfez, siyasi partilerin tartışma alanı değil, İzmir’in ortak geleceğidir.

Belediyenin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığıyla, İZSU’nun merkezi kurumlarla, İzmir’in de Ankara’yla birlikte çalışması gerekiyor.

Cemil Tugay’ın kendisine sorması gereken soru, “Hangi taraf beni alkışlar?” değil, “Hangi yol İzmir’in sorunlarını daha hızlı çözer?” olmalıdır.

İzmir sağlık turizminde tarihî bir fırsat yakalıyor

İzmir’in önünde yalnızca çözülmesi gereken sorunlar değil, değerlendirilmesi gereken önemli fırsatlar da bulunuyor.

Çiğli-Menemen aksında tamamlanma aşamasına gelen Bazekol sağlık kompleksi bunun en somut örneklerinden biridir. Şirketin açıkladığı bilgilere göre proje; 500 yataklı hastane, 224 dairelik sağlık turizmi rezidansı, 15 mağazalı çarşı, sanat merkezi, galeri ve 250 kişilik tiyatro salonundan oluşuyor.

Bazekol Sağlık Grubu, 350’si hekim olmak üzere 2 bin 300 kişiye istihdam sağladığını ve yılda yaklaşık 600 yabancı hastayı ağırladığını belirtiyor.

Ancak İzmir’in sağlık turizmi kapasitesi yalnızca bu yatırımdan ibaret değildir.

İzmir Valiliğinin yayımladığı verilere göre kentte 29 özel hastane, 2 bin 853 özel hastane yatağı, 3 bin 740 hekim ve diğer çalışanlarla birlikte toplam 18 bin 721 özel sektör sağlık personeli bulunuyor. İzmir’de sağlık turizmi kapsamında 52 bin 703, turistin sağlığı kapsamında 85 bin 973 olmak üzere toplam 138 bin 676 yabancı hastaya hizmet verildiği açıklanıyor.

Özel Kent, Medical Park İzmir, Tınaztepe, İzmir Özel Can, Ata Sağlık, Egepol, Gazi, Su Hospital, Gözde İzmir, Karataş, Central Hospital, Sada, Medifema, İzmir Hastanesi, Hayat, Atakalp, Akut Kalp Damar, EMOT, Kaşkaloğlu ve Karşıyaka Göz gibi kuruluşlar kentin geniş özel sağlık altyapısının önemli parçalarını oluşturuyor. Sağlık Bakanlığının faal özel hastaneler listesinde bu kuruluşların büyük bölümü yer alıyor. 

Bu tablo İzmir’in sağlık turizmine sıfırdan başlamadığını gösteriyor.

Kent; güçlü hastaneleri, hekim kadrosu, uluslararası havalimanı, iklimi, kıyıları ve Avrupa’ya yakınlığıyla çok daha fazla sağlık turisti ağırlayabilir.

Ancak yabancı hasta yalnızca kaliteli bir ameliyat aramaz. Temiz, güvenli, düzenli ve ulaşılabilir bir şehir de ister.

Körfezi kirli, trafiği düzensiz ve altyapısı tartışmalı bir İzmir, dev sağlık yatırımlarına rağmen gerçek potansiyelinin altında kalır.

Belediyenin görevi hastane işletmek değildir. Fakat hastaların, yatırımcıların ve nitelikli çalışanların tercih edeceği bir şehir meydana getirmek doğrudan belediyenin sorumluluğundadır.

Parti rozeti değil, İzmir’in geleceği belirleyici olmalı

Cemil Tugay AK Parti’ye geçtiğinde İzmir’in bütün sorunları ertesi gün çözülmez. Parti rozeti tek başına başarı garantisi değildir.

Ancak merkezi iktidarla aynı siyasi zeminde bulunmak; bakanlıklarla koordinasyonu, büyük altyapı projelerinin takibini, yatırım izinlerini ve kaynaklara erişimi kolaylaştırabilir.

Önemli olan bu imkânın kişisel kariyer için değil, İzmir için kullanılmasıdır.

Özgür Özel’in yanında yeni bir parti mücadelesine dâhil olmak Cemil Tugay’a siyasi alkış kazandırabilir. Fakat İzmirlinin beklediği alkış değil, hizmettir.

Davutoğlu yıllar sonra da olsa siyasi gerçeği gördü ve doğru kararı verdi.

Cemil Tugay da kararını geçmiş bağlılıklar, parti baskıları veya kişisel hesaplar üzerinden değil; Körfez’in temizliği, kentin altyapısı, sağlık turizmi, yatırım ve istihdam üzerinden vermelidir.

Tarih, belediye başkanlarının hangi partiye sadık kaldığını değil, görev sürelerinin sonunda şehirlerine ne bıraktığını yazar.

İzmir’in yeni bir kayıkçı kavgasına değil; gerektiğinde Ankara’yı eleştirebilen, gerektiğinde Ankara ile birlikte çalışabilen, sonuç alan ve cesur bir belediye başkanına ihtiyacı var.

Davutoğlu doğru kararı verdi.

Şimdi sıra Cemil Tugay’da.

Yusuf İnan

YerelGundem.com

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.comWiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com  Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Yerel Gündem

Editör Masası| YerelGundem.com Türkiye ve küresel siyasetin ve uluslararası ilişkilerin nabzını tutan Yerel Gündem, Türkiye ve dünya gündemindeki en etkili ve alışılagelmişin dışındaki haberleri titiz bir veri doğrulama süreciyle raporlar. Entelektüel bir derinliğe sahip köşe yazılarımız ve stratejik öngörülerimizle, bilginin dürüstlükle buluştuğu noktada dünya siyasetine projektör tutuyoruz.

Yorumlar (0)

User