Almanya’da AfD ve aşırı sağa karşı sivil toplumdan demokrasi ittifakı
Almanya’da sendikalar, kiliseler ve insan hakları örgütleri, aşırı sağ tehdidi altındaki kişi ve kurumları korumak için dayanışma ağı oluşturdu.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
BERLİN, ALMANYA — Almanya’da sendikalar, kiliseler, insan hakları örgütleri ve çevre kuruluşlarından oluşan geniş bir sivil toplum ağı, aşırı sağ kaynaklı tehdit ve saldırılarla karşılaşan kişi ve kurumlara hukuki, maddi ve kamusal destek sağlamaya hazırlanıyor.
DW Türkçe’nin aktardığına göre “Demokrasi İçin Birlikte” girişiminin temel hedefi, siyasi görüşleri, göçmen kökenleri, dini kimlikleri veya toplumsal faaliyetleri nedeniyle tehdit edilen kişilerin yalnız bırakılmaması. İttifaka destek veren 80’den fazla kuruluş arasında Alman Sendikalar Birliği DGB, büyük Hristiyan kiliseleri, insan hakları örgütleri, sosyal kuruluşlar, spor örgütleri ve Greenpeace gibi çevre hareketleri bulunuyor.
Yeni girişim, özellikle Almanya’nın doğusundaki bölgelerde AfD’nin yükselişi, aktivistlere yönelik tehditler ve demokratik kurumlarda çalışan kişilerin geleceğine ilişkin kaygıların arttığı bir dönemde gündeme geldi.
Aktivistler güvenlik önlemlerini artırıyor
Sivil toplum çalışanlarının anlattıkları, siyasi gerilimin günlük hayat üzerindeki etkisini ortaya koyuyor.
DW’ye konuşan Felix Pankonin, siyaset, Yahudilik tarihi ve antisemitizmle mücadele alanlarında eğitim veren bir projenin yöneticisi. Pankonin, kapı ve pencereleri sürekli kontrol etmenin hayatının parçası haline geldiğini, bisikletlerine zarar verildiğini, hayvanlarının tehdit edildiğini ve partnerinin fiziksel saldırıya uğradığını söyledi.
Doğu Almanya’daki göçmen örgütlerinin çatı kuruluşu DaMOst’ta siyasi danışman olarak çalışan Keerthana Kuperan da son üç yılda güvenlik koşullarının belirgin biçimde değiştiğini anlattı.
Kuperan’a göre artık akşam saat 18.00’den sonra çalışanların ofiste tek başına kalmaması tercih ediliyor. Kırsal bölgelerde afiş çalışması yapılacağı zaman ise önceden güvenlik tedbirleri hazırlanıyor.
Kuperan, Almanya için Alternatif’in (AfD) göç konusunu sürekli siyasi gündemin merkezinde tutmasının demokratik sivil toplum yapıları üzerindeki baskıyı artırdığını savunuyor.
Saksonya-Anhalt seçimleri öncesi AfD tartışması büyüyor
Tartışmanın merkezinde 6 Eylül’de yapılacak Saksonya-Anhalt eyalet seçimleri de bulunuyor.
Kaynak haberde AfD’nin seçim öncesi anketlerde önde olmasının rakip partileri ve sivil toplum kuruluşlarını farklı karşı stratejiler geliştirmeye yönelttiği belirtiliyor.
Sivil toplum temsilcilerinin kaygısı yalnız seçim sonucuyla sınırlı değil. AfD’nin olası bir eyalet hükümetinde kamu kurumlarında nasıl bir politika izleyeceği de tartışılıyor.
Stendal Belediye Meclisinde Yeşiller’i temsil eden Miriam Zeller, kendisine ve ailesine yönelik hakaret ve baskıların geçmişte arttığını söyledi. Zeller, Yeşiller’in Rusya’nın saldırısına karşı Ukrayna’yla dayanışma politikasını desteklemesi nedeniyle “savaş kışkırtıcısı” gibi ifadelerle hedef alındığını anlattı.
Zeller’in aktardıklarına göre siyasi gerilim ailesinin sosyal hayatını da etkiledi; kızının bazı doğum günü etkinliklerine davet edilmemeye başladığını söyledi.
80’den fazla kuruluş dayanışma mekanizması kuruyor
“Demokrasi İçin Birlikte” ittifakının amacı, tehdit edilen kişilere yalnız siyasi açıklamalarla değil somut destekle ulaşmak.
DW Türkçe’ye göre 80’den fazla kuruluş tarafından desteklenen “Dayanışma Anlaşması”, demokrasi çalışmalarına katıldığı için saldırıya uğrayan kişilerin yalnız bırakılmamasını hedefliyor. Bu kuruluşların önemli bir bölümü, demokrasiye yönelik saldırıların arttığı değerlendirmesi üzerine 2024’te “Aşırı Sağa Karşı İttifak” çatısı altında bir araya gelmişti.
Yardım mekanizmalarının farklı biçimlerde uygulanması planlanıyor.
Gençlik veya kültür merkezlerinin saldırıya uğraması, kamuoyunda görüş bildiren kişilere yönelik nefret kampanyaları veya gönüllülerin tehdit edilmesi halinde ittifak üyeleri devreye girebilecek.
Destek; hukuki danışmanlık, maddi yardım, güvenlik tedbirlerine katkı veya kamuoyu önünde dayanışma gösterilmesi şeklinde sağlanabilecek.
DGB: Kamu çalışanları hukuka aykırı talimatlara uymak zorunda değil
Almanya’nın en güçlü sendikal yapılarından biri olan Alman Sendikalar Birliği de ittifakın önde gelen destekçileri arasında.
Beş milyondan fazla üyeye sahip DGB’nin Başkanı Yasmin Fahimi, DW’nin AfD’nin Saksonya-Anhalt’ta iktidara gelmesi halinde kamu kurumlarında büyük personel değişiklikleri yapıp yapamayacağı yönündeki sorusuna bunun hukuki sınırları bulunduğunu belirterek cevap verdi.
Fahimi, eyalet yönetimlerinde, bakanlıklarda, mahkemelerde veya polis teşkilatında siyasi iradeyle bütün personelin keyfi biçimde değiştirilmesinin hukuk devletiyle bağdaşmayacağını savundu.
DGB bu nedenle çalışanlarını hem anayasa hukuku hem de kamu personeli hukuku konusunda bilgilendiriyor.
Fahimi ayrıca kamu görevlilerinin hukuka aykırı emir veya talimatlara uymak zorunda olmadıklarını bilmeleri gerektiğini söyledi ve bu konuda daha fazla seminer ve eğitim düzenlenmesini istedi.
Sendikanın kendi hukuki koruma hizmetlerinden doğrudan yalnız üyeleri yararlanabiliyor. Ancak DGB, sahip olduğu hukuk bilgisini yeni dayanışma ağıyla paylaşmayı planlıyor.
Göçmen örgütleri ve demokratik projeler kendilerini baskı altında hissediyor
Sivil toplum kuruluşlarının kaygılarından biri de demokratik projelerin mali ve kurumsal olarak zayıflaması.
DaMOst’tan Kuperan, göç konusunun sürekli siyasi tartışmaların merkezinde tutulmasının demokratik ağların itibarsızlaştırılmasına ve bu yapıların kaynak kaybetmesine katkıda bulunduğunu savunuyor.
Kırsal bölgelerde çalışan kuruluşlar açısından sorun daha da belirgin.
Felix Pankonin, kendi çalışmalarına daha önce hukuki danışmanlık, güvenlik desteği ve dayanışma sağlandığını ancak büyük kuruluşların küçük yerleşimlerde daha görünür olması gerektiğini düşünüyor.
Pankonin’e göre kırsal bölgelerde demokrasi ve insan hakları alanında çalışan insanlar çoğu zaman kendilerini yalnız hissediyor.
Miriam Zeller de bugüne kadar daha çok küçük yerel ağlardan destek aldığını ancak ülke çapında geniş bir dayanışma yapısının kırsal bölgelerde önemli fark oluşturabileceğine inanıyor.
LGBTQ+ örgütleri de ittifaktan destek bekliyor
Yeni dayanışma ağına destek veren yapılardan biri de LGBTQ+ hakları alanında çalışan örgütler.
Queer Çeşitlilik Derneğinden Andre Lehmann, özellikle Almanya’nın farklı bölgelerinde düzenlenen Onur Yürüyüşlerine yönelik saldırılar nedeniyle yerel aktivistlerin güvenliğinin önemli hale geldiğini söyledi.
Lehmann’a göre küçük kentlerdeki organizatörler bir tehdit veya saldırıyla karşılaştıklarında hangi kurumdan yardım isteyeceklerini her zaman bilmiyor. Büyük bir ittifakın burada bilgi ve dayanışma sağlayabileceğini düşünüyor.
Aynı dönemde demokrasi projelerinin finansmanında yapılan kesintiler de sivil toplumun hareket alanını daraltan faktörlerden biri olarak gösteriliyor.
İttifakın devlet kaynaklarındaki bütün kaybı telafi etmesi beklenmiyor. Bunun yerine farklı kuruluşların sahip olduğu uzmanlığın paylaşılması öne çıkıyor.
Greenpeace kampanya gücüyle destek vermeyi planlıyor
İttifakta yer alan Greenpeace ise kendi katkısının özellikle kamuoyu oluşturma ve kampanya yürütme alanında olabileceğini belirtiyor.
Greenpeace Yönetim Kurulu Üyesi Sophie Lampl, saldırıya uğrayan sivil toplum kuruluşlarının veya bireylerin yanında kamuoyu önünde durabileceklerini ve yaşananları görünür hale getirebileceklerini söyledi.
Bu yaklaşım, yeni ittifakın yalnız hukuki yardım sağlayan bir yapı olmayacağını gösteriyor.
Sendikaların hukuk ve çalışan hakları bilgisi, çevre örgütlerinin kampanya deneyimi, kiliselerin yerel örgütlenme ağı ve insan hakları kuruluşlarının danışmanlık kapasitesinin ortak kullanılması hedefleniyor.
DW Türkçe’nin aktardığı tabloya göre Almanya’daki sivil toplum kuruluşları açısından temel mesele artık yalnız AfD’nin seçim sonuçları değil. Yerelde siyasi faaliyet yürütenlerin, göçmen örgütlerinin, demokratik projelerin ve tehdit altında hisseden farklı toplumsal grupların uzun vadeli olarak nasıl korunacağı tartışılıyor.
İttifaka katılan kuruluşlar, siyasi şiddet veya tehditle karşı karşıya kalan insanların yalnız kalmadığı bir sistem oluşturmayı amaçlıyor. Özellikle kırsal bölgelerde bunun ne ölçüde etkili olacağı ise önümüzdeki dönemde görülecek.
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)