12 Eylül darbesinden Berlin'e: Elif Eralp eyalet başbakanlığına aday
1980 darbesi sonrası Türkiye'den kaçan sosyalist ve sendikacı bir ailenin kızı olan Elif Eralp, Berlin'de Sol Parti'nin eyalet başbakan adayı.
Yusuf İnan | Yerel Gündem
BERLİN, ALMANYA — Türkiye’deki 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından siyasi baskı nedeniyle Almanya’ya sığınan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen hukukçu Elif Eralp, bugün Berlin eyalet hükümetinin başına geçmek için yarışıyor.
Berlin Sol Parti’nin 20 Eylül 2026’daki eyalet seçimlerinde baş adayı olan Eralp, partisinin resmî açıklamasında “Regierende Bürgermeisterin”, yani Berlin hükümetinin başındaki isim için aday gösterildi. Berlin’in şehir-eyalet statüsü nedeniyle bu makam, Almanya’nın diğer eyaletlerindeki başbakanlık görevine karşılık geliyor.
Eralp’ın siyasi kariyerinin arkasında ise Türkiye’den Almanya’ya uzanan yaklaşık yarım asırlık bir aile hikâyesi bulunuyor: Askerî darbeden kaçış, iltica süreci, göçmenlik deneyimleri, hukuk eğitimi ve ardından Federal Meclis ile Berlin Eyalet Parlamentosuna uzanan bir yol.
Annesi sekiz aylık hamileyken Türkiye’den ayrıldılar
Die Zeit ve Tagesspiegel’de yayımlanan ayrıntılı portrelere göre Eralp’ın anne ve babası sosyalist ve sendikal faaliyetlerde bulunuyordu. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından içinde yer aldıkları siyasi çevrenin yasaklanması ve tutuklanma tehdidi nedeniyle Türkiye’den ayrıldılar. Eralp’ın annesi o sırada sekiz aylık hamileydi.
Aile Almanya’ya ulaştıktan birkaç hafta sonra Elif Eralp 1981’de Münih’te dünyaya geldi. Eralp’ın anlattığı aile hikâyesine göre ilk yıllar kolay geçmedi; aile ancak yaklaşık iki yılın ardından iltica hakkı alabildi. Daha sonra babasının hastanede doktor olarak iş bulması üzerine Dortmund’a taşındılar.
Eralp sekiz yaşındayken aile bu kez Hamburg’a geçti. Annesinin hemşire yetiştiren bir eğitimci olduğu ancak mesleki diplomasının Almanya’da uzun yıllar tanınmadığı da Eralp’ın Alman basınına aktardığı aile deneyimleri arasında yer aldı.
Türk basınında yayımlanan yakın tarihli biyografilerde Eralp’ın babasının Kayseri, annesinin ise Adana kökenli olduğu aktarılıyor. Bu ayrıntı Eralp’ın resmî öz geçmişinde yer almamakla birlikte Türkçe kaynaklarda tekrarlanıyor.
12 yaşında hukuk okumaya karar verdi
Eralp, ailesinin Almanya’daki iltica sürecinin ve çevresinde gördüğü ayrımcılıkların çocukluk yıllarından itibaren kendisini etkilediğini anlatıyor.
Sol Parti’nin 2025’teki parti toplantısında yaptığı konuşmayı aktaran Alman kaynaklarına göre Eralp, henüz 12 yaşındayken hukuk okumaya ve insan hakları alanında çalışmaya karar verdiğini söyledi. Ailesinde zaman zaman başka sığınmacıların da kaldığını ve iltica işlemleri nedeniyle yetkililerle yaşanan sorunlara çocukken tanık olduğunu anlattı.
Eralp’ın kendi biyografisinde siyasi ilgisinin daha da erken yaşlara uzandığı belirtiliyor. On yaşındayken arkadaşlarıyla çevre konularına dikkat çekmek amacıyla küçük bir “çevre kulübü” kurduğunu, daha sonraki yıllarda Hamburg ve Gorleben’de nükleer enerji karşıtı hareketlere katıldığını aktarıyor.
Bu deneyimler zamanla göçmen hakları, ırkçılıkla mücadele ve sosyal adalet konularına yönelmesinde etkili oldu.
Hamburg’da hukuk okudu, UNHCR’de görev yaptı
Elif Eralp, 2001-2007 yılları arasında Hamburg Üniversitesinde hukuk eğitimi aldı. Uzmanlık alanı olarak kriminolojiyi seçti ve ilk hukuk devlet sınavını 2007’de tamamladı.
2007-2009 yılları arasındaki hukuk stajı döneminde Hamburg’daki mahkemelerde, Fuhlsbüttel Cezaevi’nde ve göç hukuku alanında çalışan bir hukuk bürosunda görev yaptı. Seçmeli stajlarından birini Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin Berlin ofisinde, diğerini Almanya’nın Ottawa Büyükelçiliğinde tamamladı.
2009’da ikinci hukuk devlet sınavını da tamamlayan Eralp, meslek yaşamında göç, vatandaşlık, insan hakları ve hukuk politikasıyla ilgili alanlara yöneldi.
Üniversite yıllarında göçmen kökenli öğrencilerin eğitim fırsatlarının geliştirilmesine yönelik projelerde gönüllü olduğu ve öğrencilere mentorluk yaptığı da resmî biyografisinde yer alıyor.
Federal Meclis’te 11 yıl hukuk politikası üzerinde çalıştı
Eralp 2010’da Berlin’e taşındı ve Sol Parti’nin Federal Meclis grubunda hukuk politikaları danışmanı olarak çalışmaya başladı.
Kendi adaylık belgesine göre 2010-2021 yılları arasında Bundestag’daki Sol Parti grubunun “Yurttaş Hakları ve Demokrasi” çalışma alanında görev yaptı. Bu süreçte hukuk politikasının yanı sıra kira ve göç hukuku üzerinde de çalıştı. Aynı zamanda işyeri temsilciliği ve ver.di sendikasının tarife komisyonunda görev aldı.
Eralp’ın Sol Parti ile profesyonel ilişkisi uzun yıllar sürmesine rağmen parti üyeliği daha sonra başladı. Kendi açıklamasına göre 2017’de, AfD’nin Federal Meclise girişinin ardından Sol Parti’ye katıldı. 2018’de Berlin Sol Parti yönetim kuruluna seçildi.
2021 seçimlerinde Berlin Eyalet Parlamentosuna girdi. Günümüzde Sol Parti parlamento grubunun başkan yardımcılarından ve Berlin Sol Parti teşkilatının başkan yardımcılarından biri olarak görev yapıyor.
Türkiye’yi ‘ikinci memleketim’ diye anlatıyor
Eralp’ın Türkiye ile ilişkisi yalnızca ailesinin geçmişiyle sınırlı değil.
Türk basınında Hürriyet’e dayandırılarak yayımlanan söyleşilerde Eralp, Türkiye’yle bağını koruduğunu ve ülkeyi Berlin’den sonraki “ikinci memleketi” olarak gördüğünü söyledi.
“Türkiye’yi çok seviyorum. Orası Berlin’den sonra benim ikinci memleketim.”
Aynı söyleşilerde Türk mutfağıyla ilişkisini de anlatan Eralp, evinde pırasa, taze fasulye ve mercimek çorbası yaptığını; Adana yemeklerini ise annesinin iyi pişirdiğini belirtiyor. Tarkan ve Sertab Erener gibi Türk sanatçıları dinlediğini de söylüyor.
Buna karşılık Eralp’ın babasının bugün Türkiye’de yaşadığı veya öğrencilik döneminde İstanbul’da staj yaptığı yönündeki bilgiler, incelenen resmî Alman biyografilerinde doğrulanmadı. Bu nedenle bu ayrıntılar haber metnine kesin bilgi olarak dahil edilmedi.
Berlin eyalet başbakanlığı için yarışıyor
Berlin Sol Parti yönetimi, Eralp’ı 2026 Eyalet Parlamentosu seçimleri için baş aday olarak belirledi. Partinin resmî açıklamasında Eralp’ın Berlin’in “Regierende Bürgermeisterin” makamı için aday olduğu açıkça ifade ediliyor.
Türkçede bu görev için “Berlin Eyalet Başbakanı” ifadesi kullanılabiliyor. Berlin’in resmî siyasi eğitim portalı da makamın siyasi konumunun diğer Alman eyaletlerindeki “Ministerpräsident”, yani eyalet başbakanı ile karşılaştırılabilir olduğunu belirtiyor.
Ancak Berlin hükümetinin başı doğrudan halk tarafından seçilmiyor. Seçmenler 20 Eylül’de Berlin Eyalet Parlamentosunun üyelerini belirleyecek; hükümet başkanı ise daha sonra parlamentodaki milletvekillerinin çoğunluğunun oyuyla seçilecek.
Eralp göreve gelirse Berlin tarihinde Türkiye kökenli bir siyasetçinin eyalet hükümetinin başına geçtiği ilk örnek ortaya çıkacak.
Kampanyasının merkezinde kira ve yaşam maliyetleri var
Eralp’ın seçim kampanyası aile geçmişinden çok Berlin’in güncel sosyal sorunlarına odaklanıyor.
Kendi seçim sitesinde kampanyasının temel hedefini “Berlin’i yeniden herkes için karşılanabilir bir şehir yapmak” şeklinde tanımlıyor. Özellikle yükselen kiralar, konut sıkıntısı, kamu hizmetleri ve dar gelirli kesimlerin yaşam maliyetlerini öne çıkarıyor.
Göç ve ayrımcılıkla mücadele de Eralp’ın uzun süredir çalıştığı başlıklar arasında. Berlin Eyalet Parlamentosundaki görevlerinde göç, katılım, ayrımcılıkla mücadele ve ırkçılık konularına yoğunlaşırken, büyük gayrimenkul şirketlerine karşı daha sıkı kira politikalarını savunuyor.
Eralp’ın 1980 darbesi sonrasında Almanya’ya sığınan bir ailenin çocuğu olarak başlayan yaşam öyküsü, bugün onu Almanya’nın başkentindeki en yüksek siyasi makamlardan biri için yarışan adaylardan biri haline getirmiş durumda.
20 Eylül’deki seçimler ve sonrasında kurulacak parlamento çoğunluğu, bu hikâyenin Kızıl Belediye Binası’nda devam edip etmeyeceğini belirleyecek.
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)