AİHM, Osman Kavala'nın ikinci başvurusunda yarın karar verecek
AİHM Büyük Dairesi, Osman Kavala’nın 2019 sonrası tutukluluğu ve ağırlaştırılmış müebbet cezasına ilişkin ikinci başvurusunu 25 Ağustos’ta karara bağlayacak.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
STRAZBURG, FRANSA — Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, 2017’den bu yana cezaevinde bulunan iş insanı ve insan hakları savunucusu Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin nihai kararını 25 Ağustos Salı günü açıklayacak.
“Kavala v. Türkiye (no. 2)” adıyla görülen ve 2170/24 başvuru numarasını taşıyan dava, AİHM’nin 10 Aralık 2019’daki ilk kararından sonraki tutukluluk sürecini ve Kavala’nın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla sonuçlanan ceza yargılamasını kapsıyor. AİHM’nin resmî takvimine göre Büyük Daire kararı Strazburg’da yerel saatle 10.00’da, Türkiye saatiyle 11.00’de açıklanacak.
Karar, yalnız Kavala’nın bireysel durumunu değil, Türkiye’nin daha önce verilen bağlayıcı AİHM kararlarını uygulayıp uygulamadığına ilişkin yıllardır devam eden tartışmayı da yeni bir aşamaya taşıyabilir.
İkinci dava 2019 sonrasındaki süreci inceliyor
AİHM’nin önündeki yeni dosya, 2019’da verilen ilk Kavala kararının tekrarı değil.
Mahkemenin resmî açıklamasına göre ikinci başvurunun konusu, 2019 AİHM kararından sonra devam eden özgürlükten yoksun bırakma hali ile daha sonra ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla sonuçlanan ceza yargılaması.
Kavala’nın avukatları yeni başvuruyu 18 Ocak 2024’te yaptı.
Başvuruda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin kötü muamele yasağına ilişkin 3. maddesi, özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. maddesi, adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesi, kanunsuz ceza olmaz ilkesini düzenleyen 7. maddesi, ifade ve örgütlenme özgürlüklerine ilişkin 10. ve 11. maddeleri ile haklara getirilen sınırlamaların amaç dışı kullanımını düzenleyen 18. maddenin ihlal edildiği ileri sürülüyor.
Büyük Daire, tarafları 25 Mart 2026’da Strazburg’da yapılan duruşmada dinledi.
İlk AİHM kararı 2019'da derhal tahliye istemişti
Osman Kavala 18 Ekim 2017’den beri özgürlüğünden yoksun bulunuyor.
AİHM, 10 Aralık 2019 tarihinde verdiği ilk kararda Kavala’nın tutukluluğuyla ilgili olarak AİHS’nin özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. maddesinin bazı hükümlerinin ve 18. maddenin ihlal edildiğine karar verdi.
Mahkeme, tutuklamanın yeterli makul şüpheye dayanmadığını ve özgürlükten yoksun bırakmanın Kavala’yı susturma ve diğer insan hakları savunucuları üzerinde caydırıcı etki oluşturma amacı taşıdığı sonucuna vardı.
AİHM ayrıca Sözleşme’nin 46. maddesi kapsamında Türkiye’nin Kavala’nın tutukluluğunu sona erdirmek ve derhal serbest bırakılmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alması gerektiğine hükmetti.
Ancak Kavala tahliye edilmedi.
Bu durum Türkiye ile Avrupa Konseyi arasında uzun sürecek ayrı bir hukuki sürecin başlamasına neden oldu.
Türkiye hakkında ihlal prosedürü işletildi
AİHM kararlarının uygulanmasını Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetliyor.
Kavala’nın serbest bırakılmaması üzerine Bakanlar Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46/4. maddesinde düzenlenen ihlal prosedürünü başlattı ve dosyayı yeniden AİHM’ye gönderdi.
AİHM Büyük Dairesi 11 Temmuz 2022’de Türkiye’nin 2019 tarihli Kavala kararını yerine getirme yükümlülüğünü ihlal ettiğine hükmetti.
Bakanlar Komitesi daha sonraki değerlendirmelerinde de Kavala’nın serbest bırakılması yönündeki çağrılarını sürdürdü.
Dosya halen Avrupa Konseyi’nin güçlendirilmiş denetim prosedürü altında bulunuyor.
Dolayısıyla 25 Ağustos’ta açıklanacak karar, daha önceki kararın uygulanmasına ilişkin tartışmadan farklı olarak Kavala’nın 2019 sonrasında yaşadığı yargısal süreçlerin kendi başlarına yeni Sözleşme ihlalleri oluşturup oluşturmadığını değerlendirecek.
Ağırlaştırılmış müebbet cezası 2023'te kesinleşti
AİHM süreci devam ederken Türkiye’deki ceza yargılaması da sürdü.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2022’de Kavala’yı Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesi kapsamında “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.
Karar, 28 Eylül 2023’te Yargıtay tarafından onandı ve kesinleşti.
AİHM’nin önündeki ikinci başvurunun temel farklarından biri de burada ortaya çıkıyor.
İlk dosya esas olarak tutuklama ve tutukluluğun gerekçelerine odaklanırken, yeni Büyük Daire dosyası AİHM’nin 2019 kararından sonra yaşanan gelişmeleri ve nihai mahkûmiyetle sonuçlanan yargılamayı da kapsıyor.
Kavala’nın Anayasa Mahkemesi önünde de bireysel başvuruları bulunuyor. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O’Flaherty, Mart ayındaki Büyük Daire duruşmasında Kavala’nın 2022 ve 2023’te yaptığı iki bireysel başvurunun Anayasa Mahkemesi önünde beklediğine dikkat çekti.
Karar neden Türkiye açısından kritik?
AİHM kararları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesi uyarınca taraf devletler açısından bağlayıcı.
Bu nedenle Büyük Daire’nin yeni dosyada Türkiye aleyhine ihlal kararı vermesi halinde mesele yalnız uluslararası bir mahkemenin hukuki değerlendirmesiyle sınırlı kalmayacak.
Kararın uygulanması yeniden Bakanlar Komitesi’nin denetimine girecek.
Özellikle Büyük Daire’nin Kavala’nın mahkûmiyet sürecine ilişkin değerlendirmeleri, dosyanın Türkiye’de yeniden ele alınması, mahkûmiyetin hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılması veya Kavala’nın özgürlüğüne kavuşmasına ilişkin tartışmaları doğrudan etkileyebilir.
Ancak karar açıklanmadan Büyük Daire’nin hangi maddeler bakımından ihlal bulacağı veya hangi bireysel tedbirleri gerekli göreceği konusunda kesin hüküm kurmak mümkün değil.
Türkiye ise Avrupa Konseyi organlarına sunduğu değerlendirmelerde iç hukuk süreçlerinin tamamlanmadığını, Anayasa Mahkemesi önündeki başvuruların devam ettiğini ve Avrupa Konseyi ile hukuki diyaloğun sürdüğünü belirtiyor.
Dosya Avrupa Konseyi-Türkiye ilişkilerinin sembollerinden biri oldu
Kavala davası artık yalnız bir ceza dosyası olmaktan çıkmış durumda.
Avrupa Konseyi kurumları açısından dosya, AİHM kararlarının bağlayıcılığı ve Sözleşme sisteminin etkinliği bakımından en yakından takip edilen Türkiye dosyalarından biri.
Bakanlar Komitesi daha önce yaptığı değerlendirmelerde Kavala’nın serbest bırakılmasını tekrar tekrar talep etti. 2022’deki ihlal prosedürü kararı ise Türkiye’nin ilk AİHM kararına uymadığı sonucunu hukuken kayıt altına aldı.
Türkiye ise Kavala hakkındaki mahkûmiyetin Türk mahkemeleri tarafından farklı suç isnatları ve sonraki yargısal süreçler sonucunda verildiğini savunuyor ve iç hukuk mekanizmalarının işleyişine dikkat çekiyor.
Bu nedenle yeni kararın en kritik yönlerinden biri, Büyük Daire’nin 2019’dan sonraki yargısal gelişmeler ile ilk AİHM kararının tespitleri arasındaki hukuki ilişkiyi nasıl kuracağı olacak.
Gözler 25 Ağustos saat 11.00'de Strazburg'da
AİHM Büyük Dairesinin karar oturumu 25 Ağustos 2026’da Strazburg’daki İnsan Hakları Binası’nda gerçekleştirilecek.
Mahkemenin resmî programına göre karar saat 10.00’da Strazburg’da, Türkiye saatiyle 11.00’de açıklanacak ve AİHM’nin resmî yayın kanalları üzerinden takip edilebilecek.
Büyük Daire kararları AİHM sistemi içerisinde nihai nitelik taşıyor.
Bu nedenle yarın açıklanacak hüküm, Kavala’nın yaklaşık dokuz yıla yaklaşan tutukluluk ve mahkûmiyet süreci açısından yeni bir hukuki eşik oluşturacak.
Aynı zamanda karar, Türkiye’nin AİHM kararlarına uyma yükümlülüğü, Avrupa Konseyi ile ilişkileri, hukuk devleti tartışmaları ve Kavala’nın yeniden yargılanması veya serbest bırakılması yönündeki uluslararası talepler bakımından da yakından izlenecek.
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)