Sebahat Tuncel: Çözüm Süreci Rojava’daki Krizle İpten Döndü

Sebahat Tuncel, Suriye sahasındaki hareketliliğin Türkiye'deki çözüm sürecine etkilerini, Öcalan'ın kritik müdahalelerini ve Kürtlerin yeni statü arayışını 1300 kelimelik dev röportajda anlattı.

Feb 16, 2026 - 03:15
0
Sebahat Tuncel: Çözüm Süreci Rojava’daki Krizle İpten Döndü

HABER MERKEZİ | YEREL GÜNDEM

ANKARA / TÜRKİYE —  Suriye sahasındaki askeri dengelerin bir gecede sarsıldığı, Arap aşiretlerinin Suriye Demokratik Güçleri (SDG) şemsiyesinden çekildiği ve bölgesel aktörlerin yeni ittifak arayışlarına girdiği bir dönemden geçiyoruz. Sadece birkaç hafta önce "Kürt kartının düştüğü" iddia edilirken, Münih Güvenlik Konferansı’ndan gelen görüntüler tabloyu bambaşka bir noktaya taşıdı. SDG yöneticileri Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in Batılı liderlerle kurduğu temaslar, sadece Suriye’nin değil, Türkiye’nin iç barış arayışının da kaderini belirleyecek nitelikte. Kürt siyasi hareketinin deneyimli isimlerinden Sebahat Tuncel ile bu karmaşık tabloyu, çatlayan çözüm sürecini ve Kürtlerin Orta Doğu’daki yeni "stratejik" yol haritasını konuştuk.

TJA: Kadın Özgürlükçü Paradigmanın Pratik Sahası

Röportajımıza Tuncel’in şu anki çalışmalarının merkezinde yer alan Özgür Kadınlar Hareketi (TJA) ile başlıyoruz. Tuncel, cezaevinden çıktıktan sonra neden doğrudan parti siyaseti yerine bu çatıyı tercih ettiğini şu sözlerle açıklıyor: "TJA; siyasi partiden sendikaya, yerel yönetimlerden ekoloji hareketlerine kadar her alanda çalışan kadınların ortak çatısıdır. Biz burada 'demokratik ekolojik kadın özgürlükçü paradigma' dediğimiz şeyin pratik politikasını örüyoruz. Gültan Kışanak ve Ayla Akat Ata gibi isimlerle birlikte yılların birikimini bu mücadeleye taşıyoruz. Bu sadece popüler bir siyaset değil, binlerce kadının erkek egemen sistemine karşı koordineli bir direnişidir."

Öcalan ve Din: İnancın Devrimci Yorumu

Siyasetin son dönemdeki "muhafazakârlaşan dili" üzerine sorduğumuz soruya Tuncel, Öcalan’ın perspektifinin yanlış anlaşıldığını belirterek yanıt veriyor: "Sayın Öcalan’ın dilinde bir değişim yok; o, dine devrimci yaklaşımı savunur. İnanç, Orta Doğu halkları için sosyolojik bir gerçektir ve bunu reddetmek toplumu reddetmektir. Öcalan’ın Medine Sözleşmesi’ne yaptığı atıf, laikliğin reddi değil, farklı inançların bir hukuk çerçevesinde bir arada yaşamasıdır. IŞİD gibi radikal ve dışlayıcı yorumlara karşı, inancın demokratik ve ekolojik bir yerden yorumlanması gerektiğini söylüyor. Bu, muhafazakâr kitlelere 'şirin görünmek' değil, toplumsal hakikati demokratik bir formüle oturtmaktır."

Orta Doğu’nun Yeni Dizaynı ve İngiliz Siyaseti

Tuncel, bölgedeki gelişmeleri yüz yıllık bir tarihsel perspektifle okuyor. Ona göre bugün yaşananların kökeninde hâlâ İngiltere’nin jeopolitik zekası yatıyor: "Orta Doğu’daki müdahale yeni değil. İngiliz siyaseti, Sünni-Şii eksenli bölünmeleri yüz yıl önce nasıl kurguladıysa, bugün de benzer bir rol oynuyor. Balfour Deklarasyonu’ndan Sykes-Picot’ya uzanan o gizli anlaşmalar silsilesi bugün güncelleniyor. Suriye’de bir anda ortaya çıkan Ahmed El Şara gibi isimler, emperyalistlerin Esad’a karşı ürettiği 'makbul' lider modelleridir. Şara, belli ki önceden eğitilmiş ve sakalı kesilerek vitrine sürülmüştür. Ama zihniyet aynıdır."

Emperyalizmle İttifak: Stratejik Değil, Taktiksel

Kürt hareketinin Batılı güçlerle, özellikle ABD ve İsrail ile olan ilişkisine dair eleştirileri sorduğumuzda Tuncel, "üçüncü yol" vurgusu yapıyor: "Rojava yönetimi ABD, Rusya veya İsrail ile ilişki kurarken bunu stratejik bir ortaklık olarak görmedi. Kürtlerin asıl stratejik müttefiki ezilen halklar ve sosyalist güçlerdir. Emperyalistlerle kurulan ilişkiler taktiktir, diplomasinin zorunluluğudur. Kürtler bu güçlere güvenerek hareket etmiyorlar. Kendi öz güçlerine dayanarak, çıkarların ortaklaştığı noktada realpolitik bir duruş sergiliyorlar. Unutulmamalıdır ki, Kürtler orada sadece IŞİD’e karşı savaşmadılar; demokratik ve kadın özgürlükçü bir yaşam inşa ettiler. Batı desteği bu inşanın nedeni değil, bazen bir sonucu bazen de geçici bir koruması oldu."

Çözüm Süreci Neden İpten Döndü?

Röportajın en kritik noktası, Türkiye’deki "Terörsüz Türkiye" başlığıyla anılan sürecin son aylarda yaşadığı sarsıntı. Tuncel, sürecin kopma noktasına geldiğini ilk kez bu kadar net ifade ediyor: "Evet, süreç kesinlikle ipten döndü. Ocak sonundaki Suriye gelişmeleri esnasında İmralı’daki masanın devrilme ihtimali çok yüksekti. Eğer Rojava’daki Kürtlere yönelik o kuşatma ve saldırı durdurulamasaydı, Türkiye’deki diyalog zemini tamamen çökerdi. Devlet bu süreçte Kürtlere de Türklere de güven vermeyen, çok bilinçli ve 'negatif' bir siyaset yürüttü. Ancak bir şekilde, Sayın Öcalan’ın müdahalesiyle o kritik eşik aşıldı."

Öcalan’ın Rojava Müdahalesi ve Mektup Trafiği

Öcalan’ın SDG yönetimine mektup gönderip göndermediği konusundaki spekülasyonlara dair Tuncel, aracıların rolüne işaret ediyor: "Öcalan’ın Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile görüşme talebi vardı. Belki doğrudan bir video konferans olmadı ama mektuplar veya mesajlar aracılığıyla önerilerini sundu. Onun perspektifi; Kürtlerin güvenliğinin sağlandığı, Araplarla demokratik bir iş birliğinin kurulduğu bir model üzerineydi. Rojava yönetiminin Öcalan’ın uyarılarını dikkate alarak adım atması, Suriye’deki çatışmanın topyekûn bir yıkıma dönüşmesini engelledi. Ancak tehlike geçmiş değil; Şam rejiminin ve Ankara’nın hamleleri süreci her an yeniden gerebilir."

Yeni Statü Arayışı: Birleşik Kürt İradesi

Tuncel, bölgedeki tüm Kürt aktörlerin (Barzani, Talabani, Öcalan ve Rojava yönetimi) ilk kez bu kadar ortak bir tehdit algısıyla hareket ettiğini söylüyor: "Mesud Barzani de Bafıl Talabani de gördü ki; Rojava düşerse sıra Başûr’a (Irak Kürdistanı) gelecektir. Bu bir varoluşsal meseledir. Bugün Orta Doğu’da Sayın Öcalan’ın 'Demokratik Orta Doğu Konfederasyonu' olarak formüle ettiği şey bir hayal değil, bir ihtiyaçtır. Kürtlerin kendi kendilerini yönettiği ama merkezi hükümetlerle de anayasal bağ kurduğu bir statü arayışı bu. Statüden kastımız budur; eşit yurttaşlık ve yerel demokrasi."

Anayasa Değişikliği ve Türkiye’deki Hukuk Krizi

Röportajın Türkiye ayağında Tuncel, meselenin anayasal güvenceye kilitlendiğini vurguluyor: "Kürt meselesi silah meselesi değil, bir hak ve kimlik meselesidir. Silahlar, bu sorunun en küçük parçasıdır. Sayın Öcalan 'Silahlar diyalog önünde engelse kaldırılsın' diyerek ön açtı ancak devlet demokratikleşme konusunda hâlâ ayak diriyor. Akın Gürlek gibi adalet karnesi zayıf isimlerin göreve getirilmesi, devletin niyetinin 'hak vermek' değil, 'güvenlikçi düzeni sürdürmek' olduğunu gösteriyor. Türkiye’de hukuk, Kürt siyasetini dizayn etmek için araçsallaştırıldı. Bugün Türkler de bu hukuksuzluktan payını alıyorsa, bunun nedeni Kürtlere uygulanan 'istisna hukukuna' zamanında sessiz kalınmasıdır."

Kürt Seçmenin Stratejisi: "Kendi Gücümüze Oy Vermeliyiz"

Gelecek seçimler ve Kürt oylarının "havuç-sopa" siyasetiyle yönetilmeye çalışılmasına dair Tuncel’in cevabı oldukça sert: "Kürtlerin oyuna pragmatist yaklaşılmasına karşıyım. Kürtler artık kimseyi iktidara taşımak zorunda değil. Biz artık kendimize, kendi öz gücümüze ve radikal demokratik programımıza oy vermeliyiz. Ne AKP ne de CHP, mevcut sistem içinde Kürtlerin özgürlük taleplerini tam olarak karşılamıyor. Biz birilerini taşımak yerine, kendi stratejik ittifaklarımızla iktidarı hedeflemeliyiz. Bu bir 'kandırılma' tartışması değil, bir irade beyanıdır."

Sonuç: PKK’nın Feshi ve Ankara’nın Sorumluluğu

Sebahat Tuncel, röportajı bitirirken topun Ankara’da olduğunu hatırlatıyor: "PKK 11 Temmuz’da sembolik olarak silah bıraktı ve kendini feshetti. Ancak bu insanların Kandil’de durmasının nedeni Türkiye’nin yasal bir düzenleme yapmamasıdır. 'Gelin siyaset yapın' deniyor ama yasası yok. 27 Şubat çağrısının üzerinden bir yıl geçti. Eğer Türkiye bir anayasal çözüm ve yerel yönetim reformu yapmazsa, bu süreç sadece bir vakit kazanma stratejisi olarak kalır. Kristal çatlamıştır, ancak onu onaracak olan şey samimi bir demokratikleşme iradesidir."

Bu derinlikli söyleşi, Sebahat Tuncel’in perspektifinden sadece Kürtlerin değil, tüm Türkiye halklarının "kritik bir eşikte" olduğunu kanıtlıyor. Süreç ipten dönmüş olabilir, ancak masanın tekrar kurulması için daha cesur adımlara ihtiyaç var.


www.yerelgundem.com

Kaynak: Cansu Çamlıbel / T24

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Yerel Gündem

Editör Masası| YerelGundem.com Türkiye ve küresel siyasetin ve uluslararası ilişkilerin nabzını tutan Yerel Gündem, Türkiye ve dünya gündemindeki en etkili ve alışılagelmişin dışındaki haberleri titiz bir veri doğrulama süreciyle raporlar. Entelektüel bir derinliğe sahip köşe yazılarımız ve stratejik öngörülerimizle, bilginin dürüstlükle buluştuğu noktada dünya siyasetine projektör tutuyoruz.

Yorumlar (0)

User