Terörsüz Türkiye taslağında denetimli serbestlik ve Öcalan tartışması
Kulis bilgilerine göre çerçeve yasa; denetimli serbestlik, özel komisyon ve süre sınırı öngörüyor. Öcalan için özel hüküm ise taslakta yer almıyor.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
ANKARA / TÜRKİYE — TBMM’ye sunulması beklenen “Terörsüz Türkiye” düzenlemesine ilişkin kulis bilgileri; denetimli serbestlik, ağır suçların kapsam dışında tutulması ve süreci yönetecek özel bir komisyon kurulması üzerinde çalışıldığını gösteriyor.
DW Türkçe’nin ulaştığını bildirdiği taslak çalışmaya göre düzenlemede, silah bırakan örgüt mensuplarının yargılanması, rehabilitasyonu ve topluma yeniden kazandırılması için özel hükümler planlanıyor. Ancak teklif metni henüz TBMM’ye sunulmadığı ve kamuoyuna açıklanmadığı için aktarılan süreler ile uygulama yöntemleri kesinleşmiş kanun hükümleri değil, üzerinde çalışıldığı belirtilen taslak maddeler niteliği taşıyor.
Taslak metin henüz kamuoyuna açıklanmadı
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre hazırlık, Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı ve Adalet Bakanlığından yetkililerin katkısıyla yürütülüyor. Taslağın siyasi partilerle yapılan görüşmelerin ardından değiştirilmesi veya yeni maddelerle genişletilmesi mümkün.
Bu nedenle “taslağın bütün ayrıntıları kesinleşti” demek için henüz erken. Doğrulanabilen resmî çerçeve, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un açıklamalarına dayanıyor.
Kurtulmuş, düzenlemenin ayrı, geçici ve belirli bir amaca yönelik kanun olacağını; genel af veya belirli bir kişiye özel af niteliği taşımayacağını söyledi. Ayrıca örgütün silah bıraktığının ve örgütsel varlığını sona erdirdiğinin tespit edilmesini yasanın uygulanmasındaki kritik eşik olarak tanımladı.
Taslakla ilgili kamuoyuna yansıyan diğer ayrıntılar ise resmî teklif yayımlanana kadar kulis bilgisi olarak değerlendirilmelidir.
Silah bırakma sürecini özel bir komisyon izleyecek
DW Türkçe’nin aktardığı taslağa göre silah bırakmanın izlenmesi, kamu kurumları arasındaki koordinasyonun sağlanması ve örgüt mensuplarının rehabilitasyonuyla istihdam süreçlerinin yönetilmesi için özel bir komisyon kurulması planlanıyor.
Komisyon başkanının Cumhurbaşkanı tarafından atanacağı, üyelerin ise görev alanlarına göre ilgili bakanlıklarca belirleneceği öne sürülüyor. Örgütün silahlarını bıraktığının ve örgütsel varlığına son verdiğinin Cumhurbaşkanlığı kararıyla hukuken kayıt altına alınması da üzerinde çalışılan seçenekler arasında bulunuyor.
Kurtulmuş’un açıklaması ise güvenlik birimlerinin silah bırakma ve örgütsel faaliyetlerin sona erdirilmesi hakkında yapacağı tespitlerin belirli aralıklarla TBMM’ye sunulabileceğine işaret ediyor. Nihai yapının yürütme içinde mi oluşturulacağı, Meclisin nasıl denetim yapacağı ve güvenlik raporlarının kamuoyuyla ne ölçüde paylaşılacağı teklif metni yayımlandığında görülebilecek.
Yasanın hukuki güvenlik bakımından en kritik bölümlerinden biri de “silah bırakmanın tamamlandığı” sonucunun hangi ölçütlere göre verileceği olacak. Teslim edilen silahların sayısı, örgütsel komuta yapısının sona ermesi, yeni üye kazanımının durması ve silahlı faaliyetin tamamen bitmesi gibi ölçülebilir kriterlerin metinde açıkça belirlenmesi bekleniyor.
Ağır suçların kapsam dışında bırakılması planlanıyor
Taslak hakkındaki bilgilere göre silah ve şiddet eylemlerini bıraktığını beyan eden örgüt mensuplarının dosyalarının Ankara’daki ağır ceza mahkemelerinde görülmesi planlanıyor.
“Kasten öldürme” ve “işkence” gibi ağır suçların özel düzenlemenin kapsamı dışında tutulacağı; örgüt üyeliği ve propaganda gibi suçların ise farklı bir infaz rejimi içinde değerlendirileceği aktarılıyor.
Bu ayrımın uygulanabilmesi için her kişi hakkında bireysel dosya incelemesi yapılması gerekecek. Yalnızca örgüt mensubu olmakla suçlanan kişi ile doğrudan öldürme, yaralama veya işkence eylemine katıldığı iddia edilen kişinin aynı hukuki kategori içinde değerlendirilmemesi öngörülüyor.
Ancak hangi suçların kesin biçimde kapsam dışında kalacağı henüz belli değil. İnsanlığa karşı suçlar, çocuklara yönelik suçlar, bombalı saldırılar, uyuşturucu ticareti, örgüt adına finansman sağlama ve kamu malına ağır zarar verme gibi başlıkların nasıl ele alınacağı teklif metniyle netleşecek.
Terör mağdurlarının hukuk ve ceza davalarından doğan tazminat haklarının korunmasının da taslakta yer aldığı bildiriliyor.
Denetimli serbestlik süreleri üzerinde çalışılıyor
Kulis bilgilerine göre örgüt üyeliği ve propaganda gibi suçlardan verilen cezası 10 yıldan az olan kişiler için 4 yıl; cezası 10 yılın üzerinde olanlar için ise 6 veya 7 yıl denetimli serbestlik uygulanması değerlendiriliyor.
Belirlenen sürede yeniden suç işlemeyen kişilerin önceki cezalarının infaz edilmiş sayılması, yeni bir suç işleyenlerin ise hem önceki hem de yeni suçtan kaynaklanan yaptırımlarla karşılaşması planlanıyor. Verilen kararlara itiraz yolu da açık olacak.
Denetimli serbestlik, hukuken doğrudan af anlamına gelmiyor. Adalet Bakanlığının açıklamalarında sistem; hükümlünün cezasını cezaevinin dışında, belirlenen yükümlülüklere, gözetim ve kontrol şartlarına bağlı biçimde infaz etmesi olarak tanımlanıyor. Yükümlülüğün ihlali veya yeni suç işlenmesi durumunda kişinin yeniden ceza infaz kurumuna gönderilmesi mümkün.
Bununla birlikte taslakta konuşulan sürelerin mevcut infaz hukukundan farklı, yalnızca bu süreç için oluşturulan özel bir sistem olup olmayacağı henüz açıklanmış değil. Bu nokta, düzenlemenin af niteliği taşıyıp taşımadığına ilişkin siyasi ve hukuki tartışmanın merkezinde yer alacak.
Öcalan için özel madde bulunmadığı aktarılıyor
DW Türkçe’nin edindiği bilgiye göre taslak çalışmada Abdullah Öcalan’ın cezası, statüsü veya tahliye koşulları hakkında özel bir hüküm bulunmuyor. İktidar kanadının mevcut aşamada Öcalan’a özel düzenleme yapılmasına sıcak bakmadığı, ancak siyasi görüşmelerin sürdüğü aktarılıyor.
DEM Parti ise TBMM Başkanı Kurtulmuş’la yaptığı görüşmenin ardından yayımladığı resmî açıklamada Öcalan’ın statüsüyle “özgür çalışma ve iletişim koşullarının” sağlanmasını talep etti.
Parti, hazırlanacak yasanın yalnızca silah bırakan örgüt mensuplarının hukuki durumunu düzenleyen dar bir metin olmaması; Kürt meselesinin çatışma zemininden hukuki ve siyasi zemine taşınmasına katkıda bulunması gerektiğini savundu.
Bu tablo, taraflar arasındaki temel görüş ayrılıklarından birini ortaya koyuyor. İktidarın kamuoyuna yansıyan yaklaşımı sınırlı, geçici ve silah bırakmaya odaklanan bir kanun yönündeyken DEM Parti daha kapsamlı, siyasi ve demokratik değişiklikler içeren bir “kök yasa” talep ediyor.
Görev alan kamu görevlilerine hukuki koruma gündemde
Taslakta sürecin uygulanmasında görev alacak kamu görevlileri için hukuki koruma getirilmesi planlandığı da aktarılıyor.
Bu korumanın silahların teslim alınması, kişilerin kabul merkezlerine yerleştirilmesi, kimlik tespiti, adli makamlara sevk ve rehabilitasyon işlemleri sırasında verilen kararları kapsaması bekleniyor.
Ancak hukuki korumanın sınırlarının açık biçimde belirlenmesi önem taşıyor. Kamu görevlilerinin yalnızca kanunun verdiği yetkiyi iyi niyetle kullandıkları işlemler için korunması; suç teşkil eden eylemlerin, keyfî kararların veya yetki aşımının koruma kapsamında bırakılmaması gerekecek.
Metnin aynı zamanda mağdurların adalete erişimini, maddi ve manevi tazminat taleplerini ve mevcut mahkeme kararlarını güvence altına alacak hükümler içermesi bekleniyor.
Kanunun üç veya dört yıl yürürlükte kalması planlanıyor
Kamuoyuna yansıyan taslağa göre düzenlemenin 3 veya 4 yıl süreyle yürürlükte kalması değerlendiriliyor. TBMM’nin gerekli görmesi hâlinde süreyi en fazla dört defa, altışar ay uzatabileceği belirtiliyor.
Kurtulmuş da yasanın sürekli değil, belirli bir geçiş dönemine yönelik hazırlanacağını daha önce açıklamıştı. TBMM Başkanı, bütün partilerin katılımıyla ortak bir teklif oluşturulmasını ve düzenlemenin Meclis tatile girmeden kabul edilmesini hedeflediklerini söyledi.
Teklifin TBMM’ye sunulmasıyla birlikte şu başlıklar kesinleşecek:
Kimlerin kanundan yararlanabileceği, hangi suçların dışarıda bırakılacağı, denetimli serbestliğin süre ve şartları, silah bırakmanın hangi kurum tarafından teyit edileceği, komisyonun yetkileri ve Öcalan’a ilişkin herhangi bir hüküm bulunup bulunmadığı.
Şimdilik doğrulanabilen ana çerçeve; genel veya kişiye özel af öngörmeyen, silah bırakmanın teyidine bağlanan, ayrı ve geçici bir kanun hazırlanmasıdır. Denetimli serbestlik süreleri ve özel komisyon modeli gibi ayrıntılar ise resmî teklif açıklanana kadar taslak iddiası olma özelliğini koruyor.
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)