AKP’nin 25. yılı yaklaşırken genel af ve borç düzenlemesi tartışması

AKP iktidarının 25. yılı yaklaşırken Odatv yazarı Faik Alkan, infaz düzenlemesi ve borç yapılandırması ihtimalini tarihsel bir örnek üzerinden tartıştı.

01.09.2026 - 16:07
0
AKP’nin 25. yılı yaklaşırken genel af ve borç düzenlemesi tartışması

Ahmet Taş | Yerel Gündem

ANKARA, TÜRKİYE — AKP iktidarının 2027’de 25. yılını dolduracak olması, Türkiye’de infaz düzenlemelerinden vergi ve SGK borçlarına kadar uzanan olası yeni adımların siyasi gündeme gelip gelmeyeceği tartışmasını beraberinde getirdi.

Odatv yazarı Faik Alkan, 31 Ağustos’ta yayımlanan analizinde Sultan II. Abdülhamit’in 25. cülûs yılında mahkûmlar ve vergi borçları konusunda attığı adımlarla günümüz arasında tarihsel bir paralellik kurdu. Ancak yazıda bugün için ilan edilmiş bir genel af, vergi affı veya kapsamlı borç yapılandırması kararı bulunmadığının altı özellikle çizildi.

AKP iktidarının 25. yılı 2027’de dolacak

AKP, kuruluşunun 25. yılını 14 Ağustos 2026’da çeşitli etkinliklerle kutladı. Parti, 14 Ağustos 2001’de kurulmuştu.

Ancak iktidardaki 25. yıl için tarih farklı.

AKP, 3 Kasım 2002 genel seçimlerinin ardından hükümeti kurdu. Bu nedenle 3 Kasım 2027, partinin Türkiye’yi yönetmeye başlamasının 25. yılı olacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise siyasi yasağı nedeniyle 2002 seçimlerinde milletvekili olamamış, ilk AKP hükümetini Abdullah Gül kurmuştu.

Siirt seçimlerinin yenilenmesinin ardından milletvekili seçilen Erdoğan, 14 Mart 2003’te başbakanlık görevini devraldı.

Bu nedenle 2027 AKP iktidarının, 2028 ise Erdoğan’ın hükümetin başına geçişinin çeyrek asırlık dönüm noktası olacak.

Odatv’deki analiz de bu iki tarih yaklaşırken iktidarın sosyal, ekonomik veya hukuki alanda geniş kapsamlı bir adım atıp atmayacağı sorusunu gündeme getiriyor.

II. Abdülhamit’in 25. yılına tarihsel gönderme

Faik Alkan’ın analizindeki tarihsel karşılaştırmanın merkezinde Sultan II. Abdülhamit bulunuyor.

II. Abdülhamit, 31 Ağustos 1876’da Osmanlı tahtına çıkmıştı. 1900 yılında iktidarının 25. yılı dolarken Osmanlı topraklarının farklı bölgelerinde çeşitli törenler düzenlendi; saat kuleleri, çeşmeler, okullar ve başka kamu yapıları inşa edildi.

Odatv’de aktarılan tarihsel bilgilere göre yıldönümü yalnızca törenler ve yatırımlarla sınırlı kalmadı.

Cezalarının üçte ikisini tamamlayan bazı mahkûmlar serbest bırakıldı. Ayrıca 1299/1883 yılına kadar birikmiş bazı vergi borçlarının affedildiği belirtildi.

Alkan, bu örneği günümüzde aynı kararların tekrarlanacağı iddiasıyla değil, uzun süreli iktidarların önemli yıldönümlerinde topluma yönelik dikkat çekici siyasi ve sosyal adımlar atabileceği görüşünü tartışmak amacıyla kullanıyor.

Yazıda Osmanlı Devleti ile bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim sistemlerinin aynı olmadığı da açık biçimde vurgulanıyor.

Yeni infaz düzenlemesi genel af anlamına gelmiyor

Tartışmanın güncel ayağında ise Türkiye’de yürütülen “Terörsüz Türkiye” süreci ve buna bağlı hukuki düzenlemeler bulunuyor.

Odatv’nin aktardığına göre 7595 sayılı Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 10 Ağustos 2026’da TBMM’den geçti ve 18 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlandı.

Yazıda, düzenlemenin belirli PKK/KCK bağlantılı suçlarda bazı koşullar altında soruşturma, kovuşturma ve infazın ertelenmesine yönelik hukuki çerçeve oluşturduğu belirtiliyor.

Buna göre bazı cezaların infazının beş yıl, daha ağır cezaların ise 10 yıl ertelenebilmesi öngörülüyor. Erteleme döneminde yeni bir terör suçu işlenmemesi halinde cezanın infaz edilmiş sayılabilmesine ilişkin hükümler bulunduğu aktarılıyor.

Kasten öldürme dahil bazı suçların ise düzenleme dışında kaldığı belirtiliyor.

Ancak Odatv analizinin özellikle yaptığı ayrım önemli: Bu düzenleme genel af değil.

Ayrıca uygulamanın başlamasının, örgütün fiili varlığının sona erdiği ve silahların teslim edildiğine ilişkin tespitin MGK kararıyla teyit edilerek Resmi Gazete’de yayımlanması şartına bağlı olduğu ifade ediliyor.

Dolayısıyla mevcut aşamada “genel af çıktı” veya “cezaevleri boşalacak” şeklinde bir sonuç çıkarmak mümkün değil.

Özel düzenleme daha geniş infaz taleplerini artırır mı?

Odatv’deki analiz bundan sonraki aşamada siyasi bir soruya odaklanıyor.

Belirli suçlardan hükümlüler için özel bir infaz mekanizmasının uygulanması durumunda, toplumun diğer kesimlerinden de benzer taleplerin gelip gelmeyeceği tartışılıyor.

Adi suçlardan hükümlüler, ileri yaştaki veya hasta mahkûmlar, uzun yıllardır cezaevinde bulunanlar ve infaz sisteminde eşitsizlik bulunduğunu savunan aileler bu tartışmada öne çıkabilecek gruplar arasında gösteriliyor.

Alkan’ın analizinde, belirli bir gruba yönelik infaz kolaylığının daha geniş kapsamlı bir düzenleme talebini artırabileceği değerlendirmesi yapılıyor.

Ancak yazı 2027’de genel af çıkacağını ileri sürmüyor.

Aksine bunun şu aşamada kesin biçimde söylenemeyeceği belirtilerek, mevcut hukuki sürecin ileride daha geniş bir infaz tartışmasının zeminini oluşturup oluşturmayacağı soruluyor.

Ekonomide vergi ve SGK borçları da gündeme gelebilir mi?

Analizdeki ikinci önemli başlık ekonomik borçlar.

Türkiye’de vergi borçları, SGK primleri, kredi kartı borçları, tüketici kredileri, esnaf borçları, gecikme faizleri ve icra dosyaları milyonlarca kişinin ekonomik gündeminde bulunuyor.

Odatv yazarı bu noktada II. Abdülhamit dönemindeki vergi borcu uygulamasından hareketle 2027’de ekonomik alanda benzer şekilde geniş kapsamlı bir düzenleme yapılıp yapılmayacağını sorguluyor.

Gündeme getirilen olasılıklar arasında vergi ve SGK borçlarının yeniden yapılandırılması, gecikme faizlerinde indirim veya silme, esnaf için yeni ödeme kolaylıkları ve bazı kamu alacaklarının yeniden düzenlenmesi bulunuyor.

Ancak burada da aynı ayrım geçerli.

Hükümet tarafından 25. yıl kapsamında açıklanmış bir borç affı veya kapsamlı yapılandırma paketi bulunmuyor.

Dolayısıyla bunlar mevcut bir hükümet programının unsurları değil, Odatv’de yayımlanan yazıda gündeme getirilen olası siyasi senaryolar.

Tarihsel paralellik doğrudan tekrar anlamına gelmiyor

Odatv analizinde Osmanlı dönemindeki uygulamayla bugünkü siyasi sistem arasında doğrudan eşitlik kurulmadığı da vurgulanıyor.

II. Abdülhamit dönemindeki yönetim biçimiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin mevcut anayasal ve hukuki sistemi birbirinden farklı.

Bugün genel af, infaz sistemi veya kamu alacaklarına ilişkin kapsamlı düzenlemelerin yasama süreçleri ve mevcut hukuk çerçevesinde ele alınması gerekiyor.

Bu nedenle 1900 yılında gerçekleşmiş bir uygulamanın 2027’de tekrar edileceğini söylemek için herhangi bir hukuki veya siyasi dayanak bulunmuyor.

Tarihsel örnek daha çok, uzun iktidarların önemli yıldönümlerinin siyasi açıdan yeni mesajlar veya toplumsal destek arayışları için kullanılıp kullanılmayacağı sorusuna dayanak oluşturuyor.

2027 yaklaşırken iki dosya tartışılabilir

Türkiye’nin önünde iki sembolik tarih bulunuyor: 3 Kasım 2027’de AKP iktidarının 25. yılı, ardından 14 Mart 2028’de Erdoğan’ın hükümetin başına geçişinin 25. yılı.

Bu tarihler yaklaşırken infaz sistemi ve ekonomik borçlar gibi geniş kitleleri ilgilendiren başlıkların siyasi tartışmalarda daha fazla yer bulması mümkün.

“Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında oluşturulan hukuki mekanizmaların daha geniş bir infaz reformuna dönüşüp dönüşmeyeceği ve ekonomik şartların yeni bir vergi-SGK yapılandırması ihtiyacını gündeme getirip getirmeyeceği önümüzdeki dönemde takip edilecek başlıklar arasında.

Ancak mevcut durumda genel af veya borç affı yönünde açıklanmış resmi bir karar bulunmuyor.

Odatv yazarı Faik Alkan’ın ortaya koyduğu çerçeve, kesinleşmiş bir hükümet planını değil; tarihsel bir örnek üzerinden 2027’ye giderken ortaya çıkabilecek siyasi seçenekleri ve beklentileri tartışıyor.

YerelGundem.com

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Ahmet Taş

Ahmet Taş, gazeteci ve yazardır. YerelGundem.com'da siyaset, yerel yönetimler, toplumsal gelişmeler ve Türkiye gündemine ilişkin haber, yorum ve içerikler kaleme almaktadır.

Yorumlar (0)

User