Çin’in Etnik Birlik Yasasına 52 örgütten ortak tepki ve iptal çağrısı

Uygur örgütleri, Çin’in yeni yasasının dil, din ve kültürel kimlikleri sınırlandırabileceğini savundu; Pekin ise asimilasyon suçlamalarını reddetti.

Jul 22, 2026 - 10:43
0
Çin’in Etnik Birlik Yasasına 52 örgütten ortak tepki ve iptal çağrısı

Ahmet Taş | Yerel Gündem

PEKİN / ÇİN — Dünya Uygur Kurultayı öncülüğünde ortak açıklama yayımlayan 52 sivil toplum kuruluşu, Çin’in yeni Etnik Birlik Yasası’nın kültürel kimlikleri ve diaspora faaliyetlerini baskılayabileceğini savunarak iptalini istedi.

Dünya Uygur Kurultayı, kendi duyurusunda açıklamanın “50’den fazla Uygur grubu” tarafından desteklendiğini belirtti. Kuruluşlar, 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren düzenlemeyi etnik toplulukların bütünleşmesini sağlamaya yönelik sıradan bir idari tedbir değil, Çin Komünist Partisinin tanımladığı ortak kimliği zorunlu hâle getirebilecek bir yasal çerçeve olarak değerlendirdi.

Çin yönetimi ise suçlamaları reddediyor. Pekin’e göre yasa, ülkede resmen tanınan 56 etnik grup arasında ortak aidiyet duygusunu güçlendirmeyi, ayrımcılığı önlemeyi ve azınlık bölgelerinin ekonomik kalkınmasını desteklemeyi amaçlıyor.

Ortak açıklamada iptal çağrısı yapıldı

Karar’ın aktardığı ortak bildiride, düzenlemenin Uygur, Tibetli, Moğol ve diğer Han olmayan toplumların dilsel, kültürel ve dinî kimliklerini hedef aldığı savunuldu.

Dünya Uygur Kurultayının yayımladığı açıklamada da yasanın Çin yönetiminin asimilasyon politikalarını ülke çapında bağlayıcı bir hukuki sisteme dönüştürebileceği ileri sürüldü. Kuruluşlar, farklı kimliklerin yalnızca Parti tarafından tanımlanan “Çin ulusu ortaklığı” içinde kabul edilmesi riskine dikkat çekti.

Ortak açıklamada uluslararası toplumdan yasanın uygulanmasını izlemesi, diaspora mensuplarını koruması ve düzenlemenin iptali için Çin yönetimi üzerinde diplomatik baskı oluşturması istendi.

Açıklamanın hukuki veya bağımsız bir yargı kararı niteliği bulunmuyor. “Zorla asimilasyonun yasal aracı” ifadesi, bildiriyi yayımlayan kuruluşların düzenlemeye ilişkin siyasi ve insan hakları temelli değerlendirmesini yansıtıyor.

Yasa 12 Mart’ta kabul edildi

Etnik Birlik ve İlerlemeyi Teşvik Yasası, Çin Ulusal Halk Kongresinin 12 Mart 2026’daki kapanış oturumunda kabul edildi ve 1 Temmuz’da yürürlüğe girdi.

Çin’in resmî açıklamasına göre yasa; ortak Çin ulusu bilincinin güçlendirilmesi, etnik topluluklar arasındaki etkileşimin artırılması, altyapının geliştirilmesi ve azınlık bölgelerinin ulusal kalkınma programlarına daha güçlü biçimde dâhil edilmesi için hazırlandı.

Yasa ayrıca etnik ayrımcılığı ve herhangi bir topluluğa yönelik baskıyı yasaklıyor. Pekin yönetimi, azınlık dillerinin öğrenilmesi ve kullanılmasının korunacağını, kültürel mirasın muhafaza edileceğini ve ekonomik desteklerin geçici yardımlar yerine kalıcı bir hukuki zemine oturtulacağını savunuyor.

Eleştiriler ise yasanın yalnız ekonomik kalkınma hükümlerinden oluşmadığına; eğitim, aile hayatı, medya, dinî kurumlar, internet platformları ve yurt dışındaki kişi ve kuruluşlara kadar uzanan geniş bir uygulama alanına sahip olduğuna odaklanıyor.

Dil ve eğitim hükümleri tartışılıyor

Düzenleme, standart Mandarin Çincesini okullarda temel eğitim dili, kamu kurumlarında ise ortak çalışma ve iletişim dili olarak öne çıkarıyor.

Reuters’ın yasa metnine dayandırdığı haberine göre Mandarin ile azınlık dillerinin birlikte kullanıldığı kamusal alanlarda, Mandarin yazısına yerleşim ve sıralama bakımından öncelik verilmesi öngörülüyor. Metin aynı zamanda azınlık dillerini öğrenme ve kullanma hakkının korunacağını da belirtiyor.

Eleştirmenler, Mandarin dilinin eğitimde temel konuma getirilmesinin Uygurca, Tibetçe ve Moğolca gibi dillerin günlük kullanım alanını zamanla daraltabileceğini savunuyor.

Birleşmiş Milletlerin sekiz insan hakları uzmanı tarafından Çin hükümetine gönderilen 16 Nisan 2026 tarihli görüş yazısında, yasanın ülkenin tüm bölgelerinde tek tip etnik ilişkiler yaklaşımını bağlayıcı hâle getirebileceği belirtildi. Uzmanlar, azınlıkların dil, kültür, din ve eğitim haklarına yönelik mevcut kısıtlamaların genişlemesi ihtimalinden kaygı duyduklarını bildirdi.

BM uzmanları özellikle okullarda kullanılan eğitim dili, ebeveynlerin çocuklarına kültür ve kimlik aktarma hakkı, dinî kuruluşların yükümlülükleri ve internetteki içerik denetiminin nasıl uygulanacağının açıklığa kavuşturulmasını istedi.

63’üncü madde ulusötesi baskı kaygısı doğurdu

Yasanın en fazla tartışılan hükümlerinden biri olan 63’üncü madde, Çin ana karasının dışındaki kişi ve kuruluşların da belirli koşullarda hukuki sorumluluğa tabi tutulabilmesine imkân veriyor.

Hüküm, Çin’i hedef alarak “etnik birlik ve ilerlemeyi baltalayan” ya da “etnik ayrılık yaratan” suçları işlediği ileri sürülen yabancı kişi ve kuruluşlar hakkında Çin yasaları kapsamında işlem yapılabileceğini belirtiyor.

Dünya Uygur Kurultayı ve bildiriyi destekleyen kuruluşlar, maddenin Çin dışında yaşayan Uygurlar, Tibetliler, Moğollar, gazeteciler, akademisyenler ve insan hakları savunucuları üzerinde caydırıcı bir baskı oluşturabileceğini savunuyor. Bu kuruluşlara göre “etnik ayrılıkçılık” gibi geniş kavramlar, barışçıl eleştiri ve kültürel hak savunuculuğuna karşı kullanılabilir.

Avrupa Birliği ve ABD de yasanın sınır ötesi hükümlerine ilişkin kaygılarını açıkladı. AB, üçüncü ülkelerin yasalarının birlik topraklarında uluslararası hukuka aykırı biçimde uygulanmasına karşı olduğunu belirtirken ABD, sınırları içindeki kişileri yabancı devletlerin baskı girişimlerine karşı koruyacağını bildirdi.

Avrupa Parlamentosu yasaya karşı karar aldı

Avrupa Parlamentosu, 30 Nisan 2026’da kabul ettiği kararda Çin yönetimine Etnik Birlik ve İlerlemeyi Teşvik Yasası’nı kaldırma çağrısı yaptı.

Karar 439 kabul, 52 ret ve 71 çekimser oyla kabul edildi. Avrupa Parlamentosu, düzenlemenin Tibet, Doğu Türkistan ve İç Moğolistan kökenli toplumlar açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini; kültürel, dinî ve dilsel özgürlükleri sınırlandırarak asimilasyon politikalarını yoğunlaştırabileceğini savundu.

Parlamento ayrıca Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan kişilere yönelik ulusötesi baskı iddialarını kınadı. Üye devletlerden risk altındaki diaspora topluluklarının korunmasını, Çin ile yapılan iade anlaşmalarının gözden geçirilmesini ve yasadan sorumlu görülen kişiler hakkında hedefli yaptırımların değerlendirilmesini istedi.

BM tarafında doğrulanabilen en kapsamlı güncel belge ise sekiz özel prosedür uzmanının 16 Nisan tarihli ortak yazısıdır. Uzmanlar doğrudan bir yargısal hüküm vermedi; düzenlemenin uluslararası insan hakları standartlarına uygun uygulanması için Çin’den açıklama ve güvence talep etti.

Pekin asimilasyon suçlamalarını reddediyor

Çin yönetimi, yasanın etnik kimlikleri ortadan kaldırmayı amaçladığı yönündeki değerlendirmeleri kabul etmiyor.

Çinli yetkililere göre ortak dilin geliştirilmesi azınlık dillerinin yasaklanması anlamına gelmiyor. Pekin, yasada azınlık dillerini öğrenme ve kullanma hakkının açıkça korunduğunu, etnik gruplara yönelik ayrımcılığın yasaklandığını ve kültürel mirasın korunmasına ilişkin hükümler bulunduğunu belirtiyor.

Çin Adalet Bakan Yardımcısı Hu Weilie, yasanın Çin dışındaki kişi ve kuruluşlara uygulanmasına yönelik “uzun kol yetkisi” eleştirilerinin tarafsız ve hukuken temelli olmadığını savundu. Hu, düzenlemenin yalnız yasa dışı ve ayrılıkçı faaliyetleri hedeflediğini, normal akademik temasları, ekonomik iş birliğini veya halklar arası ilişkileri engellemeyeceğini söyledi.

Pekin, devletlerin egemenliklerini, toprak bütünlüklerini ve toplumsal düzenlerini korumak için yurt dışındaki bazı eylemler hakkında hukuki düzenleme yapmasının uluslararası uygulamalarla uyumlu olduğunu öne sürüyor.

Yasanın etkisini uygulama gösterecek

Tartışmanın merkezinde yalnızca yasanın metni değil, “etnik birliği baltalamak”, “ayrılıkçılık” ve “ortak ulusal kimlik” gibi kavramların kamu makamları tarafından nasıl yorumlanacağı bulunuyor.

Önümüzdeki dönemde okullardaki eğitim dili, azınlık dillerinin kamusal görünürlüğü, dinî kuruluşlara getirilen yükümlülükler, internet içeriklerinin denetlenmesi ve diaspora mensuplarına yönelik işlemler yasanın gerçek etkisini ortaya koyacak.

Ortak açıklamayı destekleyen kuruluşlar, BM mekanizmalarının uygulamayı düzenli biçimde izlemesini; hükümetlerin kendi ülkelerinde yaşayan Uygur, Tibetli ve Moğol toplumlarına hukuki ve güvenlik desteği sağlamasını istedi. Dünya Uygur Kurultayı ayrıca parlamentolara kınama kararları alma, sivil toplum örgütlerine ise ulusötesi baskı iddialarını belgeleyerek etkilenen kişilere destek olma çağrısında bulundu.

Çin yönetimi yasayı etnik gruplar arasında ortak aidiyet ve kalkınma aracı olarak sunarken insan hakları kuruluşları aynı düzenlemenin kültürel çeşitliliği sınırlandırabilecek merkezî bir denetim sistemine dönüşebileceğini savunuyor.

Bu iki yaklaşım arasındaki temel uyuşmazlığın, yasanın uygulanmasına ilişkin ilk idari kararlar ve olası hukuki işlemlerle daha görünür hâle gelmesi bekleniyor.

YerelGundem.com

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Yerel Gündem

Editör Masası| YerelGundem.com Türkiye ve küresel siyasetin ve uluslararası ilişkilerin nabzını tutan Yerel Gündem, Türkiye ve dünya gündemindeki en etkili ve alışılagelmişin dışındaki haberleri titiz bir veri doğrulama süreciyle raporlar. Entelektüel bir derinliğe sahip köşe yazılarımız ve stratejik öngörülerimizle, bilginin dürüstlükle buluştuğu noktada dünya siyasetine projektör tutuyoruz.

Yorumlar (0)

User