CHP İzmir’i gerçekten kazandı mı, yoksa İzmir CHP’ye mi bırakıldı?
Köşe yazısı, İzmir’in CHP yönetimine geçiş sürecini, Aziz Kocaoğlu dönemini ve AK Parti’nin kentteki siyasi tercihlerini ele alıyor.

Yusuf İnan / Yerel Gündem
Gazeteci, Yazar |Siyasi & Stratejik Analist
İZMİR / TÜRKİYE — AK Parti ve Başkan Erdoğan, Türkiye genelinde uzun yıllara yayılan bir başarı hikâyesi yazmışken, İzmir’de neden aynı başarıyı gösteremedi?
Daha doğrusu, gerçekten başarılı olamadı mı; yoksa İzmir bilinçli ya da bilinçsiz şekilde CHP’ye mi bırakıldı?
Bence bu sorunun cevabı çok önemli.
Bu soruya cevap verebilmek için önce İzmir’in yakın dönem belediye başkanlığı tarihine bakmak gerekir. Çünkü İzmir’in CHP’ye ne zaman, nasıl ve hangi şartlarda geçtiği doğru okunmadan, bugünkü tabloyu anlamak mümkün değildir.
Dindar kimliğiyle bilinen Dr. Burhan Özfatura, 1984-1989 yılları arasında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptı. Ardından 1989-1994 döneminde Yüksel Çakmur göreve geldi. Burhan Özfatura 1994 seçimlerinde yeniden belediye başkanı seçildi ve 1999 yılına kadar bu görevini sürdürdü.
1999 seçimlerinde ise Ahmet Piriştina, DSP’den İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. O dönemin siyasi atmosferini hatırlamak gerekir. Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesiyle başlayan süreç, milliyetçilik duygularını yükseltmişti. Bülent Ecevit’in “Karaoğlan” kimliği ve “Kıbrıs Fatihi” rüzgârı da DSP’ye ciddi bir destek sağlamıştı. Piriştina’nın seçilmesinde bu siyasi iklimin önemli payı vardı.
Ahmet Piriştina, 1999-2004 döneminde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptı. İkinci döneminde de benzer duyguların devamı olarak seçildi. Ancak kamuoyunda hâlâ soru işaretleriyle anılan vefatının ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı CHP’li Aziz Kocaoğlu’na geçti.
Ben o günlerin canlı tanığıyım.
Aziz Kocaoğlu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na doğrudan halkın oyuyla gelmedi. Bornova Belediye Başkanı idi. O süreçte AK Parti’nin de onayıyla başkanlık koltuğuna oturdu. O günlerde dönemin AK Parti İzmir İl Başkanı Ali Aşlık ile bu konuyu konuşmuştum. Ali Aşlık, “Biz Aziz Kocaoğlu’nu istiyoruz” demişti.
Aslında İzmir’de benim “fetret devri” diye adlandırdığım süreç de Aziz Kocaoğlu ile birlikte başladı. 2004-2019 yılları, bana göre İzmir’in kayıp yıllarıdır. Aziz Kocaoğlu başarısız bir belediye başkanıydı. Ne İzmir’e ciddi bir katkı sağladı ne de CHP’ye kalıcı bir vizyon kazandırdı.
Bugün aynı Aziz Kocaoğlu, şimdi AK Parti’ye geçeceği konuşulan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a akıl veriyor. Belediye başkanlığından istifa et, İzmir’i AK Parti’ye verme diyor.
Sanki AK Parti başka bir ülkenin partisi.
Sanki düşman.
Bu dil İzmir’e de Türkiye’ye de zarar verir. Aziz Kocaoğlu’nun İzmirlileri kışkırtan açıklamalardan uzak durması gerekir. Geçmişte de benzer bir tablo yaşandı. İzmir’de bazı süreçlerde insanlar sokağa döküldü, İzmir Adliyesi’nin çevresinde gerilimli görüntüler ortaya çıktı.
Bu ülkede kimse devlete meydan okuyamaz.
Aziz Kocaoğlu, 15 yıllık döneminin hesabını kamuoyu önünde yeterince vermeden, ilerleyen yaşına rağmen hâlâ siyaset sahnesinde kendisine yer arıyor. Oysa İzmir’in artık eski kavgaları değil, çözüm üreten yeni bir yönetim anlayışını konuşması gerekir.
Ben Aziz Kocaoğlu dönemini çok iyi bilirim.
Kocaoğlu döneminde demokrasiden, hakkaniyetten ve eleştiriye tahammülden söz etmek mümkün değildi. “İzmir iktidar olmalı, İzmir’i iktidar partisi almalı” başlıklı köşe yazım nedeniyle, 2009 seçimleri sabahı Aziz Kocaoğlu daha mazbatasını bile almadan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı zabıtalarını Yerel Gündem gazetesinin ofisine göndermişti. Yerel Gündem gazetesinin ve Deniz Web’in tabelaları indirilmişti.
Şimdi o Aziz Kocaoğlu demokrasiden bahsediyor.
Aziz Bey, yeter artık.
Ölümlü dünya. Çekil köşene, dinlen. İzmirlileri tahrik eden konuşmalar yapma. Bu ülkenin huzura ihtiyacı var.
İzmir’i adeta enkaza çevirip gittiniz. Şimdi o enkazın kaldırılması gerekiyor. Bir zamanlar “Konak Meydanı’ndan denize gireceğiz” diyordun. Fakat sizden sonra İzmir Körfezi, balıkların bile yaşayamadığı bir denize dönüştü.

İzmir, sizin döneminizde turistlerin “Bu şehir kokuyor” diye Hilton Oteli’nin balkonundan çığlık attığı bir şehir haline gelmişti. Rahmetli Erkin Usman, Hilton Oteli’nin balkonundan yükselen o turist çığlıklarını Yeni Asır’daki köşesinde yazmıştı.
Burada bir gerçeği daha açıkça söylemek gerekir: İzmir halkı CHP’li olmak zorunda değildir. İzmir halkı devletini, ülkesini seven, sahip çıkan, vatansever bir halktır.
Aziz Kocaoğlu döneminde İzmir’in tarihî hafızasına zarar veren uygulamalar da yaşandı. İzmir’i fetheden büyük Türk ve İslam komutanı Çaka Bey’in büstü kaidesinden sökülerek depoya kaldırıldı. Ben bunu yazdıktan sonra büst, Çaka Bey Lisesi’ne gönderildi.
Daha sonra Tunç Soyer, sizin kaldırdığınız Çaka Bey büstünü daha büyük bir şekilde Çaka Bey İskelesi’nin önüne yeniden koydu. Bu bile İzmir’in hafızasının nasıl savrulduğunu göstermeye yeter.
Sahi Aziz bey, sizin döneminizde İzmir'i fetheden Türk Amirali Çaka Bey'in büstü neden kaldırılmıştı? Amacınız neydi?
Açıklamak ister misiniz?

Kocaoğlu döneminde İzmirliler hep vaat dinledi; İzmir’i ve CHP’yi onurlandıracak bir icraat görmedi. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu İzmir’e geldiğinde hayvanat bahçesine götürüldü; danalara süt, maymunlara muz yedirildi.
Bu fotoğraf, Kocaoğlu döneminin başarısızlık hikâyesini anlatmak için yeterli değil mi?

O nedenle bugün sadece şunu söylüyorum: Lütfen artık İzmirlileri kışkırtmayın.
İzmir iktidarla tanışsın.
İzmir’in kronik sorunları çözülsün.
Yıllardır aynı sorunları konuşuyoruz: Körfez, trafik, kentsel dönüşüm, altyapı, ulaşım, kötü koku, plansızlık ve yönetim zaafı. İzmir artık bu döngüden çıkmak zorunda.
Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçip geçmemesi ayrı bir tartışmadır. Fakat asıl mesele şudur: İzmir’in hizmete ihtiyacı var. İzmir’in kaynaklara ulaşmaya, merkezi hükümetle kavga eden değil, çözüm üreten bir belediyecilik anlayışına ihtiyacı var.
Tartışmaya, kayıkçı kavgasına, çözümsüzlüğe ihtiyacı yok!
Yusuf İnan
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)