Meme kanserinde erken tanı ve bütüncül bakım yaşam kalitesini koruyor
Meme kanserinde erken tanı ve kişiye özel tedavinin yanı sıra uyku sorunları, psikososyal destek ve yaşam kalitesinin korunması önem taşıyor.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
İSTANBUL, TÜRKİYE — Uzmanlar, meme kanserinde erken tanı ile hastaya ve tümörün biyolojik özelliklerine göre planlanan tedavinin klinik sonuçları güçlendirdiğini, bütüncül bakımın ise yaşam kalitesini koruduğunu belirtti.
Meme kanseri, Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türleri arasında ilk sırada bulunuyor. Yaklaşık 20 bin hastayı kapsayan ulusal kayıt çalışması, tanı yaşının görece genç olduğunu ve 40 yaşından önce tanı alan önemli bir hasta grubunun bulunduğunu gösteriyor.
Uzmanlara göre erken tanı tek başına yeterli değil. Patolojik değerlendirmenin doğru yapılması, hastalığın alt tipinin belirlenmesi, uygun tedavinin gecikmeden başlatılması ve hastanın psikososyal ihtiyaçlarının gözetilmesi de sürecin temel parçaları arasında yer alıyor.
Ulusal kayıtlar ne gösteriyor?
Türkiye’de 36 merkezden elde edilen verilerin değerlendirildiği ulusal kayıt araştırmasına 19 bin 503 kadın dahil edildi. Çalışmada hastaların medyan tanı yaşı 51 olarak hesaplandı.
Araştırmaya göre hastaların yüzde 17,2’si 40 yaşından önce meme kanseri tanısı aldı. Bu oran, yaklaşık her altı hastadan birinin 40 yaşından genç olduğunu gösteriyor.
Bulgular, meme sağlığına ilişkin farkındalık çalışmalarının yalnızca ileri yaş gruplarıyla sınırlandırılmaması gerektiğine işaret ediyor. Bununla birlikte tarama ve takip programlarının yaş, aile öyküsü, genetik yatkınlık ve kişisel risk faktörlerine göre planlanması gerekiyor.
Erken tanı doğru tedaviyle tamamlanmalı
Prof. Dr. Özlem Sönmez, meme kanserinin tek tip bir hastalık olmadığını; biyolojik özellikleri, hastalığın seyri ve tedavi seçenekleri bakımından farklı alt türlere ayrıldığını söyledi.
Erken tanıyla sağlanan avantajın doğru patolojik inceleme ve zamanında başlanan kişiye özel tedaviyle tamamlanması gerektiğini belirten Sönmez, tedavinin hastaya ve tümörün biyolojik özelliklerine göre planlanmasının önemini vurguladı.
“Erken tanının sağladığı avantajı, doğru patolojik değerlendirme ve zamanında başlanan, hastaya ve tümöre özgü tedaviyle tamamlamak gerekir.”
Erken dönemde saptanan meme kanserinde doğru tanı ve zamanında tedavi, hastalığın kontrol altına alınma olasılığını artırıyor. Uzmanlar, tanı ile tedavinin başlaması arasındaki sürecin gereksiz biçimde uzamamasının önemine dikkat çekiyor.
Her meme kanseri aynı özellikleri taşımıyor
Meme kanserinin farklı alt türleri, hastalığın seyri ve tedaviye vereceği yanıt üzerinde belirleyici olabiliyor. Bu nedenle aynı tanıyı alan her hastaya aynı tedavinin uygulanması uygun kabul edilmiyor.
Üçlü negatif meme kanseri, daha hızlı ilerleyebilmesi ve tekrarlama riskinin yüksek olabilmesi nedeniyle yakından izlenmesi gereken alt türlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Sönmez, bilimsel çalışmalarla birlikte bu alandaki tedavi seçeneklerinin geliştiğini söyledi. Tedavi planının hastalığın evresine, tümörün özelliklerine, hastanın genel sağlık durumuna ve daha önce aldığı tedavilere göre oluşturulması gerektiğini kaydetti.
Uzmanlar, klinik başarının yalnızca tümörün küçülmesi veya hastalığın kontrol altına alınmasıyla değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor. Hastanın fiziksel, sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarının da tedavi boyunca takip edilmesi öneriliyor.
Uyku ve psikolojik yük yaşam kalitesini etkiliyor
Meme kanseri tanısı, hastaların yalnızca fiziksel sağlığını değil; uyku düzenini, çalışma hayatını, aile ilişkilerini ve gelecek planlarını da etkileyebiliyor.
Türkiye’de 601 meme kanseri hastasıyla gerçekleştirilen 2025 tarihli bir araştırmada, katılımcıların yüzde 33,2’sinde klinik açıdan anlamlı kötü uyku kalitesi saptandı. Kötü uyku bildiren hastalarda kaygı ve depresyon puanlarının daha yüksek olduğu belirlendi.
Araştırmanın sonuçları, uyku sorunlarının ve psikolojik belirtilerin onkoloji bakımında düzenli olarak değerlendirilmesinin önemini ortaya koydu. Hastanın duygusal iyilik hâlinin korunması ve ihtiyaç duyduğu psikososyal desteğe ulaşması, bütüncül bakımın parçaları arasında gösteriliyor.
Gilead Türkiye Genel Müdürü Deepshikha Kiyawat, bilimsel ilerlemenin hastaların günlük yaşamlarında karşılık bulması gerektiğini söyledi. Kiyawat; aile, iş, ilişkiler, hayaller ve gelecek planlarının hasta deneyiminin ayrılmaz parçaları olduğunu ifade etti.
“Her tanının ardında bir yaşam var”
Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik, meme kanseri tanısının aile ilişkilerinden çalışma hayatına, sosyal yaşamdan gelecek planlarına kadar birçok alanda değişime yol açabildiğini söyledi.
Çelik, dernek olarak hastalara “Yalnız değilsiniz” mesajı vermeyi amaçladıklarını belirtti. Hastaların tanı ve tedavi sürecinde bilgiye, dayanışmaya ve psikososyal desteğe ulaşmasının önem taşıdığını ifade etti.
Meme kanseriyle yaşayan her kadının farklı bir deneyime sahip olduğuna dikkat çeken Çelik, klinik tedavinin sosyal dayanışma ve psikolojik destekle tamamlanması gerektiğini kaydetti.
Bilim, sanat ve hasta deneyimi aynı sahnede buluştu
Meme kanserinin farklı yönleri, 10 Ekim 2026’da İstanbul’da gerçekleştirilen Breastanbul 2026 programında da ele alındı.
Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneğinin katkısıyla düzenlenen programda, Özlem Tokaslan’ın yazdığı, yönettiği ve sahnelediği “Dantel” adlı müzikli meddah oyunu izleyiciyle buluştu. Yapımda meme kanseriyle yaşayan bir kadının deneyimi sanatın diliyle aktarıldı.
Programın “Yeni Yolculuğum” başlıklı bölümünde ise farklı uzmanlık alanlarından beş hekim ile meme kanseri deneyimi yaşayan beş kadın aynı sahnede yer aldı. Etkinlikte tanı ve tedavi süreçlerinin yanı sıra hastaların gündelik yaşamda karşılaştıkları güçlükler ve geleceğe ilişkin beklentileri konuşuldu.
Türkiye’de tarama programı kimleri kapsıyor?
Türkiye’de uygulanan ulusal program kapsamında 40–69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir ücretsiz mamografi taraması yapılıyor. Bu yaş grubundaki kadınlara ayrıca yılda bir kez klinik meme muayenesi öneriliyor.
Tarama programı, herhangi bir şikâyeti bulunmayan kadınlarda meme kanserinin erken dönemde saptanmasını amaçlıyor. Ancak memede veya koltuk altında kitle, meme derisinde değişiklik, meme başında içe çekilme ya da olağan dışı akıntı gibi belirtiler fark edildiğinde rutin tarama zamanı beklenmemeli.
Aile öyküsü, genetik yatkınlık veya daha önce belirlenmiş yüksek riskli bulguları bulunan kadınların takip programı standart tarama takviminden farklı olabilir. Kişisel risklerin ve uygun kontrol aralığının hekimle birlikte belirlenmesi önem taşıyor.
Uzmanlar, meme kanserinde erken tanının sağladığı avantajın zamanında tedavi, doğru klinik planlama ve hastanın yaşamının bütününü gözeten destekleyici bakımla tamamlanması gerektiğini vurguluyor.
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)