Ukrayna'da savaş sürerken Mykolaiv'de tiyatro: İgor Yermolayev anlatıyor
Gazeteci ve tiyatro fotoğrafçısı İgor Yermolayev, savaş sırasında Mykolaiv'de izleyicilerin, çocukların ve sanatçıların tiyatroyla ilişkisini anlattı.

Yusuf İnan | Yerel Gündem
MYKOLAIV, UKRAYNA — Gazeteci, tiyatro eleştirmeni ve fotoğrafçı İgor Yermolayev, savaş sürerken Mykolaiv'de insanların neden tiyatroya gittiğini, sahnenin izleyiciyle nasıl değişen bir bağ kurduğunu ve sanatçıların karşılaştığı güçlükleri anlattı.
Yerel Gündem, kentteki Virsky Dans Topluluğu gösterisini daha önce haberleştirmişti. Bu röportajda Yermolayev; tiyatroları, konserleri, çocuk izleyicileri, askerlere yönelik yardım etkinliklerini ve kültür çalışanlarının koşullarını kendi gözlemleriyle aktarıyor.
Yusuf İnan: İgor Vadimoviç, merhaba! UA Presa ve Wise News Press okurlarına çalışmalarınızı ve Mykolaiv'in kültür yaşamını daha önce anlatmıştık. Şimdi bu sohbeti sürdürmek istiyoruz: Savaş sırasında bile oyunlar hazırlayan, sahneye çıkan ve izleyici salonuna gelen insanları göstermek istiyoruz. Özellikle kişisel gözlemleriniz ve somut hikâyeleriniz ilgimizi çekiyor.

İnsanlar neden hâlâ tiyatroya gidiyor?
Yusuf İnan: İgor Vadimoviç, Mykolaiv'in kültür yaşamını uzun yıllardır izliyorsunuz. Savaşa rağmen bugün insanları tiyatroya ve konserlere getiren nedir?
İgor Yermolayev: Evet, 23 yıldır bu konuda düzenli olarak haber ve röportajlar hazırlıyorum. O zaman da şimdi de insanların motivasyonu aynı ve anlaşılır. Canlı performanslar insan psikolojisinin karmaşık yönlerini harekete geçiriyor. İnsanları tiyatroya ve konserlere getiren şey, bir topluluğun parçası olma arzusu. Ekranlar üzerinden yaşanan bir çağda canlı sanat, yüzlerce yabancıyla aynı mekânda ortak bir duygusal hâli deneyimlemek için geriye kalan tek yol. Sizinle aynı şeyleri hisseden insanların arasında bulunmak için ender bir fırsat. Bu, güvenli bir ortamda katharsis yaşama isteği. Çünkü canlı tiyatro ve müzik, sinemanın veremediği bir şeyi bize sunuyor: “Burada ve şimdi” var olan bir alan yaratıyor. İzleyici, gündelik hayatta çoğu zaman bastırmak zorunda kaldığımız duygularını açığa çıkarabilmek için oraya gidiyor. Bir de tekrarlanmayacak anı arıyor. Bir diskteki kayıt ya da ekrandaki film her zaman aynıdır. Tiyatroda ve konserde ise her oyun veya icra gözlerinizin önünde doğar ve bir daha asla aynı şekilde tekrarlanmaz… Tiyatro ve konserler, anlamları ve varoluşun gerçeküstü yanını birlikte yaşadığımız, manevi ve estetik haz aldığımız bir tür çağdaş dünyevi ritüeldir.
Yusuf İnan: Son aylardaki hangi oyunu, konseri veya kültürel etkinliği, bugünün Mykolaiv kentini yabancı bir okura anlatmak için seçerdiniz? Sizi özellikle hangi yönü etkiledi?
İgor Yermolayev: Sanırım Mykolaiv'in önde gelen iki tiyatrosunun güncel oyunlarını seçerdim. İlki, Mykolaiv Ulusal Akademik Ukrayna Dram ve Müzikal Komedi Tiyatrosu'nun “Arturo Ui'nin Yükselişi” adlı yapımı. Yönetmeni, Ukrayna'nın Onurlu Sanat Emekçisi Serhiy Pavlyuk; tiyatronun müdürü ve sanat yönetmeni ise Ukrayna Halk Sanatçısı Mykola Berson. Oyun, Chicago'nun gangster dünyası ile diktatörlüğün doğuş mekanizmaları arasında ilginç ve çarpıcı paralellikler kurdu. Bu, günümüz için acı verici ve tanıdık bir konu. İkinci oyun, Mykolaiv Akademik Sanat Dram Tiyatrosu'nun “Çünkü Ben Ukrayna'yım” adlı yapımı. Projenin yazarları ve sahneye koyanları, tiyatronun müdürü ve sanat yönetmeni olan Ukrayna'nın Onurlu Sanat Emekçisi Artem Svistun ile projeler, hibeler ve kaynak geliştirmeden sorumlu müdür ve sanat yönetmeni yardımcısı Lyudmila Ospadova. Başkahraman, savaştan kaçarak evlerini terk eden bütün kadınların simgesine dönüştü. Oyun, her birinin yakında kendi evine döneceğine duyulan inancı da güçlendiriyor! Mykolaiv Dram Tiyatrosu ile Mykola Kuliş adını taşıyan Herson Bölgesel Akademik Müzik ve Dram Tiyatrosu arasındaki artık süreklilik kazanmış ve başarılı yaratıcı ortaklığı da anmak isterim. Buna örnek olarak, Ukrayna'nın Onurlu Sanat Emekçisi Serhiy Pavlyuk'un yönettiği harika “Kateryna” dramasını gösterebilirim. Oyun, saygın bir uluslararası yarışmada Grand Prix ödülünü bile kazandı.

Savaş sahne ile izleyici arasındaki bağı nasıl değiştirdi?
Yusuf İnan: Savaş, sahne ile izleyici salonu arasındaki ilişkiyi nasıl değiştirdi? Tanıdık oyunların, şarkıların, hatta tek tek repliklerin artık bambaşka tepkiler doğurduğunu gözlemliyor musunuz? Kültürel girişimler bugün Ukrayna'nın savunucularına nasıl yardım ediyor?
İgor Yermolayev: Geniş çaplı savaş koşullarında Ukrayna'daki sahne sanatçılarıyla salondaki insanlar arasındaki ilişki köklü biçimde değişti. Tiyatro ve konser mekânları yalnızca boş vakit geçirilen ya da sosyal amaçla gidilen yerler olmaktan çıktı; toplumsal ve manevi kurumlara, hayatta kalma alanlarına dönüştü. Eskiden “dördüncü duvar” denen görünmez sınır, oyuncularla izleyiciler arasında belli bir mesafe yaratırdı. Savaş o duvarı yıktı. Oyuncular ve izleyiciler aynı koşullarda yaşıyor: Aynı sirenleri duyuyor, aynı elektrik kesintilerini yaşıyor, cephede yakınları bulunuyor — ve onları kaybediyor — ya da kendileri gazilik deneyimi taşıyor. Canlı ses ve oyunculuk şimdi sürekli kaygıdan duygusal bir soluklanma sağlıyor; savaşın bastırdığı gözyaşı, acı, umut ve öfke gibi duyguların yaşanmasına yardım ediyor.
Sahne ile salon arasındaki ilişki hem pratik hem de yaratıcı bir hâl aldı. Mykolaiv'deki neredeyse her etkinlikte Ukrayna Silahlı Kuvvetleri mensupları için yardım açık artırmaları düzenleniyor veya insansız hava araçları ile tıbbi malzeme için bağış toplanıyor. Üstelik bunlar belirli askerî birliklere yönelik hedefli çalışmalar; o birliklerin temsilcileri de çoğu zaman konserin içinde bulunuyor. Para, eskiden şaka yollu söylendiği gibi soyut “vatanın ambarlarına” değil, ilgili birliğin gerçekten ihtiyaç duyduğu İHA'lara veya pikaplara gidiyor. Gözlemlerime göre açık artırmalardaki teklifler 15 bin grivnaya ulaşıyor! İzleyici artık yalnızca “sanat tüketmek” için değil, Ukrayna ordusuna verilen somut yardımın bir parçası olmak için geliyor. Savaş, Ukrayna sahnesini “hayatın aynası” olmaktan çıkarıp “ortak bir kalkana” dönüştürdü. Sanatçı ile izleyici, en karanlık koşullarda anlamı, kimliği ve insanlığı birlikte ayakta tutuyor. Tiyatroların repertuvarına askerlerin, gönüllülerin ve yerinden edilmiş insanların gerçek hikâyeleri ile monologlarını içeren belgesel oyunlar girdi. Ukrayna klasiklerinin, Ukrayna ulusunun varlığını sürdürme mücadelesi ışığında yeniden yorumlanması da buna eklendi. Çarpıcı bir örnek, Mykola Kuliş adını taşıyan Herson Bölgesel Akademik Müzik ve Dram Tiyatrosu'nun “Moloçaynik” («Молочайник») adlı trajikomedisi. Sahne yönetmeni Yevhen Rezniçenko; tiyatronun genel müdürü ve sanat yönetmeni ise Ukrayna Halk Sanatçısı Oleksandr Knyha. Salonda otururken, sahnede “raşistleri” canlandıran oyuncuların görünmesinin izleyicilerde yalnızca sanatsal bir hoşnutsuzluk değil, keskin ve hissedilir bir acı yarattığını gözlemledim. Salon, kurmaca bir tiyatro öyküsüne tepki verir gibi değil, açık bir yaraya dokunulmuş gibi tepki veriyordu: Haklı bir öfke, derin bir nefret ve henüz tam olarak yaşanıp işlenememiş bir trajedinin ağırlığı birbirine karışıyordu. Birçok izleyici için bu, oyunculuk değil, Ukrayna'da hâlâ süren ve hoşgörüyle karşılanamayacak trajedinin “aynası” gibiydi. “Moloçaynik”, Mykolaiv halkına nispeten sakin hayatlarının hangi bedelle mümkün olduğunu hatırlattı ve işgal altındaki Herson bölgesi sakinlerinin neler yaşadığını gösterdi…

Turneler ve oyunların arkasındaki emek
Yusuf İnan: Yunost konser salonunun programında Pavel Virsky'nin adını taşıyan topluluğun, TNMK grubunun ve başka değerli “yıldızların” turne gösterileri yer almaya devam ediyor. Sanatçıların savaş sırasında kente gelmesi, kent sakinleri için ne anlama geliyor? Bu buluşmalar, Ukrayna'nın geri kalanıyla bağlarını nasıl etkiliyor?
İgor Yermolayev: Yunost konser salonu, Mykolaiv'deki turne gösterilerinin büyük bölümünü gerçekten başarıyla üstlendi. Bunda yöneticileri Yuliya Zaharova ve Yevhen Matveyev'in büyük payı var. Bütün etkinlikler, savaş hâlinde geçerli düzen ve güvenlik kurallarına uyularak düzenleniyor. Birçok kent sakini için “yıldızların” gelişi ve Yunost'a gitmek, bazen altı ay önceden hazırlık yaptıkları gerçek bir bayrama dönüştü. Düzenli bir turne programını sürdürmenin ne kadar emek gerektirdiğini ancak tahmin edebiliriz. Sanatçılar ya da bir tiyatro topluluğu bir oyun sahnelemek veya konser vermek için yüzlerce kilometre yol kat edip riskleri ve lojistik güçlükleri aştığında, kente açık bir mesaj veriyor: “Yalnız değilsiniz; birleşik Ukrayna'nın ayrılmaz bir parçasısınız.” Bölge kentlerinde yaşayanların, bütün hareketli hayatın yalnızca başkentte toplandığına dair arka plandaki duygusu azalıyor. Turneler, ortak anlamları ve duyguları ülkenin dört bir yanına taşıyan yaratıcı “atardamarlar” gibi çalışıyor. Ukraynalı bir “yıldız” sahneden çoğu zaman salondaki izleyicinin de yaşadığı hava saldırısı alarmlarından, elektrik kesintilerinden, kayıplardan ve umutlardan söz ediyor. İzleyici böylece Kyiv, Odesa ve Mykolaiv'in ortak bir duygusal alanı paylaştığını anlıyor! Ünlü sanatçıların gelişi birçok izleyici tarafından kentlerinin direncine gösterilen saygının işareti olarak görülüyor. Ujhorod, Poltava ve Mykolaiv'deki insanlar aynı oyunu düşünüp birlikte yaşadığında, bir kuşağın ortak kültürel kodu oluşuyor. Turneye çıkan sanatçıların gelişi, insana şehrinin arkasında ortak bir kültür, acı ve yaşama isteğiyle birleşmiş büyük bir ülkenin durduğunu somut olarak hissettiriyor.
Yusuf İnan: İzleyiciler bitmiş oyunu veya konseri görüyor; oysa arkasında provalar ve birçok insanın emeği var. Mykolaiv'deki oyuncular, müzisyenler ve organizatörler için bugün en zor olan nedir? Devam etmelerine ne yardım ediyor?
İgor Yermolayev: Bu soruya en iyi, savaş sırasında hem işleri hem de sorunları iki katına çıkan tiyatro müdürleri yanıt verebilir. Ancak ben 2003'ten beri tiyatro ve konser faaliyetlerini takip edip haberleştiriyorum; bu nedenle durumdan haberdarım. Başlıca sorunlar finansman, devam eden onarımlar ve güvenliğin sağlanması. Bir de askerlik çağındaki erkek çalışanların askere alınmalarının ertelenmesine ilişkin meseleler var; bunlara bağlı olarak oyuncu ve çalışan eksikliği ortaya çıkıyor. Hava saldırısı alarmları da işleri çok aksatıyor, çünkü tiyatrolar ve konser salonları izleyicilerin güvenliğine ilişkin kurallara sıkı sıkıya uymak zorunda. Bu koşullarda kültür kurumlarının başarılı çalışmalarını sürdürüp kahraman şehir Mykolaiv'in sakinlerini ve konuklarını yeni prömiyerlerle sevindirmeye devam etmesine ancak hayran kalınır!

Savaş sırasında sevinmek uygun mu?
Yusuf İnan: Savaş sırasında insanların kendilerine sevinme hakkı tanıması kolay olmayabiliyor. “Şimdi gülmek, müzik dinlemek, komedi izlemeye gitmek uygun mu?” sorusuyla karşılaştınız mı? Görüştüğünüz sanatçılar ve izleyiciler bu soruya nasıl yanıt veriyor?
İgor Yermolayev: Evet, internette “veba günlerinde şölen” ya da “gerçeklerden kaçış” diye yazan insanlar var; belki de bunlar “bot”. Onlara katılmıyorum. Bence savaş sırasında oyunlar ve konserler yalnızca uygun değil, yaşamsal ölçüde gerekli. Bunlar acı çeken insanlar için bir tür “zihinsel zırh”. Raşistler alışılmış yaşam biçimini yıkıp toplumu sürekli bir kaosun içine sürüklemek istiyor. Bu yüzden tiyatroya veya konsere gitmek, insanın kendi hayatı üzerindeki kontrolünü yeniden kazanmasının bir biçimi. Kişi böylece en azından iki saatliğine yıkımın değil, üretmenin kurallarının geçerli olduğu bir alana girebiliyor. Bu, bitmek bilmeyen kaygı verici haberler ve hava saldırısı alarmlarından geçici bir mola olsa bile! Üstelik trajedi ve korkuya birlikte katlanmak çok daha kolay. Konserde veya oyunda insanlar birbirlerinin desteğini hissediyor. Bu, toplumdaki yatay bağları güçlendiriyor ve “Yalnız değilim, birlikteyiz” duygusunu veriyor. Elbette düşüncesizce eğlenmekten söz etmiyorum. Bugünkü repertuvarın büyük bölümü, dayanmak ve kazanmak için enerji ile iyimserlik veren, dikkatle düşünülmüş oyunlardan oluşuyor! Savaş sırasında kültür aynı zamanda bir direniş biçimi! Sanatçılar da savaşın bütün ağırlığını elbette acıyla yaşıyor; fakat bunu tiyatronun “kulisinde” taşıyorlar. Sahnede her zaman kendilerini profesyonelce toparlıyorlar. Sahnede canlandırdıkları karakterler çoğu zaman gerçekten Ukrayna halkının kahramanları, örnek alınacak kişiler.

Çocuklar ve kültür yaşamına erişim
Yusuf İnan: İgor Vadimoviç, çocuk oyunlarında ve konserlerinde neler gözlemliyorsunuz? Sanatın savaş sırasında çocukların hayatındaki yerini size özellikle açık biçimde gösteren bir çocuk veya aile hikâyesi var mı?
İgor Yermolayev: Mykolaiv tiyatroları çocuklar için oyunlar sahnelemeye devam ediyor. Evet, salonda daha fazla üzgün ve ciddi çocuk gözü görüyorum; kahkaha daha az. Çocuklar her şeyi anlıyor; anlamasalar bile anne babalarının ruh hâlini hissediyorlar… Ama güzel bir izleyici salonu, renkli dekorlar ve kostümler, iyi duygular taşıyan masal oyunları çocuğa güçlü bir normallik, istikrar ve duygusal güven duygusu veriyor. Tiyatroda olup bitene bütünüyle dalmak gerekiyor; bu da çocuğun zihnine siren seslerinden ve anne babasının kaygılarından gerekli bir mola sağlıyor. Bu yüzden savaş sırasında çocuklar için tiyatroya gitmek yalnızca eğlence değil, sanat terapisi ve psikolojik-duygusal rahatlama sağlayan etkili bir araç. Tiyatrolar, yaratıcı etkinlik grupları ve her tür sanat terapisi, genç kuşağın duygusal yaralarını iyileştirmek açısından önemli.
Yusuf İnan: Kültür yaşamı bugün özellikle zor durumda olan insanlar için ne kadar erişilebilir: yerinden edilmiş kişiler, asker aileleri ve yaşlılar için?
İgor Yermolayev: Hassas durumdaki insanların tiyatro ya da konser bileti alması şu anda gerçekten zor. Hakkını teslim etmek gerekir ki Mykolaiv'deki bütün tiyatro ve konser salonlarında adil bir indirim sistemi uygulanıyor ve “sosyal biletler” satılıyor. Bu yalnızca sosyal bir “ek imkân” değil, toplumu destekleyen stratejik bir araç! Tiyatrolar ve müzik toplulukları, ülke içinde yerinden edilmiş kişilerin kaldığı barınma merkezlerinde, rehabilitasyon merkezlerinde ve çocuk hastanelerinde doğrudan ücretsiz gösteriler düzenliyor. Muharip gaziler için indirimli biletler, parasal tasarruftan çok toplumun saygı ve teşekkürünü gösteren simgesel bir işaret.
Peki bütün bu insanların izleyici salonuna girmesine hangi girişimler yardımcı oluyor? İşte çarpıcı bir örnek: Mykolaiv Akademik Sanat Dram Tiyatrosu binasında 12 Eylül 2026'dan bu yana “VilnoStsena” («ВільноСцена») adlı yeni deneysel tiyatro alanı faaliyet gösteriyor. Bu alan, “VilnoStsena: Yeni TEMPO'da Ukrayna Mirası” projesi kapsamında oluşturuldu. Proje, Save the Children in Ukraine, “Güney Kalkınma Stratejisi” sivil toplum kuruluşu ve Danimarka Dışişleri Bakanlığının desteğiyle hayata geçirildi. Bu süre içinde yeni alanda pek çok ücretsiz etkinlik düzenlendi: Askerler ve aileleri için etkinlikler; çocuklara yönelik etkinlikler; Ukraynaca konuşma niteliğini geliştirmek için dil uzmanlarıyla buluşmalar; Mykolaivli sanatçıların sergileri; sivil toplum kuruluşları ve gönüllülerle ortak etkinlikler; çağdaş Ukrayna tiyatro metinlerinin performanslı okumaları; eğitici programlar ve toplumun farklı kesimlerine yönelik kutlamalar. Böylece askerler ve aileleri, çocuklar ve üniversite öğrencileri, sivil toplum kuruluşları ve gönüllüler, Mykolaiv'in kültür çevresi, eğitim çalışanları ve basın mensupları bu yeni alana katılıyor.

Mykolaiv'de kültürün ihtiyaç duyduğu destek
Yusuf İnan: Yurt dışındaki izleyiciler Mykolaiv'i daha çok saldırı ve yıkım haberlerinde görüyor. Kentin kültür yaşamını koruyan insanlar hakkında onlara ne anlatmak istersiniz? Bu insanların çalışmalarını sürdürebilmeleri için nasıl bir destek gerekli?
İgor Yermolayev: Tiyatro topluluklarının ve müdürlerinin çabalarından yukarıda söz ettim. Ne yazık ki kültür her zaman “artan kaynaklarla” finanse edildi… Kent bütçesinde çalışanların maaşları için bile yeterli para yok. Yaratıcı topluluklardaki pek çok insan maaş almadan, deyim yerindeyse “gönüllülük” temelinde, yalnızca heyecanları ve sanata duydukları sevgiyle çalışıyor. Ben de buna dâhilim. Bir tiyatro fotoğrafçısı olarak başkalarının yarattığı oyunu kameram ve kendi sanatsal bakışımla yorumluyorum. Herkes Danimarka hükümetinin süregelen desteğine çok minnettar. Üstelik bu destek yalnızca sözde değil, gerçekten var! Ukrayna hükümetinin de kültüre daha fazla kaynak ayırmasını isterdim. Kültürün önemi savaş sırasında azalmıyor; tam tersine artıyor!
Yusuf İnan
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)