Bilal Erdoğan: Helal gıda kadar gelirin meşruiyeti de önem taşıyor
Bilal Erdoğan, Londra’daki iş dünyası buluşmasında helal kazanç, çalışan hakları ve insan onuruna dayalı iş modeli çağrısı yaptı.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
LONDRA, İNGİLTERE — İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Bilal Erdoğan, Londra’da iş dünyasına seslenerek helal ürün kadar kazancın kaynağına ve çalışan haklarına da dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.
İş dünyası temsilcilerini, akademisyenleri, girişimcileri ve kurum yöneticilerini buluşturan 6. Küresel İş Mükemmelliği Galası’nda konuşan Erdoğan, “helal ve tayyib” anlayışının yalnızca tüketilen ürünlerle sınırlandırılamayacağını belirtti. Erdoğan, üretimden yatırıma, çalışma şartlarından ticari kararlara kadar bütün sürecin ahlaki ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Konuşmasında merhum iş insanı Şeyh Salih Kamil’in İslami finans alanındaki çalışmalarını da anan Erdoğan, ekonomik başarının toplumsal sorumluluk ve insan onuruyla birlikte ele alınmasının önemini vurguladı.
Helal anlayışına gelir boyutu
Bilal Erdoğan, tüketicilerin özellikle gıda ürünlerinin helal olup olmadığı konusunda gösterdiği hassasiyetin, gelirin elde edilme biçimi için de geçerli olması gerektiğini söyledi.
Helal bir ürünün hangi sermayeyle üretildiği, çalışanların haklarının korunup korunmadığı ve ticari süreçte haksız kazanç bulunup bulunmadığı gibi soruların da dikkate alınması gerektiğini belirten Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Sofralarımıza gelen gıdanın helal statüsüne gösterdiğimiz özeni, o gıdayı sofralarımıza koyan gelirin meşruiyetine de göstermeliyiz.”
Erdoğan’ın değerlendirmesi, helal kavramının ürünün içeriğinin ötesinde bütün üretim ve kazanç sürecini kapsaması gerektiğine işaret etti. Bu yaklaşıma göre bir ürünün uygunluğu yalnızca kullanılan malzemelerle değil; finansman, tedarik, üretim, ücretlendirme ve satış aşamalarındaki uygulamalarla da bağlantılı bulunuyor.
Çalışanların hakları iş etiğinin bir parçası
Konuşmada öne çıkan başlıklardan biri de işletmelerin çalışanlarına yönelik sorumlulukları oldu. Erdoğan, ekonomik kararların insan onurunu gözetmesi ve çalışanların haklarının korunmasını esas alması gerektiğini ifade etti.
Bu çerçevede iş güvenliği, adil ücret, çalışma süreleri, ayrımcılığın önlenmesi ve emeğin karşılığının zamanında verilmesi gibi ilkeler, ahlaki iş anlayışının temel unsurları arasında değerlendirildi.
Bir işletmenin yüksek kâr elde etmesinin tek başına başarı ölçüsü sayılamayacağını belirten Erdoğan, iş yapma biçiminin ve ortaya çıkan ekonomik değerin toplumla nasıl paylaşıldığının da önem taşıdığını söyledi.
Erdoğan’ın çizdiği çerçevede şirketlerin çalışanlarını yalnızca üretim sürecinin bir unsuru olarak görmemesi, onların haklarını ve sosyal ihtiyaçlarını dikkate alan yönetim modelleri geliştirmesi gerekiyor. Böylece ekonomik büyümenin çalışanların refahına ve toplumun genel gelişimine katkı sunması hedefleniyor.
İslami finans yalnızca finansman aracı değil
Bilal Erdoğan, İslami finans araçlarının yalnızca sermayeye ulaşmayı sağlayan teknik modeller şeklinde görülmemesi gerektiğini belirtti. Erdoğan’a göre bu araçlar, aynı zamanda üretim ve ticaretin hangi değerler üzerine kurulacağını belirleyen bir iş yapma anlayışını temsil ediyor.
Faizsiz finansman modellerinin kullanılmasının tek başına yeterli olmayacağını ifade eden Erdoğan, yatırımın amacı, üretimin toplumsal etkisi ve elde edilen gelirin hangi yöntemlerle kazanıldığı gibi unsurların da değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Bu yaklaşım, yatırım kararlarının yalnızca kısa vadeli kazanç beklentileriyle alınmamasını; çevresel, sosyal ve insani sonuçların da hesaba katılmasını öngörüyor. İşletmelerin şeffaflık, adalet ve hesap verebilirlik ilkelerine bağlı kalmasının ekonomik güven açısından önem taşıdığı belirtiliyor.
Erdoğan, İslami finansın reel ekonomiyi destekleyen, riskin adil paylaşılmasını gözeten ve toplumun ihtiyaçlarını dikkate alan bir yapıda gelişmesi gerektiğini vurguladı.
“Helal ve tayyib” bütün süreci kapsıyor
Konuşmada kullanılan “helal ve tayyib” kavramları, yalnızca hukuken veya dinen izin verilen ürünleri değil, aynı zamanda temiz, güvenilir ve insanlara fayda sağlayan ekonomik faaliyetleri de kapsayan bir yaklaşım olarak ele alındı.
Bu çerçevede gıda sektöründe ürün güvenliği ve içerik denetimi kadar tedarik zincirindeki çalışma koşulları da önem kazanıyor. Benzer şekilde tekstil, finans, teknoloji ve inşaat gibi sektörlerde de üretimin çalışanlara, çevreye ve topluma etkisinin gözetilmesi gerekiyor.
Erdoğan, tüketicilerin satın aldıkları ürünlerin kaynağını sorgulamasının, işletmeler üzerinde daha şeffaf ve sorumlu üretim yapma baskısı oluşturabileceğine dikkat çekti. Şirketlerin de ürünün son aşamasını göstermekle yetinmeyerek ham maddeden satışa kadar bütün süreci açıklayabilmesi gerektiğini ifade etti.
Bu anlayışın ekonomik güveni destekleyebileceği, tüketici ile üretici arasındaki ilişkiyi güçlendirebileceği ve işletmelerin uzun vadeli itibarına katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Vakıfların toplumsal rolüne dikkat çekti
Bilal Erdoğan, vakıfların toplumların desteklenmesi ve ekonomik imkânların daha geniş kesimlere ulaştırılması açısından önemli bir görev üstlendiğini söyledi.
Vakıf geleneğinin eğitim, sağlık, kültür, sosyal yardım ve bilimsel çalışmalar gibi farklı alanlarda toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini belirten Erdoğan, ekonomik başarının sosyal faydaya dönüştürülmesi gerektiğini kaydetti.
Girişimcilerin ve finans kuruluşlarının yalnızca ticari kazanca odaklanmaması gerektiğini ifade eden Erdoğan, yenilikçi fikirlerin toplumun ihtiyaçlarına cevap veren üretken projelere dönüştürülmesi çağrısında bulundu.
Bu süreçte vakıfların, kalkınma kuruluşlarının, yatırımcıların ve akademik kurumların ortak hareket edebileceğini belirten Erdoğan, doğru işbirliklerinin hem girişimcilerin gelişmesine hem de toplumsal sorunlara kalıcı çözümler bulunmasına katkı sağlayacağını söyledi.
Girişimciler ve finans kurumlarına işbirliği çağrısı
Erdoğan, girişimciler, finans kurumları ve kalkınma ortakları arasında daha güçlü işbirliği kurulması gerektiğini vurguladı. Yenilikçi projelerin yalnızca fikir aşamasında kalmaması için finansman, rehberlik ve kurumsal destek mekanizmalarının birlikte işletilmesini istedi.
Özellikle genç girişimcilerin ve toplumsal faydayı önceleyen işletmelerin desteklenmesinin önemine dikkat çeken Erdoğan, sermayenin etik ilkelerle uyumlu alanlara yönlendirilmesinin daha kapsayıcı bir ekonomik yapı oluşturabileceğini belirtti.
- Küresel İş Mükemmelliği Galası’na Suudi Arabistan’dan Prens AbdulAziz bin Abdul Majeed Al Saud, Morityus Konut ve Arazi Bakanı Shakeel Mohamed, Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş ve Malezyalı diplomat Dato’ Indera Dr. Azfar Mohamad Mustafar da katıldı.
Londra’daki buluşmada öne çıkan mesajlar; ekonomik faaliyetlerin toplumsal sorumlulukla yürütülmesi, çalışanların haklarının korunması, helal kazancın şeffaf biçimde gösterilmesi ve finans dünyasının insan onurunu önceleyen projelere yönelmesi başlıklarında toplandı.
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)