Merkez bankalarında altın rezervlerini ülkeye taşıma eğilimi artıyor
Dünya Altın Konseyi anketi, merkez bankalarının altın rezervlerini Londra ve New York dışındaki depolara taşıma eğiliminin arttığını gösterdi.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
ANKARA, TÜRKİYE — Dünya Altın Konseyi’nin son anketi, merkez bankalarının altın rezervlerini kendi ülkelerinde veya daha farklı merkezlerde saklama eğiliminin güçlendiğini gösterdi.
Sabah.com.tr’nin aktardığı habere göre Türkiye’nin geçmiş yıllarda yurt dışında tutulan altın rezervlerinin önemli bir bölümünü ülkeye taşıması, küresel güvensizlik ortamında yeniden gündeme geldi. Haberde, Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı döneminde ABD, İsviçre ve İngiltere’de tutulan yaklaşık 350 ton altının Türkiye’ye getirildiği, son dönemde ise birçok ülkenin benzer şekilde altın rezervlerinin konumunu yeniden değerlendirdiği belirtildi.
Merkez bankaları altının nerede tutulduğunu yeniden değerlendiriyor
Altın, merkez bankaları için yalnızca bir rezerv varlığı değil, aynı zamanda kriz dönemlerinde güven ve likidite aracı olarak görülüyor. Jeopolitik gerilimler, yaptırımlar, ticaret savaşları ve küresel finans sistemine yönelik güvensizlikler arttıkça, ülkeler altın rezervlerinin nerede saklandığını daha stratejik bir başlık olarak ele almaya başladı.
Dünya Altın Konseyi’nin anketi de bu eğilimi ortaya koydu. Ankete göre birçok merkez bankası, altın rezervlerini yalnızca Londra veya New York gibi geleneksel saklama merkezlerinde tutmak yerine, ülke içine taşıma ya da farklı ülkelerde yeni depolama merkezleri oluşturma seçeneğini değerlendiriyor.
Bu eğilim, merkez bankalarının yalnızca rezerv miktarına değil, bu rezervlere kriz anında erişim imkânına da önem verdiğini gösteriyor. Özellikle yaptırım riskleri ve uluslararası ödeme sistemlerine ilişkin belirsizlikler, altının fiziki olarak nerede tutulduğu sorusunu daha kritik hale getiriyor.
Türkiye’nin altın rezervi hamlesi yeniden gündemde
Haberde yer alan bilgilere göre Türkiye, geçmiş yıllarda yurt dışında tutulan altınlarının önemli bir bölümünü kademeli olarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın kasalarına taşıdı. Bu süreçte ABD, İsviçre ve İngiltere gibi ülkelerde saklanan altınların ülkeye getirilmesi öne çıkan başlıklardan biri oldu.
Sabah.com.tr’nin aktardığı verilere göre Türkiye’nin 120 ton olan altın varlığının büyük bölümü 2002’de İngiltere, ABD ve İsviçre gibi ülkelerde tutuluyordu. 2017’den itibaren atılan adımlarla hem rezervlerin artırıldığı hem de yurt dışında tutulan altınların Merkez Bankası kasasına taşınmaya başladığı ifade edildi.
Haberde, ABD Merkez Bankası’nda saklanan altın miktarının 2016 yılında 28,7 ton iken 2017’de sıfırlandığı, İsviçre’deki Uluslararası Ödemeler Bankası’nda bulunan 18,7 tonluk altın rezervinin de Türkiye’ye getirildiği belirtildi.
Berat Albayrak dönemindeki kararlar tartışılıyor
Türkiye’nin altın rezervlerini ülkeye taşıma süreci, Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı dönemindeki ekonomi politikaları bağlamında yeniden tartışılıyor. Haberde, bu dönemde ABD, İsviçre ve İngiltere’de tutulan yaklaşık 350 ton altının Türkiye’ye geri getirildiği aktarıldı.
Bu adımlar, o dönem küresel finans sistemindeki kırılganlıklar ve uluslararası riskler dikkate alınarak stratejik bir tercih olarak değerlendirilmişti. Bugün ise Dünya Altın Konseyi’nin anketinde görülen eğilim, farklı ülkelerin de rezervlerin fiziki saklama yerini daha fazla önemsemeye başladığını ortaya koyuyor.
Altının ülke içinde saklanması, merkez bankaları açısından kriz anında erişim kolaylığı sağlayabilir. Bununla birlikte altın depolama güvenliği, sigorta, lojistik, uluslararası piyasalara erişim ve şeffaflık gibi başlıklar da bu tartışmanın önemli unsurları arasında yer alıyor.
Londra ve New York merkezli saklama sistemine güven sorgulanıyor
Küresel altın piyasasında Londra ve New York, uzun yıllardır en önemli saklama ve işlem merkezleri arasında yer alıyor. Ancak son dönemde jeopolitik çatışmalar, yaptırımlar ve uluslararası sistemdeki güven kaybı, bu merkezlerde tutulan rezervlere ilişkin tartışmaları artırdı.
Haberde, ABD/İsrail-İran savaşı ve ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarıyla altın fiyatlarında dalgalanmaların yaşandığı, bu gelişmelerin de altın piyasasına yönelik belirsizlikleri büyüttüğü aktarıldı.
Dünya Altın Konseyi Merkez Bankaları Küresel Başkanı Shaokai Fan’ın değerlendirmesine göre, jeopolitik riskler ve altına her koşulda erişim sağlama isteği merkez bankalarının depolama risklerini azaltma arayışını hızlandırıyor. Bu durum, rezervlerin yalnızca finansal değerinin değil, fiziki erişilebilirliğinin de stratejik önem taşıdığını gösteriyor.
Dünya Altın Konseyi anketi eğilimi ortaya koydu
Dünya Altın Konseyi’nin 76 merkez bankasının katılımıyla gerçekleştirdiği ankete göre, son 12 ayda katılımcıların yüzde 19’u altınlarını ülke içine taşıdıklarını veya farklı ülkelerde yeni depolama merkezleri oluşturduklarını belirtti. Geçen yıl bu oranın yüzde 7 seviyesinde olduğu aktarıldı.
Ankete katılan merkez bankalarının yüzde 49’u altın rezervini kendi ülkesinde depolamak istediğini bildirdi. İsviçre Merkez Bankası’nın tercih edilme oranının ise 2025’teki yüzde 12 seviyesinden yüzde 6’ya gerilediği belirtildi.
İngiltere Merkez Bankası’nda altın tutan merkez bankalarının oranında da düşüş yaşandığı ifade edildi. Haberde aktarılan verilere göre bu oran geçen yıl yüzde 64 iken yüzde 57’ye geriledi.
Bu veriler, altın rezervlerinde “tek merkezde saklama” anlayışının yerini daha dağıtılmış ve daha kontrollü bir depolama stratejisine bırakabileceğine işaret ediyor.
Hindistan ve Avrupa ülkeleri de adım atıyor
Financial Times’ta yer alan habere göre, altın rezervlerini ülkeye taşıma eğilimi yalnızca Türkiye ile sınırlı değil. Hindistan Merkez Bankası’nın da son üç yılda yurt dışında tuttuğu altınların büyük bölümünü ülkeye geri taşıdığı belirtildi.
Haberde aktarılan verilere göre Hindistan’da Mart 2023’te yurt dışında tutulan altın rezervlerinin toplam içindeki payı yüzde 55 seviyesindeyken, Mart 2026 itibarıyla bu oran yüzde 22’ye geriledi. Toplam altın rezervi yaklaşık 900 ton olan Hindistan’ın bugüne kadar yaklaşık 300 ton altını kendi topraklarına geri getirdiği hesaplanıyor.
Avrupa’da da benzer tartışmaların gündeme geldiği ifade edildi. Fransa Merkez Bankası’nın Temmuz 2025 ile Ocak 2026 arasında New York Federal Rezerv Bankası’nda tuttuğu 129 ton altını geri çektiği aktarıldı. Almanya ve İtalya’da ise siyasetçilerin, ABD’de tutulan altın rezervlerinin güvenliği konusunda tartışma başlattığı ve rezervlerin bir bölümünün ülkeye getirilmesi çağrısında bulunduğu belirtildi.
Altın rezervlerinde yeni dönem sinyali
Merkez bankalarının altın rezervlerini ülke içine taşıma veya farklı depolama merkezlerine yayma eğilimi, küresel ekonomide güvenlik ve erişim kaygılarının arttığını gösteriyor. Türkiye’nin geçmiş yıllarda attığı adımlar, bugün birçok ülkenin gündemine aldığı rezerv yönetimi tartışmalarıyla yeniden hatırlanıyor.
Bu süreçte altının yalnızca değer saklama aracı değil, aynı zamanda stratejik egemenlik ve finansal güvenlik unsuru olarak da değerlendirildiği görülüyor. Merkez bankalarının bundan sonraki tercihleri, küresel altın piyasasında depolama merkezlerinin rolünü ve ülkelerin rezerv politikalarını daha fazla gündeme taşıyabilir.
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)