Almanya'da 410 radikal İslamcı “tehlikeli kişi” olarak izleniyor
BKA, Almanya’da 410 İslamcıyı saldırı riski taşıyan “tehlikeli kişi” olarak izliyor; Berlin saldırısı sonrası elektronik kelepçe tartışılıyor.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
BERLİN / ALMANYA — Almanya Federal Kriminal Dairesi, ülke genelinde 410 kişiyi ağır şiddet eylemi veya saldırı gerçekleştirme ihtimali bulunan İslamcı “tehlikeli kişi” kategorisinde takip ediyor.
Berlin’deki Christopher Street Day etkinliği çevresinde düzenlenen ölümcül saldırının ardından açıklanan veriler, güvenlik birimlerinin riskli kişileri nasıl izlemesi gerektiğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Hristiyan Birlik partilerinden siyasetçiler, elektronik kelepçe ve önleyici gözaltı uygulamalarının genişletilmesini istiyor.
BKA 410 İslamcıyı risk kategorisinde izliyor
Redaktionsnetzwerk Deutschland’ın Federal Kriminal Dairesinden aldığı bilgiye göre, 1 Temmuz 2026 itibarıyla Almanya’da 410 kişi İslamcı terörizm veya aşırıcılık alanında “Gefährder”, Türkçedeki karşılığıyla “tehlikeli kişi” olarak sınıflandırıldı.
BKA verilerinde ayrıca aşırı sağcı çevrelerden 65, aşırı solcu çevrelerden ise 17 kişi aynı güvenlik kategorisinde bulunuyor. Böylece farklı aşırıcılık alanlarında yüksek riskli olarak izlenenlerin toplam sayısı 492’ye ulaşıyor.
Bu sınıflandırma bir kişinin kesin olarak suç işlediği veya hakkında mahkûmiyet kararı bulunduğu anlamına gelmiyor. Güvenlik birimleri, mevcut bilgiler doğrultusunda kişinin özellikle siyasi amaçlı ağır şiddet eylemi gerçekleştirme ihtimalini değerlendiriyor.
“Tehlikeli kişi” kararı bireysel değerlendirmeye dayanıyor
Bir kişinin bu kategoriye alınması veya listeden çıkarılması, eyalet düzeyindeki güvenlik makamlarının gerçekleştirdiği bireysel risk analizlerine dayanıyor. Federal Kriminal Dairesi, eyaletlerin kararlarını ülke genelindeki güvenlik koordinasyonu kapsamında takip ediyor.
Dolayısıyla listede yer alan kişilerin hukuki durumları, geçmişleri ve haklarında uygulanabilecek tedbirler birbirinden farklı olabiliyor. “Tehlikeli kişi” tanımı tek başına otomatik tutuklama, elektronik kelepçe veya sürekli polis gözetimi kararı doğurmuyor. Her tedbirin ayrıca yasal dayanağa ve olayın koşullarına göre yetkili makam veya mahkeme kararına dayanması gerekiyor.
Sınıflandırma belirli kişilere yönelik risk değerlendirmesini ifade ediyor; Almanya’daki Müslüman toplumu veya herhangi bir dinî grubu topluca kapsamıyor.
Elektronik kelepçenin kapsamı genişletilmek isteniyor
Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, Berlin saldırısının ardından elektronik ayak bilekliğinin riskli kişiler için daha yaygın kullanılmasını istedi. Dobrindt, bu tür konum takibinin “tehlikeli kişiler” açısından standart bir güvenlik tedbirine dönüştürülmesi gerektiğini savundu.
Bakan ayrıca Almanya genelinde uygulanabilecek ortak önleyici gözaltı kuralları hazırlanmasını ve yetişkin olduğu hâlde gençlik ceza hukukuna göre yargılanan radikalleşmiş şüphelilerle ilgili düzenlemelerin gözden geçirilmesini önerdi.
CSU Federal Meclis Grubu Başkanı Alexander Hoffmann da Deutschlandfunk’a yaptığı açıklamada, Berlin’de yaşananların ardından elektronik kelepçe konusunun kısa vadede koalisyon ortağı SPD ile görüşülebileceğini söyledi.
“Bu olayların ışığında elektronik kelepçe konusunu kısa vadede konuşabileceğimizi düşünüyorum.”
Hoffmann, önleyici gözaltının elektronik kelepçeye göre daha karmaşık bir hukuki alan olduğunu belirtti. Mahkeme kararlarının bu konuda dar bir çerçeve oluşturduğunu söyleyen Hoffmann, orta vadede SPD ile ortak bir düzenleme hazırlanabileceğini ifade etti.
Elektronik kelepçe tek başına suç işlemeyi engellemiyor
Elektronik ayak bilekliği, kişinin konumunun merkezi bir sistem üzerinden takip edilmesini sağlıyor. Belirlenen alanların dışına çıkılması, yasaklı bir yere yaklaşılması veya cihazın devre dışı bırakılmaya çalışılması durumunda güvenlik birimlerine uyarı gönderilebiliyor.
Bununla birlikte cihaz, bir saldırıyı fiziksel olarak önleyen bir araç değil. Etkili olabilmesi için uyarıların hızlı değerlendirilmesi, yeterli polis personelinin bulunması ve riskli kişi hakkında uygulanabilir açık sınırlamalar belirlenmesi gerekiyor.
Federal Yargıtay, yakın tarihli bir terör şüphesi dosyasında elektronik kelepçe uygulanması için mutlaka somut ve tamamlanmış bir saldırı planının bulunmasının gerekmediğine hükmetti. Mahkemeye göre kişinin şiddete hazır olduğuna ilişkin güçlü işaretler, radikal İslamcı çevrelerle yakınlık ve dikkate değer bir terör riski birlikte değerlendirilebilir. Ancak bu karar, listedeki 410 kişinin tamamına otomatik olarak elektronik kelepçe takılabileceği anlamına gelmiyor.
Berlin saldırısı güvenlik tartışmasını yeniden başlattı
Tartışmanın merkezinde, 25 Temmuz’da Berlin’de düzenlenen Christopher Street Day etkinliği çevresindeki saldırı bulunuyor. Yetkililere göre 21 yaşındaki Abdul B., kullandığı aracı Tiergarten’daki kalabalığın üzerine sürdükten sonra çevredeki kişilere kesici bir aletle saldırdı.
Saldırıda 65 yaşındaki Polonyalı bir kadın yaşamını yitirdi. İlk açıklamalarda 29 kişinin yaralandığı bildirilirken, Berlin Eyalet Başbakanı Kai Wegner daha sonra resmî yaralı sayısının 31’e yükseldiğini açıkladı. Zanlı, ertesi gün Spandau’da düzenlenen polis operasyonu sırasında vurularak öldürüldü.
Alman güvenlik makamlarının Abdul B.’yi saldırıdan önce İslamcı bir “tehlikeli kişi” ve yüksek riskli şahıs olarak değerlendirdiği bildirildi. Şüphelinin daha önce IŞİD’e katılmaya teşebbüs ettiği gerekçesiyle yargılandığı, ancak gençlik ceza hukuku kapsamında verilen karar sonrasında serbest kaldığı belirtildi.
Bu bilgiler, saldırının önlenip önlenemeyeceği, kurumlar arasındaki bilgi paylaşımı ve mahkemelerin risk değerlendirmeleri konusunda kamuoyunda yeni sorular doğurdu.
Önleyici gözaltının önünde sıkı hukuki koşullar var
Önleyici gözaltı, henüz yeni bir suç işlenmeden kişinin özgürlüğünün kısıtlanması anlamına geldiği için Almanya’da ağır hukuki koşullara bağlı bulunuyor. Uygulamanın ayrıntıları eyaletlerin polis yasalarına göre değişirken, kararların ölçülülük ilkesine ve yargı denetimine uygun olması gerekiyor.
Bu nedenle bir kişinin yalnızca “tehlikeli” olarak sınıflandırılması, belirsiz süreyle gözaltında tutulması için yeterli kabul edilmiyor. Güvenlik makamlarının somut, güncel ve ciddi bir tehlikeyi ortaya koyması gerekiyor.
Dobrindt’in önleyici gözaltı için ülke çapında ortak kurallar oluşturulması önerisinin federal hükümet ve eyaletler arasında kapsamlı bir hukuki çalışma gerektirmesi bekleniyor. Elektronik kelepçenin kimlere, hangi süreyle ve hangi mahkeme kararıyla uygulanabileceği de olası düzenlemenin en tartışmalı başlıkları arasında yer alıyor.
Federal hükümetin 2025 yılı Anayasayı Koruma Raporu da Almanya’da İslamcılık, aşırı sağ ve aşırı sol dâhil bütün aşırıcılık alanlarında tehdit potansiyelinin arttığını ortaya koydu. Raporda, sosyal medya ve çevrim içi platformların özellikle gençlerin radikalleştirilmesinde giderek daha fazla kullanıldığı belirtildi.
Elektronik kelepçe ve önleyici gözaltı önerilerinin yasa tasarısına dönüşüp dönüşmeyeceği, CDU/CSU ile SPD arasında yapılacak görüşmelerin ardından netleşecek.
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)