Pistorius ve Özdemir'den AfD için yasak süreci başlatılsın çağrısı

Savunma Bakanı Boris Pistorius ile Baden-Württemberg Başbakanı Cem Özdemir, AfD'nin dört doğu eyalet teşkilatı için yasak süreci çağrısı yaptı.

28.08.2026 - 22:45
0
Pistorius ve Özdemir'den AfD için yasak süreci başlatılsın çağrısı

Ahmet Taş | Yerel Gündem

BERLİN / ALMANYA — Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ile Baden-Württemberg Başbakanı Cem Özdemir, AfD'nin özellikle dört doğu eyaletindeki milliyetçi-etnikçi yapılanmalarına odaklanacak bir parti yasaklama sürecinin Federal Anayasa Mahkemesi önüne taşınması çağrısında bulundu.

SPD'li Pistorius ile Yeşiller Partili Özdemir, Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung için kaleme aldıkları ortak yazıda Thüringen, Saksonya, Saksonya-Anhalt ve Brandenburg AfD teşkilatlarının özellikle incelenmesini istedi. İki siyasetçi, böyle bir sürecin hukuken mümkün, mevcut bulgularla desteklenebilir ve anayasal düzenin korunması açısından gerekli olduğu görüşünü savundu.

Çağrı, AfD'nin 6 Eylül'deki Saksonya-Anhalt eyalet seçimleri öncesinde anketlerde açık ara önde bulunduğu ve Almanya genelindeki parti yasağı tartışmalarının yeniden yoğunlaştığı bir dönemde geldi. Reuters'ın aktardığı son Infratest dimap araştırmasında AfD Saksonya-Anhalt'ta yüzde 41, CDU ise yüzde 24 seviyesinde ölçüldü.

Pistorius ve Özdemir dört eyalet teşkilatını işaret etti

Pistorius ve Özdemir, ortak makalelerinde AfD'nin tamamını aynı kategoride değerlendirmek yerine parti içindeki farklı siyasi eğilimler arasında ayrım yaptıklarını belirtti.

İki siyasetçiye göre AfD içerisindeki “Alman milliyetçisi” olarak tanımladıkları siyasi çizginin bazı görüşleri sert biçimde eleştirilse bile anayasal siyasi mücadele içerisinde yanıtlanabilir. Buna karşılık “völkisch” olarak tanımladıkları etnik milliyetçi kanadın insan onuru ve demokratik anayasal düzen açısından farklı bir hukuki değerlendirme gerektirdiğini savundular.

Bu kapsamda özellikle Thüringen, Saksonya, Saksonya-Anhalt ve Brandenburg eyalet teşkilatlarının bir yasaklama sürecinde mercek altına alınmasını istediler.

Thüringen AfD'sinin önde gelen ismi Björn Höcke ve çevresindeki siyasi çizgi de yazının merkezindeki örneklerden biri oldu.

Pistorius ve Özdemir, bu yapıların söylemlerinin yalnızca tartışmalı siyasi görüşler olarak değil, özgürlükçü demokratik temel düzene karşı oluşturabileceği etkiler açısından hukuken incelenmesi gerektiğini ileri sürdü.

Nazi döneminden hareketle tarihsel sorumluluk vurgusu yaptılar

İki siyasetçi ortak yazılarına Weimar Cumhuriyeti'nin son yıllarına ilişkin tarihsel sorularla başladı.

1930'lu yılların başında NSDAP'nin demokratik düzeni ortadan kaldırma hedefinin daha güçlü hukuki önlemlerle karşılanıp karşılanamayacağı sorusunu gündeme getiren Pistorius ve Özdemir, Nazi diktatörlüğünün bu şekilde önlenip önlenemeyeceğinin bilinmesinin mümkün olmadığını belirtti.

Ancak iki siyasetçi, geçmişte kullanılmayan hukuki seçeneklerden hareketle günümüzde demokratik kurumların mevcut anayasal araçları değerlendirmesi gerektiğini savundu. SWR'nin aktardığı ortak yazıda bu tarihsel yaklaşım, AfD'nin etnik milliyetçi olarak nitelendirilen kesimlerine ilişkin hukuki inceleme talebinin temel gerekçelerinden biri olarak sunuldu.

Pistorius ve Özdemir yazılarını, “Ülkemizi seviyoruz. Onu var gücümüzle savunalım” çağrısıyla tamamladı.

Bu tarihsel karşılaştırma iki siyasetçinin siyasi değerlendirmesini yansıtıyor; AfD'nin anayasa karşıtı bir parti olup olmadığına ilişkin hukuki kararı ise siyasetçiler değil Federal Anayasa Mahkemesi verebilir.

NPD kararındaki 'potansiyel' ölçütüne dikkat çektiler

Pistorius ve Özdemir'in argümanlarında Federal Anayasa Mahkemesi'nin 2017 yılında aşırı sağcı NPD hakkında verdiği karar önemli yer tutuyor.

Federal Anayasa Mahkemesi o davada NPD'nin özgürlükçü demokratik temel düzene karşı hedefler taşıdığı sonucuna varmasına rağmen partinin yasaklanmasına karar vermedi.

Mahkeme, bir siyasi partinin anayasa karşıtı amaçlara sahip olmasının tek başına yasaklama için yeterli olmadığını; söz konusu partinin bu hedeflerini gerçekleştirebilme ihtimalinin bulunduğuna dair somut ve ağırlıklı göstergelerin de mevcut olması gerektiğini belirledi. Mahkeme bunu “potansiyellik” ölçütüyle değerlendirdi.

Pistorius ve Özdemir'e göre NPD'nin o dönem karşılamadığı bu ölçüt AfD açısından farklı değerlendirilebilir.

İki siyasetçi, AfD'nin seçimlerde elde ettiği oy oranları, parlamentolardaki varlığı ve bazı eyaletlerde hükümet alternatifi haline gelmesinin Federal Anayasa Mahkemesi'nin 2017'de ortaya koyduğu kriterler açısından dikkate alınması gerektiğini savunuyor.

Bununla birlikte bunun hukuki olarak yeterli olup olmadığı konusunda henüz Federal Anayasa Mahkemesi tarafından verilmiş bir karar bulunmuyor.

AfD yasağına kim karar verebilir?

Almanya'da bir siyasi partinin yasaklanması doğrudan hükümetin veya parlamentodaki siyasi çoğunluğun kararıyla gerçekleştirilemiyor.

Federal Anayasa Mahkemesi Yasası'nın 43'üncü maddesine göre bir siyasi partinin anayasaya aykırı olduğunun tespit edilmesini Federal Meclis (Bundestag), Federal Konsey (Bundesrat) veya Federal Hükümet talep edebiliyor.

Nihai karar ise yalnızca Federal Anayasa Mahkemesi'ne ait.

Mahkeme bir partinin anayasaya aykırı olduğuna hükmederse partinin kapatılmasına ve yerine geçecek bir örgütün kurulmasının yasaklanmasına karar verebiliyor. Parti aleyhine karar verilebilmesi için ilgili Anayasa Mahkemesi senatosunun üyelerinin üçte ikisinin desteği gerekiyor.

Bu nedenle Pistorius ve Özdemir'in açıklaması doğrudan bir yasak kararı değil, yetkili anayasal organların Karlsruhe'deki Federal Anayasa Mahkemesi'ne başvuracak süreci başlatmasına yönelik siyasi bir çağrı niteliğinde.

Birlik partilerinde AfD yasağına itirazlar sürüyor

AfD'nin yasaklanmasına ilişkin görüş birliği Alman siyasetinde bulunmuyor.

Özellikle CDU ve CSU içinde bir yasak başvurusunun hukuki olarak başarısız olması halinde AfD'yi siyasi açıdan güçlendirebileceğini savunan isimler bulunuyor.

Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, AfD'ye karşı siyasi mücadelenin seçim ve hükümet politikaları üzerinden yürütülmesi gerektiğini savunurken, CDU/CSU Federal Meclis Grubu Başkan Yardımcısı Günter Krings de yeterince sağlam hazırlanmamış bir yasak başvurusunun AfD'nin yararına sonuçlanabileceği uyarısında bulundu.

Dolayısıyla tartışmanın merkezindeki soru yalnızca AfD'nin bazı yapılanmalarının anayasal düzene karşı olup olmadığı değil, bir yasaklama başvurusunun Federal Anayasa Mahkemesi'nin yüksek hukuki kriterlerini karşılayacak delillere dayanıp dayanamayacağı.

Çağrı Saksonya-Anhalt seçimi öncesinde geldi

Tartışmanın yeniden alevlenmesinde seçim takvimi de önemli rol oynuyor.

Saksonya-Anhalt'ta seçmenler 6 Eylül 2026'da eyalet parlamentosunu belirlemek üzere sandığa gidecek.

Reuters'ın aktardığı son ankette AfD'nin yüzde 41 ile CDU'nun açık ara önünde bulunması, partinin ilk kez bir Alman eyaletinde hükümetin merkezine yerleşebileceği ihtimalini gündeme taşıyor.

Pistorius ve Özdemir'in çağrısı da seçime günler kala yapıldı.

İki siyasetçi aynı zamanda Almanya'daki güncel siyasetçi popülerlik araştırmalarında üst sıralarda bulunuyor. Ağustos ayının ikinci yarısına ilişkin INSA sıralamasında Pistorius birinci, Özdemir ise ikinci sırada yer aldı.

AfD'ye ilişkin yasak tartışmasının bundan sonraki aşamasında belirleyici unsur ise siyasi çağrılardan çok, Federal Hükümet, Bundestag veya Bundesrat'tan birinin resmî başvuruda bulunup bulunmayacağı ve böyle bir başvurunun Federal Anayasa Mahkemesi'nin 2017'de belirlediği ağır kriterleri karşılayıp karşılamayacağı olacak.

YerelGundem.com

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Ahmet Taş

Ahmet Taş, gazeteci ve yazardır. YerelGundem.com'da siyaset, yerel yönetimler, toplumsal gelişmeler ve Türkiye gündemine ilişkin haber, yorum ve içerikler kaleme almaktadır.

Yorumlar (0)

User