Milliyetçi aydınlardan çözüm sürecine karşı ortak bildiri
Milliyetçi ve Atatürkçü çevrelerden isimler, “Terörsüz Türkiye” sürecine karşı bildiride üniter yapı ve ortak vatandaşlık vurgusu yaptı.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
ANKARA / TÜRKİYE — Milliyetçi ve Atatürkçü çevrelerden eski bakanlar, akademisyenler, emekli askerler, büyükelçiler, gazeteciler ve sivil toplum temsilcileri, “Terörsüz Türkiye” sürecine karşı ortak bildiri yayımladı.
“Türk Milleti Hayır Diyor” başlığıyla açıklanan metinde, Anayasa’daki vatandaşlık tanımının ve devletin ülkesiyle bölünmez bütünlüğü ilkesinin korunması istendi. İmzacılar, PKK ile yürütülebilecek müzakerelere, Abdullah Öcalan’ın siyasi veya hukuki muhatap kabul edilmesine ve örgüt mensuplarına yönelik olası af düzenlemelerine karşı olduklarını bildirdi.
KARAR’dan Feyza Nur Çalıkoğlu’nun haberine göre açıklamada ilk aşamada 241 imzadan söz edilirken yayımlanan listenin numaralandırması 242’ye kadar ulaşıyor. Bildirideki değerlendirmeler, metni imzalayan kişilerin siyasi ve hukuki görüşlerini yansıtıyor.
Bildirinin merkezinde millî kimlik ve üniter yapı var
Ortak açıklamada çözüm sürecine yönelik itirazlar, öncelikle millî kimlik, vatandaşlık ve devletin üniter yapısı üzerinden dile getirildi.
İmzacılar, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ortak kimliğinin “Türk milleti” olduğunu savunarak siyasi açıklamalarda “Türk, Kürt ve Arap” biçiminde ayrı kimliklerin sıralanmasına karşı çıktı.
Bildiride Atatürk’e ait olduğu belirtilen “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” sözüne yer verildi. Millî egemenliğin herhangi bir siyasi yapı, etnik grup veya örgütle paylaşılamayacağı savunuldu.
Metinde çözüm süreci kapsamında hazırlanabilecek düzenlemelerin Türkiye’nin üniter yapısını zayıflatabileceği ileri sürüldü. Ancak henüz yasalaşmamış düzenlemelerin maddeleri hakkında ayrıntılı bir hukuki inceleme sunulmadı; itirazlar daha çok millî kimlik ve devletin bütünlüğü ekseninde ifade edildi.
Anayasa’nın 66’ncı maddesine vurgu yapıldı
Bildiride Anayasa’nın 66’ncı maddesinde bulunan “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” hükmü hatırlatıldı.
İmzacılar, bu düzenlemenin vatandaşlığı etnik kökene değil, Türkiye Cumhuriyeti ile kurulan hukuki bağa dayandırdığını savundu. Vatandaşlık tanımının korunması ve Anayasa’da etnik kimliklere göre yeni bir sınıflandırmaya gidilmemesi istendi.
Açıklamada Anayasa’nın başlangıç bölümünde yer alan devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, Atatürk milliyetçiliği ile millî menfaatlere ilişkin ifadelere de atıf yapıldı.
İmzacılar, çözüm süreci kapsamında atılacak adımların söz konusu anayasal ilkelerle uyumlu olması gerektiğini belirterek “ülkenin bölünmesine yol açacak her türlü girişime” karşı olduklarını açıkladı.
PKK ile görüşme ve müzakereye karşı çıkıldı
Bildiride PKK’nın yalnızca “terör örgütü” olarak değil, “bölücü terör örgütü” olarak tanımlanması gerektiği savunuldu.
“Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında Abdullah Öcalan veya örgütle bağlantılı olduğu ileri sürülen siyasi çevrelerle görüşülmesine karşı çıkılan açıklamada, bu tür temasların örgüte siyasi meşruiyet kazandırabileceği iddia edildi.
“Bölücü elebaşılarıyla ve onların siyasi uzantılarıyla görüşmeler ve pazarlıklar yapılmasına hayır diyoruz.”
Bildiride kullanılan “siyasi uzantı”, “bölücü” ve benzeri tanımlamalar, doğrudan imzacıların değerlendirmelerini yansıtıyor.
Açıklamada güvenlik güçlerinin uzun yıllardır yürüttüğü mücadele sonucunda PKK’nın mağlup edildiği ileri sürüldü. Bu aşamadan sonra örgütle müzakere yürütülmesinin “teslimiyet” anlamına geleceği savunuldu.
“Yenilen düşmanla pazarlık yapmak teslimiyettir. Türk milleti olarak teslimiyete hayır diyoruz.”
Öcalan’ın muhatap alınmasına ve olası affa itiraz edildi
Ortak bildirinin son bölümünde Abdullah Öcalan’ın yeni sürecin hukuki veya siyasi taraflarından biri olarak kabul edilmesine karşı çıkıldı.
Öcalan’a statü verilmesi, koşullu salıverilme ihtimalinin değerlendirilmesi veya örgüt mensupları hakkında af ve ceza indirimi niteliğinde düzenlemeler yapılması eleştirildi.
İmzacılar, terör saldırılarında hayatını kaybedenlerin ve gazilerin haklarının gözetilmesi gerektiğini savunarak atılacak hukuki adımların kamu vicdanında yeni tartışmalara yol açabileceğini belirtti.
Bildiride “umut hakkı”, infaz düzenlemeleri veya örgütten ayrılan kişilerin hukuki durumları hakkında ayrıntılı alternatif öneriler sunulmadı. Metin, bu başlıklardaki olası düzenlemeleri genel olarak reddeden siyasi bir açıklama niteliği taşıyor.
İmzacılar arasında eski bakanlar ve akademisyenler var
Bildiriyi imzalayanlar arasında farklı siyasi ve mesleki çevrelerden kamuoyunun tanıdığı isimler bulunuyor.
İmzacılar arasında Şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Hamit Köse, eski TBMM Başkanvekili Uluç Gürkan, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Hüsnü Bozkurt, Millî Düşünce Merkezi Genel Başkanı Hakan Paksoy ve Türkiye-Azerbaycan Dostluk Derneği Başkanı Kürşat Karacabey yer aldı.
Türk Dil Kurumunun eski başkanlarından Prof. Dr. Bican Ercilasun, Türk Devletleri Teşkilatının Kurucu Genel Sekreteri ve emekli Büyükelçi Halil Akıncı ile eski bakanlar Namık Kemal Zeybek, Oktay Vural, Enis Öksüz ve Ramazan Mirzaoğlu da listeye imza verdi.
Listede ayrıca emekli büyükelçiler, generaller, hâkim ve savcılar, eski milletvekilleri, üniversite öğretim üyeleri, avukatlar, gazeteciler, sanatçılar ve sivil toplum yöneticileri bulunuyor.
Metnin giriş bölümünde 241 kişinin imzasından söz edilmesine rağmen yayımlanan liste 242 numarayla sona eriyor. Bu nedenle toplam imzacı sayısının yayıncı veya bildiriyi hazırlayan heyet tarafından netleştirilmesi gerekiyor.
Süreci destekleyen görüşlere bildiride yer verilmedi
Bildiride çözüm sürecini destekleyen çevrelerin görüşleri aktarılmadı.
Süreci savunan siyasi aktörler, silahlı çatışmaların kalıcı şekilde sona erdirilmesi, örgütün feshedilmesi, silahların bırakılması ve demokratik siyaset alanının genişletilmesi gibi amaçları öne çıkarıyor.
Ortak açıklamada ise bu hedeflerin uygulanma biçiminin devletin üniter yapısı, millî egemenlik ve terörle mücadelede verilen kayıplar bakımından kabul edilemez sonuçlar doğurabileceği savunuldu.
Bu nedenle bildiri, sürecin belirli maddelerine yönelik teknik bir eleştiriden çok, PKK ve Abdullah Öcalan’ın doğrudan veya dolaylı biçimde muhatap alınmasına karşı temel bir siyasi itiraz ortaya koyuyor.
Bahçeli’nin açıklamalarının ardından yayımlandı
Bildirinin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye” sürecine ve hazırlanan çerçeve yasa teklifine desteğini yeniden açıklamasının ardından yayımlanması dikkat çekti.
Bahçeli, çerçeve yasa teklifine ilk imzayı atan isimlerden biri olmuş ve süreci bir “devlet projesi” olarak tanımlamıştı. MHP lideri ayrıca Abdullah Öcalan için umut hakkı, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş için tahliye ve görevden uzaklaştırılan bazı belediye başkanları için göreve dönüş çağrısı yapmıştı.
Milliyetçi ve Atatürkçü isimlerin yayımladığı bildiri, Bahçeli’nin bu yaklaşımının milliyetçi çevrelerin tamamında ortak kabul görmediğini ortaya koyan bir siyasi açıklama olarak değerlendiriliyor.
Çerçeve yasa teklifinin resmî içeriği, Meclis komisyonlarındaki görüşmeler ve olası değişiklikler, bildiride dile getirilen kaygıların hangi düzenlemeler üzerinden tartışılacağını belirleyecek.
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)