Almanya’ya işçi göçü: Tahta bavulla başlayan Balkesen ailesinin hikâyesi
Döne Balkesen’in 1964’te Sirkeci’den tahta bavulla başlayan Almanya yolculuğu, Grundig fabrikasında kurulan bir aile ve Türkiye’ye dönüşle sürdü.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
ANKARA, TÜRKİYE — Çorumlu Döne Balkesen’in 1964’te Sirkeci Garı’ndan tahta bavulla başlayan Almanya yolculuğu, Grundig fabrikasında çalışan bir ailenin yarım yüzyılı aşan göç hikâyesine dönüştü.
Oğlu Haydar Balkesen’in aktardığı aile hikâyesi; üç gün süren tren yolculuğunu, kadın işçi yurdundaki ilk geceyi, dönüşümlü fabrika vardiyalarını ve yıllar sonra Türkiye’ye verilen kesin dönüş kararını bir araya getiriyor.
Sirkeci Garı’ndan üç günlük yolculuk
Döne Balkesen, 1945 yılında Çorum’da dünyaya geldi. Türkiye’deki ekonomik koşullar nedeniyle eşi Halil Balkesen ile birlikte Almanya’ya işçi olarak gidebilmek için başvurdu.
Ailede ilk kabul edilen kişi Döne Balkesen oldu. Henüz 19 yaşındayken, 1964 yılında elindeki tahta bavulla İstanbul’daki Sirkeci Garı’ndan Almanya’ya doğru yola çıktı.
Üç gün süren tren yolculuğu, onu doğduğu şehirden ve ailesinden binlerce kilometre uzağa taşıdı. O dönemde Almanya’ya giden binlerce işçi gibi Döne Balkesen de yabancı bir ülkede çalışmak, para biriktirmek ve ailesine daha iyi bir gelecek hazırlamak amacı taşıyordu.
Tahta bavul ise yalnızca birkaç parça eşyanın taşındığı bir valiz değildi. Geride bırakılan memleketin, bilinmez bir ülkeye duyulan endişenin ve daha iyi bir hayat kurma umudunun simgesiydi.
Münih’ten Nürnberg’deki kadın işçi yurduna
Döne Balkesen, uzun tren yolculuğunun ardından Münih Tren İstasyonu’na ulaştı. Burada Grundig şirketinin yetkilileri tarafından karşılandı.
Aynı gün Nürnberg’e giden trene bindirildi ve fabrikada çalışan kadın işçilerin kaldığı yurda yerleştirildi. Yolculuğun yorgunluğunu henüz üzerinden atamadan, ertesi gün Grundig televizyon fabrikasında çalışmaya başladı.
Yeni ülke, yeni dil, farklı çalışma koşulları ve aileden uzaklık, genç bir kadın için önemli bir uyum süreci anlamına geliyordu. Ancak Döne Balkesen, Almanya’daki hayatının daha ilk günlerinde düzenli fabrika çalışmasına dahil oldu.

Grundig, o yıllarda Almanya’nın önde gelen radyo ve televizyon üreticilerinden biriydi. Nürnberg’deki fabrikaları, Türkiye dahil farklı ülkelerden gelen çok sayıda işçiye çalışma imkânı sağlıyordu.
Döne Balkesen’in hikâyesi, Almanya’ya yönelik işçi göçünün yalnızca erkeklerden oluşmadığını da gösteriyor. Birçok kadın işçi, ailesinden önce yola çıkarak hem kendi çalışma yaşamını kurdu hem de daha sonra eşinin veya yakınlarının Almanya’ya gelmesine öncülük etti.
Bir yıl sonra aile yeniden birleşti
Döne Balkesen, Almanya’ya yerleştikten yaklaşık bir yıl sonra eşi Halil Balkesen’i de yanına getirtti. Halil Balkesen de Nürnberg’deki Grundig televizyon fabrikasında çalışmaya başladı.
Çift, aynı fabrikada fakat farklı vardiyalarda çalışarak hayatını sürdürdü. Biri gündüz vardiyasındayken diğeri gece çalışıyor, aile yaşamıyla fabrika düzenini birlikte yürütmeye çalışıyordu.
Bu vardiya sistemi, aileye düzenli gelir sağlarken eşlerin birlikte geçirebildikleri zamanı da sınırlandırıyordu. Gurbet hayatı yalnızca başka bir ülkede çalışmak değil; yorgunluk, özlem ve günlük yaşamı farklı saatlerde sürdürmek anlamına geliyordu.
Buna rağmen Döne ve Halil Balkesen, Almanya’daki hayatlarını adım adım kurdu. Birlikte çalıştılar, aile bağlarını korudular ve yıllar boyunca gelecekleri için emek verdiler.
Çiftin hikâyesinde Almanya, geçici olarak çalışılıp para biriktirilecek bir ülke olmanın ötesine geçti. Aile yaşamlarının önemli bir bölümü Nürnberg’de şekillendi.
Nürnberg’de doğan ikinci kuşak
Döne ve Halil Balkesen’in oğulları Haydar Balkesen, 1977 yılında Nürnberg’de dünyaya geldi. Böylece tahta bavulla başlayan yolculuğa Almanya’da doğan ikinci kuşak da dahil oldu.
Haydar Balkesen ilkokul eğitimine Almanya’da başladı. Çocukluğunun ilk yılları, ailesinin çalıştığı ve yaşamını kurmaya çalıştığı Nürnberg’de geçti.
Almanya’da doğan veya büyüyen işçi çocukları, ailelerinin memleket kültürü ile yaşadıkları ülkenin dili ve eğitim sistemi arasında büyüdü. Haydar Balkesen’in çocukluğu da evde yaşatılan Çorum ve Türkiye hatıralarıyla Almanya’daki okul hayatının buluştuğu bir dönem oldu.
Aile albümündeki 1981 tarihli fotoğraf, bu dönemin tanıklıklarından biri olarak korunuyor. Fotoğrafta Rukiye Hanım, Cemal Bey, kuzen Ercan, Döne Balkesen ve Halil Balkesen yan yana görülüyor.
Haydar Balkesen’in dayısı Cemal Bey, yaşamını Almanya’da sürdürdü ve 2020 yılında Nürnberg’de hayatını kaybetti. Balkesen, dayısını “Allah rahmet eylesin” sözleriyle anıyor.
1984 yılında Türkiye’ye kesin dönüş
Döne ve Halil Balkesen, Almanya’da yaklaşık 20 yıl geçirdikten sonra 1984 yılında Türkiye’ye kesin dönüş yaptı.
Bu kararla birlikte Haydar Balkesen’in Almanya’da başlayan eğitim ve çocukluk hayatı da Türkiye’de devam etti. Aile, yıllarca çalıştıkları Nürnberg’den ayrılarak yeniden memleketlerine yerleşti.
Kesin dönüş, Almanya’ya işçi olarak giden ailelerin en önemli kararlarından biriydi. Bir tarafta yıllar içinde kurulan çalışma ve sosyal yaşam, diğer tarafta memleket özlemi, aile büyükleri ve Türkiye’de yeni bir hayat kurma düşüncesi bulunuyordu.
Balkesen ailesi tercihini Türkiye’den yana yaptı. Döne ve Halil Balkesen bugün Çorum’un Sapaköy köyünde yaşamlarını sürdürüyor.
Haydar Balkesen, anne ve babasının sağlık durumunu şu sözlerle ifade ediyor:
“Allah’a şükür ikisi de sağ ve bugün Çorum’un Sapaköy köyünde hayatlarını sürdürüyorlar.”
Bu cümle, tahta bavulla başlayan zorlu yolculuğun ardından ailenin yeniden memleketinde bir arada olmasının taşıdığı anlamı da özetliyor.
İki fotoğraf arasında 42 yıllık aile hafızası
Aile arşivindeki ikinci fotoğraf 2023 yılına ait. Karede Rukiye Hanım ile Döne Balkesen yan yana görülüyor.
1981 ve 2023 tarihli iki fotoğraf arasında 42 yıl bulunuyor. İnsanlar, şehirler ve yaşam koşulları değişse de fotoğraflardaki aile bağı varlığını koruyor.
İlk kare, Almanya’daki çalışma ve gurbet yıllarını hatırlatırken ikinci fotoğraf, yıllar sonra devam eden yakınlığın ve ortak hafızanın bir belgesi niteliğinde.
Döne Balkesen’in Sirkeci Garı’nda başlayan yolculuğu; Münih Tren İstasyonu, Nürnberg’deki kadın işçi yurdu, Grundig fabrikası, vardiyalı çalışma düzeni ve Türkiye’ye kesin dönüşle devam etti.
Bu hikâye, Almanya’ya işçi göçünün yalnızca tarihlerden ve sayılardan ibaret olmadığını gösteriyor. Her yolculuğun içinde ayrılıklar, uzun çalışma günleri, aile birleşmeleri, doğumlar, kayıplar ve yıllarca saklanan fotoğraflar bulunuyor.
Haydar Balkesen, ailesinin altmış yılı aşan hatırasını şu sözlerle özetliyor:
“Yıllar geçmiş, hayatlar değişmiş; fakat hatıralar ve aile bağları hep aynı kalmış…”
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)