Necati Özgen ve Hasan Kundakçı’dan terörle mücadele hatıraları

Emekli orgeneraller Necati Özgen ve Hasan Kundakçı, Güneydoğu ile Kuzey Irak’taki operasyonları, şehitleri ve gazilerin fedakârlıklarını anlattı.

01.08.2026 - 23:45
0
Necati Özgen ve Hasan Kundakçı’dan terörle mücadele hatıraları

AHMET TAŞ | YEREL GÜNDEM

ANKARA / TÜRKİYE — Emekli orgeneraller Necati Özgen ve Hasan Kundakçı, Güneydoğu ile Kuzey Irak’taki terörle mücadele yıllarını anlatırken şehitlerin, yaralanan askerlerin ve ailelerinin taşıdığı ağır yükü hatırlattı.

2002 yılında yapılan iki ayrı görüşmede aktarılan tanıklıklar; mayına basarak bacağını kaybeden bir yüzbaşının birliğine verdiği mesajdan 1993 sonrası gece ve kış operasyonlarına, 1995 Kuzey Irak Harekâtı’ndan komutanların şehitler karşısındaki duygularına kadar geniş bir dönemi kapsıyor. Anlatımlar, askerî olayların yanı sıra savaşın insanlar üzerindeki kalıcı izlerini de ortaya koyuyor.

Ömer Yüzbaşı mayına bastı, askerlerine seslenmeyi sürdürdü

Emekli Orgeneral Necati Özgen’in anlatımındaki en çarpıcı olaylardan biri, Ekim 1992’de Kuzey Irak’ta gerçekleştirilen geniş kapsamlı operasyon sırasında yaşandı.

Özgen’in aktardığına göre birlikler Haftanin sırtlarında mevzide bulunuyordu. Dönemin Olağanüstü Hâl Bölge Valisi Ünal Erkan da askerlerle birlikteydi. Uzun süredir uykusuz olan Özgen, Şırnak’a dönmek üzere helikopterinin hazırlanmasını istedi.

Komando Yüzbaşı Ömer Bulu, helikoptere haber vermek için bulunduğu yerden ayrıldı. Ancak yalnızca birkaç adım atmasının ardından şiddetli bir patlama meydana geldi. Özgen, olay yerine ulaştıklarında yüzbaşının bacağının ağır biçimde parçalandığını gördüklerini anlattı.

Patlamaya, bölgede bulunduğu belirtilen bir mayının neden olduğu değerlendirildi. Helikopterin önceden istenmiş olması, yaralı yüzbaşının kısa sürede Şırnak’a ulaştırılmasını sağladı.

Özgen’in hatırasına göre Ömer Yüzbaşı, ağır yaralı olmasına rağmen bilincini tamamen kaybetmedi ve askerlerine seslenmeyi sürdürdü:

“Kemirmeye devam edin aslanlarım. Ben en kısa zamanda geri geleceğim.”

“Örgütün direncini kırmaya devam edin” anlamında kullanılan bu ifade, komandolar arasındaki görev dilinin bir parçasıydı. Özgen, yaralı subayın kendisinden önce emrindeki askerleri düşündüğünü söylerken gözyaşlarını göstermemeye çalıştığını aktardı.

Yüzbaşı Ömer Bulu’nun hayatı kurtarıldı, ancak bacağı kesildi. Protez takılmasının ardından yeniden birliğine dönerek bir süre görev yaptığı belirtildi.

“Çok şehit verdik, çoğu kucağımda öldü”

Necati Özgen, yıllar sonra olayı anlatırken yalnızca Ömer Yüzbaşı’nın yaralanmasını değil, terörle mücadele döneminde kaybettiği çok sayıda askeri de hatırladı.

Görüşmenin yapıldığı Fenerbahçe Orduevi’nde denize dönerek konuşan Özgen, “Çok şehit verdik, çoğu kucağımda öldü” sözleriyle görev yıllarındaki kayıpların kendisinde bıraktığı izi ifade etti.

Özgen, 1991-1993 arasında korgeneral rütbesiyle Diyarbakır’da Jandarma Asayiş Komutanı olarak görev yaptı. Bu dönem, PKK’nın kırsaldaki silahlı kapasitesini artırdığı, Kuzey Irak’taki kamplarını genişlettiği ve şehir yapılanmalarını güçlendirmeye çalıştığı yıllar olarak kayıtlara geçti.

Emekli Orgeneral Hasan Kundakçı’nın eşi de benzer bir tablo anlattı. Kundakçı’nın Diyarbakır’da görev yaptığı yıllarda eve döndüğünde, özellikle şehit haberi bulunan günlerde konuşmadığını, yemek yemediğini ve uzun süre sessizce oturduğunu söyledi.

Kundakçı ise genç askerlerin yan yana yatan bedenlerini görmenin tarif edilemeyecek kadar ağır olduğunu belirterek şu ifadeyi kullandı:

“Gördün mü o fidanları, o gençleri yan yana yerde yatarken, yüzlerine bakmaya kıyamazsın.”

Kundakçı, bu kayıplara neden olanların peşini bırakmadığını ve görev süresince operasyonların devam ettirildiğini anlattı.

Körfez Savaşı sonrası Kuzey Irak’taki boşluk PKK’yı güçlendirdi

Hasan Kundakçı’nın değerlendirmesine göre PKK’nın askerî ve lojistik kapasitesini artırmasındaki en önemli gelişmelerden biri 1990-1991 Körfez Savaşı oldu.

Irak ordusunun kuzey bölgelerinden çekilmesi, çok sayıda silah ve mühimmatın kontrolsüz biçimde bölgede kalmasına yol açtı. Kundakçı, örgütün daha önce sınırlı olan silah kaynaklarının bu dönemde büyük ölçüde arttığını savundu.

Irak’ın Kuveyt’i işgali ve ardından başlayan Körfez Savaşı sırasında Türkiye’nin askerî dikkati sınırdaki gelişmelere yöneldi. Saddam Hüseyin yönetiminin kuzeye müdahalesiyle yüz binlerce insan Türkiye sınırına doğru hareket etti. Kundakçı’nın anlatımına göre yaklaşık 500 bin kişinin oluşturduğu göç dalgası, güvenlik ve insani yardım kapasitesini zorladı.

Bu süreçte Irak’ın kuzeyinde oluşan otorite boşluğunun PKK tarafından kullanıldığı belirtildi. Örgüt; Haftanin, Metina, Hakurk ve çevresindeki alanlarda eğitim, dinlenme, lojistik ve sınır geçişi için kamplar oluşturdu.

Kundakçı ayrıca Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bölge pazarlarına silah ve gece görüş sistemlerinin ulaştığını söyledi. Örgütün finansman, iletişim, istihbarat ve şehir yapılanması açısından kapasite kazanmasıyla Türkiye’nin karşı karşıya olduğu güvenlik sorununun daha karmaşık hâle geldiğini savundu.

1993 stratejisinde gece ve kış harekâtı öne çıktı

Hasan Kundakçı, 6 Ağustos 1993’te Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı görevine başladığında güvenlik güçlerinin bölgedeki yaklaşımının değiştirildiğini anlattı.

Kundakçı’nın “1993 stratejisi” olarak nitelendirdiği uygulamalarda güvenlik önceliği Güneydoğu’ya kaydırıldı. Bölgedeki birlik ve personel sayısı artırıldı; özellikle operasyonların ana vurucu gücü olarak görülen komando birlikleri takviye edildi.

İstihbarat ağlarının güçlendirilmesi, helikopterler, gece görüş cihazları, hassas konum belirleme sistemleri ve zırhlı araçların daha yoğun kullanılması da yeni yaklaşımın parçaları arasında gösterildi.

Kundakçı’ya göre en önemli değişikliklerden biri gece operasyonlarının yaygınlaştırılmasıydı. PKK’nın geceleri hareket üstünlüğüne sahip olduğu düşüncesini kırmak amacıyla birlikler karanlıkta sızma ve baskın harekâtlarına başladı.

İkinci önemli değişiklik kış operasyonları oldu. Daha önce kar ve aşırı soğuk nedeniyle dağlık bölgelerdeki faaliyetler kış aylarında büyük ölçüde azalırken, yeni kıyafet ve teçhizatla operasyonların yıl boyunca sürdürülmesi hedeflendi.

Kundakçı, gece ile kış faaliyetlerinin örgütün dinlenme, yeniden yapılanma ve bahar hazırlığı yapma imkânını sınırlandırdığını savundu. GPS sistemleriyle birliklerin dağlık alanda kendi konumlarını daha doğru belirleyebildiğini, elektronik tespit cihazlarıyla örgüt gruplarının bulunduğu bölgelerin daha düşük hata payıyla saptandığını anlattı.

1995 Kuzey Irak Harekâtı’na 35 bin personel katıldı

Hasan Kundakçı, Mart 1995’te Kuzey Irak’a düzenlenen geniş kapsamlı harekâtın komutanlığını yürüttü.

Kundakçı’nın verdiği bilgiye göre operasyona yaklaşık 35 bin asker katıldı. Amaç, PKK’nın sınırın hemen güneyinde kurduğu kampları, lojistik merkezleri ve geçiş güzergâhlarını hedef almaktı.

Birliklerin bölgeye gece ve baskın yöntemiyle girdiğini anlatan Kundakçı, operasyonun sonunda geri çekilmenin de karşı tarafın hareketleri takip etmesini zorlaştıracak şekilde gerçekleştirildiğini söyledi.

Harekât boyunca Sindi Boğazı ve örgütün kamp alanlarının bulunduğu dağlık bölgelerde operasyonlar yürütüldü. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kuzey Irak coğrafyasına ilişkin saha bilgisinin bu dönemde geliştiği ifade edildi.

Kundakçı, operasyonun ardından örgütün Türkiye içerisindeki şehir yapılanmalarının da zayıfladığını savundu. Dağ kadroları ile şehir yapılanmaları arasındaki bağlantının kesilmesinin, propaganda, para toplama ve lojistik faaliyetleri üzerinde etkili olduğunu belirtti.

Kaynak metinde verilen asker ve örgüt kayıplarına ilişkin rakamlar, Kundakçı’nın 2002’deki anlatımına dayanıyor. Bu nedenle sayılar, bugünün resmî toplamı veya bağımsız biçimde doğrulanmış bilanço olarak değil, dönemin komutanının değerlendirmesi şeklinde okunmalı.

İki kolunu ve bacağını kaybeden gazinin sözleri

Kundakçı’nın hatırlattığı olaylardan biri de 1993’ün sonlarında Şırnak’taki gece çatışmasında ağır yaralanan bir askerle ilgiliydi.

Kaynak metindeki anlatıma göre asker, çatışmada iki kolunu ve iki bacağını kaybetti ve Diyarbakır Askerî Hastanesinde tedavi altına alındı. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller hastaneyi ziyareti sırasında gazinin durumunu görünce duygulandı.

Gazi askerin, Çiller’e arkadaşlarının canlarını verdiğini, kendisinin ise uzuvlarını vatan ve millet için kaybettiğini söyleyerek ağlamamasını istediği aktarıldı.

Bu sözler, metinde terörle mücadele yıllarındaki askerî fedakârlığın sembollerinden biri olarak sunuldu. Kundakçı, şehit ve gazilerin yalnızca resmî törenlerde değil, toplumun ortak hafızasında da korunması gerektiğini belirtti.

Komutanların ortak çağrısı: Kahramanları unutmayın

Necati Özgen ile Hasan Kundakçı’nın anlatımlarının ortak noktasını, görev sırasında kaybedilen askerlerin ve ağır bedel ödeyen gazilerin unutulmaması çağrısı oluşturuyor.

Özgen, Ömer Yüzbaşı’nın kopan bacağına rağmen askerlerini düşünmesini; Kundakçı ise iki kolunu ve bacağını kaybeden gazinin metanetini örnek gösterdi.

İki komutanın tanıklıkları, terörle mücadelenin yalnızca operasyonlar, stratejiler ve askerî araçlardan oluşmadığını ortaya koyuyor. Her operasyonun arkasında ailesini bekleyen askerler, şehit haberiyle hayatı değişen yakınlar, kalıcı yaralarla yaşamını sürdüren gaziler ve kayıpları yıllarca zihninden çıkaramayan komutanlar bulunuyor.

Bu nedenle geçmişte yaşanan olayların aktarılması, yalnızca askerî tarih açısından değil; şehitlerin, gazilerin ve ailelerinin yaşadığı acıların gelecek kuşaklara anlatılması bakımından da önem taşıyor.

Necati Özgen ve Hasan Kundakçı’nın 2002’de kayda geçen sözleri, yıllar sonra aynı temel mesajda birleşiyor: Terörle mücadelede hayatını kaybedenler, yaralananlar ve görev yapan bütün vatan evlatları unutulmamalı.

YerelGundem.com

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Yerel Gündem

Editör Masası| YerelGundem.com Türkiye ve küresel siyasetin ve uluslararası ilişkilerin nabzını tutan Yerel Gündem, Türkiye ve dünya gündemindeki en etkili ve alışılagelmişin dışındaki haberleri titiz bir veri doğrulama süreciyle raporlar. Entelektüel bir derinliğe sahip köşe yazılarımız ve stratejik öngörülerimizle, bilginin dürüstlükle buluştuğu noktada dünya siyasetine projektör tutuyoruz.

Yorumlar (0)

User