1983’te Mannheim’dan Anadolu’ya uzanan unutulmaz sıla yolu hikâyesi

İzzet Aydoğdu’nun 1983 yazında Mannheim’dan Boğazlıyan’a uzanan yolculuğu, gurbetçi ailelerin sıla yolu anılarını yeniden canlandırıyor.

01.08.2026 - 23:05
0
1983’te Mannheim’dan Anadolu’ya uzanan unutulmaz sıla yolu hikâyesi

Ahmet Taş | Yerel Gündem

MANNHEIM, ALMANYA — İzzet Aydoğdu’nun 1983 yazında Mannheim’dan Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesine yaptığı yolculuk, Avrupa’daki Türk ailelerin ortak hafızasında yer eden sıla yolu kültürünü anlatıyor.

Aydoğdu’nun Mannheim’dan paylaştığı anı; günler öncesinden hazırlanan bavulları, otomobillerin tavanına bağlanan yükleri, sınır kapılarındaki bekleyişleri ve Kapıkule’de Türk bayrağı görülünce yaşanan duygusal anları bir araya getiriyor.

Üç komşu ailenin birlikte başladığı yolculuk, Almanya’dan Anadolu’nun farklı şehirlerine uzanıyordu. Ailelerden biri Sivas’ın Şarkışla ilçesine, diğeri Konya Ereğli’ye, Aydoğdu ailesi ise Boğazlıyan’a gidiyordu.

Yolculuk heyecanı günler öncesinden başladı

Mannheim’ın dar sokaklarından birinde yaz tatili hazırlıkları henüz yola çıkılmadan günler önce başlamıştı. Bavullar hazırlanıyor, Türkiye’ye götürülecek hediyeler seçiliyor ve uzun yol boyunca ihtiyaç duyulacak yiyecekler paketleniyordu.

Annelerin yaptığı börekler araçlara yerleştirilirken çocuklar yolculuk için biriktirdikleri harçlıkları yanlarına alıyordu. Otomobillerin bagajlarının yetersiz kalması nedeniyle eşyaların bir bölümü tavanlara bağlanıyordu.

Renkli naylonlarla sarılan bavullar ve paketler, yağmura ve yol şartlarına karşı iplerle sıkıca sabitleniyordu. Yola çıkılacak sabah Mannheim’daki sokak, Aydoğdu’nun anlatımıyla küçük bir şenlik alanına dönüşmüştü.

Bir tarafta tavandaki ipler kontrol ediliyor, diğer tarafta motor yağına, lastiklere ve araçların suyuna bakılıyordu. Mercedes otomobillerin motorları çalıştırıldığında çıkan ses bütün mahallede duyuluyordu.

Yolculuk yalnızca bir yaz tatili anlamına gelmiyordu. Almanya’da aylar boyunca çalışan aileler için Türkiye’ye dönüş; anne, baba, kardeş ve akrabalarla yeniden buluşmak demekti.

Üç aile üç farklı memlekete gidiyordu

Konvoyun önünde, komşuları Hasan Abi’nin yeşil Mercedes’i bulunuyordu. Hasan Abi ve ailesinin hedefi Sivas’ın Şarkışla ilçesiydi.

Onları Konya Ereğli’ye giden Ahmet Abi’nin otomobili takip ediyordu. Konvoyun sonunda ise Aydoğdu ailesinin krem renkli Mercedes 240 D modeli yer alıyordu. Onların yolculuğu Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesinde sona erecekti.

Alman plakalı üç otomobil Mannheim’dan birlikte ayrıldı. Otobana çıkıldığında yolculuk artık resmen başlamıştı. Araçlardaki çocuklar ve yetişkinler, önlerinde uzanan binlerce kilometrelik güzergâha rağmen büyük bir heyecan taşıyordu.

Aileler mümkün olduğu kadar birbirlerini kaybetmeden ilerlemeye çalışıyordu. Otomobiller arasındaki mesafe açıldığında öndeki araç yavaşlıyor, dinlenme alanlarında herkesin ulaşıp ulaşmadığı kontrol ediliyordu.

Cep telefonlarının ve araç içi navigasyon cihazlarının bulunmadığı dönemde birlikte hareket etmek ayrıca önem taşıyordu. Yol ayrımları, sınır geçişleri ve mola noktaları önceden konuşuluyor; konvoydaki aileler birbirlerini gözden kaybetmemeye çalışıyordu.

Avrupa yollarında uzun bekleyişler yaşandı

Yolculuğun güzergâhında Almanya’nın ardından Avusturya, dönemin Yugoslavya’sı ve Bulgaristan bulunuyordu. Her ülkenin yolları, sınır kapıları ve denetimleri uzun yolculuğun ayrı bir bölümünü oluşturuyordu.

Sınır kapılarında zaman zaman saatlerce bekleniyordu. Araç kuyruklarında ilerleme yavaşladığında aileler yanlarında getirdikleri yiyecekleri çıkarıyor, çocuklar otomobillerden inerek kısa süreliğine hareket etmeye çalışıyordu.

Benzin istasyonlarında çay demleniyor, yol kenarlarında karpuz kesiliyor ve daha önceden hazırlanan börekler birlikte yeniyordu. Yolculuk, yalnızca bir yerden başka bir yere ulaşma süreci değil, ailelerin ortaklaşa yaşadığı uzun bir yaz hatırasına dönüşüyordu.

Çocuklar yolun büyük bölümünde otomobillerin arka koltuklarında uyuyordu. Direksiyon başındaki yetişkinler ise hem uzun yolun yorgunluğuyla mücadele ediyor hem de Türkiye’de görecekleri yakınlarını düşünüyordu.

Belgrad yakınlarında üç aile yeniden bir sofranın çevresinde buluştu. Sofya çıkışında ise konvoy hâlinde son kez toplu fotoğraf çekildi. Çünkü Türkiye’ye girildikten sonra her ailenin güzergâhı farklı bir Anadolu şehrine doğru ayrılacaktı.

Kapıkule’de Türk bayrağını görünce gözler doldu

Uzun sınır kuyruklarının ardından Kapıkule’den geçilmesi yolculuğun en duygusal anlarından biri oldu. Türk bayrağının görülmesiyle araçlardaki yetişkinlerin gözleri doldu.

Aylar boyunca mektuplarla haberleşilen ailelere ve çocukluğun geçtiği memleketlere ulaşmaya artık çok az kalmıştı. Ancak üç ailenin birlikte çıktığı yolculuk Kapıkule’den sonra farklı yönlere ayrılmaya başladı.

Hasan Abi, Sivas yoluna yönelirken araçlar kornalarla birbirlerini selamladı. Ahmet Abi’nin Konya istikametine ayrılmasıyla bir kez daha el sallandı.

Mannheim’da aynı sokaktan yola çıkan aileler, Türkiye’nin farklı yollarında gözden kayboldu. Uzun süre birlikte ilerleyen otomobillerin yerini artık her ailenin kendi memleketine uzanan son yolculuğu aldı.

Aydoğdu ailesi ise Yozgat yönünde ilerlemeyi sürdürdü. Gün boyunca devam eden yolculuk, gece saatlerinde Boğazlıyan’a ulaşılmasıyla sona erdi.

Boğazlıyan’da aylar süren hasret sona erdi

Aile Boğazlıyan’a vardığında onları köyün girişinde dedeleri bekliyordu. Almanya ile Türkiye arasında aylar boyunca gönderilen mektuplarda anlatılan özlem, o gece yerini buluşma sevincine bıraktı.

Araçtan inen aile bireyleri yakınlarına sarıldı. Otomobilin tavanındaki renkli naylonlar ve ipler çözüldü. Almanya’dan getirilen bavullar, paketler ve hediyeler birer birer indirildi.

Çocuklar uzun yolculuğun yorgunluğunu kısa sürede unutarak köyün sokaklarına koştu. Yetişkinler ise aylar sonra yeniden gördükleri anne, baba, kardeş ve akrabalarıyla sarılıp ağladı.

Otomobilin tavanından indirilen eşyalar arasında aile yakınları için alınmış giysiler, çocuklara getirilen hediyeler ve Almanya’dan gönderilmesi beklenen farklı ürünler bulunuyordu.

Yol boyunca çekilen yorgunluk, sınır kapılarında geçirilen saatler ve araçların içinde yaşanan sıkıntılar, memlekete varılmasıyla birlikte geri planda kaldı.

Sıla yolu hikâyeleri hafızalarda yaşamayı sürdürüyor

Aydoğdu’nun aktardığı yolculuğun üzerinden onlarca yıl geçti. O dönem uzun Türkiye yolculuklarıyla özdeşleşen eski Mercedes otomobillerin önemli bir bölümü artık yollarda değil.

Otomobillerin tavanına bavul bağlanan, ailelerin büyük konvoylar oluşturduğu ve sınır kapılarında saatlerce beklediği yolculuk biçimi de zaman içinde değişti.

Uçak seferlerinin yaygınlaşması, yolların yenilenmesi, iletişim teknolojilerinin gelişmesi ve navigasyon sistemlerinin kullanılması, Almanya’dan Türkiye’ye yapılan seyahatleri geçmişe göre farklılaştırdı.

Buna karşın sıla yolunun taşıdığı anlam, Avrupa’da yaşayan Türk ailelerin hafızasında varlığını sürdürüyor. Yolculuklar yalnızca yaz tatiline çıkmak değil; memlekete, aileye ve çocukluk yıllarına yeniden ulaşmak anlamına geliyordu.

“O günler geçti… Şimdi o eski Mercedesler de yok, o uzun konvoylar da.”

İzzet Aydoğdu’nun 2026 yılında kaleme aldığı anlatı, Mannheim’daki bir sokaktan başlayıp Anadolu’nun farklı şehirlerine uzanan binlerce benzer yolculuktan birini kayıt altına alıyor.

Her ailenin gittiği şehir ve yaşadığı olay farklı olsa da sınır kapılarındaki bekleyiş, otomobillerde taşınan hediyeler, Kapıkule’de yaşanan heyecan ve köy girişindeki karşılaşmalar, sıla yolu kuşağının ortak hatıraları arasında yer alıyor.

YerelGundem.com

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Yerel Gündem

Editör Masası| YerelGundem.com Türkiye ve küresel siyasetin ve uluslararası ilişkilerin nabzını tutan Yerel Gündem, Türkiye ve dünya gündemindeki en etkili ve alışılagelmişin dışındaki haberleri titiz bir veri doğrulama süreciyle raporlar. Entelektüel bir derinliğe sahip köşe yazılarımız ve stratejik öngörülerimizle, bilginin dürüstlükle buluştuğu noktada dünya siyasetine projektör tutuyoruz.

Yorumlar (0)

User