İnme sonrası konuşma ve yutma sorunları sosyal hayatı da etkiliyor
İnme sonrası gelişen afazi, dizartri ve yutma güçlüğü iletişimi, bağımsızlığı ve sosyal yaşamı etkileyebiliyor; erken değerlendirme önem taşıyor.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
İSTANBUL, TÜRKİYE — İnme sonrasında ortaya çıkan konuşma, dili anlama ve yutma güçlükleri yalnızca iletişimi değil, kişinin bağımsızlığını, aile ilişkilerini ve sosyal yaşama katılımını da etkileyebiliyor.
Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Dil ve Konuşma Terapisti Ayşegül Yılmaz, inmenin etkilediği beyin bölgesi ve hasarın boyutuna göre afazi, dizartri, konuşma apraksisi, ses bozukluğu veya yutma güçlüğü gelişebildiğini belirtti. Yılmaz, tıbbi durum uygun olur olmaz başlanan kişiye özel terapinin iyileşme sürecini destekleyebileceğini söyledi.
Dünya Sağlık Örgütüne göre inme, 2021 yılında dünya genelinde ölüm ve engelliliğin önde gelen nedenlerinden biri olurken 11,9 milyon yeni vaka kaydedildi. İnmenin akut komplikasyonları arasında afazi, diğer konuşma sorunları ve yutma güçlüğü de bulunuyor.
İnmenin etkisi hareket kaybıyla sınırlı kalmıyor
İnme, beyindeki kan akışının bir damar tıkanıklığı veya kanama nedeniyle kesintiye uğraması sonucunda ortaya çıkıyor. Beynin etkilenen bölgesine göre kol ve bacak hareketlerinin yanı sıra konuşma, dili anlama, hafıza, dikkat ve yutma becerileri de zarar görebiliyor.
Ayşegül Yılmaz, inme sonrasında bazı kişilerin ne söylemek istediklerini bildikleri hâlde düşüncelerini sözcüklere dönüştürmekte zorlandığını, bazılarının ise konuşulanları anlamada güçlük yaşayabildiğini anlattı.
Konuşmanın yavaşlaması, peltekleşmesi veya seslerin doğru çıkarılamaması, kişinin telefon görüşmesi yapmasını, ihtiyaçlarını anlatmasını ve sosyal ortamlara katılmasını zorlaştırabiliyor. İletişim güçlüğü arttıkça birey ailesinden, arkadaşlarından ve günlük yaşamdan uzaklaşabiliyor.
Yılmaz, bu sorunların kişinin zihinsel kapasitesinin tamamen kaybolduğu anlamına gelmediğine dikkat çekerek iletişim kurmak için yeterli zaman, uygun ortam ve destekleyici yöntemler sağlanmasının önemli olduğunu belirtti.
Afazi, dizartri ve konuşma apraksisi farklı sorunlar
İnme sonrasında görülen iletişim sorunları aynı kaynaktan ortaya çıkmıyor ve aynı terapi yöntemiyle ele alınmıyor.
Afazi, beynin dille ilgili bölgelerinin hasarlanması sonucunda gelişen edinilmiş bir dil bozukluğu olarak tanımlanıyor. Afazisi bulunan kişilerde konuşma, söylenenleri anlama, kelime bulma, tekrarlama, okuma ve yazma becerilerinin biri veya birkaçı etkilenebiliyor.
Dizartri, konuşmayı sağlayan kaslardaki güçsüzlük veya koordinasyon bozukluğundan kaynaklanıyor. Konuşma yavaş, peltek, kısık veya anlaşılması güç hâle gelebiliyor.
Konuşma apraksisinde ise kaslarda belirgin bir güç kaybı bulunmasa bile beyin, konuşma için gerekli hareketleri doğru sırayla planlamakta zorlanıyor. Kişi söylemek istediği kelimeyi biliyor ancak sesleri doğru biçimde üretmekte güçlük çekebiliyor.
Amerikan Kalp Derneği ve Amerikan İnme Derneğinin rehabilitasyon rehberi, afazide dil ve konuşma terapisini öneriyor; dizartri ve konuşma apraksisinde ise tedavinin kişinin ihtiyaçlarına göre planlanması gerektiğini belirtiyor.
Yutma güçlüğü sessiz ilerleyebilir
İnme sonrasında yutma işlevinin etkilenmesi, besinlerin veya sıvıların solunum yoluna kaçması riskini artırabiliyor. Her hastada belirgin öksürük görülmediği için sorun bazen kolayca fark edilmeyebiliyor.
Yutma bozukluğunda şu belirtiler ortaya çıkabiliyor:
- Yemek veya su sırasında öksürme
- Boğulma ya da tıkanma hissi
- Yutma sonrasında sesin ıslak veya hırıltılı çıkması
- Yeme süresinin belirgin biçimde uzaması
- Besinin ağızda birikmesi
- Sık akciğer enfeksiyonu gelişmesi
- Açıklanamayan kilo kaybı
Yılmaz, hastanın yeterli besin ve sıvıyı güvenli biçimde alabilmesinin rehabilitasyondaki ilk hedeflerden biri olduğunu söyledi. Değerlendirmeye göre besin kıvamı değiştirilebiliyor, uygun oturma pozisyonu belirlenebiliyor ve yutmayı destekleyen egzersizler uygulanabiliyor.
Uluslararası rehabilitasyon rehberleri, akut inme sonrasında ağızdan beslenmeye başlanmadan önce yutmanın değerlendirilmesini ve şüpheli vakalarda erken tarama yapılmasını öneriyor. Gerekli görülen hastalarda yutma sırasında besinin solunum yoluna kaçıp kaçmadığını değerlendiren görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabiliyor.
Tanı için kapsamlı değerlendirme gerekiyor
İnme tanısı hekim tarafından konulduktan sonra hastanın iletişim ve yutma becerileri dil ve konuşma terapisti tarafından ayrı ayrı değerlendiriliyor.
Dil değerlendirmesinde kişinin kendiliğinden konuşması, soruları anlama düzeyi, nesneleri adlandırması, kelime ve cümleleri tekrarlaması, okuma ve yazma becerileri inceleniyor.
Konuşma değerlendirmesinde ise dudak, dil, çene ve yüz kaslarının hareketi, gücü ve koordinasyonuyla solunum, ses üretimi ve konuşma seslerinin anlaşılabilirliği ele alınıyor.
Yutma güçlüğünde yatak başı klinik değerlendirme yapılabiliyor. Gerektiğinde yutmanın görüntülenmesini sağlayan aletsel incelemelerle besinin ağızdan yemek borusuna geçişi ve solunum yoluna kaçma riski değerlendiriliyor.
Yılmaz, terapi planının yalnızca teşhise göre değil; hastanın yaşı, genel sağlık durumu, günlük ihtiyaçları, yaşam ortamı ve iletişim hedefleri dikkate alınarak oluşturulduğunu söyledi.
Ailenin sürece katılması sosyal izolasyonu azaltabilir
İnme sonrası rehabilitasyon yalnızca hastayla yapılan bireysel egzersizlerden oluşmuyor. Aile bireylerinin ve bakım verenlerin iletişimi nasıl destekleyeceğini öğrenmesi de sürecin önemli bir parçasını oluşturuyor.
Afazisi bulunan biriyle konuşurken kısa ve anlaşılır cümleler kullanmak, aynı anda birden fazla soru sormamak, yanıt vermesi için zaman tanımak ve arka plan gürültüsünü azaltmak iletişimi kolaylaştırabiliyor.
Kişinin yerine sürekli konuşmak veya cümlesini hemen tamamlamak, iletişim girişimlerini azaltabiliyor. Bunun yerine jest, yazı, resim veya iletişim kartları gibi alternatif yöntemlere de yer verilebiliyor.
Amerikan Kalp Derneği ve Amerikan İnme Derneği rehberi, afazisi bulunan kişiler için iletişim partneri eğitiminin tedavinin bir parçası olmasını öneriyor. Rehberde ayrıca sosyal katılımı ve psikososyal iyilik hâlini destekleyen konuşma etkinliklerine yer verilebileceği belirtiliyor.
Yılmaz, aile desteğinin iletişim güçlüğünün yol açabileceği yalnızlık ve içe kapanmayı azaltabileceğini, kişinin günlük karar ve etkinliklere daha aktif katılmasına yardımcı olabileceğini ifade etti.
Rehabilitasyona tıbbi durum uygun olduğunda başlanmalı
İnme sonrasında bazı beceriler ilk haftalarda kendiliğinden kısmen düzelebiliyor. Ancak iyileşmenin yalnızca zamana bırakılmaması ve hastanın tıbbi durumu uygun hâle geldiğinde değerlendirme yapılması önem taşıyor.
Dünya Sağlık Örgütü, inme rehabilitasyonunun kişi tıbben stabil olur olmaz, mümkünse ilk günlerde başlaması gerektiğini belirtiyor. Rehabilitasyon sürecinde fizik tedavi, ergoterapi, dil ve konuşma terapisi, bilişsel rehabilitasyon ve psikolojik destek birlikte planlanabiliyor.
Amerikan Kalp Derneği de ilk 90 günün rehabilitasyon açısından önemli olduğunu; hareket, konuşma ve bilişsel işlevlerin desteklenmesiyle ruh sağlığı ihtiyaçlarının birlikte ele alınması gerektiğini bildiriyor.
Yılmaz, terapinin sıklığı ve süresinin kişiden kişiye değiştiğini, iyileşmenin aynı hızda ilerlemediğini söyledi. Amaç yalnızca testlerde daha iyi sonuç elde etmek değil; hastanın isteğini ifade edebilmesi, yakınlarıyla konuşabilmesi, güvenli beslenebilmesi ve sosyal yaşama katılabilmesi olarak belirleniyor.
İnme geçiren bir kişide yeni başlayan veya aniden artan konuşma bozukluğu, yüzün bir tarafında düşme, kol veya bacakta güçsüzlük, denge ya da görme kaybı görülmesi yeni bir inmenin işareti olabilir. Böyle bir durumda beklemeden acil sağlık hizmetlerine başvurulması gerekiyor.
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)