Cemil Tugay AK Parti’ye geçerse ne olur? Asıl hesap CHP’den sorulmalı

Cemil Tugay’ın olası AK Parti geçişinden önce CHP’nin 2024’te aldığı seçmen kredisini, iç savaşını ve belediyelerdeki etik krizleri sorgulaması gerekiyor.

04.08.2026 - 01:25
0
Cemil Tugay AK Parti’ye geçerse ne olur? Asıl hesap CHP’den sorulmalı

Yusuf İnan

Gazeteci, Yazar |Siyasi & Stratejik Analist

İZMİR, TÜRKİYE — Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılıp katılmayacağından önce tartışılması gereken, CHP’nin 2024 yerel seçimlerinde aldığı büyük seçmen kredisini yönetim, temsil ve siyasal olgunluk bakımından neden değerlendiremediğidir.

Tugay’ın olası siyasi tercihi İzmir’de elbette önemli sonuçlar doğurabilir. Ancak bütün tartışmayı bir belediye başkanının hangi rozeti takacağına indirgemek, CHP ve YENİ Parti’nin aylardır sürdürdüğü iç hesaplaşmayı, belediyelerde oluşan etik tartışmaları ve seçmenin karşısına çıkan yönetim görüntüsünü perdelemektedir.

Türk seçmeni CHP’ye açık çek değil, büyük bir fırsat verdi

CHP, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Türkiye genelinde %37,77 oy alarak %35,49’da kalan AK Parti’nin önüne geçti. İstanbul, Ankara ve İzmir’in yanı sıra 14 büyükşehir belediyesini kazanan parti, 1977’den bu yana ilk kez ülke genelinde birinci sıraya yükseldi.

Bu sonuç yalnızca CHP örgütünün başarısı değildi. Ekonomik sıkıntılardan, hayat pahalılığından ve iktidarın bazı politikalarından rahatsız olan seçmenin muhalefete açtığı büyük bir kredi anlamına geliyordu.

Seçmenin verdiği mesaj açıktı: “Size bir fırsat veriyoruz; yönettiğiniz şehirlerde adil, şeffaf, ölçülü ve başarılı olun. Türkiye’yi yönetmeye hazır olduğunuzu gösterin.”

CHP’nin bu krediyi iktidar garantisi olarak değil, ağır bir sorumluluk olarak görmesi gerekiyordu. Fakat iki yıl içinde tartışmanın odağı belediye hizmetlerinden, sosyal politikalardan ve çözüm önerilerinden uzaklaşarak kurultay davalarına, genel başkanlık mücadelesine, tasfiyelere, istifalara ve yeni parti hesaplarına yöneldi.

Mayıs 2026’daki mahkeme kararının Kemal Kılıçdaroğlu’nu yeniden CHP Genel Başkanlığına getirmesi, Özgür Özel ve ona bağlı milletvekillerinin ayrılarak 24 Temmuz’da YENİ Parti’yi kurmasına yol açtı. Reuters, bu ayrışmanın muhalefeti parçalayarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi konumunu güçlendirme ihtimali taşıdığına dikkat çekti.

Türkiye ekonomik, sosyal ve küresel sorunlarla uğraşırken eski CHP ile yeni CHP aylarca kendi iç savaşını ülkenin temel meselesi gibi gündemde tuttu. Oysa Türkiye’nin CHP’nin genel başkanlık kavgasından çok daha büyük sorunları var.

Seçmen belediyelerde hizmet kadar temsil ve ölçü de arıyor

Bir belediye başkanının başarısı yalnız yaptığı yol, park veya bina ile ölçülmez. Kriz anında nerede durduğu, kamu kaynaklarına nasıl yaklaştığı, çalışanına nasıl davrandığı ve halkın karşısına hangi görüntüyle çıktığı da önemlidir.

Buca Belediyesinde işçiler maaşlarını alamadıkları gerekçesiyle eylem yaparken Belediye Başkanı Görkem Duman’ın sanatçı Sevcan Orhan ile Tayland’ın Phuket Adası’nda tatil yaptığı görüntülerin yayımlanması ciddi tepki oluşturdu. Sevcan Orhan daha sonra tatil masraflarını kendilerinin ödediğini, belediye işçilerinin parasının kullanılmadığını açıkladı.

Bornova Belediyesinin Orhan’a konser için 2 milyon 860 bin TL ödediği ve bu paranın tatille bağlantılı olduğu yönünde de siyasi iddialar ortaya atıldı. Ancak konser ödemesinin tatili finanse ettiğini kanıtlayan doğrulanmış bir belge kamuoyuna sunulmadı. Bu nedenle bu bölüm kesinleşmiş bir usulsüzlük olarak değil, araştırılması ve şeffaf biçimde açıklanması gereken bir iddia olarak görülmelidir.

Fakat siyasi sorun yalnız paranın kaynağı değildir. İşçisi maaş bekleyen bir belediyenin başkanının lüks tatil görüntüleri vermesi, halkın içinde bulunduğu ekonomik şartlarla yönetici arasındaki mesafeyi görünür hâle getirmiştir. Siyasetçi bazen hukuken suç işlemese bile temsil bakımından ağır bir hata yapabilir.

Ekrem İmamoğlu’nun 2020 Elazığ depremi sonrasında bölgeyi ziyaret edip ailesiyle önceden planlanan Palandöken tatiline devam etmesi de benzer bir siyasi zamanlama tartışmasına yol açmıştı. İmamoğlu, ailesiyle tatil yapmasının depremzedelerin acısını paylaşmadığı anlamına gelmediğini savundu; buna karşılık farklı siyasi çevreler zamanlamayı ciddi bir hata olarak değerlendirdi.

Siyasetçinin ailesiyle tatil yapma hakkı vardır. Ancak ülke bir felaketin yasını tutarken verilen görüntünün nasıl algılanacağını düşünmek de siyasetin parçasıdır. Toplum ağlarken liderin kayak merkezinden görüntü vermesi, hukuki değil ama siyasi ve ahlaki bir temsil problemidir.

Muhalefet eleştirdiği görüntülerin benzerini vermemeli

CHP yıllardır AK Parti’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı lüks, israf, şatafat ve halktan kopukluk üzerinden eleştiriyor. Bu eleştirinin inandırıcı olabilmesi için kendi belediye başkanlarının ve yöneticilerinin de aynı konuda daha yüksek bir ölçüye bağlı kalması gerekir.

Belediye bütçelerindeki temsil, ağırlama, konser, seyahat ve tanıtım harcamaları açık biçimde yayımlanmalı; imar kararlarında kamu yararı tartışmasız biçimde gösterilmeli; siyasetçiler özel hayatları ile kamu görevleri arasında çıkar çatışması görüntüsü doğuracak davranışlardan kaçınmalıdır.

Özgür Özel ve Veli Ağbaba’nın Kamer Genç’in mezarı başında rakı kadehleriyle görüntülenmesi de bu temsil krizinin bir başka örneğidir. Görüntüler için “Kamer Genç’in vasiyeti” savunması yapılırken Genç’in avukatı Ergün Özer, böyle bir talep bulunmadığını söyleyerek olayı saygısızlık olarak değerlendirdi.

Mesele yalnız içki tartışması değildir. Toplumun geniş bir bölümünün mezarlığa, ölüye ve dini hassasiyetlere yaklaşımı belliyken, ülkeyi yönetme iddiasındaki siyasilerin bu görüntünün doğuracağı tepkiyi hesap etmemesi asıl problemdir.

CHP’li siyasetçiler, kendilerine yönelik eleştirileri yalnız “iktidar propagandası” diye geçiştirdiklerinde öz eleştiri imkânını ortadan kaldırıyor. Seçmenin itirazı her zaman ideolojik değildir; bazen yalnızca ölçüsüzlüğe, kibire ve “nasıl olsa bize oy verirler” anlayışına yöneliktir.

Cemil Tugay’a yönelik baskı dili CHP’nin sorununu gösteriyor

Cemil Tugay şu anda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini bağımsız olarak sürdürüyor. Belediyenin resmî kayıtlarında da parti hanesi “bağımsız” olarak yer alıyor. Tugay ayrıca AK Parti’ye katılacağı yönündeki iddiaları açıkça reddetti.

Buna rağmen olası bir parti değişikliği üzerinden Tugay’a yöneltilen hakaretler, imalar ve ahlaki baskı dikkat çekiyor.

Özgür Özel’in, Tugay’ın AK Parti’ye geçmesi hâlinde “İzmir’deki vatandaşların, bizim, eşinin ve ailesinin yüzüne nasıl bakacağı” yönündeki sözleri, siyasi eleştirinin ötesinde kişisel ve ailevi bir baskı dili taşıyor. Özel ayrıca böyle bir tercihin “tarih önünde yeni bir travma” oluşturacağını söyledi.

Bir belediye başkanının parti değiştirmesi elbette eleştirilebilir. Çünkü Tugay 2024’te CHP adayı olarak seçildi. Seçmenin verdiği oyla daha sonra başka bir partiye geçmesi siyasi meşruiyet tartışması doğurur.

Ancak bir siyasetçinin eşinin veya ailesinin yüzüne nasıl bakacağını sorgulamak başka bir şeydir. Bu dil, “Bizden ayrılan ahlaken de yanlış yapar” anlayışını besler. Demokratik siyasette insanlar tehdit, hakaret veya utandırma yoluyla bir partide tutulamaz.

CHP ve YENİ Parti önce şunu sormalıdır: Cemil Tugay neden kendileriyle yürümeyi tercih etmiyor? Tugay’a atfedilen ve henüz doğrudan doğrulanmayan kapalı toplantı sözlerinde, Özgür Özel’in çevresindeki bazı isimlerden rahatsız olduğu ve belediye projeleri için merkezi yönetimle daha rahat çalışmak istediği ileri sürüldü. Bu sözler kesinleşmiş bilgi olmasa da ortaya çıkan siyasi mesafe gerçektir.

Tugay AK Parti’ye katılırsa İzmir ne kazanır, ne kaybeder?

Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılması İzmir’in bütün sorunlarını bir anda çözmez. Körfez kirliliği, ulaşım, kentsel dönüşüm, altyapı, belediye borçları ve sosyal hizmetler parti rozetiyle kendiliğinden düzelmez.

Bununla birlikte iktidar partisine geçiş, bakanlıklar ve merkezi kurumlarla iletişimi kolaylaştırabilir. İller Bankası kredileri, kentsel dönüşüm projeleri ve altyapı yatırımlarında daha hızlı koordinasyon sağlanabileceği savunulabilir.

Fakat burada iktidarın da cevaplaması gereken önemli bir soru vardır: Bir şehrin hakkı olan kamu kaynağına ulaşması için belediye başkanının AK Parti’ye üye olması mı gerekiyor? Merkezi yönetim bütün belediyelere siyasi ayrım yapmadan hizmet vermekle yükümlüdür.

Ayrıca Tugay’ın parti değiştirmesi İzmir Büyükşehir Belediye Meclisindeki üyeleri otomatik olarak AK Parti’ye taşımaz. Belediyenin resmî listesinde Tugay bağımsız görünürken meclis üyeleri CHP, AK Parti ve diğer siyasi kimlikleriyle görev yapmayı sürdürüyor. Dolayısıyla başkanın geçişi, belediye meclisinde yeni bir uyum değil, daha sert bir çatışma da oluşturabilir.

En büyük kayıp ise seçmen güveninde yaşanabilir. Tugay, CHP’nin adayı olarak seçildiği için AK Parti’ye geçişini yalnız “hizmet” sözüyle açıklayamaz. Hangi projelerin neden engellendiğini, geçişin İzmirliye hangi somut yararı sağlayacağını ve kararının kişisel siyasi gelecekten nasıl ayrıldığını açıkça ortaya koymalıdır.

YENİ Parti’ye katılmak İzmir’e otomatik olarak ne kazandıracak?

Tartışmanın diğer tarafı da çoğunlukla sorulmuyor: Cemil Tugay YENİ Parti’ye katılsa İzmir ne kazanacak?

YENİ Parti, CHP’deki mahkeme kararı ve genel başkanlık krizinden doğmuş yeni bir siyasi yapı. Özgür Özel’le birlikte 90 milletvekilinin CHP’den ayrılmasıyla Meclis’in en büyük muhalefet grubuna dönüşse de henüz yerleşmiş teşkilatlara, uzun vadeli bir yönetime ve sınanmış bir belediyecilik modeline sahip değil. Reuters, ayrışmanın muhalefeti daha da parçalama ve iktidarın elini güçlendirme riskine dikkat çekiyor.

Dolayısıyla YENİ Parti rozeti de İzmir için tek başına bir çözüm değildir. CHP’den koparak kurulan bir partinin, eski CHP’nin kadro anlayışını, iç hesaplaşmalarını ve yönetim alışkanlıklarını aynen taşıması hâlinde yalnız tabela değişmiş olur.

Türkiye aynı isimlerin farklı partiler altında aynı kavgaları sürdürmesinden yoruldu. “Yeni” kelimesi, eski zihniyet ve eski siyasi üslupla birleştiğinde seçmene gerçek bir alternatif sunmaz.

CHP önce Cemil Tugay’ı değil, kendisini sorgulamalı

CHP’nin yapması gereken Tugay’ı ihanetle suçlamak veya hangi partiye geçeceğini tartışmak değil, 2024’te kendisine verilen krediyi neden aşındırdığını araştırmaktır.

İşçisinin maaşını zamanında ödeyemeyen belediyeler, halk ekonomik sıkıntı içindeyken verilen lüks görüntüler, kriz zamanlarında yanlış siyasi tercihler, kamu harcamalarındaki şeffaflık sorunları ve bitmek bilmeyen genel başkanlık savaşı seçmenin hafızasında birikiyor.

Muhalefet, iktidarın yanlışlarını göstermekle iktidara hazır hâle gelmez. Kendi belediyelerinde daha temiz, daha ölçülü, daha şeffaf ve daha başarılı bir yönetim ortaya koyması gerekir.

Cemil Tugay AK Parti’ye geçerse bunun siyasi hesabını İzmir seçmenine verir. Ancak CHP ve YENİ Parti de Tugay’ın neden kendileriyle yürümek istemediğinin hesabını vermelidir.

Türkiye, siyaseti mezhep, mahalle, parti ve rozet taassubuna hapsetmekten yoruldu. İzmirlinin ihtiyacı Cemil Tugay’ın hangi partinin rozetini taktığı değil; şehri dürüst, şeffaf ve etkili biçimde yönetip yönetmediğidir.

CHP’nin de artık “Bizden ayrılan ne olur?” sorusundan önce “Biz neden insanları ve seçmeni kaybediyoruz?” sorusuna cevap vermesi gerekiyor.

Yusuf İnan

YerelGundem.com

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. 

UAPresa.comWiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com  Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Yerel Gündem

Editör Masası| YerelGundem.com Türkiye ve küresel siyasetin ve uluslararası ilişkilerin nabzını tutan Yerel Gündem, Türkiye ve dünya gündemindeki en etkili ve alışılagelmişin dışındaki haberleri titiz bir veri doğrulama süreciyle raporlar. Entelektüel bir derinliğe sahip köşe yazılarımız ve stratejik öngörülerimizle, bilginin dürüstlükle buluştuğu noktada dünya siyasetine projektör tutuyoruz.

Yorumlar (0)

User