Mustafa Çiftçi ve Ömer Çelik’ten Özkök’ün Franco sözlerine tepki geldi
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Ertuğrul Özkök’ün Erdoğan ile Franco’ya ilişkin sözlerine tepki gösterdi.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
ANKARA, TÜRKİYE — İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, gazeteci Ertuğrul Özkök’ün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Franco üzerinden yaptığı değerlendirmelere tepki gösterdi.
Açıklamalar, Özkök’ün katıldığı çevrim içi yayında İspanya’daki Franco döneminin sona ermesini Türkiye’deki siyasi sistem üzerine yaptığı değerlendirmeyle birlikte anmasının ardından geldi. Özkök ise daha sonra sözlerinin Erdoğan’ı Franco ile karşılaştırma amacı taşımadığını savundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da söz konusu yayın nedeniyle “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlaması kapsamında re’sen soruşturma başlattı.
Çiftçi: Demokratik meşruiyet gölgelenemez
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi meşruiyetini seçimlerden aldığını belirterek Özkök’ün ifadelerini eleştirdi. Çiftçi, “Demokratik meşruiyeti karanlık benzetmelerle gölgeleyemezsiniz” dedi.
Çiftçi, Erdoğan’ın siyasi hayatı boyunca millet iradesiyle hareket ettiğini, Türkiye’nin bağımsızlık ve kalkınma hedefleri doğrultusunda politika izlediğini ifade etti. Eleştirinin demokrasinin bir gereği olduğunu vurgulayan Çiftçi, demokratik seçimlerle görev yapan bir liderin diktatörlerle aynı bağlamda anılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.
Bakan Çiftçi ayrıca, insan ömrü üzerinden siyasi sonuç çıkarılmasını ve seçmen tercihlerinin itibarsızlaştırılmasını eleştirdi. Açıklamasının sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik ifadeleri “mesnetsiz, yakışıksız ve hadsiz” olarak nitelendirerek kınadığını bildirdi.
Çelik: Benzetme akıl ve izan yoksunluğu
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik de açıklamasında, Erdoğan’ın birden fazla seçimde halkın oyuyla göreve geldiğini belirtti. Çelik, Cumhurbaşkanı’nın siyasi konumunun Franco yönetimiyle ilişkilendirilmesini “akıl ve izan yoksunluğu” olarak değerlendirdi.
Çelik, bu tür bir karşılaştırmanın yalnızca Cumhurbaşkanı Erdoğan’a değil, seçimlerde tercihini ortaya koyan vatandaşlara da yöneldiğini savundu. Türkiye’de demokratik meşruiyetin sandık yoluyla oluştuğunu belirten Çelik, söz konusu ifadelerin millet iradesine ilişkin “ahlaki bir problem” taşıdığını ileri sürdü.
AK Parti Sözcüsü, partisinin varlığını ve toplumsal karşılığını küçümseyen değerlendirmeleri de eleştirdi. Çelik, bu söylemlerin siyasi gerçeklikle örtüşmediğini ve partisinin demokratik zemindeki mücadelesini sürdüreceğini söyledi.
Özkök’ün yayındaki sözleri neydi?
Ertuğrul Özkök, gazeteci Bahar Feyzan’ın çevrim içi programında İspanya’da öğrenci olduğu dönemde Franco yönetiminin sona erişine tanıklık ettiğini anlattı. Özkök, uzun süre devam eden siyasi dönemlerin sona erebileceğini söylerken Türkiye’deki mevcut sistemin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi kişiliği etrafında şekillendiğini ileri sürdü.
Yayındaki ifadelerin bir bölümü, Erdoğan yönetimi ile Franco diktatörlüğü arasında doğrudan benzetme yapıldığı şeklinde yorumlandı. Tepkilerin merkezinde, Özkök’ün Franco döneminin sona ermesini anlatırken kullandığı ifadeler ile Türkiye’deki siyasi geleceğe ilişkin değerlendirmelerini aynı konuşma içinde bir araya getirmesi yer aldı.
Özkök’ün sözleri sosyal medyada farklı bölümler hâlinde paylaşılırken, konuşmanın bağlamı konusunda da görüş ayrılığı oluştu. İktidar temsilcileri tarihsel örneğin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yöneltilmiş bir karşılaştırma olduğunu savundu; Özkök ise konuşmasının tamamının bu yorumu desteklemediğini belirtti.
Franco örneği neden tartışma yarattı?
Francisco Franco, İspanya İç Savaşı’nın ardından ülkeyi 1939’dan 1975’teki ölümüne kadar diktatörlükle yönetti. Franco’nun ölümünün ardından İspanya’da monarşinin yeniden kurulması, siyasi partilerin yasal faaliyete dönmesi, seçimlerin yapılması ve yeni anayasanın kabulüyle ilerleyen demokrasiye geçiş süreci başladı.
Franco’nun 20 Kasım 1975’teki ölümünün hemen ardından Juan Carlos devlet başkanı olarak tahta çıktı; ancak demokratik düzene geçiş tek gecede tamamlanmadı. Siyasi reformların kabul edilmesi, 1977’de ilk demokratik genel seçimin yapılması ve 1978 Anayasası’nın kabul edilmesi birkaç yıla yayılan bir süreç oluşturdu.
Bu nedenle Özkök’ün “bir gecede rejim değişti” anlatımı, iktidarın merkezindeki değişimi vurgulayan siyasi bir ifade olarak değerlendirilebilir. İspanya’nın kurumsal demokratikleşmesi ise aşamalı biçimde gerçekleşti.
Franco adı, demokratik seçimlerle göreve gelen bir siyasetçiyle birlikte kullanıldığında ağır bir siyasi benzetme olarak yorumlanabiliyor. Çiftçi ve Çelik’in açıklamalarındaki temel itiraz da Erdoğan’ın seçimlerle oluşan siyasi konumunun darbeyle ve baskıcı yönetimle anılan Franco dönemiyle aynı çerçeveye yerleştirildiği görüşüne dayanıyor.
Özkök ise İspanya örneğini bir yönetim biçimi eşitlemesi amacıyla değil, lider merkezli görülen siyasi dönemlerin ardından yaşanabilecek değişimi anlatmak için kullandığını savunuyor. Tartışma, kullanılan ifadelerin yanı sıra tarihsel örneğin hangi bağlamda verildiğine ilişkin farklı yorumlardan da besleniyor.
Özkök: Franco benzetmesi yapmadım
Özkök, hakkında başlayan tartışmanın ardından yayımladığı açıklamada Erdoğan yönetimini Franco rejimiyle eşitlemediğini söyledi. “On üç kere seçim kazanmış insana Franco der miyim hiç?” ifadesini kullanan Özkök, Erdoğan’ın seçimleri kazandığını ve demokratik yollardan iktidara geldiğini vurguladı.
Programın tamamının izlenmesi hâlinde sözlerinin farklı bir bağlamda değerlendirileceğini savunan Özkök, konuşmasının Erdoğan sonrasındaki siyasi sisteme ilişkin bir öngörü içerdiğini belirtti. İspanya’daki tarihsel deneyimden söz ettiğini, ancak iki yönetimi aynı kategoriye koymadığını ifade etti.
Bu açıklama, Çiftçi ve Çelik’in eleştirilerinden farklı bir yorum ortaya koydu. Tartışmada bir taraf kullanılan tarihsel örneğin doğrudan siyasi benzetme oluşturduğunu savunurken Özkök, sözlerinin bağlamından koparıldığını ileri sürdü.
Başsavcılık soruşturma başlattı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Özkök’ün programdaki sözleri nedeniyle “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlaması kapsamında re’sen soruşturma başlatıldığını duyurdu. Soruşturma, açıklamaların hukuki açıdan değerlendirilmesine yönelik ilk aşamayı oluşturuyor.
Soruşturmanın başlatılması, Özkök hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunduğu anlamına gelmiyor. Anayasa’nın 38’inci maddesinde düzenlenen masumiyet karinesi gereğince, suçluluğu hükmen kesinleşmeyen kişiler suçlu kabul edilemez.
Savcılık tarafından yayının tamamının, sosyal medyada paylaşılan kesitlerin ve sözlerin bağlamının incelenmesi bekleniyor. Özkök, kendisine savcılıktan henüz resmî bir bildirim ulaşmadığını ve Türkiye’ye döneceğini açıkladı.
Gelişmeler, siyasi eleştirinin sınırları, tarihsel benzetmelerin kamuoyunda nasıl yorumlandığı ve siyasetçilere yönelik ifadelerin hukuki değerlendirilmesi konusunda yeni bir tartışma başlattı. Taraflardan gelecek açıklamalar ile savcılık soruşturmasının seyri, konunun sonraki aşamasını belirleyecek.
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)