Özbekistan’da Atatürk kırmızı çizgi: Türkiye sevgisi sahada

Yavuz Donat’ın Özbekistan izlenimleri, Atatürk mirası, Türkçe ilgisi, savunma iş birlikleri ve Türkiye sevgisini gündeme taşıdı.

Jun 09, 2026 - 17:07
0
Özbekistan’da Atatürk kırmızı çizgi: Türkiye sevgisi sahada
Özbekistan’da Atatürk kırmızı çizgi: Türkiye sevgisi sahada
Özbekistan’da Atatürk kırmızı çizgi: Türkiye sevgisi sahada
Özbekistan’da Atatürk kırmızı çizgi: Türkiye sevgisi sahada
Özbekistan’da Atatürk kırmızı çizgi: Türkiye sevgisi sahada
Özbekistan’da Atatürk kırmızı çizgi: Türkiye sevgisi sahada

Yusuf İnan | Yerel Gündem

SEMERKAND / ÖZBEKİSTAN — Özbekistan’dan yansıyan izlenimler, Atatürk’e duyulan saygının, Türkçe ilgisinin ve Türkiye sevgisinin ülkede güçlü bir toplumsal karşılık bulduğunu gösteriyor.

Sabah yazarı Yavuz Donat’ın Taşkent, Semerkand ve Buhara hattındaki gözlemleri, Türkiye ile Özbekistan arasındaki bağın yalnızca diplomatik ilişkilerle sınırlı olmadığını ortaya koydu. Atatürk vurgusu, Türk bayrağına gösterilen ilgi, Türkçe konuşanların sayısı, Türk restoranları, savunma sanayisi algısı ve ortak üniversite projeleri, Özbekistan’da Türkiye’nin güçlü bir kültürel ve stratejik karşılığa sahip olduğunu gösteren başlıklar arasında yer aldı.

Kerimov’un Atatürk sözü devlet hafızasında

Özbekistan’ın ilk Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un “Benim yolum Atatürk yoludur” sözleri, ülkede Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu liderine duyulan saygının sembol ifadelerinden biri olarak anılıyor.

Donat’ın aktardığına göre Kerimov’un, “Türkiye’de kim Atatürk düşmanıdır, benim de düşmanımdır; kim Atatürk’ün dostudur, benim de dostumdur” şeklindeki yaklaşımı, Özbekistan’da Atatürk’ün yalnızca Türkiye’ye ait bir tarihî şahsiyet olarak değil, modernleşme ve bağımsız devlet aklı açısından örnek alınan bir lider olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.

Bu bakış, Türkiye-Özbekistan ilişkilerinde tarihî ve duygusal derinliği güçlendiren unsurlardan biri. Özbekistan’da Atatürk’e verilen önem, aynı zamanda Türk dünyasının ortak modernleşme hafızasına da işaret ediyor.

Semerkand’da Timur ve Uluğ Bey mirası

Özbekistan izlenimlerinde Semerkand’ın tarihî ağırlığı öne çıkıyor. Emir Timur’un mirası, şehirdeki anıtlar, türbeler ve meydanlar üzerinden güçlü biçimde hissediliyor.

Gûr-ı Emir, Emir Timur ve ailesinin anıt mezarı olarak hem Asya’dan hem Avrupa’dan gelen ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği merkezlerden biri. Semerkand’daki Registan Meydanı ise Uluğ Bey döneminden kalan mimarisiyle yalnızca Özbekistan’ın değil, bütün Türk-İslam medeniyetinin en önemli tarihî mekânları arasında yer alıyor.

Donat’ın izlenimlerinde, 40 dereceyi aşan sıcaklığa rağmen Registan’a gösterilen yoğun ilgi ve akşam saatlerindeki ses-ışık gösterileri, Semerkand’ın tarihî kimliğinin yaşayan bir turizm değerine dönüştüğünü gösteriyor.

Türk olmak Özbekistan’da ayrıcalık gibi karşılanıyor

Yazıda en dikkat çekici başlıklardan biri, Özbekistan’da Türkiye’den gelenlere gösterilen sıcak ilgi oldu. Donat, Türk olduğunu öğrenen insanların kendisini ve beraberindekileri büyük bir samimiyetle karşıladığını aktarıyor.

Bu ilgi yalnızca resmî düzeydeki kardeşlik söylemiyle sınırlı değil. Çarşıda, restoranlarda, sokakta, meydanlarda Türkiye’den gelenlere yönelik güçlü bir sevgi ve yakınlık hissediliyor.

Özbekistanlı bir vatandaşın aracının arka camında Türk ve Özbek bayraklarını birlikte taşıması ve “Türkiye de benim vatanım” demesi, bu duygunun somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Bir iş insanının “Türkiye bizim öz vatanımız” ifadesi de iki ülke arasındaki bağın yalnızca politik değil, derin bir aidiyet duygusuyla beslendiğini gösteriyor.

Türkçe ilgisi dizilerden kamu kurumlarına uzanıyor

Özbekistan’da Türkçe ilgisi de dikkat çekici boyutta. Türk dizileri, Türkçe öğreniminde önemli bir kültürel araç haline gelmiş durumda. Ancak ilgi yalnızca dizilerle sınırlı değil.

Donat’ın aktardığına göre Türkçeyi kurallarına uygun biçimde öğrenen, yazan ve konuşan; bu konuda sertifika alan kişiler kamu kurumlarında çalışıyorsa maaşlarında yüzde 30 ile yüzde 50 arasında artış elde edebiliyor.

Bu bilgi, Türkçenin Özbekistan’da yalnızca kültürel yakınlık dili değil, aynı zamanda ekonomik ve mesleki değer taşıyan bir yetkinlik olarak da görüldüğünü ortaya koyuyor.

Türkçenin bu şekilde teşvik edilmesi, Türk dünyası içindeki ortak dil ve iletişim alanının güçlenmesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

Türk restoranları kültürel köprü kuruyor

Taşkent ve Semerkand’daki Türk restoranları da Türkiye-Özbekistan bağının günlük hayattaki görünür alanlarından biri haline gelmiş durumda.

Taşkent’te Dönerci Hamdi Usta’nın yoğun ilgi görmesi, Semerkand’da Kahramanmaraşlı Mustafa Durdu’nun işlettiği İstanbul Restoran’ın popülerleşmesi ve Kayserili Murat Türkmen’in Sedir Restoran’da her cuma mantı günü düzenlemesi, Türk mutfağının Özbekistan’da güçlü bir karşılığı olduğunu gösteriyor.

Bu restoranlar yalnızca yemek yenilen mekânlar değil; Türk bayrağının, Türkçe konuşmaların, Türkiye hatıralarının ve iki ülke insanları arasındaki samimi temasın yaşandığı kültürel merkezler gibi işliyor.

Özbek, Rus, Koreli ve Avrupalı müşterilerin Türk lokantalarında buluşması, Türkiye’nin yumuşak gücünün gastronomi üzerinden de etkili olduğunu gösteriyor.

Savunma sanayisi algısı: SİHA ve Aselsan vurgusu

Özbekistan izlenimlerinde Türkiye’nin savunma sanayisine yönelik dikkat de öne çıkıyor. Donat’ın aktardığına göre Özbekistan’da Türkiye’nin SİHA kapasitesi ve Aselsan varlığı, güvenlik ve kardeşlik duygusuyla birlikte değerlendiriliyor.

Bir Özbek iş insanının Türk SİHA’larının güvenlik açısından önemine dikkat çekmesi, Türkiye’nin savunma teknolojilerinin yalnızca askerî ürün olarak değil, kardeş ülke dayanışmasının sembolü olarak algılandığını gösteriyor.

Semerkand’da bir profesörün Aselsan’ın Özbekistan’daki varlığını “Türkiye’nin yanımızda olduğunun göstergesi” olarak yorumlaması da bu algıyı güçlendiriyor. Bu tablo, Türkiye’nin savunma sanayisindeki ilerlemesinin Türk dünyasında yalnızca ekonomik değil, stratejik ve psikolojik karşılık ürettiğini ortaya koyuyor.

Eğitim alanında yeni dönem

Özbekistan’da eğitim iş birlikleri de Türkiye ile ilişkilerin önemli başlıklarından biri. Taşkent’te kurulan Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesi, iki ülke arasındaki akademik yakınlaşmanın sembol projeleri arasında yer alıyor.

İTÜ, ODTÜ, Hacettepe ve Ege Üniversitesi gibi Türkiye’nin köklü üniversitelerinin Özbekistan’daki fakülte ve programlarla ilişkilendirilmesi, ortak müfredat ve YÖK tanınırlığı gibi başlıklar eğitim alanındaki iş birliğini güçlendiriyor.

Türkiye burslarıyla her yıl yaklaşık 200 Özbek öğrencinin desteklenmesi de iki ülke arasında genç kuşaklar üzerinden uzun vadeli bağlar kurulmasına katkı sağlıyor.

Özbek gençleri için Türkiye’de üniversite okumak, Donat’ın izlenimlerine göre yüksek statü sağlayan bir tercih olarak görülüyor. Bu algı, Türkiye’nin eğitim diplomasisi açısından önemli bir yumuşak güç alanına sahip olduğunu gösteriyor.

Türk dünyasında yeni yakınlaşma zemini

Yavuz Donat’ın Özbekistan izlenimleri, Türkiye ile Özbekistan arasındaki ilişkinin çok katmanlı bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor. Atatürk’e duyulan saygı, Timur ve Uluğ Bey mirası, Türkçeye ilgi, Türk restoranları, savunma sanayisi algısı, eğitim iş birlikleri ve bayrak sevgisi bu ilişkinin farklı yüzlerini oluşturuyor.

Özbekistan’daki Türkiye sevgisi, yalnızca nostaljik bir kardeşlik söylemiyle açıklanamayacak kadar somut alanlara yayılmış durumda. Ekonomi, savunma, eğitim, turizm, gastronomi ve kültür aynı zeminde birleşiyor.

Bu tablo, Türk Devletleri Teşkilatı’nın da güç kazandığı bir dönemde, Türkiye-Özbekistan ilişkilerinin önümüzdeki yıllarda daha stratejik bir boyuta taşınabileceğini gösteriyor.

Semerkand’dan Buhara’ya uzanan yolculuk, yalnızca tarihî şehirler arasında yapılan bir seyahat değil; Türk dünyasının geçmişten geleceğe uzanan bağlarını yeniden hatırlatan güçlü bir işaret olarak okunuyor.

www.yerelgundem.com

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Yerel Gündem

Editör Masası| YerelGundem.com Türkiye ve küresel siyasetin ve uluslararası ilişkilerin nabzını tutan Yerel Gündem, Türkiye ve dünya gündemindeki en etkili ve alışılagelmişin dışındaki haberleri titiz bir veri doğrulama süreciyle raporlar. Entelektüel bir derinliğe sahip köşe yazılarımız ve stratejik öngörülerimizle, bilginin dürüstlükle buluştuğu noktada dünya siyasetine projektör tutuyoruz.

Yorumlar (0)

User