Yılmaz’dan Özgür Özel'e yeni parti uyarısı: Çizgi netleşmeden başarı zor

Mehmet Y. Yılmaz, T24’teki yazısında yeni parti tartışmasını değerlendirerek ideolojik çizgi ve ekonomi programı vurgusu yaptı.

Jun 30, 2026 - 10:45
0
Yılmaz’dan Özgür Özel'e yeni parti uyarısı: Çizgi netleşmeden başarı zor

Ahmet Taş | Yerel Gündem
ANKARA, TÜRKİYE — T24 yazarı Mehmet Y. Yılmaz, yeni parti tartışmasına ilişkin yazısında, muhalefetin yalnızca geniş seçmen toplamaya değil, net bir siyasi çizgi ve ekonomik programa ihtiyaç duyduğunu savundu.

Yılmaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve çevresinde konuşulan yeni parti iddialarını değerlendirdiği yazısında, “sol görüşlü olmayacağı” belirtilen olası bir siyasi oluşumun başarı şansını tartıştı. Yazar, Türkiye’de seçmen çoğunluğuna ulaşmanın yalnızca farklı kesimlerden oy toplama hesabıyla mümkün olmayacağını, esas meselenin ülkenin üretim, gelir dağılımı ve özgürlük sorunlarına verilecek yanıt olduğunu belirtti.

Yeni parti tartışması yeniden gündemde

Mehmet Y. Yılmaz, yazısında CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve arkadaşlarının siyasete yeni bir parti kurarak devam etmesinin giderek daha güçlü bir ihtimal olarak görüldüğünü ifade etti.

Yılmaz, Özel’in yeni parti sorularına verdiği “ya bir yol bulacağız ya bir yol açacağız” yönündeki yanıtı, bu fikrin giderek içselleştirildiği şeklinde yorumladı. Yazıda, yeni oluşum için isim çalışmalarının yapıldığı ve “Yeni Parti” adının öne çıktığı yönündeki kulis bilgilerine de yer verildi.

Yılmaz, bu tartışmanın yalnızca isim veya örgütlenme meselesi olarak ele alınmaması gerektiğini savundu. Ona göre yeni bir partinin asıl sınavı, hangi toplumsal soruna nasıl çözüm önereceği konusunda netleşip netleşemeyeceği olacak.

‘Sol görüşlü olmayacak’ iddiası tartışıldı

Yılmaz, Nefes gazetesinde Tarık Işık imzasıyla yayımlanan kulis haberinde, “Özel’in kurmayları” olarak tanımlanan kaynakların yeni kurulacak partinin “sol görüşlü” olmayacağını söylediğini aktardı.

Haberde yer alan değerlendirmeye göre, yeni oluşumun hedefi Türkiye’nin tamamına hitap edecek bir “Türkiye İttifakı” kurmak ve cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 50 + 1’e ulaşmak olacak.

Yılmaz ise bu yaklaşımın kulağa hoş geldiğini, ancak siyasetin yalnızca farklı seçmen kümelerini matematiksel olarak bir araya getirme hesabıyla yürütülemeyeceğini belirtti. Yazar, yüzde 30, yüzde 12 veya yüzde 4,5 gibi oy oranlarını toplama hesabının teoride cazip görünse de pratikte kolay işlemediğini savundu.

Kılıçdaroğlu deneyimi örnek gösterildi

Yılmaz, benzer bir stratejinin son genel seçimde Kemal Kılıçdaroğlu tarafından denendiğini hatırlattı. Yazara göre, o süreçte geniş ittifak arayışı Meclis seçimlerinde başarı getirmediği gibi cumhurbaşkanlığı seçiminde de beklenen sonucu üretmedi.

Yılmaz, yeni parti tartışmalarında da aynı hataya düşülmemesi gerektiğini savundu. Ona göre seçmenleri bir siyasi partinin peşinden sürükleyen şey yalnızca lider karizması veya ittifak aritmetiği değil; açık bir siyasi program, net bir pozisyon ve inandırıcı çözüm önerileridir.

Yazar, muhafazakâr seçmenden oy almanın önemini kabul etmekle birlikte, bunun ne olduğu belirsiz bir parti kurarak başarılamayacağını ifade etti.

İdeolojisiz siyaset eleştirisi

Yılmaz, “belli bir ideolojisi olmayan parti” kurmanın teorik olarak mümkün olduğunu, ancak bunun Türkiye siyasetinde güçlü bir karşılık üretmediğini savundu.

Bu noktada DEVA Partisi örneğine işaret eden Yılmaz, “ideolojisiz siyaset” iddiasıyla yola çıkan partilerin geldiği yerin ortada olduğunu belirtti. Yazara göre seçmen, yalnızca yeni bir tabela veya merkez söylem değil, somut sorunlara somut çözümler görmek istiyor.

Yılmaz, bir partinin “solcu” olduğunu söylemesinin onu solcu yapmayacağını da vurguladı. Ona göre siyasi yelpazedeki konumu belirleyen şey, partinin üretim, bölüşüm, özgürlükler ve temel haklar konusunda hangi cevapları verdiğidir.

Ekonomi ve gelir dağılımı vurgusu

Yazının merkezinde Türkiye’nin ekonomi ve gelir dağılımı sorunu yer aldı. Yılmaz’a göre Türkiye’nin temel meselesi, yeterince üretememek ve üretilen geliri adil biçimde paylaşamamaktır.

Yılmaz, 24 yıllık AKP iktidarı sonunda “yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar” başlıklarının hâlâ çözülemediğini savundu. Yazar, bu tablonun muhafazakâr-modern ayrımı yapmadığını; farklı kimliklerden geniş toplumsal kesimleri etkilediğini belirtti.

Yılmaz, Türkiye’de orta sınıfın zayıfladığını, gelir dağılımındaki uçurumun büyüdüğünü ve toplumun giderek “zenginler, fakirler ve daha fakirler” şeklinde ayrıştığını ifade etti.

Yazar, 2025 yılı gelir dağılımı verilerine atıfla en zengin yüzde 20’lik kesimin toplam gelirin yaklaşık yarısını aldığını, en düşük gelir grubunun payının ise oldukça sınırlı kaldığını belirtti. Bu tabloyu değiştirmeyen bir yeni partinin, neyi değiştirmeye talip olduğunun sorgulanması gerektiğini yazdı.

AKP’nin çıkışı ve yeni partiye ders

Yılmaz, AKP’nin 2002’de iktidara gelişini yalnızca lider karizmasıyla açıklamanın eksik olacağını belirtti. Yazara göre AKP, o dönemde siyasi pozisyonunu tarif etti, içinden çıktığı gelenekten farkını anlattı ve seçmenin önüne yeni bir program koyduğu için başarı kazandı.

Yılmaz, yeni kurulacak bir partinin de benzer biçimde kendi çizgisini netleştirmesi gerektiğini savundu. Aksi halde “herkese hitap eden ama neyi savunduğu belirsiz” bir yapının seçmeni ikna etmekte zorlanacağını ifade etti.

Yazar, kimlikler üzerinden değil, ülkenin zenginliklerinin daha adil paylaşımı ve demokratik standartların güvence altına alınması üzerinden siyaset yapılması gerektiğini belirtti.

Muhafazakâr seçmene güvence önerisi

Yılmaz, muhafazakâr kitlelerin kaybetmekten korktuğu kazanımların güvencesinin, herkesin eşit yurttaş olarak temel haklara sahip olduğu demokratik bir düzen olduğunu savundu.

Yazara göre iktidarda kim olursa olsun devletin özgürlük alanlarına keyfi biçimde müdahale etmesini engelleyecek standartları taahhüt eden bir siyasi hareket, samimi bulunursa muhafazakâr seçmenden de destek alabilir.

Yılmaz, bugünkü siyasi tıkanmanın kimlikler üzerinden değil, üretim ve adil bölüşüm temelinde aşılabileceğini belirtti. Ona göre yeni parti tartışmasında asıl belirleyici soru, bu yapının Türkiye’nin temel ekonomik ve demokratik sorunlarına nasıl çözüm önereceğidir.

Yazar, “solcu parti” demenin tek başına yeterli olmadığını, bir siyasi hareketin gerçek niteliğini ülkenin sorunlarına verdiği yanıtların belirleyeceğini ifade etti.

www.yerelgundem.com

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Yerel Gündem

Editör Masası| YerelGundem.com Türkiye ve küresel siyasetin ve uluslararası ilişkilerin nabzını tutan Yerel Gündem, Türkiye ve dünya gündemindeki en etkili ve alışılagelmişin dışındaki haberleri titiz bir veri doğrulama süreciyle raporlar. Entelektüel bir derinliğe sahip köşe yazılarımız ve stratejik öngörülerimizle, bilginin dürüstlükle buluştuğu noktada dünya siyasetine projektör tutuyoruz.

Yorumlar (0)

User