Deniz Gezmiş’in Filistin kampları ve El-Fetih iddiası ne anlatıyor
Deniz Gezmiş’in 1969’daki Filistin deneyimi, El-Fetih iddiası ve DFLP kampları üzerinden Türkiye solunun anti-emperyalist hafızasını yeniden tartışmaya açıyor.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
ANKARA, TÜRKİYE — Deniz Gezmiş’in 1969’da Filistin kamplarına gidişi, El-Fetih iddiası ile DFLP bağlantısı arasındaki fark nedeniyle yeniden tarihsel bir analizin konusu oluyor.
Türkiye’de 68 kuşağının Filistin deneyimi, yalnızca romantik bir devrimci hatıra değil; dönemin anti-emperyalist siyasal iklimini, gençlik hareketlerinin uluslararası bağlantılarını ve Türkiye solunun dünyayı okuma biçimini anlamak için kritik bir başlık olarak öne çıkıyor. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının 1969 yazında Suriye üzerinden Filistin kamplarına gitmesi, sonraki yıllarda hem tarihsel anlatıların hem de ideolojik tartışmaların merkezine yerleşti. Ancak bu anlatının en çok karıştırılan noktalarından biri, Gezmiş’in doğrudan El-Fetih saflarına mı katıldığı, yoksa daha çok sol eğilimli Filistinli örgütlerin kamplarında mı eğitim aldığı sorusudur.
1960’ların Türkiye’sinde Filistin neden önemliydi?
1960’ların sonunda Türkiye’de sol gençlik hareketi hızlı biçimde örgütlenirken, ABD karşıtlığı, Vietnam Savaşı, 6. Filo protestoları, İsrail-Filistin çatışması ve üçüncü dünya devrimleri gençlik hareketlerinin siyasal dilini belirliyordu.
Bu dönemde Filistin meselesi, Türkiye solu için yalnızca Ortadoğu’daki bir toprak meselesi olarak görülmedi. Filistin, emperyalizme karşı direnişin, işgale karşı mücadelenin ve uluslararası devrimci dayanışmanın sembollerinden biri haline geldi.

Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin, Yusuf Küpeli, Ömer Erim, Fadıl Hasan ve dönemin başka genç devrimcileri, Filistin kamplarına gitmeyi bu uluslararası dayanışmanın bir parçası olarak değerlendirdi. Onlara göre Filistin’deki mücadele, Türkiye’deki anti-emperyalist mücadelenin dış dünyadaki karşılığıydı.
Filistin kamplarına gidiş THKO sürecini etkiledi
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının 1969 Haziranı’nda iki grup halinde kaçak yollarla Suriye üzerinden Filistin’e geçtiği aktarılır. Bu süreç, yalnızca sembolik bir ziyaret değil, siyasal ve askeri eğitim boyutu olan bir deneyimdi.
Filistin kamplarında edinilen tecrübe, Türkiye’ye dönüş sonrasında THKO’nun kuruluşuna giden süreci etkiledi. Genç devrimciler, burada gerilla savaşı, örgütlenme, disiplin, siyasal propaganda ve anti-emperyalist mücadele başlıklarında pratik eğitim gördü.
Ancak bu noktada dikkatli bir ayrım yapmak gerekir. Gezmiş ve arkadaşlarının Filistin’e gitmesi, onun doğrudan El-Fetih üyesi olduğu anlamına gelmez. Filistin Kurtuluş Örgütü çatısı altında farklı ideolojik yapılara sahip örgütler vardı. Bu örgütlerin kampları, o dönemde dünyanın farklı bölgelerinden gelen devrimci gençler için eğitim alanı haline gelmişti.
El-Fetih nasıl bir örgüttü?
El-Fetih, 1950’lerin sonunda Yaser Arafat ve Halil el-Vazir gibi isimlerin öncülüğünde kurulan seküler Filistin milliyetçi hareketiydi. Örgütün temel hedefi, Filistin topraklarının İsrail kontrolünden kurtarılmasıydı.
Fetih, başlangıçta silahlı fedai eylemlerini merkeze alan bir strateji izledi. Ancak ideolojik olarak Marksist değil, daha çok Filistin ulusalcılığına dayanan geniş cepheci bir karakter taşıdı. Farklı siyasi eğilimlerden Filistinlileri tek bir ulusal kurtuluş hedefi etrafında toplamayı amaçladı.
Bu yönüyle El-Fetih, Türkiye’deki sol hareketler açısından hem saygı duyulan hem de eleştirel mesafeyle yaklaşılan bir yapıydı. Bazı Türk devrimciler, El-Fetih’i Filistin mücadelesinin ana aktörü olarak görse de daha sol ve Marksist çizgideki örgütlere ideolojik olarak daha yakın durdu.
DFLP/FDHKC ayrımı neden kritik?
Deniz Gezmiş’in Filistin deneyimi tartışılırken en önemli nokta, DFLP yani Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi bağlantısıdır. Akademik kaynaklar ve döneme ilişkin anlatılar, Gezmiş’in özellikle DFLP kamplarında eğitim aldığını, yakalandığında üzerinde “Muhammed Ali” kod adıyla düzenlenmiş bir DFLP kimlik kartı bulunduğunu aktarır.
Bu bilgi, kamuoyunda sıkça tekrarlanan “Deniz Gezmiş El-Fetih’e katıldı” ifadesini problemli hale getirir. Çünkü El-Fetih ile DFLP aynı Filistin ulusal mücadelesinin farklı bileşenleri olsa da ideolojik olarak aynı çizgide değildi.
DFLP, daha Marksist ve sosyalist bir programa sahipti. Türkiye solundan gelen gençlerin bu çizgiye daha yakın durması şaşırtıcı değildir. Bu nedenle Gezmiş’in Filistin deneyimini doğrudan El-Fetih üyeliği şeklinde sunmak, tarihsel gerçekliği basitleştiren bir ifade olur.
Sosyal medyada dolaşan fotoğraf ve kimlik tartışmaları
Deniz Gezmiş’in Filistin’de savaştığına veya El-Fetih kimliği taşıdığına dair bazı görseller ve belgeler sosyal medyada dönem dönem dolaşıma giriyor. Ancak bu tür paylaşımların önemli bir bölümü doğrulanmaya muhtaçtır.
Özellikle Gezmiş’e ait olduğu iddia edilen bazı savaş fotoğraflarının farklı tarih ve coğrafyalara ait olduğu ileri sürülmüştür. Benzer şekilde El-Fetih üyelik kartı olduğu iddia edilen bazı görseller de somut arşiv doğrulaması olmadan kesin belge olarak kabul edilemez.
Buna karşılık, DFLP kimlik kartı ve Filistin kamplarındaki eğitim sürecine dair anlatılar daha güçlü bir tarihsel zemine sahiptir. Bu nedenle analiz yapılırken efsaneleşmiş görsellerle doğrulanabilir belgeler arasında ayrım yapmak gerekir.
İdeolojik anlamı neydi?
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Filistin’e gitmesi, Türkiye solunun anti-emperyalist uluslararasıcılığının en somut örneklerinden biridir. Bu gençler, Filistin mücadelesini kendi dönemlerinin küresel adalet mücadelesinin bir parçası olarak gördü.
Onlara göre Vietnam, Filistin, Latin Amerika ve Türkiye’deki gençlik hareketleri aynı tarihsel dalganın farklı cepheleriydi. Bu bakış açısı, dönemin devrimci romantizmini, siyasal sertliğini ve dünyayı iki bloklu mücadele üzerinden okuma biçimini yansıtıyordu.
Ancak bugünden bakıldığında bu deneyim, hem tarihsel bağlamı içinde anlaşılmalı hem de belgeye dayalı biçimde değerlendirilmelidir. Gezmiş’in Filistin’e gitmiş olması, dönemin sol dayanışma ağlarını gösterir; fakat bu durum onun doğrudan El-Fetih üyesi olduğu sonucunu otomatik olarak doğurmaz.
Sonuç: El-Fetih iddiası yerine daha doğru tarihsel okuma
Deniz Gezmiş’in Filistin deneyimi, Türkiye sol tarihinde önemli bir dönemeçtir. Fakat bu deneyimi doğru anlamak için El-Fetih, DFLP, PFLP ve FKÖ içindeki farklı yapıların birbirinden ayrılması gerekir.
Mevcut bilgiler, Gezmiş’in Filistin kamplarında eğitim aldığını, bu tecrübenin THKO çizgisini etkilediğini ve Filistin davasını anti-emperyalist dayanışmanın parçası olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Ancak “Deniz Gezmiş El-Fetih’e katıldı” ifadesi, tarihsel olarak fazla genelleyici ve eksik bir vurgudur.
Daha isabetli değerlendirme şudur: Deniz Gezmiş, Filistin’de FKÖ çevresindeki sol eğilimli kamplarda eğitim aldı; ideolojik olarak El-Fetih’ten ziyade DFLP/FDHKC çizgisine daha yakın bir deneyim yaşadı. El-Fetih ise bu dönemde Filistin mücadelesinin ana ulusal hareketlerinden biri olarak arka planda etkiliydi.
Bu ayrım, yalnızca tarihî bir detay değildir. Türkiye’de sol hafıza, Filistin meselesi ve Deniz Gezmiş anlatısı üzerine yapılan tartışmaların daha sağlıklı zeminde yürütülmesi için temel önemdedir.
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)