İzmir’de belediye soruşturmaları ve Karşıyaka para iddiaları

İzmir’de belediyelere yönelik soruşturmalar sürerken, Karşıyaka’daki Bostanlı Pazaryeri para iddiaları kamuoyunda şeffaflık beklentisini artırdı.

Jun 08, 2026 - 00:09
0
 İzmir’de belediye soruşturmaları ve Karşıyaka para iddiaları

Ahmet Taş | Yerel Gündem
İZMİR, TÜRKİYE — İzmir’de CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk soruşturmaları sürerken, Karşıyaka’daki Bostanlı Pazaryeri para iddiaları yerel yönetimlerde şeffaflık tartışmasını yeniden büyüttü.

Buca Belediyesi’ne yönelik soruşturmada Belediye Başkanı Görkem Duman’ın da aralarında bulunduğu 42 kişinin tutuklanması, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerine ilişkin daha önceki dosyalarla birlikte kentte siyasi atmosferi ağırlaştırdı. Aynı süreçte Karşıyaka’da Bostanlı Pazaryeri üzerinden gündeme gelen “toplanan paralar nerede?” sorusu, yalnızca bir pazaryeri organizasyonu tartışması olmaktan çıkarak kamu denetimi, belediye sorumluluğu ve esnaf mağduriyeti başlıklarını öne taşıdı.

İzmir’de belediye dosyaları peş peşe gündemde

İzmir’de son dönemde belediyelerle ilgili adli süreçler ve iddialar, yerel siyasetin ana gündemlerinden biri haline geldi. Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre Buca Belediyesi ve bağlı iştiraklerine yönelik soruşturmada 54 şüpheliden 42’si tutuklandı. Tutuklananlar arasında Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, eski Buca Belediye Başkanı Erhan Kılıç ve eski CHP Buca İlçe Başkanı Çağdaş Kaya da yer aldı.

Bu gelişme, 2025’te İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ üzerinden yürütülen soruşturmayı yeniden hatırlattı. O dosyada da eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun aralarında olduğu çok sayıda kişi tutuklanmıştı.

Henüz yargılama süreçleri tamamlanmadığı için tüm dosyalarda masumiyet karinesi esastır. Ancak soruşturmaların kapsamı, şüpheli sayıları ve kamuoyunda oluşan algı, İzmir’de belediye yönetimleri açısından ciddi bir güven sorunu doğurdu.

Karşıyaka’da Bostanlı Pazaryeri sorusu büyüyor

Karşıyaka’da son günlerde en çok tartışılan başlıklardan biri Bostanlı Pazaryeri süreci oldu. Paylaşılan ekran görüntüsünde de yer alan “Karşıyaka kulislerini sallayan iddia” başlıklı haber, “Toplanan paralar nerede?” sorusunu öne çıkarıyor.

Yerel basında yer alan iddialara göre, Bostanlı Pazaryeri’nde cumartesi günleri kurulması planlanan “Tekstil Günleri” organizasyonu kapsamında bazı pazarcı esnafından yer tahsisi veya organizasyon gerekçesiyle yüksek tutarlarda para toplandığı ileri sürüldü. Ege’den Gündem’in haberinde, toplam rakamın yaklaşık 100 milyon lirayı bulduğu iddiası yer aldı. Aynı haberde, bazı esnafın sözleşmeleri feshettiği, paralarını geri alamadığı ve hukuki süreç başlattığı iddia edildi.

Gaze-temiz’de yer alan kulis haberinde ise iddiaların belediye kamuoyunda tartışıldığı, bazı pazarcıların paraların akıbetine ilişkin açıklama istediği ve belediye faaliyetlerinde kullanıldığı yönünde sözler duyduklarını öne sürdükleri aktarıldı. Haberde bu iddiaların doğruluğuna ilişkin resmi makamlarca yapılmış açıklama bulunmadığı da belirtildi.

Belediye Meclisi’nde sert tartışma yaşandı

Karşıyaka Belediye Meclisi’nde de Bostanlı Pazaryeri konusu gündeme geldi. Ege’de Sonsöz’ün aktardığına göre AK Parti Grup Başkanvekili Hasan Ünal, para veren pazarcı esnafının mağdur olduğunu savundu ve “Suç duyurusunda bulunuyorum” çıkışı yaptı.

Ünal, pazarcı esnafının firmaya değil belediye başkanına güvenerek para verdiğini söylediğini öne sürdü. Bazı esnafın yüz binlerce lira veya milyon lira verdiğini belirterek, “Kimin parmağı varsa, şirket ya da belediye, hesabını versin” ifadelerini kullandı.

Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal ise iddialara karşı, söz konusu şirketle belediyenin anlaşmasının olmadığını, belediyeyle ilgili hukuki işlem bulunmadığını ve sürecin belediyeyle ilgisi olmadığını söyledi. Ünsal, “Yeni planlarım var, vazgeçmedim” diyerek Bostanlı Pazaryeri konusunda farklı bir yöntem arayışının sürebileceği mesajını verdi.

İddia ile kesinleşmiş suç ayrımı korunmalı

İzmir’deki tabloyu değerlendirirken iki ayrı düzlemi birbirinden ayırmak gerekiyor. Birincisi, savcılıklarca yürütülen ve tutuklama kararları verilen adli soruşturmalardır. Buca ve İZBETON dosyaları bu kapsamda ele alınır. Bu dosyalarda karar merci mahkemelerdir ve kesin hüküm verilmeden hiç kimse suçlu ilan edilemez.

İkinci düzlem ise Karşıyaka örneğinde olduğu gibi kamuoyuna yansıyan iddialar, meclis tartışmaları, esnaf şikâyetleri ve yerel basında yer alan sorulardır. Bu alanda da kesin konuşmak yerine, muhatap kurumların ve kişilerin şeffaf biçimde yanıt vermesi gerekir.

Ancak siyaset ve kamu yönetimi açısından sorun yalnızca mahkeme kararıyla başlamaz. Kamu parası, belediye iştiraki, esnaf ödemesi, pazaryeri tahsisi veya organizasyon gelirleri konuşuluyorsa, yerel yönetimlerin hesap verebilirlik çıtasını yüksek tutması beklenir.

Şeffaflık eksikliği güven krizini büyütüyor

Karşıyaka’daki iddialar doğru ya da yanlış olabilir. Fakat kamuoyunda büyüyen soru şudur: Böyle bir süreçte belediye neyi, ne zaman ve hangi belgelerle açıklayacak?

Bir pazaryeri organizasyonu belediyenin adı, protokolü, iştiraki veya siyasi güven ilişkisi üzerinden gündeme gelmişse, vatandaş doğal olarak belediyenin denetim sorumluluğunu sorgular. “Para belediye kasasına girmedi” açıklaması tek başına yeterli olmayabilir. Çünkü kamuoyunun öğrenmek istediği, sürecin hangi izinlerle, hangi taraflarla, hangi sözleşmelerle ve hangi denetim mekanizmasıyla yürütüldüğüdür.

Bu nedenle Karşıyaka Belediyesi ve ilgili tüm taraflar açısından en sağlıklı yol, iddiaları geçiştirmek değil; tarih, tutar, taraf, sözleşme, tahsilat ve iade süreçlerini açıklayan belgeli bir kamu bilgilendirmesi yapmaktır. Aksi halde iddialar büyür, kulis bilgileri çoğalır ve güven daha da zedelenir.

CHP’li belediyeler için siyasi maliyet artıyor

İzmir, uzun yıllardır CHP’nin en güçlü olduğu büyükşehirlerden biri olarak görülüyor. Ancak belediyelere yönelik soruşturmalar, tutuklamalar ve yerel düzeyde art arda gelen usulsüzlük iddiaları, parti açısından siyasi maliyeti büyütüyor.

Muhalefet partileri çoğu zaman iktidarı yolsuzluk, hukuksuzluk ve şeffaflık eksikliği üzerinden eleştirir. Bu nedenle muhalefetin yönettiği belediyelerde ortaya çıkan her iddia, siyasi olarak daha ağır bir sınava dönüşür. Seçmen, “temiz yönetim” iddiasında bulunan belediyelerden daha yüksek hesap verebilirlik bekler.

CHP cephesi, bazı operasyonların siyasi olduğunu savunabilir; nitekim tutuklama süreçlerine karşı parti yöneticileri adalet ve hukuk eleştirileri yöneltiyor. Ancak bu savunmanın etkili olabilmesi için yerel yönetimlerin kendi iç denetimlerini güçlendirmesi, iddialara belgeli yanıt vermesi ve kamuoyunda oluşan “kural tanımama” algısını kırması gerekir.

Kamuoyu belge ve hesap bekliyor

İzmir’de yaşananlar, yerel yönetimler için temel bir gerçeği tekrar hatırlatıyor: Kamu hizmetinde güven, yalnızca seçim kazanmakla korunmaz; her işlemde denetlenebilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik gerekir.

Bostanlı Pazaryeri iddialarında kamuoyunun beklediği yanıtlar nettir: Para toplandı mı? Toplandıysa kim topladı? Toplam tutar ne kadar? Hangi sözleşmeye dayanıldı? Belediyenin veya iştiraklerinin bu süreçte yetkisi ve sorumluluğu var mı? Esnafın iade talepleri nasıl karşılanacak? Şikâyetler hakkında hangi adli ve idari işlemler yürütülüyor?

Bu sorulara açık, belgeli ve tatmin edici yanıt verilmediği sürece konu yalnızca Karşıyaka’nın yerel bir tartışması olmaktan çıkıp İzmir’deki belediye yönetimi algısının parçası haline gelir.

Sonuç: İzmir’de yerel yönetimler şeffaflık sınavında

İzmir’de belediyelere yönelik soruşturmalar ve Karşıyaka’daki para iddiaları, kentin yerel yönetimlerinde ciddi bir şeffaflık sınavı doğurdu. Buca ve İZBETON dosyaları adli sürecin konusu olarak ilerlerken, Bostanlı Pazaryeri tartışması kamu vicdanında cevap bekleyen bir dosyaya dönüşmüş durumda.

Bu aşamada en doğru yaklaşım, kimseyi peşinen suçlu ilan etmeden, iddiaların üzerinin de örtülmesine izin vermeden ilerlemektir. Hukuk, yargı sürecinde delillerle konuşur; siyaset ise kamuoyu önünde şeffaflıkla sınanır.

İzmir’de belediye başkanları, meclis üyeleri, iştirak yöneticileri ve siyasi partiler için mesaj açıktır: Kamu gücü kullanılıyorsa, kamuoyu da hesap sorma hakkına sahiptir. Bu hak görmezden gelinirse iddialar büyür; belgelerle yanıt verilirse güven yeniden kurulabilir.

Bugün Karşıyaka’da sorulan soru, aslında bütün İzmir yerel yönetimleri için geçerlidir: Toplanan paralar, alınan kararlar ve yürütülen süreçler gerçekten şeffaf mı?

www.yerelgundem.com

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Yerel Gündem

Editör Masası| YerelGundem.com Türkiye ve küresel siyasetin ve uluslararası ilişkilerin nabzını tutan Yerel Gündem, Türkiye ve dünya gündemindeki en etkili ve alışılagelmişin dışındaki haberleri titiz bir veri doğrulama süreciyle raporlar. Entelektüel bir derinliğe sahip köşe yazılarımız ve stratejik öngörülerimizle, bilginin dürüstlükle buluştuğu noktada dünya siyasetine projektör tutuyoruz.

Yorumlar (0)

User