Aziz Şah’ın Deniz Gezmiş ve Filistin çıkışı yeniden tartışılıyor
Aziz Şah’ın 2021 tarihli yazısı, Deniz Gezmiş’in Filistin bağlantısı üzerinden sol, milliyetçilik ve emperyalizm tartışmasını gündeme taşıyor.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
ANKARA, TÜRKİYE — Aziz Şah’ın 2021’de yayımlanan yazısı, Deniz Gezmiş’in Filistin bağlantısı üzerinden Türkiye’de sol, milliyetçilik, emperyalizm ve tutarlılık tartışmasını yeniden gündeme taşıyor.
Avrupa gazetesinde 12 Mayıs 2021’de yayımlandığı belirtilen “Deniz Gezmiş’in El Fetih kimliğinden utanın!” başlıklı yazı, yalnızca Filistin meselesine dair bir tepki metni değil; aynı zamanda Türkiye’de farklı siyasi çevrelerin İsrail, Filistin, Kıbrıs, emperyalizm ve askeri üsler karşısındaki tutumlarını sorgulayan sert bir politik değerlendirme olarak öne çıkıyor. Aziz Şah’ın yazısı, özellikle “tutarlılık” kavramını merkeze alarak hem milliyetçi hem İslamcı hem liberal hem de sol çevrelere dönük eleştiriler içeriyor.
Yazının merkezinde tutarlılık vurgusu var
Aziz Şah’ın metninde en belirgin tema, siyasal tutarlılık meselesi. Yazıda, ABD’nin Yunanistan’daki üslerini tehdit olarak gören fakat Türkiye’deki İncirlik ve Kürecik gibi üsleri aynı sertlikte tartışmayan milliyetçi çizgi eleştiriliyor.

Benzer şekilde Kıbrıs’taki İngiliz üslerine sessiz kalıp, bölgesel siyaset üzerinden anti-emperyalist bir söylem kurmaya çalışan çevrelerin de tutarsız davrandığı savunuluyor. Şah’a göre emperyalizme karşı çıkmak, yalnızca rakip görülen ülkelerdeki üsleri hedef almakla sınırlı olamaz; Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs’taki tüm yabancı askeri varlıklara aynı ilkesel mesafeden bakmak gerekir.
Bu yaklaşım, yazının ana fikrini oluşturuyor: Bir siyasal tavır, ancak seçici değil bütünlüklü olduğunda ahlaki ve politik değer taşır.
İsrail-Filistin meselesi üzerinden sol eleştirisi
Metnin en sert bölümlerinden biri, İsrail-Filistin çatışmasına dair değerlendirmelerde görülüyor. Aziz Şah, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları sırasında bazı sol çevrelerin İsrail’in güvenlik söylemini benimsemesini ağır biçimde eleştiriyor.
Yazıda, eşitsiz güç ilişkisi içinde işgalci ile işgal altında olanın, ezen ile ezilenin ayrıştırılması gerektiği vurgulanıyor. Şah’a göre nükleer kapasiteye ve gelişmiş askeri güce sahip İsrail ile sınırlı imkanlarla direnen Filistinli örgütleri aynı düzlemde değerlendirmek, sol düşüncenin temel adalet iddiasıyla çelişiyor.
Bu noktada yazar, Filistin meselesini yalnızca bir dış politika dosyası olarak değil, sol siyaset açısından temel bir ahlaki sınav olarak ele alıyor.
İslamcı ve milliyetçi çevrelere yöneltilen çelişki eleştirisi
Aziz Şah’ın yazısı, sadece sol çevrelerle sınırlı bir eleştiri sunmuyor. Metinde İslamcı çevrelerin İsrail karşıtlığı ile Türkiye-İsrail ticareti ve askeri-stratejik ilişkiler karşısındaki tutumu arasında çelişki olduğu savunuluyor.
Özellikle Malatya’daki Kürecik radar üssü üzerinden yapılan değerlendirmede, bu üssün bölgesel güvenlik mimarisi içindeki rolüne işaret edilerek İsrail karşıtı söylem ile stratejik altyapı arasındaki mesafe sorgulanıyor.
Milliyetçi çevrelere yöneltilen eleştiride ise İsrail’e duyulan hayranlık, laiklik söylemi, Osmanlı ve Cumhuriyet kimliği arasında gidip gelen tarih okumaları ve “Araplar Osmanlı’yı sırtından bıçakladı” argümanı hedef alınıyor. Şah, bu yaklaşımı tarihsel tutarsızlık olarak değerlendiriyor.
“Topraklarını sattılar” iddiasına karşı tarihsel sorgulama
Yazının dikkat çekici başlıklarından biri, Filistinlilere yönelik “topraklarını sattılar” iddiasına verilen cevap. Aziz Şah, bu iddianın yıllardır tekrar edilen bir söylem olduğunu belirterek, zorunlu göç, işgal, savaş ve yerinden edilme süreçlerinin basit mülkiyet anlatılarıyla açıklanamayacağını savunuyor.
Bu bağlamda Kıbrıs, Ezidiler, Suriye, Afrin ve 1915 örnekleri üzerinden karşılaştırmalı bir tarihsel sorgulama yapılıyor. Yazara göre bir halkın yaşadığı toprak kaybını yalnızca “satış” üzerinden açıklamak, savaş, baskı, sürgün, güvenlik tehdidi ve zorunlu göç gibi büyük tarihsel gerçekleri görmezden gelmek anlamına geliyor.
Bu bölüm, metnin Filistin meselesini yalnızca güncel bir çatışma olarak değil, zorunlu yer değiştirme ve tarihsel adaletsizlik bağlamında ele aldığını gösteriyor.
Deniz Gezmiş ve El Fetih vurgusu neden önemli?
Yazının başlığına taşınan Deniz Gezmiş vurgusu, metnin ideolojik merkezini oluşturuyor. Aziz Şah, Deniz Gezmiş ve çok sayıda Türkiyeli devrimcinin Filistin’de silahlı eğitim aldığını ve İsrail’e karşı mücadele hattında yer aldığını hatırlatıyor.
Bu hatırlatma, özellikle Türkiye’de her 6 Mayıs’ta Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını anan fakat güncel Filistin meselesinde İsrail’e yakın veya mesafeli bir dil kullanan çevrelere dönük bir eleştiri olarak kuruluyor.
Yazarın temel iddiası şu şekilde özetlenebilir: Deniz Gezmiş’i anmak, yalnızca sembolik bir devrimci nostaljiyle sınırlı olamaz; onun anti-emperyalist ve Filistin yanlısı politik çizgisi de dikkate alınmalıdır.
Kıbrıs, üsler ve bölgesel düzen tartışması
Metinde Kıbrıs önemli bir arka plan olarak yer alıyor. Aziz Şah, Kıbrıs’taki İngiliz üsleri, Türkiye’nin kuzey Kıbrıs’taki askeri varlığı, Yunanistan’daki ABD üsleri ve bölgesel silahlanma tartışmalarını aynı bütün içinde ele alıyor.
Bu yaklaşım, Kıbrıs meselesini yalnızca Türk-Yunan gerilimi veya ada içi siyasal denge olarak değil, daha geniş bir emperyalizm ve askeri üsler mimarisi içinde okuma çabasını yansıtıyor.
Yazara göre Türk, Yunan ve Kıbrıslı halkların birbirine karşı kullanıldığı bir düzene toptan itiraz edilmeden gerçek anlamda anti-emperyalist bir tavır geliştirilemez.
Metnin dili sert, tartışma alanı geniş
Aziz Şah’ın yazısı oldukça sert bir politik dille kaleme alınmış. Metinde birçok siyasi çevreye yönelik ağır eleştiriler bulunuyor. Yayıncılık açısından bu tür metinlerde dikkat edilmesi gereken nokta, sert polemik ile analitik tartışma arasındaki sınırdır.
Bununla birlikte metnin gündeme getirdiği başlıklar, Türkiye’de uzun süredir devam eden önemli bir tartışmaya işaret ediyor: Siyasi hareketler dış politika, emperyalizm, işgal, direniş, terör, devlet politikası ve tarihsel hafıza karşısında ne kadar tutarlı davranıyor?
Bu soru, yalnızca Filistin meselesiyle sınırlı değil. Kıbrıs, Türkiye’deki yabancı üsler, Yunanistan’daki askeri varlık, İsrail’le ilişkiler, Arap dünyasına bakış ve Cumhuriyet-Osmanlı mirası gibi geniş bir alana yayılıyor.
Sonuç: Deniz Gezmiş tartışması bugüne ne söylüyor?
Aziz Şah’ın yazısı, Deniz Gezmiş’in Filistin bağlantısını bugünkü politik tutumlarla karşılaştırarak solun, milliyetçiliğin, İslamcılığın ve liberal çevrelerin dış politika reflekslerini sorguluyor.
Yazının ana mesajı, siyasal tavrın yalnızca sembollerle değil, güncel olaylar karşısındaki tutarlılıkla ölçülmesi gerektiği yönünde. Deniz Gezmiş’i anmak, Filistin’i savunmak, emperyalizme karşı çıkmak veya barıştan söz etmek; ancak seçici olmayan, bütünlüklü ve ilkeli bir tavırla anlam kazanabilir.
Bu yönüyle metin, 2021’de yayımlanmış olsa da bugün hâlâ Türkiye’de dış politika, sol siyaset ve Filistin tartışmalarının merkezinde duran sorulara temas ediyor.
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)