Mustafa Balbay’dan CHP’de mutlak butlan ve yeni siyasi iklim analizi

Mustafa Balbay, CHP’de mutlak butlan sürecinin siyaseti kontrollü kaosa sürüklediğini ve yeni bir siyasi iklim oluşturduğunu yazdı.

Jun 13, 2026 - 22:28
0
 Mustafa Balbay’dan CHP’de mutlak butlan ve yeni siyasi iklim analizi

Ahmet Taş | Yerel Gündem

ANKARA / TÜRKİYE — Gazeteci-yazar Mustafa Balbay, CHP’de mutlak butlan sürecinin yalnız parti içi bir kriz değil, Türkiye’de muhalefeti ve seçim siyasetini yeniden şekillendirebilecek yeni bir siyasi iklimin işareti olduğunu yazdı.

Balbay’ın “Yeni siyasi iklim!” başlıklı yazısı, CHP’deki mutlak butlan tartışmasını Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu, belediye başkanları, milletvekilleri ve muhalefet seçmeni üzerinden çok katmanlı bir siyasal tablo olarak okuyor. Yazıya göre süreç, yalnız CHP yönetiminin değişip değişmeyeceği meselesinden ibaret değil; yargı, parti içi dengeler, muhalefetin toplumsal zemini ve iktidarın seçim stratejisi açısından daha geniş bir anlam taşıyor.

Balbay’a göre süreç öngörülen çizgide ilerledi

Mustafa Balbay, 24 Mayıs sonrasında ulaştıkları bilgilerin büyük ölçüde doğrulandığını belirterek yazısına başlıyor. Ona göre, mutlak butlan sürecinin temel hedeflerinden biri CHP’nin seçime kadar Kemal Kılıçdaroğlu’na emanet edilmesi.

Balbay’ın değerlendirmesine göre Kılıçdaroğlu, kendisini bu pozisyona taşıyan irade “işlevin tamamlandı” demediği sürece koltuktan ayrılmayacak. Yazar, partinin içinden veya dışından ne kadar baskı gelirse gelsin olağanüstü kurultaya gidilmeyeceği ve Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu çizgisinin tasfiyesi için tüm imkânların zorlanacağı kanaatinde.

Bu çerçevede CHP tüzüğünün de fiilen devre dışı bırakıldığını savunan Balbay, parti tüzüğünün CHP için anayasa niteliği taşıdığını, bu nedenle tüzük değişikliklerinin de kurultay kadar önemli olduğunu vurguluyor.

Kılıçdaroğlu’nun konumu nasıl okunuyor?

Balbay’ın yazısında Kemal Kılıçdaroğlu, bağımsız bir siyasi aktörden çok kendisini oraya taşıyan iradeye bağlı bir figür olarak ele alınıyor. Bu nedenle yazara göre Kılıçdaroğlu’na öfke duymak veya ağır eleştiriler yöneltmek, ona olduğundan fazla siyasal değer atfetmek anlamına gelebilir.

Bu bakış, CHP’de yaşanan krizi yalnız kişisel liderlik çekişmesi olarak değil, daha geniş bir güç ilişkisi içinde değerlendirme çabası taşıyor. Balbay’a göre asıl mesele, Kılıçdaroğlu’nun ne istediğinden çok, onu bu konuma yerleştiren iradenin ne amaçladığıdır.

Yazar, henüz gerçekleşmediğini söylediği bir ihtimali de not ediyor: Tutuklu bazı belediye başkanları veya yöneticilerin serbest bırakılması ve bunun “Kılıçdaroğlu’nun temiz dediği kişiler bırakılıyor” şeklinde sunulması. Bu senaryo, Balbay’ın gözünde sürecin sadece hukuki değil, aynı zamanda algı yönetimi boyutuyla da ilerlediğini gösteriyor.

CHP Genel Merkezi için “işgal” benzetmesi

Balbay, CHP Genel Merkezi’nin “işgal altında” olduğunu savunurken, buna karşılık parti gövdesinin farklı bir tutum aldığını belirtiyor. Yazıda 81 il başkanından 74’ünün seçilmiş genel başkanın yanında olduğunu açıklaması önemli bir direnç göstergesi olarak aktarılıyor.

Ancak Balbay’a göre mutlak butlan yönetimi, birçok ilde mevcut yönetimleri görevden alarak yerlerine yeni il başkanları getirme arayışı içinde. Bu noktada merkezden gelecek maddi kaynak ihtiyacı olan illerin bir süre sonra yeni yönetime yaklaşabileceği beklentisinin bulunduğunu ifade ediyor.

Bu değerlendirme, CHP içindeki örgüt mücadelesinin yalnız siyasi aidiyet üzerinden değil, kaynak, yönetim ve kurumsal bağımlılık ilişkileri üzerinden de şekillenebileceğine işaret ediyor.

Belediye başkanları ve milletvekilleri kritik halka

Yazıya göre sürecin en önemli halkalarından biri belediye başkanları. Çünkü CHP’nin son yerel seçimlerde AK Parti’yi ilk kez açık biçimde geride bırakması, yeni siyasal dengelerin başlangıç noktası olarak görülüyor.

Balbay, belediye başkanlarının tutumunu dört başlıkta topluyor: Seçilmiş genel başkanla yürüyeceğini ilan edenler, mutlak butlan yönetimine göz kırpanlar, beklemede kalanlar ve olası operasyon kaygılarını da dikkate alarak AK Parti ile temas halinde olanlar.

Bu tasnif, CHP içinde yalnız iki kutuplu bir yapı olmadığını, çok daha karmaşık ve geçişken bir siyasi zeminin oluştuğunu gösteriyor. Yazara göre benzer ayrımlar milletvekilleri için de geçerli olabilir.

Bu tablo, CHP’nin önümüzdeki süreçte yalnız mahkeme kararlarıyla değil, belediye başkanları, milletvekilleri, il örgütleri ve seçmen tepkisi üzerinden de şekilleneceğini gösteriyor.

Özgür Özel’in önündeki iki ana hedef

Balbay’a göre Özgür Özel’in önünde zorlu bir süreç var. Mutlak butlan yönetimi, Özel’in Meclis’teki etkisini kırmaya çalışıyor. Yazar bunu “kolunu kanadını kırmak” şeklinde yorumluyor.

Ancak Balbay’a göre Özel’in asıl gücü Meclis kadrosunda değil, halkın içindeki karşılıkta. Bu nedenle Özel’in geleceğini belirleyecek olan, millet içindeki gücünü ne ölçüde kullanabileceği ve bu gücü kullanma cesareti gösterebilmesidir.

Yazıda Özel’in CHP içinde kalmayı sonuna kadar zorlayacağı, ancak iki unsuru bu çabanın da önüne koyması gerektiği belirtiliyor: Halkta çoğalmak ve muhalefette demokrasi bloku oluşturmak.

Bu iki başlık, Balbay’ın analizinde CHP içi mücadeleden daha büyük bir muhalefet stratejisine işaret ediyor. Sadece parti içi meşruiyet savunusu değil, toplumsal genişleme ve muhalefet blokunun yeniden kurulması temel öncelik olarak öne çıkarılıyor.

Krizin röntgeni: Kontrollü kaos iddiası

Balbay, kamuoyunda Özel-Kılıçdaroğlu çekişmesi gibi görünen tablonun arkasında daha geniş bir strateji olduğunu savunuyor. Yazara göre mesele, siyasetin yargı eliyle “kontrollü kaos” içinde tutulmasıdır.

Bu stratejinin amacını da CHP’nin Cumhur İttifakı’nın icraatına ortak edilmesi ve iktidar seçeneği olmaktan çıkarılması olarak tarif ediyor.

Bu değerlendirme, CHP’deki krizi yalnız bir parti içi iktidar mücadelesi olarak değil, Türkiye’nin muhalefet mimarisine yönelik daha geniş bir müdahale olarak okuyor. Eğer bu okuma doğruysa, sürecin etkileri yalnız CHP ile sınırlı kalmayacak; genel seçim dengelerini, muhalefet blokunu ve seçmen psikolojisini de etkileyecek.

Yeni siyasi iklim ne anlama geliyor?

Balbay’a göre bu süreç, Türkiye’de siyasi iklimi tamamen değiştirebilir. Yazıda, yaşananların devamında 3 Kasım 2002 seçimlerini andıran bir “sandık patlamasına” yol açabileceği ihtimali dile getiriliyor.

Bu benzetme önemli. Çünkü 3 Kasım 2002 seçimleri, Türkiye’de yalnız bir iktidar değişimi değil, mevcut siyasi düzenin büyük ölçüde tasfiye edildiği bir kırılma anlamına gelmişti. Balbay, yargı yoluyla siyasetin dizayn edilmesinin, beklenenin aksine tasfiye edilmek istenen gücü büyütebileceği kanaatinde.

Yazara göre iktidar da bu ihtimalin farkında olduğu için önlemler alabilir. Ancak seçmenin masa başında veya yargı cetveliyle şekillendirilemeyeceğini vurguluyor.

Millet henüz son sözünü söylemedi

Balbay’ın yazısındaki en dikkat çekici cümlelerden biri, “Millet daha yazmadı ki siz okuyasınız” yaklaşımıdır. Bu ifade, seçmenin henüz nihai tavrını ortaya koymadığını, dolayısıyla bugünden yapılan kesin okumaların yanıltıcı olabileceğini anlatıyor.

Ekonomik krizin baskısı altında bulunan toplum, iktidar değişikliği için umut ararken, iktidar seçeneği olmayı başarmış CHP’nin içeriden ve dışarıdan aşağı çekildiği savunuluyor.

Balbay’a göre bu durum, iktidarın istediği sonucu doğurmayabilir. Aksine, seçmen AK Parti, MHP ve mutlak butlan yönetimi arasında bir bağ kurarak tümünü birlikte aşağı çekebilir.

Bu tespit, CHP krizinin yalnız muhalefet tabanında değil, daha geniş seçmen kitlelerinde de karşılık bulabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.

Yargı yoluyla tasfiye siyaseti ters tepebilir

Yazının sonunda Balbay, yargı yoluyla yok edilmek istenen siyasi gücün güçlenebileceği görüşünü öne çıkarıyor. Bu, Türkiye siyasi tarihinde sıkça görülen bir dinamiğe gönderme yapıyor.

Siyasette mağduriyet, yalnız savunma psikolojisi üretmez; doğru yönetildiğinde yeni bir toplumsal enerjiye de dönüşebilir. Balbay’ın değerlendirmesine göre CHP ve muhalefet bu süreci doğru okuyabilirse, kontrollü kaos olarak tasarlanan süreç beklenmeyen bir toplumsal tepki doğurabilir.

Ancak bunun gerçekleşmesi, Özgür Özel ve CHP yönetiminin yalnız savunmada kalmamasına bağlı. Halkta çoğalmak, demokrasi bloku kurmak, Meclis dışındaki toplumsal gücü harekete geçirmek ve krizi daha geniş bir demokrasi meselesine dönüştürmek, yazının işaret ettiği temel çıkış yolları arasında yer alıyor.

CHP krizi Türkiye siyasetinin yönünü belirleyebilir

Mustafa Balbay’ın yazısı, CHP’deki mutlak butlan tartışmasını bir parti içi kriz olmaktan çıkarıp Türkiye’nin yeni siyasi iklimini belirleyecek bir eşik olarak değerlendiriyor.

Bu eşikte Kılıçdaroğlu’nun konumu, Özel’in direnci, belediye başkanlarının tavrı, milletvekillerinin yönelimi, il örgütlerinin pozisyonu ve seçmenin sessiz bekleyişi birlikte belirleyici olacak.

Balbay’a göre her şey dizayn edilebilir; ancak milletin siyasi davranışı masa başında kesin biçimde tasarlanamaz. Bu nedenle önümüzdeki süreçte CHP’de yaşanacak her gelişme, yalnız muhalefetin iç dengelerini değil, Türkiye’de iktidar-muhalefet ilişkisinin geleceğini de şekillendirecek.

www.yerelgundem.com

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Yerel Gündem

Editör Masası| YerelGundem.com Türkiye ve küresel siyasetin ve uluslararası ilişkilerin nabzını tutan Yerel Gündem, Türkiye ve dünya gündemindeki en etkili ve alışılagelmişin dışındaki haberleri titiz bir veri doğrulama süreciyle raporlar. Entelektüel bir derinliğe sahip köşe yazılarımız ve stratejik öngörülerimizle, bilginin dürüstlükle buluştuğu noktada dünya siyasetine projektör tutuyoruz.

Yorumlar (0)

User