Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun yeni parti hesabı iktidar getirir mi?

CHP’deki liderlik krizi yeni parti hazırlığını gündeme taşırken, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun iktidar hedefinin seçmende karşılığı tartışılıyor.

Jul 20, 2026 - 20:46
0
Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun yeni parti hesabı iktidar getirir mi?

Yusuf İnan

Gazeteci, Yazar |Siyasi & Stratejik Analist

ANKARA / TÜRKİYE — Türk milleti 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisine önemli bir fırsat verdi. CHP, uzun yılların ardından ülke genelinde seçimlerden birinci parti olarak çıktı; İstanbul ve Ankara’yı korurken birçok önemli belediyeyi de kazandı.

Ancak seçim kazanmak, milletin süresiz güvenini kazanmak anlamına gelmez.

Seçmen CHP’ye yalnızca belediyeleri yönetme yetkisi vermedi. Aynı zamanda iktidara hazır olup olmadığını göstermesi için geniş bir siyasi alan açtı.

Bana göre CHP bu fırsatı değerlendiremedi.

Bugün parti, belediyecilik hizmetlerinden ve Türkiye’nin geleceğine ilişkin projelerden çok iç çekişmeler, mahkeme kararları, liderlik mücadeleleri ve belediyelere yönelik soruşturmalarla konuşuluyor.

Yeni parti ihtimali artık yalnızca bir kulis iddiası değil

CHP’nin 2023 kurultayının mahkeme kararıyla iptal edilmesinin ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık görevine getirilmesinin ardından Özgür Özel cephesi yeni parti seçeneğini açık biçimde konuşmaya başladı.

Özel, devam eden itirazlardan ve olağanüstü kurultay girişiminden sonuç alınamaması durumunda temmuz sonu veya ağustos başında yeni bir parti için resmî adım atılabileceğini söyledi. Mahkeme kararını eleştirenler süreci siyasi müdahale olarak nitelendirirken iktidar, yargının bağımsız olduğunu savunuyor.

Ekrem İmamoğlu’nun da bu yeni siyasi yapılanmanın merkezinde bulunacağı düşünülüyor. Fakat burada sorulması gereken esas soru şudur:

Yeni bir tabela, eski sorunları ortadan kaldırmaya yeter mi?

Aynı kadrolarla, aynı siyasi anlayışla ve aynı yönetim alışkanlıklarıyla kurulacak bir partinin yalnızca adını değiştirmesi, milletin önüne yeni bir seçenek koymaz.

Bana göre mevcut CHP siyasal misyonunu tüketmiştir. Fakat bu durum, CHP’den ayrılarak kurulacak her partinin otomatik olarak iktidar alternatifi olacağı anlamına da gelmez.

Yerel seçimlerde verilen fırsat neden aşındı?

CHP’li belediyeler hakkında son yıllarda çok sayıda yolsuzluk ve usulsüzlük soruşturması başlatıldı. Ekrem İmamoğlu ve belediye yöneticileri hakkındaki suçlamalar yargılamaya taşındı. İmamoğlu ve CHP ise bütün suçlamaları reddederek davaların siyasi amaç taşıdığını savunuyor. Bu nedenle kesinleşmiş mahkeme kararları bulunmayan dosyaları “suç sabit olmuş” gibi sunmak doğru değildir.

Ancak siyasette yalnızca mahkeme kararları değil, kamuoyunda oluşan güven duygusu da önemlidir.

Bir belediye başkanının hukuken suçlu olup olmadığına mahkemeler karar verir. Fakat belediyenin şeffaf yönetilip yönetilmediğine, kaynakların doğru kullanılıp kullanılmadığına ve yöneticilerin milletle aynı duyguları paylaşıp paylaşmadığına seçmen bakar.

CHP yönetiminin yapması gereken yalnızca “Bunlar siyasi operasyon” demek değildir. Bütün ihaleleri, harcamaları ve belediye şirketlerinin hesaplarını açık biçimde milletin önüne koymaktır.

Şeffaflık, sloganla değil belgeyle sağlanır.

İmamoğlu’nun siyasetinde sembollerin önemi

Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hayatında kamuoyunda tartışılan sembolik tercihler de oldu.

İmamoğlu, 2020’de Elazığ depreminin ardından bölgeyi ziyaret etmiş, daha sonra önceden planlandığını söylediği aile tatiline kayak merkezinde devam etmişti. Eleştirilere karşı çocuklarıyla üç gün geçirmesinin depremzedelerin acısını paylaşmadığı anlamına gelmediğini savunmuştu. 

Hukuken veya idari açıdan tatil yapmasına engel yoktu. Ancak liderlik yalnızca hukuken yapılabilir olanı yapmak değildir. Ülkenin acısının taze olduğu günlerde verilen görüntünün toplumda nasıl karşılık bulacağını da düşünmektir.

Benzer biçimde Dilek İmamoğlu’nun 2019’da Selvi Kılıçdaroğlu, Başak Demirtaş ve Aygül Demirtaş’la yaptığı buluşmada Başak Demirtaş’ın doğum gününün kutlanması da kamuoyunda tartışıldı.

Elbette insanların görüşmesi veya bir doğum gününü kutlaması tek başına suç değildir. Fakat siyasetçinin ailesi dâhil her görüntünün toplumsal ve sembolik bir karşılığı vardır.

Şehit anneleri, şehit eşleri ve gazilerin aileleri kendilerini unutulmuş hissederken başka siyasi çevrelerle kurulan yakın ilişkiler doğal olarak sorgulanır.

İmamoğlu’nun farklı tarihlerde gazi derneklerini ağırladığı ve şehit yakınlarıyla ilgili programlara katıldığı da bir gerçektir.

Fakat birkaç tören ve kabul, bu alanda sürekli ve samimi bir politikanın yerini tutmaz. Lider olmak isteyen kişi, şehit annelerinin ve gazilerin yalnızca özel günlerde değil, her zaman yanında bulunmalıdır.

Pakize Akbaba örneği samimiyetin ölçüsüdür

Şehit annesi Pakize Akbaba’nın CHP ile ilişkisi benim açımdan ayrıca önemlidir.

Pakize Akbaba, 2011 seçimleri öncesinde CHP’den milletvekili aday adayı olmuştu. Ancak Yüksek Seçim Kuruluna sunulan kesin aday listesinde kendisine yer verilmedi.

Bir siyasi parti şehit annesini mitinglerinde, basın açıklamalarında veya siyasi tartışmalarında öne çıkarıyorsa karar mekanizmalarında da ona yer açmalıdır.

Pakize anneyi seçim meydanlarında sahiplenip milletvekili listesinde görmezden gelmek, toplumda samimiyet tartışması oluşturur.

Şehit anneleri siyasetin süsü değildir.

Onlar fotoğraf karesine alınacak, konuşması alkışlanacak ve seçim tamamlandığında unutulacak insanlar hiç değildir.

Şehit ailelerine verilen değerin ölçüsü, törenlerde söylenen sözler değil; Mecliste, belediyelerde ve parti yönetimlerinde kendilerine açılan alandır.

Ben CHP’yi uzaktan değil, İzmir’den tanıyorum

Benim için “CHP düşmanı” diyenler oluyor.

Ben CHP düşmanı değilim. CHP’yi uzun yıllar boyunca İzmir’de, belediye iktidarının merkezinde takip etmiş bir gazeteciyim.

CHP’yi uzaktan izleyerek değil, belediyeleriyle, yöneticileriyle ve yerel teşkilatlarıyla karşı karşıya gelerek tanıdım.

Deniz Baykal’ı ve dönemin CHP yönetimini eleştiren haberlerimizin ardından Yerel Gündem ve yayın grubumuz üzerinde ağır bir baskı oluştuğunu gördüm. Gazetemize belediye reklamları verilmedi. Tabelalarımızla ilgili sorunlar çıkarıldı. Zabıta kontrolleri ve idari işlemler nedeniyle çalışma şartlarımız giderek zorlaştı.

Hakkımda açılan dava ve soruşturmalar da eleştiriye karşı gösterilen tahammülsüzlüğün bir parçası olarak hafızamda kaldı.

Bunlar benim yaşadığım ve yıllardır kamuoyuna anlattığım gazetecilik tecrübeleridir.

CHP bugün demokrasi ve basın özgürlüğü vaat ediyor. Ancak iktidar olduğu belediyelerde kendisini eleştiren yerel gazetelere nasıl davrandığına da bakmalıdır.

Kendi belediyesinde eleştiriye tahammül edemeyen bir yapı, ülke yönetiminde farklı düşünen milyonlara nasıl davranacaktır?

Yeni tabela eski siyaset anlayışını değiştirmez

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu yeni bir parti kurabilir.

Türkiye’de herkes kanunların izin verdiği ölçüde siyasi parti kurma ve siyaset yapma hakkına sahiptir.

Ancak yeni partinin yüzde 40 veya yüzde 45 oy alarak doğrudan iktidara yürüyeceğini düşünmek gerçekçi görünmüyor.

Seçmen yalnızca mağduriyet anlatısına, mahkeme kararlarına karşı yapılan mitinglere veya parti içi koltuk mücadelesine bakmaz. Ekonomi, güvenlik, dış politika, adalet, eğitim, belediyecilik ve kadro kalitesine bakar.

Yeni parti gerçekten yeni olacaksa eski CHP’nin hastalıklarını taşımamalıdır.

Delege hesaplarından, kapalı kapılar ardındaki listelerden, birbirini tasfiye eden gruplardan ve liderlerin etrafında kurulan şahıs siyasetinden uzaklaşmalıdır.

Aksi hâlde ortaya yeni bir parti değil, CHP’nin başka isimle kurulmuş bir şubesi çıkar.

Türk milleti sandıkta beklenmeyen bir sürpriz yapabilir

Türkiye’nin siyasi geleceği yalnızca AK Parti ile CHP arasına sıkıştırılamaz.

Millet mevcut iktidarı değiştirmek isterse tercihini CHP’den veya Özgür Özel ile Ekrem İmamoğlu’nun kuracağı yeni partiden yana kullanmak zorunda değildir.

Siyasette bazen kamuoyu araştırmalarında görünmeyen bir parti, seçim günü büyük bir toplumsal dalganın adresi olabilir.

Kemal Kılıçdaroğlu milyonlarca seçmen açısından büyük bir hayal kırıklığı oldu. Şimdi aynı seçmene eski kadroların farklı bir tabela altında sunulması güçlü bir heyecan oluşturmayabilir.

Türk milleti parti içi koltuk mücadelelerini değil, kendi geçim sıkıntısının, adalet arayışının ve güvenlik kaygılarının çözülmesini bekliyor.

Önümüzdeki günler siyasi arena açısından oldukça çalkantılı geçecek.

Yeni partiler kurulabilir, ittifaklar değişebilir ve bugünün güçlü görünen kadroları yarın etkisini kaybedebilir.

Bekleyip göreceğiz.

Ancak şunu şimdiden söylemek mümkündür:

İktidarın yolu yalnızca yeni bir parti tabelası asmaktan değil, milletin güvenini yeniden kazanmaktan geçer.

Yusuf İnan

YerelGundem.com

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.comWiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com  Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Yerel Gündem

Editör Masası| YerelGundem.com Türkiye ve küresel siyasetin ve uluslararası ilişkilerin nabzını tutan Yerel Gündem, Türkiye ve dünya gündemindeki en etkili ve alışılagelmişin dışındaki haberleri titiz bir veri doğrulama süreciyle raporlar. Entelektüel bir derinliğe sahip köşe yazılarımız ve stratejik öngörülerimizle, bilginin dürüstlükle buluştuğu noktada dünya siyasetine projektör tutuyoruz.

Yorumlar (0)

User