Giorgia Meloni profili: İtalya’nın ilk kadın başbakanının yükselişi
Giorgia Meloni’nin gençlik hareketlerinden İtalya başbakanlığına uzanan siyasi kariyeri, dış politika çizgisi ve tartışmalı görüşleri öne çıkıyor.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
ANKARA, TÜRKİYE — Giorgia Meloni, genç yaşta başladığı siyasi kariyerini İtalya başbakanlığına taşıyarak ülke tarihinde bu göreve gelen ilk kadın lider oldu.
İtalya’da 2022 genel seçimlerinin ardından merkez sağ koalisyonun öne çıkan ismi haline gelen Meloni, hem ülke içindeki sağ-muhafazakâr çizgisi hem de Avrupa Birliği, göç, aile politikaları ve Ukrayna savaşı konularındaki tutumuyla Avrupa siyasetinin en çok tartışılan liderleri arasında yer alıyor.
Roma’dan başbakanlığa uzanan siyasi yol
Giorgia Meloni, 15 Ocak 1977’de Roma’da doğdu. İtalya siyasetinde uzun yıllara yayılan kariyerinin ardından Ekim 2022’den bu yana İtalya başbakanı olarak görev yapıyor. Meloni, 2006’dan beri Temsilciler Meclisi üyesi, 2014’ten bu yana İtalya’nın Kardeşleri partisinin lideri ve 2020’den beri Avrupa Muhafazakârlar ve Reformcular Partisi’nin başkanı olarak biliniyor.
Meloni’nin siyasi yükselişi, İtalya’da sağ siyasetin dönüşümüyle birlikte değerlendiriliyor. Gençlik hareketlerinde başlayan kariyeri, milletvekilliği, bakanlık, parti liderliği ve sonunda başbakanlıkla devam etti. Bu süreç, onu yalnızca İtalya içinde değil, Avrupa sağının da en görünür figürlerinden biri haline getirdi.
Gençlik hareketlerinden parti liderliğine
Meloni, 1992’de henüz 15 yaşındayken İtalyan Sosyal Hareketi’nin gençlik kanadı olan Gençlik Cephesi’ne katıldı. Daha sonra Ulusal İttifak’ın öğrenci hareketinde öne çıktı ve Roma Eyaleti’nde meclis üyeliği yaptı. 2004’te Ulusal İttifak’ın gençlik kanadının ilk kadın başkanı oldu.
2006 genel seçimlerinde Temsilciler Meclisi’ne giren Meloni, aynı dönemde gazetecilik faaliyetiyle de anıldı. 2008’de, 31 yaşındayken Silvio Berlusconi hükümetinde Gençlik Bakanı olarak görevlendirildi ve bu görevi 2011’e kadar sürdürdü. Bu atama, onu İtalya tarihinde en genç bakanlardan biri yaptı.
Meloni’nin siyasi kariyerindeki kritik dönemeçlerden biri 2012’de geldi. Ignazio La Russa ve Guido Crosetto ile birlikte İtalya’nın Kardeşleri adlı siyasi hareketin kurucuları arasında yer aldı. Parti, sonraki yıllarda kamuoyu desteğini artırarak İtalya sağında merkezi bir aktöre dönüştü.
İtalya’nın Kardeşleri ve iktidar yürüyüşü
İtalya’nın Kardeşleri, 2013 genel seçimlerinde sınırlı bir oy oranıyla parlamentoya girse de Meloni liderliğinde giderek daha görünür bir çizgi izledi. Parti, özellikle ulusal kimlik, göç karşıtlığı, Avrupa Birliği’ne mesafeli yaklaşım ve geleneksel aile vurgusuyla seçmen tabanını genişletti.
2018 genel seçimlerinde Meloni’nin partisi merkez sağ koalisyonun parçası oldu ve 2013’e kıyasla oyunu artırdı. Bu dönem, Meloni’nin muhalefet içinde kendisini daha güçlü bir lider olarak konumlandırdığı bir süreç oldu. Draghi hükümeti döneminde İtalya’nın Kardeşleri’nin tek muhalefet partisi olarak kalması, partiye kamuoyu yoklamalarında ivme kazandırdı.
2022 genel seçimleri öncesinde merkez sağ koalisyon, en çok oyu alan partinin liderinin başbakan adayı gösterilmesi konusunda uzlaştı. Seçim sürecinde İtalya’nın Kardeşleri koalisyonun en güçlü partisi olarak öne çıktı ve Meloni başbakanlık için en güçlü aday haline geldi.
İlk kadın başbakan olarak göreve başladı
Meloni, Ekim 2022’de hükümeti kurma görevini kabul etti ve 22 Ekim’de kabinesiyle birlikte yemin etti. Böylece İtalya’da başbakanlık görevini üstlenen ilk kadın oldu. Bu gelişme, yalnızca İtalya iç siyaseti açısından değil, Avrupa’daki kadın liderlik tartışmaları bakımından da dikkat çekti.
Başbakan olarak Temsilciler Meclisi’nde yaptığı ilk konuşmada, İtalyan hükümetinin başında görev yapan ilk kadın olmanın ağırlığını vurguladı. Konuşmasında farklı dönemlerde İtalya’da iz bırakan kadın isimlere teşekkür ederek, kendi ifadesiyle “cam tavanı kırma” sürecinde onların örnekliğine atıfta bulundu.
Meloni hükümeti güven oylamalarını her iki mecliste de rahat çoğunlukla kazandı. Bu süreç, İtalya’da savaş sonrası dönemin en sağ eğilimli hükümetlerinden biri olarak değerlendirilen yeni siyasi dönemin başlangıcı oldu.
İç politikada göç, aile ve anayasa reformu öne çıktı
Meloni hükümetinin ilk döneminde iç politika başlıkları arasında göç, aile, kamu düzeni, anayasa reformu ve ekonomik tedbirler öne çıktı. Hükümet, COVID-19 döneminden kalan bazı uygulamaları kaldırırken, yasadışı göçle mücadelede daha sert bir yaklaşım benimsedi.
Göç politikası, Meloni’nin en tartışmalı başlıklarından biri oldu. İtalya’nın Akdeniz hattındaki göç baskısıyla karşı karşıya olduğunu savunan Meloni, insan kaçakçılığına karşı sert önlemler alınmasını istedi. Calabria açıklarında 2023’te yaşanan ve en az 86 kişinin öldüğü tekne faciası, hükümetin göç politikalarını yeniden tartışmaya açtı.
Anayasa reformu da Meloni hükümetinin gündeminde yer aldı. 3 Kasım 2023’te, başbakanın doğrudan seçilmesini öngören “premierato” reformu ve seçimlerde birinci gelen koalisyona parlamentoda güçlü çoğunluk sağlayacak düzenleme kamuoyuna sunuldu.
Dış politikada Atlantik çizgisi ve Ukrayna desteği
Meloni’nin dış politika çizgisi, özellikle Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı sonrasında daha belirgin hale geldi. İtalya başbakanı, göreve geldikten sonra Avrupa Birliği liderleriyle temas kurdu ve NATO çizgisine bağlılığını öne çıkardı.
Metinde aktarılan bilgilere göre Meloni, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden önce Moskova ile daha iyi ilişkilerden yana bir tutum taşısa da işgalden sonra Ukrayna’ya silah gönderilmesini sürdüreceğini taahhüt etti. NATO destekçisi olarak tanımlanan Meloni, Avrupa Birliği konusunda ise “Eurorealist” çizgiyle anılıyor.
Bu tutum, Avrupa’daki bazı sağ partilerden ayrıştığı noktalardan biri olarak değerlendiriliyor. Meloni’nin Atlantikçi çizgisi, Berlusconi ve Salvini’nin Rusya ile ilişkileri üzerinden yapılan tartışmaların gölgesinde İtalya’nın dış politika yönünü yeniden şekillendiren başlıklardan biri oldu.
Tartışmalı görüşler ve siyasi eleştiriler
Meloni’nin siyasi pozisyonları, birçok kaynakta sağcı popülist, milliyetçi ve aşırı sağ olarak tanımlanıyor. Kendisi ise Hristiyan ve muhafazakâr kimliğini öne çıkarıyor; “Tanrı, vatan ve aile” söylemiyle biliniyor. Metinde, Meloni’nin ötanaziye, eşcinsel evliliğe ve LGBT ebeveynliğine karşı çıktığı, geleneksel aile anlayışını savunduğu aktarılıyor.
Meloni’nin göç, çok kültürlülük, LGBT hakları ve aile politikaları konusundaki çıkışları, İtalya içinde ve Avrupa’da yoğun eleştirilerle karşılaştı. Eleştirmenleri onu yabancı düşmanı ve İslamofobik açıklamalar yapmakla suçlarken, destekçileri Meloni’nin ulusal çıkarları ve geleneksel değerleri savunduğunu ileri sürüyor.
2019’da Roma’da yaptığı konuşmada kullandığı “Ben Giorgia’yım. Ben bir kadınım, ben bir anneyim, ben İtalyan’ım, ben Hristiyan’ım” sloganı sosyal medyada geniş yankı uyandırdı ve popüler kültür unsuruna dönüştü.
Özel hayatı ve kamuoyundaki imajı
Meloni’nin özel yaşamı da zaman zaman İtalya kamuoyunda gündem oldu. 2015’te gazeteci Andrea Giambruno ile ilişkiye başladı; çiftin 2016’da bir kız çocuğu dünyaya geldi. Meloni, 20 Ekim 2023’te Giambruno’dan ayrıldığını duyurdu.
Kendisini Katolik olarak tanımlayan Meloni, dini kimliğini siyasi ve toplumsal söyleminde de sıkça kullandı. Geleneksel aile değerlerini savunmasına rağmen, çocuğunun babasıyla evli olmaması da kamuoyu tartışmalarında dikkat çeken başlıklardan biri oldu.
Bugün Meloni, İtalya’da hem güçlü bir siyasi figür hem de tartışmalı bir lider olarak görülüyor. Destekçilerine göre o, Avrupa sağında yeni bir liderlik modelini temsil ediyor. Eleştirmenlerine göre ise İtalya’nın demokratik gelenekleri, göç politikaları ve azınlık hakları açısından dikkatle izlenmesi gereken bir siyasi çizgiyi sürdürüyor.
Giorgia Meloni’nin kariyeri, gençlik hareketlerinden başbakanlığa uzanan uzun bir siyasi mücadeleyi yansıtıyor. Bu hikâye, yalnızca İtalya’nın iç siyasetini değil, Avrupa’da sağ siyasetin yönünü, kadın liderlik tartışmalarını ve kıtanın göç, kimlik ve güvenlik gündemini de yakından ilgilendiriyor.
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)