Erdoğan Cumhurbaşkanı, İmamoğlu başbakan mı olacak?

Ankara kulislerinde konuşulan senaryoya göre güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş, Erdoğan’a güvence ve İmamoğlu’nun başbakanlığı tartışılıyor.

Jun 18, 2026 - 13:01
0
Erdoğan Cumhurbaşkanı, İmamoğlu başbakan mı olacak?

Ahmet Taş | Yerel Gündem

ANKARA, TÜRKİYE — Ankara kulislerinde konuşulan yeni siyasi senaryoya göre, güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş karşılığında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sembolik cumhurbaşkanı olarak görevini sürdürmesi ve Ekrem İmamoğlu’nun başbakan olması tartışılıyor.

Nefes gazetesi yazarı Nuray Babacan’ın köşesine taşıdığı kulis iddiası, Türkiye siyasetinde “yumuşak geçiş” tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. İddiaya göre formül; mevcut Meclis’in anayasa değişikliği yapması, parlamenter sisteme dönüş, bazı siyasi isimlerin serbest bırakılması, muhalefetin iktidara gelmesi, Erdoğan ve ailesine hukuki-siyasi güvence sağlanması ve MHP’nin tavrının belirleyici olması gibi çok sayıda başlığı içeriyor.

Kulislerde konuşulan formül ne öngörüyor?

Babacan’ın aktardığına göre Ankara’da bazı siyasi çevrelerde konuşulan senaryo, Türkiye’nin mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmesini öngörüyor.

Bu senaryonun ilk adımı, mevcut Meclis’in anayasa değişikliği yapması olarak anlatılıyor. Formüle göre bu değişiklikle yürütme sistemi yeniden parlamenter yapıya dönecek, cumhurbaşkanlığı makamı ise sembolik ve sınırlı yetkilere sahip hale getirilecek.

İddianın en dikkat çekici bölümü ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu yeni sistemde bir dönem daha sembolik cumhurbaşkanı olarak görev yapmasına imkân tanınması. Bu başlık, kulislerde “yumuşak geçiş” ya da “barışçıl geçiş” olarak tartışılan planın merkezinde yer alıyor.

Bu çerçevede Erdoğan’ın aktif yürütme yetkilerinden çekildiği, ancak devletin başı sıfatıyla sembolik makamda kaldığı bir modelden söz ediliyor.

İmamoğlu’nun başbakanlığı nasıl gündeme geliyor?

Senaryonun ikinci önemli ayağında Ekrem İmamoğlu’nun başbakan olması yer alıyor. Parlamenter sisteme dönüş halinde yürütmenin esas sorumluluğu başbakana geçeceği için, seçimden çıkacak çoğunluk hükümeti kuracak.

Babacan’ın aktardığı kulislere göre, İmamoğlu-Özel çizgisindeki siyasi ekibin CHP içinde ya da farklı bir siyasi yapı üzerinden seçimlere güçlü şekilde girebileceği, bu ekibin tek başına iktidar olma şansının bulunduğu öne sürülüyor.

Bu iddiayı savunanların, mevcut siyasi operasyonlara ve baskılara rağmen söz konusu ekibin toplumsal desteğinin yüzde 30’un altına düşmediğini, seçimlerde ise yüzde 45’i aşabileceğini ileri sürdüğü belirtiliyor.

Senaryoda, parlamenter sisteme geçilmesi halinde İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı için tartışılan diploma meselesiyle karşı karşıya kalmayacağı, başbakanlık yolunun bu nedenle daha açık olacağı savunuluyor. Ancak bu başlık, tamamen kulis iddiası olarak aktarılıyor ve uygulanabilirliği siyasetin genel dengelerine bağlı görülüyor.

Erdoğan ve ailesine güvence iddiası

Formülün en tartışmalı başlıklarından biri, Erdoğan ve ailesine yönelik siyasi ve hukuki güvence sağlanması iddiası. Babacan’ın yazısında aktardığına göre, senaryoyu savunan çevreler, iktidar değişiminin sert bir hesaplaşma yerine daha kontrollü ve yıkıcı olmayan bir geçişle gerçekleşmesini öneriyor.

Bu iddiaya göre Erdoğan’a “onurlu bir veda” imkânı sağlanacak, ailesi ve yakın çevresi koruma altına alınacak. Geçmiş döneme ilişkin siyasi ve hukuki hesaplaşmaların ise Erdoğan ailesi dışarıda bırakılarak yürütülmesi tartışılıyor.

Bu yaklaşımın, özellikle muhafazakâr çevrelere yakın bazı isimler tarafından “devri sabık yaratırken yıkıcı olmama” düşüncesiyle savunulduğu ifade ediliyor. Aynı zamanda bunun, muhafazakâr seçmen tabanını büyük bir kopuş ve travma yaşamadan yeni sürece taşıma planı olarak değerlendirildiği belirtiliyor.

Ancak bu başlık, hem hukuk devleti ilkesi hem de muhalefetin toplumsal adalet beklentisi bakımından en tartışmalı alanlardan biri olarak öne çıkıyor.

Demirtaş ve DEM Parti başlığı

Kulis senaryosunda yalnızca Erdoğan ve İmamoğlu değil, Selahattin Demirtaş ve DEM Parti de önemli başlıklar arasında yer alıyor.

İddiaya göre anayasa değişikliği sürecinde Ekrem İmamoğlu ve ekibinin yanı sıra Selahattin Demirtaş ve bazı siyasi isimlerin serbest bırakılması gündeme gelebilir. Bu adımın, yeni sistemin “normalleşme” ve “barışçıl geçiş” zeminini güçlendireceği iddia ediliyor.

Aynı senaryoda Demirtaş’ın DEM Parti’nin başına geçerek partinin daha geniş tabanlı bir “Türkiye partisi” çizgisine yönelmesinde rol üstlenebileceği öne sürülüyor.

Bu başlık, Türkiye siyasetinde Kürt meselesi, demokratikleşme, hukuk devleti ve muhalefet blokunun geleceği bakımından kritik bir tartışma alanı olarak görülüyor. Ancak bunun gerçekleşebilmesi yalnızca siyasi iradeye değil, yargı süreçleri, Meclis aritmetiği ve ittifak dengelerine de bağlı.

Erdoğan partisinin başına kimi bırakacak?

Babacan’ın aktardığı senaryoda bir başka dikkat çekici iddia da Erdoğan’ın partisinin başına istediği ismi geçirmesi. Bu, iktidar bloğu içinde kontrollü bir liderlik devri ve parti yönetiminin yeniden şekillenmesi ihtimalini gündeme getiriyor.

Bu başlık, son dönemde AK Parti’de “yenilenme”, “taze kan”, “sonraki liderlik” ve “Erdoğan sonrası parti mimarisi” tartışmalarıyla birlikte okunuyor.

Eğer böyle bir senaryo gerçekten gündeme gelirse, Erdoğan’ın hem devlet içindeki sembolik konumunu hem de partisi üzerindeki siyasi etkisini tamamen bırakmadan bir geçiş modeli tasarlamak isteyeceği yorumları yapılabilir.

Ancak burada temel soru, AK Parti tabanının, parti kadrolarının ve Cumhur İttifakı bileşenlerinin böyle bir plana nasıl yaklaşacağıdır. Çünkü sembolik cumhurbaşkanlığı, parlamenter sisteme dönüş ve parti liderliğinin devri aynı anda çok büyük siyasi dönüşümler anlamına gelir.

MHP ve Bahçeli’nin tavrı en kritik belirsizlik

Senaryonun en zayıf ve belirsiz ayağı olarak MHP’nin tavrı gösteriliyor. Babacan’ın yazısında da en eksik başlığın Devlet Bahçeli ve MHP’nin böyle bir öneriye nasıl yaklaşacağı olduğu belirtiliyor.

Cumhur İttifakı’nın bugünkü yapısı düşünüldüğünde, MHP’nin desteği olmadan anayasa değişikliği, sistem dönüşümü ve yumuşak geçiş formülünün siyasal olarak ilerlemesi oldukça zor görünüyor.

MHP’nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne verdiği destek ve bugüne kadar izlediği sert güvenlikçi siyaset çizgisi dikkate alındığında, Demirtaş’ın siyasete dönmesi, parlamenter sisteme geçiş ve muhalefetin iktidar formülü gibi başlıkların MHP açısından ciddi itirazlar doğurabileceği değerlendiriliyor.

Bu nedenle kulislerde konuşulan planın en kritik sınavı, MHP’nin bu formüle karşı nasıl bir pozisyon alacağı olacaktır.

Uygulanması zor ama siyasetin gündeminde

Babacan, yazısında bu senaryonun çok bileşenli ve uygulanması zor bir plan olduğunu belirtiyor. Gerçekten de böyle bir formül; anayasa değişikliği, Meclis çoğunluğu, iktidar-muhalefet uzlaşması, yargı süreçleri, siyasi liderlik devri, toplumun adalet beklentisi ve ittifak dengeleri gibi birçok zorlu başlığı aynı anda içeriyor.

Bu nedenle senaryonun kısa vadede hayata geçmesi kolay görünmüyor. Ancak Ankara kulislerinde böyle bir formülün konuşuluyor olması, Türkiye siyasetinde sert kutuplaşma ve iktidar değişimi ihtimalleri üzerine farklı arayışların gündeme geldiğini gösteriyor.

Siyasette “olmaz” denilen pek çok gelişmenin zamanla tartışılır hale gelebildiği düşünüldüğünde, bu tür kulis iddiaları doğrudan gerçekleşecek planlar olarak değil, siyasi aktörlerin zihnindeki olasılık haritaları olarak okunmalı.

Şimdilik eldeki tablo, Erdoğan’ın sembolik cumhurbaşkanı, İmamoğlu’nun başbakan, Demirtaş’ın yeniden aktif siyaset içinde yer aldığı ve muhalefetin iktidara geldiği bir senaryonun Ankara’da “yumuşak geçiş” başlığı altında konuşulduğunu gösteriyor.

Ancak bu formülün gerçeğe dönüşüp dönüşmeyeceğini; Meclis aritmetiği, Cumhur İttifakı’nın tavrı, muhalefetin stratejisi, toplumun adalet beklentisi ve en önemlisi MHP’nin pozisyonu belirleyecek.

www.yerelgundem.com

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Yerel Gündem

Editör Masası| YerelGundem.com Türkiye ve küresel siyasetin ve uluslararası ilişkilerin nabzını tutan Yerel Gündem, Türkiye ve dünya gündemindeki en etkili ve alışılagelmişin dışındaki haberleri titiz bir veri doğrulama süreciyle raporlar. Entelektüel bir derinliğe sahip köşe yazılarımız ve stratejik öngörülerimizle, bilginin dürüstlükle buluştuğu noktada dünya siyasetine projektör tutuyoruz.

Yorumlar (0)

User