Sedat Bozkurt’tan Bilal Erdoğan iddiası: AKP liderliği için plan
Sedat Bozkurt, Bilal Erdoğan’ın milletvekilliği ve AKP liderliğiyle başlayan bir siyasi plana hazırlandığını öne sürdü; iddia resmen doğrulanmadı.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
ANKARA, TÜRKİYE — Kısa Dalga yazarı Sedat Bozkurt, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ı gelecekte AKP Genel Başkanlığına taşıyacak uzun vadeli bir siyasi plan hazırladığını öne sürdü.
Bozkurt’un 8 Şubat 2026’da yayımlanan köşe yazısında ileri sürdüğü senaryo; Bilal Erdoğan’ın milletvekili seçilmesi, AKP’nin yönetimine geçmesi, erken seçim kararı alınması ve Cumhurbaşkanlığı sisteminde yeni anayasal düzenlemeler yapılması gibi birbiriyle bağlantılı aşamalardan oluşuyor. Ancak yazıda söz konusu planı doğrulayan resmî bir belge, parti kararı veya açıklama sunulmuyor. Bu nedenle anlatılan yol haritası, doğrulanmış bir siyasi program değil, yazarın kulis bilgilerine ve değerlendirmelerine dayanan bir öngörü niteliği taşıyor.
Bilal Erdoğan için milletvekilliği ve parti liderliği iddiası
Bozkurt, yazısında Bilal Erdoğan’ın yapılacak ilk genel seçimde milletvekili adayı gösterileceğini ve Türkiye Büyük Millet Meclisine gireceğini savundu. Yazarın iddiasına göre Bilal Erdoğan, daha sonraki aşamada AKP Genel Başkanlığına getirilecek ve parti yönetimi ile Cumhurbaşkanlığı makamı yeniden birbirinden ayrılacak.
“Erdoğan oğlunu cumhurbaşkanı seçtiremez ama AKP Genel Başkanı seçtirir.”
Bozkurt, bu düzenlemenin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görevini sürdürmesini sağlayacak daha kapsamlı bir anayasa değişikliği planının parçası olacağını ileri sürdü. Aynı senaryoda Cumhurbaşkanının siyasi parti genel başkanı olmasının önüne geçileceği ve bu değişikliğin muhalefete sunulacak bir uzlaşma unsuru olarak kullanılacağı iddia edildi.
AKP’den, Cumhurbaşkanlığından veya Bilal Erdoğan’dan yazıda anlatılan milletvekilliği ve genel başkanlık planını doğrulayan bir açıklama aktarılmadı. Bu nedenle “Bilal Erdoğan’ın AKP Genel Başkanı olacağı” yönündeki ifade kesinleşmiş bir karar şeklinde değil, Sedat Bozkurt’un siyasi iddiası olarak değerlendirilmelidir.
Kamusal görünürlük siyasi hazırlık olarak yorumlandı
Bozkurt, Bilal Erdoğan’ın son dönemde daha görünür hâle gelmesini iddiasının temel işaretlerinden biri olarak gösterdi. Bilal Erdoğan’ın bundan sonraki süreçte siyasi tartışmalardan uzak durarak ülkenin geleceği, kültür, eğitim, aile ve iktidarın politikaları hakkında olumlu mesajlar vereceğini savundu.
İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı olan Bilal Erdoğan, 2025 ve 2026 yıllarında Türkiye’de ve yurt dışında düzenlenen sivil toplum, eğitim ve kültür etkinliklerinde çok sayıda konuşma yaptı. Mayıs 2026’da Lyon’daki bir etkinlikte uluslararası sistem hakkında değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, daha önceki konuşmalarında da aile, kültür, eğitim ve sivil toplum gibi konular üzerinde durmuştu. Bu faaliyetler Bilal Erdoğan’ın kamusal görünürlüğünün arttığını gösterse de tek başına milletvekili adaylığını veya parti yönetimine geçeceğini kanıtlamıyor.
Bozkurt ise bu görünürlüğün ilerleyen dönemde AKP teşkilatlarının katıldığı etkinliklerle daha belirgin bir siyasi nitelik kazanacağını ileri sürdü. Bu değerlendirme de kamuoyuna açıklanmış resmî bir parti takvimine değil, yazarın siyasi gözlemine dayanıyor.
Erken seçim için 360 milletvekili gerekiyor
Yazıda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylığı açısından erken seçim kararının kritik önem taşıdığı savunuldu. Bozkurt, seçimlerin Kasım 2027’de veya Mart 2028’de yapılabileceğini ve kararın ekonomik programın sonuçlarına göre şekilleneceğini iddia etti.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 116’ncı maddesine göre TBMM, üye tam sayısının beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebiliyor. Altı yüz sandalyeli Mecliste bu oran 360 milletvekiline karşılık geliyor. Cumhurbaşkanının ikinci görev döneminde seçimlerin Meclis kararıyla yenilenmesi hâlinde Cumhurbaşkanına bir kez daha aday olma imkânı tanınıyor.
Bu nedenle Bozkurt’un yazısında DEM Parti ve İYİ Parti’nin Meclisteki sandalye sayılarının erken seçim kararı bakımından önemli olabileceği savunuldu. Ancak söz konusu partilerin böyle bir kararı destekleyeceklerine ilişkin doğrulanmış bir anlaşma veya ortak açıklama bulunmuyor. Yazıda anlatılan muhtemel ittifaklar da siyasi senaryo düzeyinde kalıyor.
Anayasa değişikliğinde 400 sandalye hesabı
Bozkurt, AKP çevrelerinde Cumhur İttifakı’nın yapılacak seçimlerde 400 milletvekiline ulaşabileceği yönünde bir hesap bulunduğunu ileri sürdü. Yazar, bu çoğunluğun Cumhurbaşkanlığı sistemi ve parti genel başkanlığı konusunda kapsamlı bir anayasa değişikliği yapılması için kullanılabileceğini savundu.
Anayasa’nın 175’inci maddesine göre bir anayasa değişikliği teklifinin kabulü için en az 360 milletvekilinin gizli oyu gerekiyor. Değişiklik 360 ile 399 arasında oy alırsa, Cumhurbaşkanı tarafından Meclise iade edilmemesi durumunda zorunlu olarak halkoyuna sunuluyor. En az 400 oyla kabul edilen değişiklik ise Cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna götürülebileceği gibi referanduma sunulmadan da yayımlanabiliyor.
Dolayısıyla yazıda geçen 400 milletvekili hedefi, anayasa değişikliğini referandum zorunluluğu olmadan gerçekleştirebilmek açısından hukuki bir anlam taşıyor. Bununla birlikte Cumhur İttifakı’nın gelecek seçimde 400 sandalye kazanacağı veya bu yönde hazırlanmış somut bir anayasa metni bulunduğu doğrulanmış değil.
Kadro değişikliklerine “yeni siyasi dil” yorumu
Bozkurt, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha sert ve çatışmacı bir siyasi görüntü yerine daha uzlaşmacı isimlerle yeni bir yönetim dili kurmaya çalıştığını öne sürdü. Yazıda Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu yönetimindeki değişiklikler bu yaklaşımın örnekleri arasında gösterildi.
Burhanettin Duran, 10 Temmuz 2025’te Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı olarak görevlendirildi. Mehmet Daniş ise 24 Ekim 2025’te RTÜK Başkanlığına seçildi. Bu görevlendirmeler resmî kaynaklarca doğrulanırken, söz konusu isimlerin “daha uzlaşmacı” olduğu yönündeki nitelendirme Bozkurt’un kişisel siyasi değerlendirmesini yansıtıyor.
Yazar, benzer yaklaşımın gelecekte yapılabilecek bakan değişikliklerinde de görüleceğini ve bunun Erdoğan’ın seçimlere dönük uzun vadeli stratejisinin bir parçası olacağını savundu.
Seçim takvimi konusunda resmî karar bulunmuyor
Bozkurt’un senaryosuna göre iktidar, Temmuz 2026’dan itibaren dar gelirlilere yönelik sosyal yardım ve ek ödemeleri aşamalı olarak artıracak; ekonomik destekler seçim tarihine yaklaşıldıkça genişletilecek. Yazar bu süreci yaklaşık bir buçuk yıl sürecek seçim hazırlığının başlangıcı olarak yorumladı.
Ancak erken seçim tarihi, Bilal Erdoğan’ın milletvekili adaylığı, AKP Genel Başkanlığında değişiklik veya yazıda tarif edilen anayasa paketi hakkında açıklanmış resmî bir karar bulunmuyor. Anayasa’nın 77’nci maddesi TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin beş yılda bir aynı gün yapılmasını öngörüyor. Son seçimlerin 2023’te yapıldığı dikkate alındığında, seçimlerin yenilenmesi yönünde bir karar alınmaması hâlinde olağan takvim 2028’i işaret ediyor.
Bu çerçevede Bozkurt’un yazısı, iktidarın kesinleşmiş yol haritasını açıklayan bir haberden çok, Bilal Erdoğan’ın artan kamusal görünürlüğü ile erken seçim ve anayasa tartışmalarını aynı siyasi senaryo içinde değerlendiren bir köşe yazısı olarak öne çıkıyor.
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)