Demirtaş’ın olası tahliyesi: Barış arayışını toplumsallaştıracak eşik mi?
AİHM kararının kesinleşmesiyle Selahattin Demirtaş için doğabilecek tahliye ihtimali, barış arayışının toplumsallaşması ve siyasette dengelerin değişmesi açısından kritik bir eşik olarak tartışılıyor. Güven açığının kapanması için Meclis zemini ve somut demokratik adımlar öne çıkıyor.
Demirtaş’ın olası tahliyesi: Barış arayışını toplumsallaştıracak “eşik” mi?
YEREL GÜNDEM / ANKARA
Siyasette yeni denge arayışı: Gözler AİHM kararına çevrildi
Türkiye, “Terörsüz Türkiye” başlığı altında yürüyen siyasi-yasal sürecin kritik bir kavşağında. Edirne Cezaevi’nde 4 Kasım 2016’dan bu yana tutulan Selahattin Demirtaş için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararının kesinleşmesiyle doğabilecek tahliye ihtimali, yalnızca yargı boyutuyla değil, barış arayışının toplumsallaşması bakımından da bir “eşik” olarak görülüyor. Gazeteci Murat Sabuncu, “Demirtaş özgürlüğüne kavuşursa siyasette dengeler de değişir” değerlendirmesini yaparken, sürecin meşruiyetinin toplum nezdinde güçlendirilmesinin önemine dikkat çekiyor.
“Barış sadece iktidarın alanına bırakılamayacak kadar değerli”
Demirtaş, Kobani davasında aldığı ağır hapis cezasının ertesi günü yaptığı açıklamada “Ben ölümlerin, akan kanın durmasını yürekten istiyorum… Bu savaşı durdurmak için inisiyatif alabilecek olanlar Erdoğan ve Öcalan’dır” sözleriyle, barış için siyaset üstü bir yaklaşım çağrısı yapmıştı. Sabuncu’ya göre Kürt meselesinin demokratik çözümü ile Türkiye’de demokrasi arayışı “ayrı cepheler” değil; birbirini besleyen iki alan. Bu nedenle barış yönündeki inisiyatifin yalnızca yürütmenin tasarrufuna terk edilmemesi, Meclis’teki çalışmalar ve geniş toplumsal temsil ile desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Bahçeli faktörü ve toplumsal güven açığı
Son dönemde MHP lideri Devlet Bahçeli’nin süreçte “sigorta” rolü üstlendiğine ilişkin yorumlar, iktidar blokundaki tutumun tek sesli olmadığını gösteriyor. Bununla birlikte kamuoyu yoklamalarında barışı destekleyenlerin çoğunlukta olmasına karşın güven eksikliği sürüyor. 2013–2015 deneyiminin bıraktığı izler, son aylarda CHP’ye yönelik yargısal hamleler ve bazı belediyelere ilişkin tartışmalar, “siyasi ajandaya angaje bir süreç” algısını besliyor. Sabuncu, bu kuşkuların giderilmesi için somut demokratik adımlara, şeffaf iletişime ve Meclis zeminindeki düzenlemelerin hızlandırılmasına işaret ediyor.
Meclis komisyonu, “negatif” ve “pozitif” barış ayrımı
TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun dinleme/raporlama faaliyetleri sürerken, güven ve meşruiyet için “negatif barış” (silahların susması) ile “pozitif barış” (hukuki-siyasal güvenceler, hak ve özgürlükler) adımlarının birlikte ilerletilmesi gereğine dikkat çekiliyor. “Eve dönüş” çerçevesi, Terörle Mücadele Kanunu’nda değişiklik ve kayyum uygulamalarına dair netlik, beklenen somut başlıklar arasında. Sürecin omurgasını oluşturan İmralı temasları ile Meclis çalışmaları arasındaki ilişkinin bulanık kalması da soru işaretlerini artırıyor.
Demirtaş’ın muhtemel rolü: Köprü, anlatıcı, meşruiyet üreticisi
Sabuncu, Demirtaş’ın hem Kürt hem de Türk kamuoyunda yankı bulan bir siyasal aktör olduğunun altını çiziyor. Olası tahliyenin, “barışın toplumsallaşması” için sahici bir diyalog kanalı açabileceği, hem seçmen psikolojisinde hem de parti içi dengelerde etkiler üretebileceği değerlendiriliyor. AİHM kararlarının uygulanması, Figen Yüksekdağ başta olmak üzere geciken tahliyelerin önünü açabilecek bir hukuk standardı oluşturabilir. Aynı çerçevede, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen hapiste bulunan isimler ve özellikle hasta/yaşlı hükümlüler için insani düzenlemelerin aciliyeti vurgulanıyor.
Siyasi sonuçlar: “Seçim hesabı” ile “kalıcı barış” arasına çizgi
Kamuoyunda süreci “seçim mühendisliği” olarak görenlerin tereddütleri sürerken, muhalefet cephesinde de farklı sesler var. CHP lideri Özgür Özel’in, sert muhalefet söylemini korurken barış arayışını siyaset üstü bir hatta tutma çabası, “Kürtlerle mesafeyi açmama” stratejisinin parçası olarak okunuyor. Ancak toplumsal desteğin kalıcı olabilmesi için, kısa vadeli seçim denkleminden bağımsız bir güven inşası ve kurumsal güvenceler şart. Demirtaş’ın özgürlüğü, bu iki hattı birbirine bağlayacak güçlü bir sembol ve pratik etkiler üretebilecek bir dönemeç olarak görülüyor.
Kaynak: Murat Sabuncu / T24
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)