Birleşik Krallık’ın yeni Başbakanı Andy Burnham kimdir, ne vaat ediyor?
Keir Starmer’ın ardından Birleşik Krallık Başbakanı olan Andy Burnham’ın siyasi kariyeri, Manchester’daki icraatları ve öncelikleri mercek altında.
Yusuf İnan | Yerel Gündem
LONDRA / BİRLEŞİK KRALLIK — İşçi Partisinin yeni lideri Andy Burnham, Keir Starmer’ın istifasının ardından Kral III. Charles tarafından hükûmeti kurmakla görevlendirilerek Birleşik Krallık Başbakanlığı görevini devraldı.
Burnham, 20 Temmuz 2026’da resmen göreve başladı. Böylece ülkenin 2016’dan bu yana yedinci başbakanı oldu. Greater Manchester Belediye Başkanlığındaki icraatlarıyla ulusal ölçekte tanınan Burnham, yaşam maliyetlerini düşürme, yetkileri Londra dışına taşıma, toplu konut üretme ve temel hizmetlerde kamunun rolünü artırma sözü verdi.
Manchester’dan Başbakanlığa uzanan siyasi dönüş
Andy Burnham, Keir Starmer’ın liderlikten ayrılmasının ardından İşçi Partisindeki yarışın en güçlü ismi olarak öne çıktı. Makerfield milletvekili olan Burnham’ın parti liderliği, 17 Temmuz’da Londra’daki özel konferansta resmen ilan edildi. İşçi Partisi, Burnham’ın 379 milletvekilinin ve 23 bağlı kuruluşun desteğini aldığını açıkladı.
Birleşik Krallık sisteminde genel seçimi kazanan iktidar partisinin lideri başbakan oluyor. Bu nedenle Burnham’ın İşçi Partisi liderliğine seçilmesinin ardından Kral III. Charles tarafından hükûmeti kurmakla görevlendirilmesi beklenen anayasal sürecin tamamlanması anlamına geldi.
Burnham, Başbakanlık konutu önündeki ilk konuşmasında siyasi istikrarsızlığa dikkat çekerek ülkenin son on yılda çok sayıda başbakan değiştirdiğini söyledi. Yeni dönemi Birleşik Krallık için bir “devre kesici” olarak tanımlayan Burnham, siyasal ve ekonomik modelde son 40 yılın en kapsamlı değişikliklerini gerçekleştirme iddiasını ortaya koydu.
Kuzey İngiltere’de işçi sınıfından bir ailede büyüdü
Tam adı Andrew Murray Burnham olan siyasetçi, 7 Ocak 1970’te Liverpool yakınlarındaki Aintree’de dünyaya geldi. Babası telefon teknisyeni, annesi ise sağlık sektöründe sekreter olarak çalışıyordu. Kuzey İngiltere’nin sanayi, işçi sınıfı ve Katolik toplum kültürü içinde yetişen Burnham, genç yaşta İşçi Partisine katıldı.
Cambridge Üniversitesine bağlı Fitzwilliam College’da İngiliz dili eğitimi alan Burnham, burada ayrıcalıklı geçmişlerden gelen öğrenciler arasında başlangıçta kendisini yabancı hissettiğini daha sonra çeşitli röportajlarda anlattı. Üniversitede Hollanda doğumlu Marie-France van Heel ile tanışan Burnham’ın üç çocuğu bulunuyor.
Mezuniyetinin ardından bir süre mesleki yayınlarda gazetecilik yaptı. Daha sonra İşçi Partili siyasetçi Tessa Jowell’un araştırmacısı ve Kültür Bakanı Chris Smith’in danışmanı olarak siyasetin profesyonel kadrolarına katıldı. Kullanıcı tarafından iletilen biyografik kaynak da Burnham’ın Kuzey İngiltere’den Westminster’a uzanan aynı kariyer çizgisini aktarıyor.
Blair ve Brown hükûmetlerinde bakanlık yaptı
Burnham, 2001 genel seçimlerinde Leigh bölgesinden milletvekili seçilerek Avam Kamarasına girdi. Tony Blair ve Gordon Brown dönemlerinde yükselen Burnham; Hazine Başsekreterliği, Kültür, Medya ve Spor Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı görevlerinde bulundu.
Sağlık Bakanlığı döneminde kamu sağlık sistemi NHS ve sosyal bakım hizmetleri üzerinde çalıştı. Aynı dönemde Stafford Hastanesindeki hasta ölümleri ve hizmet kusurlarına ilişkin soruşturmanın başlatılması siyasi kariyerindeki tartışmalı başlıklardan biri oldu.
Burnham’ın ulusal siyasetteki en belirgin çalışmalarından biri ise 1989 Hillsborough faciasında hayatını kaybedenlerin ailelerinin adalet mücadelesine verdiği destekti. Burnham, resmî anlatının sorgulanması, yeni soruşturma açılması ve kamu görevlilerinin sorumluluğunun araştırılması için yürütülen süreçte öne çıktı.
İşçi Partisi liderliği için 2010 ve 2015 yıllarında iki kez aday olan Burnham, her iki yarıştan da başarı sağlayamadı. İkinci yarışta Jeremy Corbyn’in ardından ikinci sırada kaldı. Westminster siyasetinde istediği sonucu alamayan Burnham, daha sonra kariyerini yerel yönetime taşıdı.
Manchester’daki başarıları ulusal yolunu açtı
Burnham, 2017’de Greater Manchester Belediye Başkanı seçildi; 2021 ve 2024 seçimlerinde görevini korudu. Belediye başkanlığı dönemi, onun yerel bir yöneticiden ülke çapında bilinen bir siyasi figüre dönüşmesini sağladı.
En fazla öne çıkan icraatlarından biri, yıllar önce özelleştirilen ve parçalı hâle gelen otobüs sistemini yerel kamu kontrolü altında yeniden düzenlemesiydi. “Bee Network” adı verilen sistemle otobüs, tramvay ve diğer ulaşım araçlarının daha bütünleşik, düşük ücretli ve erişilebilir bir yapıya kavuşturulması hedeflendi.
Konut üretimi, evsizlikle mücadele, gençlerin mesleki eğitimi ve bölgesel ekonomik kalkınma da Burnham’ın Manchester yönetimindeki başlıca çalışma alanları arasında yer aldı.
Covid-19 salgını sırasında Boris Johnson hükûmetinin Kuzey İngiltere’ye yeterli mali destek sağlamadığını savunarak Londra yönetimine karşı çıkması, Burnham’a “Kuzeyin Kralı” lakabını kazandırdı. Destekçileri onu Londra merkezli siyasete karşı yerel halkın çıkarlarını savunan bir yönetici olarak değerlendirirken eleştirmenleri, zaman içinde değişen siyasi görüşleri nedeniyle tutarsızlıkla suçladı.
Makerfield seçimiyle parlamentoya geri döndü
Başbakanlığa uzanan yolun açılabilmesi için Burnham’ın yeniden Avam Kamarasına girmesi gerekiyordu. Makerfield milletvekilliğinin boşalmasının ardından 18 Haziran 2026’da düzenlenen ara seçime katılan Burnham, seçim bölgesini 9 bin 231 oy farkıyla kazanarak parlamentoya döndü. Seçime katılım oranı yüzde 58,7 olarak kaydedildi.
İngiliz mevzuatı, polis ve suçla mücadele yetkilerini de taşıyan bir büyükşehir belediye başkanının aynı zamanda milletvekilliği yapmasına izin vermediği için Burnham seçim sonucuyla birlikte Greater Manchester Belediye Başkanlığından ayrıldı.
Makerfield zaferi, Burnham’ın yalnız Manchester’da değil, Reform UK’nin güç kazandığı işçi sınıfı bölgelerinde de İşçi Partisine seçmen kazandırabileceği düşüncesini güçlendirdi. Burnham, Starmer’ın istifasının ardından İşçi Partisi liderliği için tek güçlü aday hâline geldi.
“Manchesterizm” olarak adlandırılan modeli savunuyor
Burnham’ın siyasi yaklaşımı, kamuoyunda “Manchesterizm” olarak adlandırılıyor. Bu model; özel sektör yatırımlarını tamamen dışlamadan ulaşım, konut, enerji ve temel kamu hizmetlerinde devletin ve yerel yönetimlerin daha güçlü rol üstlenmesini savunuyor.
Burnham bu yaklaşımını “ekonomi dostu sosyalizm” olarak tanımlıyor. Bölgesel ekonomik büyümeden elde edilen gelirin toplumun geniş kesimlerine, altyapıya ve kamu hizmetlerine aktarılmasını istiyor. Yetkilerin ve kamu kaynaklarının Westminster’da toplanmasına karşı çıkan Burnham, belediyelere ve bölgesel yönetimlere daha fazla mali ve idari yetki verilmesini savunuyor.
Yeni Başbakanın “Kuzeyde 10 Numara” olarak tanımlanan bir yönetim merkezi kurarak Başbakanlık çalışmalarının bir bölümünü Manchester’dan yürütme planı da bu yaklaşımın sembolik projelerinden biri olarak görülüyor.
Burnham’ın ilk vaatleri neler?
Burnham, Başbakanlık görevini devraldıktan sonra yaptığı konuşmada yıl sonuna kadar Birleşik Krallık için 10 yıllık ekonomik ve sosyal dönüşüm planı açıklayacağını bildirdi.
Yeni dönemin başlıca hedeflerini şöyle sıraladı:
- Yaşam maliyetlerinin düşürülmesi,
- Su, enerji, konut ve ulaşım gibi temel hizmetlerin daha güçlü kamu kontrolüne alınması,
- Sanayisizleşen bölgelerde yeniden üretim ve istihdam oluşturulması,
- Kamu ihalelerinde İngiliz sanayisinin desteklenmesi,
- Daha fazla belediye konutu yapılması,
- Gençlerin eğitime, işe ve ruh sağlığı desteğine erişiminin artırılması,
- Sokakta evsizliğin sona erdirilmesi,
- Siyasi ve ekonomik gücün Londra dışındaki bölgelere aktarılması.
Burnham, hükûmetinin yalnız İşçi Partisi seçmenlerine değil bütün ülkeye hizmet edeceğini ve siyasette “puan toplamaktan çok sorun çözmeye” dayanan bir anlayış geliştireceğini söyledi.
Yeni Başbakanı bekleyen zorlu dosyalar
Burnham’ın Manchester’daki popülerliği Başbakanlıktaki başarısını garanti etmiyor. Yaklaşık 3 milyon nüfuslu bir bölgeyi yönetmek ile 70 milyona yaklaşan nüfusa sahip Birleşik Krallığı yönetmek arasında büyük ölçek farkı bulunuyor.
Yeni Başbakan; düşük ekonomik büyüme, yüksek yaşam maliyetleri, konut yetersizliği, zorlanan kamu hizmetleri, göç tartışmaları ve Reform UK’nin yükselişiyle karşı karşıya. Burnham’ın geniş kamu yatırımlarını hangi kaynaklarla finanse edeceği de muhaliflerinin yönelttiği temel sorulardan biri.
Dış politika deneyiminin sınırlı olması da Burnham’ın zayıf noktaları arasında gösteriliyor. Ukrayna savaşı, ABD ile ilişkiler, Avrupa Birliğiyle Brexit sonrası iş birliği ve Orta Doğu’daki çatışmalar yeni hükûmetin kısa sürede karar vermesi gereken başlıklar arasında yer alıyor.
Burnham’ın en büyük siyasi avantajı ise seçmenle doğrudan ilişki kurabilmesi, Kuzey İngiltere’deki işçi sınıfı toplumlarıyla güçlü bağları ve yerel yönetimde somut icraat gösterebilmiş olması. Başbakanlık döneminin yönünü, Manchester’da geliştirdiği modelin ülke çapında uygulanabilir olup olmadığı belirleyecek.
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)