Le Pen seçilirse Fransa’nın Ukrayna ve AB politikası nasıl değişir?

Marine Le Pen’in seçim zaferi, Fransa’nın Ukrayna finansmanını, AB bütçesine katkısını, Rusya yaptırımlarını ve iklim politikasını değiştirebilir.

17.10.2026 - 18:23
0
Le Pen seçilirse Fransa’nın Ukrayna ve AB politikası nasıl değişir?

Ahmet Taş | Yerel Gündem

PARİS, FRANSA — Marine Le Pen’in 2027’de Fransa Cumhurbaşkanı seçilmesi, Ukrayna’ya mali desteğin kesilmesinden AB bütçesine katkının azaltılmasına kadar Paris’in Avrupa politikasında köklü değişim yaratarak Brüksel ile gerilim doğurabilir.

Aşırı sağcı Ulusal Birlik’in önde gelen ismi Le Pen; Ukrayna finansmanının sonlandırılması, Rusya’ya yönelik yaptırımların kaldırılması, Fransa’nın AB bütçesine ödediği net katkının düşürülmesi ve Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın durdurulması gibi vaatlerle seçim kampanyasını şekillendiriyor.

Ukrayna’ya mali destek altı ay içinde sona erebilir

Euronews’in haberine göre Marine Le Pen, cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda Fransa’nın Ukrayna’ya sağladığı mali desteği yalnızca altı ay daha sürdürebileceğini söyledi. Le Pen, bu yaklaşımını Fransa’nın kamu maliyesinin içinde bulunduğunu savunduğu tehlikeli durumla gerekçelendirdi.

Bu politika, Fransa’nın Ukrayna’ya yönelik mevcut tutumunda önemli bir değişiklik anlamına gelecek. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetimindeki Paris, Kiev’e doğrudan yardım sağlamanın yanı sıra Avrupa Birliği bünyesindeki ortak finansman mekanizmalarını da destekliyor.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ise Le Pen’in açıklamalarına Financial Times aracılığıyla yanıt verdi. Zelenskiy, savaşın maliyetinin insan hayatıyla karşılaştırılamayacağını belirterek Le Pen’in konunun bazı ayrıntılarına yeterince hâkim olmadığını savundu.

Zelenskiy ayrıca Ukrayna’nın savaş alanında kazandığı tecrübenin Fransa ve diğer Avrupa ülkeleri için önemli bir güvenlik kaynağı olduğunu söyledi. Bu açıklama, Kiev’in aldığı desteği yalnızca mali yardım olarak değil, Avrupa’nın savunma kapasitesine yönelik karşılıklı bir yatırım olarak değerlendirdiğini gösterdi.

Askerî yardım tamamen durmayabilir

Le Pen’in vaatleri, Ukrayna’ya verilen her türlü desteğin aynı anda sona ereceği anlamına gelmiyor. Ulusal Birlik’in muhtemel cumhurbaşkanı adayı, mali yardımı kesmek istemesine rağmen Ukraynalı askerlerin eğitilmesinin ve Kiev’e askerî teçhizat sağlanmasının devam edebileceğini söyledi.

Bununla birlikte Le Pen, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya uyguladığı yaptırımların kaldırılmasını savunuyor. Yaptırımların kaldırılması, Fransa’nın Ukrayna politikasını değiştirmekle kalmayıp AB’nin Moskova’ya karşı ortak tutumunun korunmasını da zorlaştırabilir.

Le Pen’in yaklaşımı, Ukrayna’ya mali yardım konusunda daha sert bir tutum benimseyen ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarıyla karşılaştırılıyor. Ancak Fransa’nın AB içindeki ağırlığı nedeniyle Paris’te yaşanacak değişimin Avrupa genelinde daha geniş sonuçları olabilir.

Le Pen’in tutumu, sık sık kendisiyle karşılaştırılan İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’den de ayrılıyor. Meloni, Ukrayna’ya desteğin adil ve sürdürülebilir bir barışın ön koşullarından biri olduğunu belirterek Kiev’e destek, Rusya’ya baskı ve Avrupa-Atlantik birliğinin korunması yönündeki politikasını sürdürüyor.

Avrupa’nın ortak yardım sistemi risk altında

Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Güvenlik Araştırmaları Merkezi Direktörü Elie Tenenbaum’a göre Paris’in Ukrayna’ya desteği, doğrudan gönderilen para ve askerî malzemeyle sınırlı değil.

Fransa, Birleşik Krallık ile birlikte oluşturulan Gönüllüler Koalisyonu gibi diplomatik ve askerî girişimlerde önemli bir rol oynuyor. Paris’in desteği, Avrupa ülkelerinin Kiev’e yönelik uzun vadeli taahhütlerinin siyasi açıdan sürdürülebilmesi bakımından da önem taşıyor.

Bu mekanizmalar arasında 90 milyar euroluk Ukrayna Destek Kredisi bulunuyor. Programın uygulanması ve ödemelerin gerçekleştirilmesi, Fransa gibi büyük AB ülkelerinin siyasi ve mali desteğine bağlı.

Tenenbaum, Fransa’nın yalnızca ikili yardımı kesmesinin etkisinin sınırlı kalabileceğini ancak Paris’in Avrupa düzeyindeki finansman mekanizmalarına da karşı çıkması durumunda Ukrayna’ya yönelik yardım sisteminin tamamının zarar görebileceğini belirtti.

Kiel Enstitüsünün verilerine göre Fransa, Rusya’nın Şubat 2022’de başlattığı geniş çaplı işgalden bu yana Ukrayna için yaklaşık 27 milyar euro tutarında destek taahhüdünde bulundu. Bunun 7,9 milyar eurosu doğrudan yardım, yaklaşık 19 milyar eurosu ise Avrupa mekanizmaları üzerinden sağlanan destekten oluşuyor.

Almanya ise aynı dönemde 50 milyar euronun üzerinde destek taahhüdüyle mutlak tutar bakımından Ukrayna’ya en fazla yardım sağlayan Avrupa ülkesi konumunda bulunuyor.

AB bütçesinde 3 milyar euroluk kesinti hedefi

Ulusal Birlik, Fransa’nın Avrupa Birliği bütçesine yaptığı yıllık net katkıyı yaklaşık 8 milyar eurodan 5 milyar euroya indirmeyi amaçlıyor. Bu plan, Paris’in AB bütçesine katkısında yılda yaklaşık 3 milyar euroluk bir azalma anlamına geliyor.

Ancak AB bütçesi, üye ülkelerin tek taraflı olarak belirleyebileceği bir ödeme sistemiyle yönetilmiyor. Ülkelerin katkıları, ortak bütçe kuralları ve üye devletler arasında varılan anlaşmalar çerçevesinde hesaplanıyor.

Jacques Delors Enstitüsü Kıdemli Araştırmacısı Eulalia Rubio, Fransa’nın her yıl yalnızca belirli bir miktar ödeme kararı alamayacağını belirtti. Rubio’ya göre katkı payları ekonomik verilere ve bütçe harcamalarına bağlı olarak yıldan yıla değişebiliyor.

Fransa’nın katkısını azaltmasının önündeki hukuki engeller aşılabilirse meydana gelecek açığın diğer üye ülkeler tarafından kapatılması gerekebilir. Bu durum, Fransa’nın Ortak Tarım Politikası kapsamında AB’den önemli miktarda kaynak alan ülkeler arasında bulunması nedeniyle ayrıca tartışma yaratabilir.

Fransa Ulusal Meclisi, Ulusal Birlik’in ülkenin 2027 yılı AB bütçesi katkısını tek taraflı olarak azaltmayı amaçlayan önerisini reddetti. Meclis, hükümetin öngördüğü katkı düzeyinin korunmasını destekledi.

Paris ile Brüksel arasında gerilim yaşanabilir

Le Pen’in seçim zaferi, Fransa’nın Avrupa Birliği içindeki geleneksel rolünü de değiştirebilir. Paris, Almanya ile birlikte uzun yıllardır AB’nin siyasi yönünü belirleyen başlıca merkezlerden biri olarak kabul ediliyor.

Sorbonne Üniversitesi Öğretim Üyesi Thierry Chopin’e göre Ulusal Birlik’in iktidara gelmesi, Fransa’nın AB içinde itici güç olma rolünden uzaklaşmasına yol açabilir. Böyle bir değişim; savunma, ticaret, bütçe ve Avrupa egemenliği konularındaki ortak girişimleri etkileyebilir.

Le Pen, AB’nin 2028-2034 dönemini kapsayan uzun vadeli bütçesi üzerinde 2026 sonuna kadar anlaşmaya varılmasına da karşı çıkıyor. Bütçe görüşmelerinin Fransa, İspanya, İtalya ve Polonya’daki seçimlerden önce tamamlanmak istenmesini demokratik süreçlere müdahale olarak değerlendiriyor.

Macron yönetimi ise bütçe anlaşmasının 2026 yılı içinde sağlanmasını destekliyor. Bu nedenle Fransa’da yaşanabilecek yönetim değişikliği, yalnızca bütçenin büyüklüğü konusunda değil, müzakerelerin takvimi konusunda da Paris ile Brüksel’i karşı karşıya getirebilir.

Le Pen ayrıca kendisiyle benzer görüşleri paylaşan Avrupa partileriyle yeni ittifaklar kurmayı ve Brüksel’de “büyüme karşıtı” olarak değerlendirdiği politikalara karşı mücadele etmeyi hedefliyor.

Mali kurallar ve ECB politikası tartışmaya açılabilir

Le Pen, Avrupa Merkez Bankasının görev tanımında ekonomik büyümeye daha fazla ağırlık verilmesini istiyor. Ancak ECB, siyasi yönetimlerden bağımsız bir kurum ve temel görevi euro bölgesinde fiyat istikrarını korumak.

Uzmanlar, İstikrar ve Büyüme Paktı’nın 2024’te kapsamlı biçimde değiştirilmesinin ardından üye ülkelerin kısa süre içinde yeni ve kapsamlı bir reforma destek vermesini olası görmüyor.

Jacques Delors Enstitüsünden Andreas Eisl’e göre ilerleyen dönemde yapılabilecek değişikliklerin, kuralların hukuki temellerini tamamen değiştirmekten çok mevcut düzenlemelerin farklı biçimde yorumlanmasıyla sınırlı kalması daha olası.

Le Pen’in AB düzenlemelerini büyük ölçüde azaltma vaadi de tartışma yaratıyor. Ulusal Birlik’in önde gelen ismi, mevcut kuralları ekonomik faaliyetlerin önünde bir engel olarak değerlendiriyor.

Thierry Chopin ise üye ülkelerin Avrupa kurallarını ayrı ayrı uygulamaması durumunda AB’nin hukukun üstünlüğüne dayanan ortak bir birlik olarak işleyemeyeceği uyarısında bulunuyor.

Yeşil Mutabakat’ın aşındırılması hızlanabilir

Marine Le Pen, Avrupa Birliği’nin 2050 yılına kadar iklim nötr bir ekonomi oluşturmayı hedefleyen Avrupa Yeşil Mutabakatı’nı durdurma sözü de veriyor.

Le Pen, iklim düzenlemelerinin ekonomik büyümeye zarar verdiğini savunuyor. Ayrıca AB politikalarının uygulanmasında yerel ve bölgesel yönetimleri temsil eden Avrupa Bölgeler Komitesi gibi bazı kurumların kaldırılmasını öneriyor.

Jacques Delors Enstitüsü Enerji Merkezi Başkanı Phuc-Vinh Nguyen, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın son yıllarda zaten aşınmaya başladığını ve Le Pen’in cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda bu sürecin hızlanabileceğini belirtti.

Bununla birlikte Le Pen’in seçilmesi, vaatlerinin tamamının otomatik olarak yürürlüğe gireceği anlamına gelmiyor. Fransa Ulusal Meclisinin yapısı, hükümetin siyasi desteği, AB hukukundan kaynaklanan yükümlülükler ve diğer üye ülkelerle yürütülecek müzakereler uygulamanın kapsamını belirleyecek.

Yine de seçim zaferi, Fransa’nın Ukrayna, Rusya, AB bütçesi, mali kurallar ve iklim politikası konularındaki mevcut çizgisinden önemli ölçüde uzaklaşmasına ve Avrupa Birliği içindeki güç dengelerinin yeniden şekillenmesine yol açabilir.

YerelGundem.com

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Ahmet Taş

Ahmet Taş, gazeteci ve yazardır. YerelGundem.com'da siyaset, yerel yönetimler, toplumsal gelişmeler ve Türkiye gündemine ilişkin haber, yorum ve içerikler kaleme almaktadır.

Yorumlar (0)

User