CHP’de yeni parti formülü masada: Özel’i bekleyen siyasi riskler
CHP’de mutlak butlan kararı sonrası yeni parti seçeneği yeniden gündeme gelirken, Özgür Özel ve ekibini seçim, belediye, finansman ve hukuk riskleri bekliyor.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
ANKARA / TÜRKİYE — CHP’de mutlak butlan kararı sonrası yeni parti seçeneği yeniden masaya gelirken, Özgür Özel ve ekibini seçim yeterliliğinden belediyelere kadar çok sayıda risk bekliyor.
BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı düşürülen partinin Grup Başkanı Özgür Özel, bugüne kadar yeni parti seçeneğini “felaket senaryosu” olarak tanımladı. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin olağanüstü kurultaya kapıları kapatması, ihraç süreçleri ve görevden almalar nedeniyle bu seçeneğin daha ciddi biçimde değerlendirilmeye başlandığı belirtiliyor.
Yeni parti seçeneği neden hız kazandı?
CHP’de yaşanan son gelişmeler, parti içi mücadeleyi yeni bir aşamaya taşıdı. Mutlak butlan kararının ardından 2020’de yapılan 37. Kurultay’da seçilen yönetimin yeniden partinin başına geçmesi, Özgür Özel ve ekibi açısından siyasi hareket alanını daralttı.
Özel kanadına yakın kaynaklara göre yeni parti seçeneği üç temel gerekçeye dayanıyor. Bunlardan ilki, CHP’nin seçime girme yeterliliğini kaybetme ihtimali. İkincisi, ihraçlar ve görevden almalar nedeniyle CHP çatısı altında siyaset yapma imkanının ortadan kalkması. Üçüncüsü ise parti içi tartışmaların uzaması halinde kamuoyunda oluşan siyasi desteğin kaybedilmesi riski.
Bu nedenle bugüne kadar “en son seçenek” olarak görülen yeni parti formülü, artık yalnızca teorik bir ihtimal değil, somut takvimi ve alternatifleri konuşulan bir senaryo haline gelmiş görünüyor.
Masadaki ilk formül mevcut bir partiyle anlaşmak
Yeni parti senaryolarında ilk seçenek, seçime girme yeterliliği bulunan mevcut bir partiyle anlaşma yapılması olarak değerlendiriliyor. Bu formül özellikle olası bir baskın seçim ihtimaline karşı hızlı hareket etme avantajı sağlayabilir.
Özel’e yakın çevreler, DSP ve Genç Parti ile görüşme iddialarını reddediyor. Ancak parti kulislerinde Ahmet Özal’ın kurduğu ve halen Süleyman Yağcıoğlu’nun genel başkanlığını yaptığı Teknoloji Kalkınma Partisi, kısa adıyla TEK Parti ile temasların olduğu konuşuluyor.
Bazı milletvekillerinin ise Demokrat Parti ile anlaşma seçeneğinin de araştırılması gerektiğini savunduğu belirtiliyor. Bu tür bir formül, yeni bir parti kurmanın zaman alıcı hukuki ve örgütsel süreçlerini aşmak için değerlendiriliyor.
Ancak mevcut bir partiyle anlaşma yapılması, siyasi kimlik ve seçmen algısı açısından yeni tartışmaları da beraberinde getirebilir.
Sıfırdan parti kurma ihtimali de gündemde
Olası seçim takviminin 2027 sonuna veya daha ileri bir tarihe sarkması halinde sıfırdan yeni bir parti kurma seçeneği de masada bulunuyor. Bu seçenek, Özel ve ekibine daha bağımsız bir siyasi kimlik inşa etme fırsatı verebilir.
Ancak sıfırdan parti kurmak, teşkilatlanma, seçime girme yeterliliği, finansman, kadro oluşturma ve seçmen nezdinde güven tesis etme bakımından daha zorlu bir yol anlamına geliyor.
Özel henüz yeni parti için kamuoyuna açıklanmış bir isimlendirme yapmadı. Buna karşın kendisine yakın kaynakların “seçeneklerimiz hazır” dediği aktarılıyor.
Bu ifade, Özel kanadının gelişmelere göre hızlı karar alabilecek bir hazırlık içinde olduğunu gösteriyor. Ancak hangi formülün tercih edileceği, yargı süreci, Yargıtay’dan çıkacak olası kararlar ve CHP yönetiminin tutumuyla doğrudan bağlantılı olacak.
Seçime girme riski en kritik başlık
Özel’e yakın kurmayların en çok üzerinde durduğu başlıklardan biri, CHP’nin seçime girme yeterliliğiyle ilgili risk. Mutlak butlan kararı nedeniyle kurultay sürecinin tartışmalı hale gelmesi, seçim takvimi başladıktan sonra YSK’ya yapılabilecek olası itirazları kritik hale getiriyor.
Özel kanadı, aday listeleri verildikten sonra YSK’ya yapılacak bir başvurunun CHP’nin seçime giremeyeceği yönünde sonuç doğurması halinde, tüm adayların fiilen siyasi yasaklı hale gelebileceğini savunuyor.
Bu senaryoya göre tehlike, yalnızca CHP’nin seçime girip girmemesi değil. Eğer itiraz seçim takvimi içinde geç bir aşamada kabul edilirse, adayların başka partilerin listelerinden seçime girme imkanı da kalmayabilir.
Genel merkez yönetimi ise “mücbir sebep” nedeniyle kurultayın yapılamadığı gerekçesiyle seçime girme yeterliliği konusunda risk görmüyor. Ancak Özel’e yakın isimler, bu konuda elde somut bir güvence bulunmadığını savunuyor.
20 Temmuz takvimi önem kazanıyor
CHP kulislerinde 20 Temmuz’da başlayacak adli tatil süreci kritik bir tarih olarak görülüyor. Bazı milletvekilleri, bu tarihe kadar Yargıtay’dan net bir karar çıkmaması halinde yeni parti için düğmeye basılması gerektiğini savunuyor.
Bu görüşe göre zaman kaybı, Özel ve ekibinin aleyhine işleyebilir. Çünkü yeni parti ya da mevcut bir partiyle anlaşma formülünün hazırlanması, teşkilatların yönlendirilmesi, milletvekillerinin tutumunun netleşmesi ve kamuoyuna anlatılacak siyasi çerçevenin oluşturulması zaman gerektiriyor.
Özellikle baskın seçim ihtimali, bu takvim tartışmasını daha da önemli hale getiriyor. Özel kanadı açısından en büyük kaygı, seçim süreci başladıktan sonra hukuki bir engelle karşılaşmak ve hazırlıksız yakalanmak.
CHP markasını terk etme itirazı büyüyor
Yeni parti seçeneğine CHP içinde ciddi itirazlar da var. Mutlak butlan kararına karşı çıkan ancak CHP’den ayrılmayı doğru bulmayan bir kesim, mücadelenin parti içinde sürdürülmesi gerektiğini savunuyor.
“Orta yolcu” olarak adlandırılan bazı milletvekilleri ve örgüt yöneticileri, CHP’nin tarihsel kimliğine dikkat çekiyor. Bu çevreler, Atatürk’ün kurduğu partinin 103 yıllık siyasi birikiminin ve altı ok simgesinin kolayca terk edilemeyeceğini belirtiyor.
Olağanüstü kurultay için imza veren 111 milletvekilinin tamamının yeni partiye geçmesinin beklenmemesi de bu nedenle önemli. Kulislerde yeni partiye katılabilecek milletvekili sayısının yaklaşık 70 civarında olabileceği konuşuluyor.
Bu sayı, yeni partinin Meclis’teki gücü ve kamuoyundaki ilk etkisi açısından belirleyici olacak.
Belediye başkanları zor bir tercih yapabilir
Yeni parti senaryosunda en kritik başlıklardan biri belediye başkanlarının tutumu olacak. Özellikle büyükşehir belediye başkanlarının nasıl pozisyon alacağı, yeni oluşumun siyasal ağırlığını doğrudan etkileyecek.
Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu arasında arabuluculuk girişimlerinde bulunan Ankara, Mersin ve Adana büyükşehir belediye başkanlarının bu süreçte zor bir karar vermek durumunda kalabileceği ifade ediliyor.
Belediye başkanlarının yeni partiye geçmesi halinde belediye meclislerinde bölünmeler yaşanabileceği, bu durumun başkanların çalışma kapasitesini zorlayabileceği belirtiliyor. Ayrıca yeni partiye geçen belediye başkanlarının siyasi ve hukuki baskılara daha açık hale gelebileceği de kulislerde konuşulan riskler arasında.
Bu nedenle belediye başkanlarının tercihi, yalnızca parti içi siyasi tavır değil, aynı zamanda yerel yönetimlerin işleyişi açısından da önemli sonuçlar doğurabilir.
Finansman ve teşkilatlanma zor sınav olacak
Yeni parti formülünün önündeki en ciddi pratik engellerden biri finansman sorunu. CHP’nin aldığı Hazine yardımından yararlanamayacak yeni bir oluşumun, hem teşkilatlanma hem de seçim kampanyası için ciddi kaynak bulması gerekecek.
Bağış toplama imkanı bulunsa da yasal sınırlamalar ve olası yargı baskısı nedeniyle bu sürecin kolay olmayacağı belirtiliyor. Yeni parti, kısa sürede il ve ilçe örgütlerini kurmak, kampanya altyapısını hazırlamak, medya görünürlüğünü sağlamak ve seçmeni ikna etmek zorunda kalacak.
Bu başlık, özellikle sıfırdan parti kurma seçeneğinde daha büyük önem taşıyor. Mevcut bir partiyle anlaşma formülünde ise hukuki ve teşkilat altyapısı daha hazır olsa da siyasi kimlik sorunu ortaya çıkabilir.
Dokunulmazlık ve hukuk riski konuşuluyor
CHP kulislerinde konuşulan bir diğer risk ise dokunulmazlık dosyaları. Yeni parti kurulması halinde Özgür Özel ve disiplin süreçleriyle karşı karşıya bulunan bazı milletvekilleri hakkında dokunulmazlıkların kaldırılmasına dönük girişimlerin gündeme gelebileceği iddia ediliyor.
İktidar cephesinden bu yönde açık bir değerlendirme bulunmuyor. Ancak CHP kulislerinde, mutlak butlan kararını mümkün gören siyasi aklın ihtiyaç duyması halinde dokunulmazlık dosyalarını da gündeme taşıyabileceği yorumları yapılıyor.
Bu nedenle yeni parti formülü yalnızca siyasi bir karar değil, aynı zamanda hukuki ve kişisel riskleri de olan bir yol olarak görülüyor.
Özgür Özel ve ekibinin önündeki temel soru şu: CHP çatısı altında kalarak mücadele etmek mi, yoksa seçim ve hukuki riskleri göze alıp yeni bir siyasi yol açmak mı daha doğru olacak? Bu sorunun cevabı, yalnızca Özel’in değil, CHP’nin, muhalefetin ve Türkiye siyasetinin önümüzdeki dönemini doğrudan etkileyebilir.
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)