Arınç’tan KHK çıkışı: Önce mağduriyetler giderilsin
Bülent Arınç, toplumsal barış tartışmalarında KHK mağduriyetlerinin unutulmaması gerektiğini belirterek iade-i itibar çağrısı yaptı.
AHMET TAŞ | Yerel Gündem
ANKARA, TÜRKİYE — Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, toplumsal barış tartışmalarında KHK mağduriyetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek hukuk ve iade-i itibar çağrısı yaptı.
Ankara’da Tam Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen “Toplumsal Barış ve Siyaset İlişkisi” başlıklı konferansta konuşan Arınç, Türkiye’de demokrasi, hukuk, KHK mağduriyetleri, “Terörsüz Türkiye” süreci, ekonomi ve yargı başlıklarında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
KHK mağduriyetleri için çağrı yaptı
Bülent Arınç, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası kanun hükmünde kararnamelerle görevlerinden ihraç edilen kişilerin yaşadığı mağduriyetlere dikkat çekti.
Arınç, silahlı unsurlar ve darbe girişimine doğrudan karışanların cezalandırılması gerektiğini belirtti. Ancak bu süreçte geniş kitlelerin aynı kategori içinde değerlendirilmesinin adalet duygusunu zedelediğini söyledi.
Eski TBMM Başkanı, “3 milyon kişi terör örgütü üyesi sayılabilir mi?” sözleriyle uygulamaların kapsamını eleştirdi. Arınç, bir kişinin çocuğunun bir okula gitmesi, bir bankaya para yatırması veya o dönem yasal kabul edilen bir kurumda çalışması nedeniyle hayat boyu suçlu muamelesi görmesinin doğru olmadığını savundu.
Arınç, KHK’lıların en büyük talebinin “Ben vatan haini değilim” diyebilmek olduğunu belirterek, bu kesim için iade-i itibar çağrısında bulundu.
“Önce bunu halletsinler” çıkışı
Arınç’ın konuşmasında en dikkat çeken başlıklardan biri, Abdullah Öcalan ve “umut hakkı” tartışmalarına ilişkin değerlendirmesi oldu.
Eski TBMM Başkanı, “Apo’ya statü peşinde koşanlar önce bunu halletsinler” diyerek KHK mağduriyetlerinin çözülmesi gerektiğini vurguladı.
Arınç, “Terörsüz Türkiye” sürecine karşı olmadığını, sürecin sonuca ulaşmasını istediğini belirtti. Ancak toplumsal barıştan söz edilecekse, yalnızca bir kesimin beklentilerine odaklanılmaması gerektiğini ifade etti.
Arınç’a göre hukuk, adalet ve toplumsal barış bir bütün olarak ele alınmalı. KHK mağduriyetleri çözülmeden, geniş kesimlerin adalet beklentisi karşılanmadan kalıcı barış zemini oluşturulması zor görünüyor.
Umut hakkı tartışmasına geniş çerçeve
Bülent Arınç, umut hakkı tartışmasının yalnızca Abdullah Öcalan üzerinden ele alınmaması gerektiğini söyledi.
Arınç, cezaevinde 25 yılını geçirmiş, kötü hali bulunmayan başka mahkumların da bu haktan yararlanabilmesi gerektiğini savundu.
Bu yaklaşımın kişilere göre değil, hukuki ilkelere göre düzenlenmesi gerektiğini belirten Arınç, devletin adalet anlayışını seçici biçimde uygulamaması gerektiğini dile getirdi.
Eski TBMM Başkanı, ilk çözüm sürecinin ihanetle sonuçlandığını hatırlatarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın temkinli yaklaşımını da anlayışla karşıladığını ifade etti. Ancak bölgesel ve iç siyasi şartların değiştiğini, yeni imkânların dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Barrack ve Trump sözleri de gündemindeydi
Arınç, konuşmasında ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Antalya Diplomasi Forumu’ndaki “monarşi” değerlendirmelerine de tepki gösterdi.
Barrack’ın “şefkatli monarşi” yönündeki açıklamasını eleştiren Arınç, bu sözlerin Türkiye’de rahatça dile getirilebilmesinin ABD’nin Türkiye üzerindeki etkisini gösterdiğini savundu.
Arınç, Barrack ve ABD Başkanı Donald Trump’ın üslup bakımından birbirine benzediğini belirterek, iki ismin de aklına geleni doğrudan söyleyen, sık sık farklı açıklamalar yapabilen siyaset tarzına sahip olduğunu ifade etti.
Eski Meclis Başkanı, “Biz bunlardan bir şey alacak değiliz” sözleriyle Türkiye’nin kendi demokratik ve cumhuriyetçi çizgisini koruması gerektiğini vurguladı.
Demokrasi ve cumhuriyet vurgusu
Arınç, Türkiye’nin tercihini Cumhuriyet’ten yana yaptığını, bundan geriye dönüş olmadığını söyledi.
Ancak Cumhuriyet’in demokrasiyle güçlendirilmesi gerektiğini belirten Arınç, tek başına Cumhuriyet kavramının yeterli olmadığını, demokrasinin ortak payda haline getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Arınç’a göre toplumdaki farklı kesimlerin, çıkar gruplarının ve siyasi görüşlerin huzur içinde bir arada yaşayabilmesi için siyasetçilerin görevi demokratik ölçüler içinde yönetim üretmek.
Bu çerçevede AK Parti’nin ilk 10 yıllık dönemini olumlu bir örnek olarak gösteren Arınç, sonraki yıllarda ise Türkiye’nin daha sıkıntılı süreçlerden geçtiğini söyledi.
Yargı ve AYM kararları uyarısı
Konuşmasında yargı başlığına da geniş yer ayıran Arınç, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması gerektiğini vurguladı.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Can Atalay dosyasında Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasını eleştiren Arınç, bunun hukuk sistemi açısından kabul edilemez bir tablo oluşturduğunu söyledi.
Arınç, 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimindeki 367 kararını hatırlatarak, o dönemde yanlış bulduğu bir Anayasa Mahkemesi kararına rağmen karara uyduklarını belirtti.
Eski TBMM Başkanı, “İşimize geleni uygulayalım, işimize gelmeyeni uygulamayalım” anlayışının hukuk devletiyle bağdaşmayacağını ifade etti.
Ekonomi ve toplumsal barış bağlantısı
Arınç, konuşmasında ekonomi ile toplumsal barış arasında da doğrudan ilişki kurdu.
Toplumun bir kesiminin lüks içinde yaşarken geniş kesimlerin geçim sıkıntısı çektiğini belirten Arınç, bu tablonun toplumsal barışı zorlaştırdığını söyledi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in zor bir ekonomik tabloyu yönetmeye çalıştığını ifade eden Arınç, geçmişte uygulanan ekonomi politikalarının bugün büyük bir yük oluşturduğunu belirtti.
Arınç’a göre enflasyon, yüksek faiz, gelir adaletsizliği ve yoksulluk gibi sorunlar çözülmeden toplumda gerçek huzur sağlanamaz.
Toplumsal barış için hukuk çağrısı
Bülent Arınç’ın konferanstaki açıklamaları, Türkiye’de toplumsal barış tartışmasının yalnızca yeni siyasi süreçler üzerinden değil, hukuk, adalet, ekonomi ve mağduriyetler üzerinden de ele alınması gerektiğini ortaya koydu.
Arınç, KHK mağduriyetlerinin giderilmesi, adalet duygusunun yeniden güçlendirilmesi, yargı kararlarına uyulması ve toplumsal kesimler arasında yumuşak bir dil kurulması gerektiğini söyledi.
Eski TBMM Başkanı’nın mesajı, toplumsal barışın ancak herkesin hakkını teslim eden, hukuku önceleyen ve mağduriyetleri gideren bir siyaset diliyle mümkün olabileceği yönünde oldu.
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)