Aytunç Erkin: Özel’in zor kararı ve İmamoğlu’nun yeni yolu
Aytunç Erkin, CHP’deki kriz ve yeni parti tartışmasını Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve geniş muhalefet zemini üzerinden değerlendirdi.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
ANKARA / TÜRKİYE — Gazeteci Aytunç Erkin, CHP’de yaşanan kriz ve yeni parti tartışmasını değerlendirerek, Özgür Özel’in zor bir kararın eşiğinde olduğunu yazdı.
Erkin, 15 Haziran 2026 tarihli yazısında, CHP’deki sürecin yalnızca bir genel başkanlık veya parti içi mücadele meselesi olmadığını; Ekrem İmamoğlu çevresinde şekillenen daha geniş bir siyasal arayışla birlikte okunması gerektiğini belirtti. Yazıda, Özgür Özel’in CHP içinde mücadeleyi sonuna kadar sürdürmek istediği, buna karşılık İmamoğlu’na yakın çevrelerde CHP’yi aşan daha geniş bir “Türkiye partisi” fikrinin öne çıktığı vurgulandı.
İmamoğlu’nun “yol” vurgusu dikkat çekti
Aytunç Erkin, değerlendirmesine Ekrem İmamoğlu’nun daha önce yaptığı açıklamaları hatırlatarak başladı. İmamoğlu’nun “Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız” sözleri, CHP’de yeni parti tartışmasının ana eksenlerinden biri olarak değerlendirildi.
İmamoğlu, açıklamasında asıl yolun hukuk, delegeler ve millet iradesi doğrultusunda Özgür Özel’in genel başkanlığındaki CHP olduğunu belirtmişti. Ancak hukuk çiğnenirse, delegelerin ve milletin iradesi yok sayılırsa, milletle birlikte yürünecek her yolun meşru ve güçlü olacağını söylemişti.
Erkin’e göre bu sözler, İmamoğlu’nun CHP içindeki mücadelenin sınırlarını gördüğünü, ancak gerektiğinde yeni bir siyasal yolun da meşru kabul edilebileceğini gösteriyor.
Özel: Sonuna kadar uğraşmadan CHP’yi bırakamayız
Yazıda Özgür Özel’in yeni parti tartışmasına ilişkin yaklaşımı da geniş yer buldu. Özel, parti içinde mücadeleyi sürdürebildikleri sürece yeni parti seçeneğinin gündemde olmayacağını ifade etmişti.
Ancak Özel’e göre Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi AK Parti’ye dayanak haline getirmesi, partiyi küçültmesi ve CHP içinde siyaset yapma imkanı bırakmaması halinde yeni parti seçeneği mecburen gündeme gelebilir.
Özel’in yaklaşımında en dikkat çeken nokta, CHP’yi sonuna kadar bırakmama iradesi oldu. Özel, “Keşke şunu da yapsaydık” denilecek bir nokta bırakmak istemediklerini vurgulayarak, yeni parti kararının ancak tüm yollar tüketildikten sonra gündeme gelebileceğini söyledi.
CHP’de kriz mi, darbe mi, arınma mı?
Aytunç Erkin, CHP’de yaşanan sürecin farklı aktörler tarafından farklı kavramlarla tarif edildiğine dikkat çekti. Özel ve İmamoğlu cephesi bu süreci “darbe” olarak görürken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “arınma” kavramını kullandığı hatırlatıldı.
Bu kavram farklılığı, CHP içindeki mücadelenin yalnızca kişisel ya da yönetimsel bir kriz olmadığını gösteriyor. Aynı zamanda partinin geleceği, kimliği, örgüt yapısı ve Türkiye muhalefetindeki yeri konusunda derin bir ayrışma yaşandığı anlaşılıyor.
Erkin’e göre bu ayrışmanın merkezindeki en büyük soru, CHP’nin mevcut yapısı içinde mi mücadele edileceği, yoksa CHP’yi de içine alan ama onu aşan daha geniş bir siyasal zemin mi kurulacağıdır.
İmamoğlu çevresinde “Türkiye partisi” fikri
Yazıda, yeni parti konusunda kafası en net olan ismin Ekrem İmamoğlu olduğu değerlendirmesi öne çıktı. Erkin’e göre İmamoğlu’na yakın entelektüeller ve siyasetçiler arasında “CHP’yi de kapsayan, ancak daha geniş bir koalisyon olan Türkiye partisi” düşüncesi güç kazanıyor.
Bu yaklaşım, CHP’nin klasik seçmen tabanının ötesine geçen, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde ortaya çıkan geniş demokratik hareketi merkeze alan bir stratejiye dayanıyor.
Erkin, bu noktada Stanford Üniversitesi tarih profesörü Ali Yaycıoğlu’nun değerlendirmelerine dikkat çekti. Yaycıoğlu’nun CHP’deki yapısal sorunlara işaret ettiğini belirten Erkin, rejimin CHP’nin zayıflıklarını doğru teşhis ederek stratejisini bu zemin üzerine kurduğunu aktardı.
“CHP evi” tartışması
Ali Yaycıoğlu’nun “CHP’nin kurumsal habitatı” ifadesi, Erkin’in yazısında önemli bir yer tuttu. Habitat kavramı, bir canlının doğal yaşam alanı, yani evi anlamına geliyor.
Erkin’e göre Yaycıoğlu, bu ifadeyle CHP’nin geleneksel “baba ocağı” anlayışının artık yeterli olmadığını söylüyor. 2024 seçimleriyle ortaya çıkan geniş demokratik hareketin, CHP’nin kurumsal sınırlarının ötesinde siyaset üretme kapasitesi kazanması gerektiği savunuluyor.
Bu bakış açısına göre CHP’den umudu kesen veya CHP’nin mevcut yapısıyla Türkiye’yi taşıyamayacağını düşünen bir çizgi, daha geniş muhalefet tabanıyla buluşmak zorunda.
Hukuk mücadelesi mi, yeni yol mu?
Aytunç Erkin, Özgür Özel ve ekibinin hukuk mücadelesini sürdürme konusunda ısrarlı olduğunu belirtti. Ancak İmamoğlu’na yakın düşünce ikliminde bu mücadelenin asıl mücadelenin yerine geçmemesi gerektiği görüşü öne çıkıyor.
Bu yaklaşıma göre CHP içindeki hukuk mücadelesi devam etmeli, fakat enerji yalnızca parti koridorlarında tüketilmemeli. Daha geniş bir siyasal hareketin adının konulması ve o hareketin Türkiye ölçeğinde örgütlenmesi gerektiği savunuluyor.
Erkin, bu noktada taktik kararın zor olduğuna işaret etti. Bir süre ikili bir çalışma yürütülebileceği, yani hem CHP içinde mücadelenin sürdürülebileceği hem de yeni bir siyasal zemin için hazırlık yapılabileceği ifade edildi.
Yeni parti 2002 AK Parti ya da 1983 Özal çizgisi mi olacak?
Erkin’in yazısında yeni parti tartışmasının en önemli sorularından biri de kurulacak yapının siyasi karakteri oldu. Yeni oluşumun 2002’de AK Parti’nin Refah Partisi’nden koparak yarattığı enerjiye mi, yoksa 1983’te Turgut Özal’ın ANAP çizgisine mi benzeyeceği sorusu gündeme getirildi.
Bu soru, yeni partinin yalnızca CHP seçmenine mi hitap edeceği, yoksa merkez sağ, liberal, muhafazakâr demokrat ve farklı muhalif kesimleri de içine alan geniş bir koalisyon mu kuracağı tartışmasını beraberinde getiriyor.
Ancak bu seçeneğin CHP’nin geleneksel seçmeni açısından kolay kabul edilmeyeceği de ortada. Çünkü CHP, kurucu parti kimliği ve Atatürk mirası nedeniyle hâlâ güçlü bir duygusal bağa sahip.
Özel’in önündeki zor karar
Aytunç Erkin’e göre en zor kararı Özgür Özel verecek. Çünkü Özel, bir yandan CHP’yi bırakmama iradesini savunuyor; diğer yandan parti içinde siyaset yapma imkanının tamamen ortadan kalkması halinde yeni yolun kaçınılmaz hale gelebileceğini kabul ediyor.
Bu karar yalnızca Özel’in kişisel siyasi geleceğini değil, CHP’nin, İmamoğlu hareketinin ve Türkiye muhalefetinin geleceğini de etkileyecek.
Erkin’in yazısında öne çıkan temel soru şu: Öncelik CHP’yi kurtarmak mı olmalı, yoksa CHP’yi aşan daha geniş bir siyasal zemini kurmak mı?
Bu sorunun cevabı, önümüzdeki dönemde CHP içi mücadelenin, yeni parti arayışlarının ve muhalefetin 2028’e giden yol haritasının belirleyici başlıklarından biri olacak.
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)