Maltepe’deki çökme sonrası binalarda tadilat ve denetim uyarısı
Maltepe’de 7 katlı binada yaşanan çökme sonrası uzmanlar, dükkân tadilatlarında belediye onayı ve denetim çağrısı yaptı.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
İSTANBUL, TÜRKİYE — İstanbul Maltepe’de 7 katlı bir binanın üç katında meydana gelen çökme, binalarda sonradan yapılan tadilatların yapı güvenliği açısından oluşturabileceği riskleri yeniden gündeme taşıdı.
İSG Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, yapı güvenliğinde zemin etüdü, mühendislik tekniklerine uygun inşa süreci ve sonradan yapılan müdahalelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bingöl, özellikle dükkân olarak kullanılan katlarda yapılan tadilatlarda belediye onayı ve denetiminin sorgulanması gerektiğini vurguladı.
Yapı güvenliği zeminden başlıyor
Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, binaların güvenli şekilde ayakta kalabilmesi için inşa sürecinin en başından itibaren mühendislik kurallarına uygun ilerlemesi gerektiğini söyledi.
Bingöl, yapı güvenliğinin zeminden başladığını belirterek, binanın yüksekliği ve taşıyıcı sisteminin zemin koşullarıyla uyumlu olması gerektiğini ifade etti.
“Binalar yapılırken önce mühendislik tekniklerine göre yapılması gerekir. Bu da zeminden başlar, zemin etüdü ile başlar. Zemine uygunluğuna göre bina tamamlanır. Binanın yüksekliğinin de yine bu zemine uygun olması gerekir. Binanın oturma izni, yani iskân da tüm bunlara göre verilir.” dedi.
Sonradan eklenen katlar yük dengesini bozabilir
Maltepe’deki olay üzerinden genel bir değerlendirme yapan Bingöl, binalara sonradan eklenen katların yapı güvenliği açısından ayrıca incelenmesi gerektiğine dikkat çekti.
Mevcut binanın üst katlarının iskân verildikten sonra yapılmış olması ihtimaline işaret eden Bingöl, böyle bir durumda binanın taşıdığı yükün artabileceğini ve ilk yapılan zemin etüdüne göre yapının artık uygun olmayabileceğini söyledi.
Bu tür müdahalelerin yalnızca kat ekleme ile sınırlı olmadığını belirten uzmanlar, taşıyıcı sisteme yapılan her değişikliğin binanın bütününü etkileyebileceğini vurguluyor.
Binanın yaşı tek başına belirleyici değil
Dr. Bingöl, bir binanın güvenli olup olmadığını değerlendirirken yalnızca yapım yılına bakmanın doğru olmadığını belirtti.
1980’lerde yapılan bir binanın eski olarak değerlendirilebileceğini ancak binaların ortalama ömrünün yaklaşık 100 yıl kabul edildiğini söyleyen Bingöl, düzenli bakım yapılan ve döneminin inşaat tekniklerine uygun inşa edilen yapıların çok daha uzun süre güvenli kalabileceğini ifade etti.
“İyi bakım yapılırsa çok daha uzun yaşayabilir. Bunun ülkemizde ve Avrupa’da örnekleri var. Dolayısıyla yapıldığı yılda inşaat tekniklerine uygun olarak yapıldığı zaman deprem koşullarında bile yıkılmaması, ayakta kalması beklenir.” diye konuştu.
Sarsıntı olmadan çökme ayrıca incelenmeli
Türkiye’de depremler sonrası yaşanan bina yıkımlarında sık sık inşaat tekniği, malzeme kalitesi ve denetim eksikliklerinin gündeme geldiğini hatırlatan Bingöl, Maltepe’deki olayda ise herhangi bir sarsıntı olmadan çökme yaşanmasının ayrıca dikkatle ele alınması gerektiğini söyledi.
“Geçirdiğimiz birçok depremde bu tip yıkımlarla karşı karşıya kaldık. Hep binanın inşaat tekniklerine uygun olarak yapılmadığından bahsettik. Bu kez hiçbir sarsıntı yokken yıkılan bir binayla karşı karşıyayız. Bunun örneklerini zaman zaman görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bu tür olaylarda binanın ilk projeye uygunluğu, taşıyıcı sistemde zaman içinde yapılan müdahaleler, kaçak kat ihtimali, korozyon ve bakım eksiklikleri birlikte incelenmelidir.
Dükkân tadilatlarında kolon ve kiriş riski
Bingöl, benzer çökmelerde özellikle giriş katı veya dükkân olarak kullanılan bölümlerde taşıyıcı sisteme zarar veren müdahalelerin öne çıktığını belirtti.
Dükkânlarda daha geniş alan açmak, vitrin düzenlemek, araç veya büyük makine sokabilmek amacıyla kolon ya da kirişlere müdahale edilmesinin ciddi risk oluşturduğunu ifade eden Bingöl, bu tür işlemlerin binanın statiğini zaman içinde zayıflatabileceğini söyledi.
“Genellikle bu tip yıkılma durumlarında alttaki, özellikle dükkân olarak kullanılan katlarda kolonlara, hatta bazen kirişlere zarar verildiğine şahit oluyoruz. Dükkânda yer açmak, dükkâna araç veya büyük makine sokabilmek gibi nedenlerle bir veya birkaç kolon kesiliyor.” dedi.
Bingöl’e göre korozyon, küçük deprem sarsıntıları veya yoldan geçen ağır araçların oluşturduğu titreşimler bile zamanla zayıflamış yapılarda daha büyük risklere yol açabiliyor.
Şüpheli tadilatta belediye denetimi istenmeli
Binalarda yaşayan vatandaşların, özellikle alt katlarda yapılan tadilatları dikkatle takip etmesi gerektiğini belirten Bingöl, kiracı değişikliği veya iş yeri devri sırasında gerçekleştirilen işlemlerin sorgulanmasını istedi.
“Özellikle kiracı değiştiği zaman veya dükkân el değiştirdiği zaman yapılacak tadilatlarda belediyenin onayının ve gözetiminin olup olmadığı sorgulanmalıdır.” diyen Bingöl, şüpheli durumlarda vatandaşların sessiz kalmaması gerektiğini söyledi.
Bingöl, taşıyıcı sisteme zarar verildiği düşünülen durumlarda belediyeden denetim istenmesi gerektiğini belirterek, gerekirse savcılığa suç duyurusunda bulunulabileceğini ifade etti.
Uzmanlara göre yapı güvenliği yalnızca bina sahibinin değil, aynı binada yaşayan tüm sakinlerin ortak sorumluluğu olarak görülmeli. Özellikle kolon, kiriş, perde beton ve taşıyıcı duvarlara yönelik izinsiz müdahaleler, erken fark edilip yetkili kurumlara bildirilmelidir.
YerelGundem.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)